KOMİSYON KONUŞMASI

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Yani size gelince süre hatırlatmış olmayalım, yanlış anlaşılmasın, genel olarak.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. Sizin tutumunuzu biliyorum, beş yıldan beri buradayız, sizden razıyız yani o konuda hiç tereddüdünüz olmasın.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Gelecek dönemle ilgili düşünceleriniz nedir?

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Vallahi yani gelecek dönem Komisyon Başkanı bizde olacak ama kim olacak bilemiyorum tabii, onu söyleyeyim baştan.

Evet, Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; ben bu depremde hayatını kaybeden bütün vatandaşlara Allah'tan rahmet, yaralı vatandaşlarıma acil şifalar diliyorum.

Ben de Gökan Bey gibi diğer milletvekillerimizle hep beraber, biz 6 vekil olarak Pazarcık ve Türkoğlu ilçesinden sorumluyduk; gittik, orada yaşadık, yaşananları gördük gözlerimizde. O sıkıntıları Allah bir daha bize göstermesin. Gerçekten çok kötü şeylerle karşılaştık, burada anlatmak istemiyorum, çok da etkisinde kaldık. Sorun şurada arkadaşlar: Deprem oluyor, depremle ilgili her şeyi konuşuyoruz, deprem bittikten sonra hiçbir şey yapmıyoruz. Bir 1999 depremi yaşadık, hepimiz o günleri yaşadık, deprem vergisini çıkardık, yaklaşık, bildiğim kadarıyla, 35-40 milyar dolar civarında bir parayı 80-85 milyon insandan topladık. Topladığınız paraların hiçbiri deprem için kullanılmadı, sorun burada.

Şimdi, değerli müteahhit arkadaşlarımız var burada, birbirimizi tanıyoruz, inşaat mühendislerimiz var, mimarlarımız var, bu konuda büyükşehir belediye başkanlığı, ilçe belediye başkanlığı yapan arkadaşlarımız var. Biz aslında hepimiz suçluyuz biliyor musunuz arkadaşlar, hepimiz; biz insanların ölmemesi için hiçbir şey yapmadık.

Değerli arkadaşlar, ben burada -siyaset değil- şunu söyleyeyim: Yirmi bir yıldan beri bu ülkeyi yöneten bir iktidar var ve Allah onlara öyle bir fırsat verdi ki yirmi bir yıl boyunca tek başına yönetti bu ülkeyi. Yaklaşık 1 trilyon 700 milyar dolar bu ülkenin vatandaşından vergi topladınız ve harcadınız bu paraları. 1 trilyon 700 milyar dolardan bahsediyorum arkadaşlar. Bizim hepimizin oturup bu konuları düşünmemiz lazım. Eğer bugün 46-50 bin insanımız ölmüşse burada hepimiz sorumluyuz. Birinci sorumlu Hükûmet, ikinci sorumlu yerel yönetimler, üçüncü sorumlu da biziz aslında muhalefetiz, takip etmedik, takip ettik ama sözü geçiremedik, kamuoyunu uyandıramadık.

Şimdi, Pazarcık'a gittiğimde, oradaki insanlarla görüştüğümüzde, muhtarlarla özellikle... 2019'da İçişleri Bakanlığı, AFAD çatısı altında tatbikat yapılmış yani depremin olacağını hepimiz biliyorduk ki zaten, ne zaman olacağını sadece bilmiyorduk; bugün mü yarın mı. Oradaki muhtar diyor ki: "AFAD'dan telefon açtılar bana 'Gir masanın altına, fotoğrafı çek, yolla bize...'" Sayın İçişleri Bakanı afet tatbikatını yönetiyor, oturmuş -hepimiz görüyoruz- böyle bekliyor, hepimiz gördük bu fotoğrafı arkadaşlar.

