| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/5017) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 6 |
| Tarih | : | 27 .03.2023 |
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Ben de Sayın Başkana başsağlığı diliyorum, Allah rahmet eylesin.
Değerli arkadaşlar, bu görüşmekte olduğumuz kanun teklifi geneli itibarıyla kamu personeli ve emeklilerin veya kamudan maaş alanların özlük hakları ve ücretleriyle ilgili düzenlemeleri içermektedir ancak gördüğümüz tablo şudur: Hükûmet, makroekonomik politikalar itibarıyla yanlış bir kulvara girmiştir; bunun neticesinde de ekonominin bütün göstergeleri bozulmuştur, bu bozulan göstergeler içerisinde en önemlisi de enflasyondur. Enflasyon fırlamış vaziyette ve Hükûmet gelir durumu azalanları kendi ürettiği, türettiği enflasyon canavarından muzdarip olmaktan kurtarmak maksadıyla bazı küçük hamleler yapmaktadır. Bu hamlelerden biri de bu pakette açıkça görülmektedir.
Şimdi, piyasaya bakıyoruz, fiyatlar asansörle çıkıyor; Hükûmete bakıyoruz, gelir kaybına uğrayan kesimlerin durumunu telafi edebilmek için ücretlilerin merdivenden çıkmasına müsaade ediyor. Siz bir kere önce şu enflasyonu frenlemelisiniz. Aldığı maaş birkaç ay içerisinde eriyen, aldığı asgari ücret birkaç maaş içerisinde eriyen ücretli bir kesim olduğu takdirde, ne kadar düzenleme yaparsanız yapın ne kadar "İyileşme yapıyoruz." derseniz deyin, sonunda reel gelir kaybını telafi edemezsiniz. Ama gördüğüm tablo şudur: Hükûmet bu makroekonomik politikaları düzeltme çabası içerisinde gözükmüyor. Gözükmeyince ortaya çıkan da şudur; enflasyon ve ücret sarmalı oluşmuş vaziyette, birbirini yukarı doğru çekiyor ama enflasyondaki artış oranının ve hızının her zaman daha yüksek olduğunu görüyoruz. Bu hiçbir zaman çözüm olmayacaktır. Nitekim millî gelirin kesimler arasında paylaşımına bakıyoruz: Ücretlilerin millî gelir içerisindeki payı sürekli azalmaktadır, hatta 2000 yılının bile altına düşmüştür 2023 yılı itibarıyla. Siz bu politikayla ücretlilerin millî gelir içerisindeki payını düşmeye zorlarsınız ve bu düşüş sürekli devam eder gider. O bakımdan köklü tedbirler almak lazım, bunlar aspirin tedbirleridir, pansuman tedbirleridir ve netice itibarıyla bir süre sonra enflasyonda yine bunun eridiğini ve çare olmadığını göreceğiz.
Değerli arkadaşlar, ikinci bir nokta var, o nokta da şudur: Hükûmet sürekli yanlış yapıyor, daha doğrusu iktidar yanlış yapıyor ve sürekli olarak da yanlışlarıyla boğuşuyor; yaptığı yanlışları düzeltmek için hamle yapıyor fakat her yaptığı hamle aynı zamanda içinde yanlışları barındırıyor. Bu yöntemle, bu mantıkla getirilen paketlerin işe yaraması beklenemez. Mesela Millî Mücadele, Kore, Kıbrıs Barış Harekâtı gazileri arasındaki aylık farklılıklarının giderilmesiyle ilgili bir düzenleme var bu paketin içerisinde. Ama Hükûmet bu farklılıkları zaten bilinçli olarak oluşturmuştur. Şehitler arasında farklılık yapan, şehit yakınlarına verilen ücretleri farklı belirleyen bir iktidar var. Madem gazilerle ilgili bir düzenleme yapıyorsunuz, şehitler arasındaki farklılıkları da bununla beraber düzeltmeniz gerekir. 15 Temmuz şehitlerine ayrı, bilmem Kıbrıs şehitlerine ayrı bir uygulama bu pakette de düzelmiyor.
Diğer taraftan Yargıtay ve Danıştay Başkan ve üyelerinin ek gösterge kıstas aylık oranları ve ek tazminat oranları Anayasa Mahkemesi Başkan ve üyelerinkiyle eşit duruma getiriliyor ama bunu bozan sizsiniz. Daha önce bunu, sanırım 2010 yılıydı bozdunuz. "Anayasa Mahkemesi ayrı bir konumdadır, oranın ücreti yüksek olmalıdır." diye de nutuklar attınız, orayı değiştirdiniz. Şimdi geldiniz, bu paketin gerekçesinde diyorsunuz ki: "Bir adaletsizlik var, bir ayrım var. Bu ayrımın yargıda giderilmesi lazım." Ama bu ayrım damdan düşmedi, sizin yaptığınız bir şey.
