| Komisyon Adı | : | TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 6 |
| Tarih | : | 08 .03.2023 |
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Başkanım.
Şimdi, ben gene birkaç tane değişik konuya değineceğim ve soru soracağım.
Şimdi, geriye doğru sözleşmeli üretim yapan bir Varlık Fonunda TÜRKŞEKER vardı. TÜRKŞEKER Tarım Kredinin rolünü üstlendi, sözleşmeli üretimi yaptı, ondan sonra ne oldu ben merak ediyorum. Üreticiler de sıkıntı... Depolarında bir sürü mal ve kimin parası? Hepimizin parası, vergileri. Oradaki sorumsuz yöneticilerin almış olduğu, yapmış olduğu o sözleşmeli üretimle beraber TÜRKŞEKER zarar etti. KİT'e gelecek, ne kadar zarar ettiğini göreceğiz ama Varlık Fonunda olduğu için o da gelmiyor, zaten her şey kapalı.
Şimdi, Tarım Kredi Kooperatifleriyle yarışa girdi, Tarım Kredi ile TÜRKŞEKER yarışa girdi. Kalktı, onun iştigal konularında, onun üstüne çıkarak ve Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemini de kullanarak Varlık Fonuyla beraber TÜRKŞEKER üretim yaptı. Depolarında ne kadar mal bozuldu merak ediyorum, ne kadar çiftçi mağdur oldu merak ediyorum; herhâlde Bakan Yardımcısı bilgi verir bize.
Yine, başka bir konu da ne kadar ürünü çöpe attıklarını da -çürüdüğünü, bozulduğunu- merak ediyorum ben. Şimdi, bu kimin parası, kimin kaynakları, kim harcıyor, kim yok ediyor bu kaynakları? Ben merak ediyorum.
Şimdi, başka bir soru daha... Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) var. TİGEM'den yetkili var mı bilmiyorum. Şimdi, TİGEM normalde sözleşmeli... Ülkenin geleceğiyle ilgili, damızlık yetiştirmeyle ilgili kuruluş amacı oydu. Şimdi, TİGEM zarar ediyor veya arazisini boş bırakıyor. TİGEM'in arazisini de alacak mısınız diye ben merak ediyorum şimdi; Çiftçiye eğer el koyuyorsanız Tarım İşletmelerinin arazisine el koyacak mısınız?
Şimdi, devletin de şu anda yapamadığı üretim var, arazisini boş bıraktığı yerler var ve orada acaba biz ne yapacağız? Bu madde ne yapacak, şu anda çıkaracağımız 3'üncü madde ne yapacak merak ediyorum. O da orasını, o araziyi boş bırakıyor. TİGEM'in o boş bıraktığı araziyi alıp ne yapacaksınız merak ediyorum.
Geldiğimiz noktada diğer bir konu da zaten ülkemizde... Şimdi, Bakanlık övünüyor bazen, kendim de tohum işi yaptığım için biliyorum zaten neyin ne olduğunu. Birçok ulusal firma Türkiye'de fason üretim yapıyor ve sözleşmeli arazi alanları, bölgeler var. İşte, nerede var? Konya'da var, Sivas'ta var. Patates olsun veya mısırdır, ayçiçeğidir. Orada zaten diğer çiftçilere üretim yaptırmıyorsun, birisi üretiyorsa oradaki Bakanlık bir komisyonla orasını sözleşmeli üretim alanı addettiği için o çiftçi orada ekemiyor, ya onunla anlaşma yapacak ya da şey... Şimdi, ondan sonra kalkıyoruz, biz o yabancı firmaların Türkiye'de ürettiği, benim çiftçimin askerlik yaptığı ürünleri üretiyoruz ve tohumluk üretim rekoltesine yazıyoruz işte yerli üretimde. Ya, arkadaşlar neyi kandırıyoruz? Çeşit Amerikan, çeşit Fransız, çeşit Belçika, Almanya, ondan sonra onların biz burada askerliğini yapıyoruz, onların her türlü işlerini biz yapıyoruz ve buradan 4 avro paraya ihracatı var, 11-12 avro fiyatı var kilosunun orada. Askerlik yapıyoruz açıkçası, benim çiftçim askerlik yapıyor, benim çiftçim mağdur oluyor. Benim merak ettiğim, bu iş de TÜRKŞEKER gibi mi olacak? Ve daha önceki maddede de söyledim, Sayın Bakan dedi ki: 2'nci madde...
Semerat Holding şeyi vardı, işte, arazileri birleştireceğiz, biz üretim yapacağız orada, bir hayal vardı, o tarihe karıştı. Acaba tekrar mı o şeyler alttan hareketlenmeye başladı merak ediyorum. Birilerine biz ne yapacağız onu anlamış da değilim. Çiftçimizi hep ortada bırakıyoruz.