Şimdi, biz 2019 yılında, Maraş'ta, Pazarcık'ta, Türkoğlu'nda eğer afet tatbikatı yapıyorsak ve 2019'dan sonra oraya hiçbir şey yapmıyorsak bunun sorumlusu bu Hükûmet arkadaşlar. O bölgeyi deprem bölgesi tayin ettiniz mi, o bölgede hangi binaların çürük veya sağlam olduğunu tespit ettiniz mi, bir çalışma yaptınız mı? O bölgede herhangi bir yere çadır stoku yaptınız mı, herhangi bir yere yiyecek stoku yaptınız mı, su stoku yaptınız mı arkadaşlar? Şimdi bunu tartışmamız gerekiyor. Peki, 35-40 milyar dolar deprem vergisinden toplanan paraları nereye harcadınız? Bu paraları niye verdik? Bir daha insanlar ölmesin diye. Deprem bölgesi olan yerleri belli olmasına rağmen orada bir iyileştirme yaptık mı? Hayır, yapmadık arkadaşlar, sorun burada başlıyor.

Şimdi, biz hepimiz elimizi vicdanımıza koyacağız, diyeceğiz ki: "Bu fona, Afet Yeniden İmar Fonuna -tuhaf bir ismi var- biz burada kaynak aktaracağız, toplanan, yurt dışı ve yurt içinden gelen paraları buraya aktaracağız, bunları da diğer bakanlıklara aktaracağız, bakanlık da Sayıştay denetimi altında olduğu için ama bu fonu yönetenlere denetim yapılmayacak." Olmaz böyle bir şey arkadaşlar. Vatandaşın, 5 yaşında çocuğun kumbarasından bağış yaptığı paraları bir fona toplayıp da o fon da Sayıştaya gelmiyorsa... Sadece bakanlığa aktarılan paraları, o bakanlık da Sayıştay denetim altında olduğu için Sayıştay denetliyormuş gibi yapıyorsanız bu da olmaz arkadaşlar.

İki: 11 il depremde zarar görmüş, işte, 260-265 bin bağımsız bölüm var, biz bu fonu sadece o bölgeye mi kullanacağız yoksa bu fonu gelecek olan depremler, İstanbul depremi, Aydın depremi... Bir Aydınlı olarak -ki Aydın'da daha büyük felaket var- değerli arkadaşlar, söyleyeyim, işte, başkan yardımcımız burada. Aydın için 2015'ten beri bağırıyorum ya Mecliste, şu an yapılan JES'lerin hepsi Aydın'ın geleceğini yerle bir ediyor. Adam depremden kurtulsa bile o JES'lerin patlamasıyla 280 dereceli bir suda yanacak adamlar. Ve borular şehir içinden geçiyor, sağlık ocağından geçiyor, şehir merkezinde açıktan geçiyor, kapalıyı boş ver! Gömme değil, açıktan geçiyor. Allah korusun, Aydın'da bir deprem olsa, eğer 10 bin kişi göçük altında kalırsa bilin ki en az 500 bin insan yanarak ölecek.

Şimdi, bununla ilgili çalışma yapıyor muyuz? Hayır, yapmıyoruz, geçmişte yapmadığımız gibi şimdi de yapmıyoruz. Şimdi ben bugün burada söylüyorum: Türkiye'de her an -Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırları içerisinde hepimiz yaşıyoruz- bu depremler olacak arkadaşlar, bilim adamları konuşuyor, vatandaşlarımız konuşuyor, yurt dışındaki bilim adamları konuşuyor, deprem zaten olacak; önemli olan, deprem olmadan nasıl bir önlem alacağız, vatandaşlarımızı nasıl koruyacağız? Arkadaşlar, ben şimdi muhalefet yapmıyorum.

Şimdi, Metin Bey, konuşuyorsun da Germencik'ten Buharkent'e kadar git, binlerce JES yapılmış, boruların hepsi, tekrar ediyorum arkadaşlar, hepsi yerin üstünde geziyor.

METİN YAVUZ (Aydın) - Tamam, doğru.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Doğru mu?

METİN YAVUZ (Aydın) - Doğru. Bunun senin söylediğinle ne alakası var?

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Peki, deprem olsa onlar ne olacak?

MUSTAFA DEMİR (İstanbul) - Yeraltında olsa bulamazsın zaten.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Arkadaşlar, onlar ne olacak, o su ne olacak?

METİN YAVUZ (Aydın) - Diyorum ki: Hatay'da bir baraj patlamıştı ya, aynı senin bu dediğinle örtüşüyor.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Bir dakika, ne olacak, işte, soruyorum.

METİN YAVUZ (Aydın) - Bir şey olmaz ağabey, ne olacak?