Diğer taraftan emeklilere verilen Ramazan ve Kurban Bayramı ikramiyeleri yıllardır artmıyor zaten, sabit tutmuşsunuz. Şimdi birdenbire bu sabit bir şekilde devam eden, 1.000 lirayken işte yüzde 10 artışla 1.100 liraya çıkan bu emekli ikramiyeleri, Ramazan ve Kurban Bayramı ikramiyeleri bu paketle 2.000 liraya çıkarılıyor. İlk uygulandığı yıl ile bugün arasında geçen beş yılı dikkate alacak olursanız bu 2.000 Türk lirası ikramiye, o günden bugüne uğradığı değer kaybını da telafi etmemektedir ve daha yüksek olması gerektiği kanaatindeyim. Ama burada sistemi bozmayla ilgili yaptığınız en önemli düzenleme, en düşük emekli aylığı 5.500 Türk lirasıyken 7.500 liraya çıkarırken uygulamış olduğunuz yöntemdir. Elbette emekli aylıkları düşüktür, en düşük aylık alan emeklilerin durumu en acil konudur ama sistemi bozmadan bunu yapmak lazım. Siz şimdi aslında en düşük emekli aylığını artırmıyorsunuz sadece hazineden 2.000 lira ilave para veriyorsunuz. Ücret sistemini değiştirmediğiniz takdirde bu işe yarayacak bir durum değildir. Bir kere asgari ücretin 8.500 lira olduğu, açlık sınırının 9.425 lira olduğu bir ortamda bu 7.500 liranın da en düşük aylık alan emeklilerin sorununu çözmediği açıktır Ama sistemi değiştirmek yerine hazineden ilave para vermek suretiyle sürdürdüğünüz bu durum başka sorunlar ortaya çıkarıyor. Nedir o sorunlar? Bir kere bu 7.500 lira alacak emeklilerin bir kök aylığı vardır, daha düşüktür bu; kimi 5.000 kimi 6.000 olabilir. O kök aylığı sabit tutuyorsunuz orada. Gelecek sene alacağı maaş artışları 7.500 lirayı geçmediği takdirde önümüzdeki yılki emekli maaş artışlarından, memur maaş artışlarından yine yararlanamamış olacak ilave böyle bir düzenleme getirmediğiniz takdirde ki bu vaktiyle yaşanmıştır ve birkaç sene maaşı artmayan emeklilerin olduğunu ben biliyorum, zaman zaman şikâyetler gelirdi.
Diğer taraftan 7.500 liranın üzerinde ücret alan emeklilerin aylıklarına bu yansımıyor, siz skalayı bozuyorsunuz. Tüm emekli maaşlarını asgari emekli maaşına doğru çekiyorsunuz sürekli. Sizin bu uyguladığınız yöntemle ileride emekli maaşları öğrenci burslarına dönerse hiç şaşırmam. En azından diğer emeklilerin de daha yüksek maaş alan emeklilerin de maaşlarının oransal olarak buna benzer şekilde artırılması gerekirdi sistemi bozmamak için. Yoksa sistem bozulduktan sonra ileride toparlanamaz hâle de dönüşür bu. "Ben 2 bin verdim, tamam." demekle olmaz. Ya ne yapacaksınız? Her emekli maaşının memur maaşlarında da olduğu gibi belli bir düzeni vardır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Buyurun, tamamlayın Sayın Şener.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - O düzenin korunması ve ona göre her emeklinin bu artıştan yararlanması lazım. Kimi 2 bin lira alacaktır, kimi daha az alacaktır, kimi de sıfır, bu artıştan sıfır yararlanacaktır. Bu, kabul edilebilir bir durum olarak görülmemektedir.
Geçici işçilerle ilgili de şunu söylemek isterim. Geçici işçilerin "Çalışma süresini uzattık, on bir ay yirmi dokuz gün yaptık." demek biraz garip bir düzenleme biçimi oluyor. "On iki ay yaptık." niye demiyorsunuz veya "Bu işçileri sürekli işçi hâline dönüştürdük." demiyorsunuz? Kanunun yayımı tarihinde sürekli işçilerle ilgili ne kadar kadro varsa bu kadroların kıdem esasına göre, çalışma süresine göre işçilere verilmesi, sürekli işçi hâline dönüştürülmesi, verimin arttırılması bakımından da faydalı olurdu diye düşünüyorum ve hepinize saygılar sunuyorum.