Bakınız, şimdi, ben isterdim ki burada, deprem bölgesinde enkaz altında kalan çiftçilerimizle ilgili, Kırsal Kalkınmadan faydalanmış veya IPARD'dan faydalanmış, desteklerden faydalanmış çiftçilerimizin o alet, ekipman alımlarıyla ilgili belli bir süre var, o süreyi ortadan kaldıran ve kırsal kalkınmalardan çiftçilerimize, o deprem bölgesindeki çiftçilerimize alet, ekipman alınmasını, hibe edilmesini beklerdim bu kanun teklifinde.
Şimdi Hatay Vekilimiz karşımda, yanlış söylüyorsam söz söyleyin. Çiftçileriniz orada ağlıyor, ağlıyor bağırıyor. Kırıkhan'da bir köye gittik. 200 milyon liraya sulama tesisi almış, yeni daha, sulama ekipmanları almış, enkazın altında; "Vekilim, parasını da ödemedim, borcum da var, ben ne yapacağım?" dedi. Traktör yer altında. Onları söyledik. Çünkü biliyorsunuz Ziraat Bankası normalde kredisi kapatmadan... Neyse, onu dile getirdik, onu hallettik şimdilik ama benim burada beklentim traktör alımlarındaki o süre beklemeyi kaldırdığı gibi kırsal kalkınmaları devreye koyarak o 11 ilde zarar gören çiftçilerimizin hasarlarının bir an evvel tespit edilerek o insanlarımıza üretimde kalmasını sağlayacak projeleri burada ortaya koymamız gerekiyordu.
Şimdi, arkadaşlar, doğru bir tane, bakın, oradan geldik. Şimdi, yanlışımız varsa söyleyin.
İlaç bayileri... İlaç bayisi açamıyor ve beraberdik, 3 vekil gittik. Vali Bey "Açamıyorsun." diyor. "Benim depomdan almam lazım o ilaçları." diyor. Yerin altında kalan ilaçların bir an evvel...
HÜSEYİN ŞANVERDİ (Hatay) - Ağır hasarlı diye...
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Alacak malını, adamın borcu var.
HÜSEYİN ŞANVERDİ (Hatay) - Ağır hasarlıları açtırmıyorlar.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Adamın borcu var Sayın Vekilim, adamın borcu var.
BAŞKAN YUNUS KILIÇ - Arkadaşlar, mevzuyu kişiselleştirmeyelim.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Bir dakika Başkanım.
Şimdi, benim burada beklentim, o 11 ildeki üretimde kalacak çiftçilerin, üretim yapmak için orada bize ses veren, bize seslenen, ağlayan, sızlayan vatandaşlarımıza merhem olmamız lazım.
Yahu, ben burada sözleşmeli üretim diyorum, bir sürü şeyler koymuşuz alt alta, örnekler veriyorum size, bak diyorum, yanlış işleri sayıyorum ve -bugün Adıyaman vekilimiz yok aramızda- Adıyaman Kâhta'da gübre alamıyormuş vatandaş. Tekirdağ'da bulmuş bir yerde, benden nakliye için araç istiyor. Adıyaman Kâhta, Tekirdağ... Vicdanınıza bırakıyorum ve biz hepsini gezdik, herkes şu anda gübre alamıyor.
BAŞKAN YUNUS KILIÇ - İlhami Bey bizim kanunumuzla hiçbir alakası yok.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Bitiriyorum Başkanım, bitiriyorum.
BAŞKAN YUNUS KILIÇ - Bırak yani...
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Başkanım, şimdi bunu ben dile getirirsem bölge vekillerimiz de...
BAŞKAN YUNUS KILIÇ - Sevgili kardeşim, sen de orada dolaştın, biz de orada dolaştık, biz de şimdi anlatmaya başlarsak... Bırak şimdi kanuna dönelim, maddeye gelelim.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Başkanım, ben vatandaşımın... Ben burada seçilmiş bir milletvekili olarak, halkın oylarıyla gelmiş, o insanların sesi olarak buradayım ben.
BAŞKAN YUNUS KILIÇ - Ya, tamam kardeşim, sesi ol sen ama...
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Benim burada ne konuşacağım, ne söyleyeceğim sizi ilgilendirmez. Benim söyleyişim...
BAŞKAN YUNUS KILIÇ - Ama mevzuyu da dağıtmayın.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Beni susturamazsınız.
BAŞKAN YUNUS KILIÇ - Hayır, sustururum, süre koyarım ve sustururum.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Başkanım, susturamazsın.
BAŞKAN YUNUS KILIÇ - İstediğin gibi konuşma hakkın yok.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Yemek mi daha önemli, oradaki insanlar mı daha önemli? Yemek mi daha önemli, oradaki insanlar mı önemli?
Teşekkür ediyorum. Takdir sizlerin.
BAŞKAN YUNUS KILIÇ - Abartma, kardeşim, ya, bu kadar iyi niyetimizi suistimal etme ya!
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Buyurun, yemeğe gidin.
BAŞKAN YUNUS KILIÇ - Allah Allah! Şovunla bitiriyorsun ya!
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Yemeğe gidin, yemek daha önemliymiş.