| Komisyon Adı | : | TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker ve Kırklareli Milletvekili Selahattin Minsolmaz ile 203 Milletvekilinin; Orman Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4972) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 6 |
| Tarih | : | 08 .03.2023 |
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Teşekkür ederim Başkan.
Şimdi, ortada önemli bir çelişki var. Çelişki şu: Bir tarafta sürdürülebilir tarım, gıda güvencesi, verimlilik gibi gerekçelerle bir tarım politikası ve bir planlamayı öngörüyorsunuz, altta da "Sözleşmeli üretimde irade serbestisi esastır." diyorsunuz. Yani ortada müthiş bir şey var. Sözleşmeli tarım çiftçisi bir önceki maddeden bağımsız mı olacak? Yani bütünüyle baktığımızda bu planlama ile sözleşmeli tarım üretim modeli ayrı ayrı işler ve ayrı ayrı ülkelerde ayrı ayrı bir şeymiş gibi.
BAŞKAN YUNUS KILIÇ - Serbesti sözleşmeye girip girmeyeceğiyle alakalı, ürünle alakalı değil.
ORHAN SARIBAL (Bursa) - "Sözleşmeli üretimde irade serbestisi vardır." diyor, üretimde.
BAŞKAN YUNUS KILIÇ - Hayır, sözleşmeye katılıp katılmama iradesi.
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Zaten böyle bir şey elbette var. Yani elbette bir şirketle anlaşıp anlaşmamam bana bağlı, çiftçiye bağlıdır ama...
BAŞKAN YUNUS KILIÇ - Şöyle, özür dilerim, yanlış anlaşılmasın diye söylüyorum: Buradaki 2'nci maddedeki esaslar sözleşmeli üretime de aktarılacak.
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Öyle olsun, sizin dediğiniz gibi olsun ama ben burada ciddi bir çelişki görüyorum. Kısaca bununla ilgili şunu söyleyeceğim: Sözleşmeli tarım, Türkiye'de eğer tarım, çiftçi örgütlenmemişse, yeterli kurumlar devreye girmemişse, irade şirket ile üretici arasında kalmışsa o bir modern kölelik düzenidir; o, bir robotik üretim modelidir; o, açıkçası bütünüyle çiftçinin aleyhinedir. Mutlaka çiftçi örgütlenmeli ve sözleşmeli modelde kurum ya da birlik ya da kooperatif çiftçi örgütlülüğü yapmalıdır. Bunu en canlı yaşayan Bursa domates üreticileridir. Yüzde 20, yüzde 50 caydırıcılık koymuşsunuz. Domates 1 liradan 3 liraya çıktı, hangi çiftçi dinler onu? Niye dinlesin? Yani orada zararı 20 kuruş, orada kârı 2 lira; girer mi böyle bir şeyin içerisine? Girmez, girmemelidir de zaten çünkü o insan para kazanmak için o işi yapıyor, bir şekilde yaşamını sürdürürken aynı zamanda da üretimi devreye sokuyor. Gördüğüm şu: Bugüne kadar -çok istisnaları kenarda tutarak- bütün davaları şirketler kazandı arkadaşlar, bütün davaları şirketler kazandı.
Biz burada tütün yasasına direnirken "Yapmayın, Anadolu'nun şark tütününü, Anadolu'nun geleneksel tütününü bitireceksiniz." dedik. Bugün Anadolu'nun tütünü depremde enkaz altında ama onu bir kenarda tutuyorum, şirketler geldiler, Adıyaman'da, Malatya'da, Diyarbakır'da kendi çeşitlerini dayatıyorlar. Üretime onlar karar veriyor, girdilere onlar karar veriyor, fiyata onlar karar veriyor, siz sözleşmeli tarım yapıyorsunuz. O yüzden sözleşmeli tarım meselesi hukuken -Bakan Yardımcısı hukukçu- çok daha ileri bir noktaya taşınmalı. İşte "Yönetmeliklerle bunu ayarlayacağız." diyorsunuz, onlarca defa bu gündeme geldi, konuşuldu ama sözleşmeli tarıma bütünüyle bakıldığında sizin tarıma bakış, gıdaya bakış perspektifinizle kanunun 2'nci maddesinde ortaya koyduğunuz anlayış ile 3'üncü maddedeki anlayış arasında bir çelişkinin olacağını şimdiden söyleyebilirim çünkü domatesin bu topraklarda üretildiği alanlar belli, şeker pancarının üretildiği alanlar aşağı yukarı belli, mısır üretiminin olduğu alanlar belli. Bütün bunları üst üste koyduğumuzda başka bir pencereden, çiftçinin de içinde olduğu, çiftçinin de haklarının gerçekten korunduğu bir düzeneğin mutlaka kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Sözleşmeli tarım çiftçinin lehine olmayacaktır, ülke tarımının lehine olmayacaktır. Toprak bizden, su bizden, emek bizden, her şey bizden ama çiftçimiz şu anda fason üretimi yapıyor arkadaşlar. Bu maddenin, sözleşmeli tarım meselesinin çok daha detaylı bir şekilde oturulup konuşulması gerektiğini düşünüyorum. Bu şekliyle mevcut durumdan çok farklı olmayacağını söyleyebilirim.