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Hiçbir şey olmayacak, o 280 derece hiçbir şey yapmayacak mı?

METİN YAVUZ (Aydın) - Olmaz, ne olacak yani?

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - İşte, sorun burada: "Bir şey olmayacak..."

METİN YAVUZ (Aydın) - Hayır, o değil de örneğin yanlış yani.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - İşte, Maraş'ta yaptığınız tatbikatta da bir şey olmayacaktı işte.

METİN YAVUZ (Aydın) - Örnek yanlış.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Pazarcık'a gittim, sizin Belediye Başkanınız, benim değil arkadaşlar, AK PARTİ'nin eski Belediye Başkanı Pazarcık'ta bu bölgenin balçık olduğunu, altında su olduğunu, buraya hastane yapılmaması gerektiğini bas bas bağırıyor.

METİN YAVUZ (Aydın) - Pazarcık Hastanesinde hiçbir şey yok ki.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Sizin Belediye Başkanınız bana söylüyor, ben demiyorum.

MUSTAFA DEMİR (İstanbul) - Hiçbir şey yok.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - "Bu yüzden benim eşimin tayinini çıkardılar, bu yüzden süründüm burada." diyor. Ne oldu? Yarısı gömüldü, Pazarcık'ta suların içine gömüldü hastane, gittim, gözlerimle gördüm arkadaşlar.

METİN YAVUZ (Aydın) - Allah Allah! Sen başka yere gitmişsin ağabey.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Evet, "Sen başka yere..." Rıza Posacı'ya sorabilirsin, Rıza Posacı'ya sorabilirsin.

METİN YAVUZ (Aydın) - Ben oradaydım da.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Sen oradaydın! Arkadaşlar, evet, arkadaşlarımız oradaydı. Neredeydiler biliyor musun? Merkez koordinasyondaydılar arkadaşlarımız.

(AK PARTİ sıralarından gürültüler)

METİN YAVUZ (Aydın) - Hiç alakası yok!

MUSTAFA DEMİR (İstanbul) - Gezmediğimiz köy kalmadı ya! Biz sizi hiç görmedik.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Bir dakika, arkadaşlar...

METİN YAVUZ (Aydın) - Bırak Allah aşkına ya!

MUSTAFA DEMİR (İstanbul) - Gezmediğimiz köy kalmadı. Hayallerini anlat.

METİN YAVUZ (Aydın) - Yanlış yapıyorsun!

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Ben şu an konuşuyorum, siz de konuşma vakti geldiğinde bana cevap verin.

MUSTAFA DEMİR (İstanbul) - Gezmediğimiz köy kalmadı, çalmadığımız yer kalmadı.

METİN YAVUZ (Aydın) - Sana ne cevap vereyim?

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - "Pazarcık Hastanesinde bir şey yok." diyorsa gezmiyor demektir ya.

MUSTAFA DEMİR (İstanbul) - Hastanenin içine...

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - "Hastanede bir şey yok." diyorsanız bir şey demiyorum. Bak, ben ne diyorum: Elbistan'da hastanede bir şey var mı? Yoktu, hastanede bir sorun yok. Ama "Pazarcık Hastanesinde hiçbir şey yok." diyorsanız demek ki gitmemişsiniz diyorum ya, ben oradaydım.

METİN YAVUZ (Aydın) - Yok tabii. Sen başka yere gitmişsin.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Kırıkkale Valisini arayın, bilgi alın, Kırıkkale Belediye Başkanınızı arayın, bilgi alın.

(AK PARTİ sıralarından gürültüler)

METİN YAVUZ (Aydın) - "Ben oradaydım." diyorum, ne bilgisi alacağım ya? Ama yani yalan yanlış şey de... Tahrik ediyor yani.

MUSTAFA DEMİR (İstanbul) - Saçma saçma konuşuyorsun.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Arkadaşlar, şimdi, siz konuşurken biz sizi dinleriz, yaptığınız yirmi bir yıldan beri... Tekrar ediyorum, deprem vergisinde 35-40 milyar doları...

MUSTAFA DEMİR (İstanbul) - İzmir'de ne yaptınız, İzmir'de? Otuz yıldır yönetiyorsunuz.

NECİP NASIR (İzmir) - Onu konuşacağız zaten Başkanım.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Ben, burada, bak, tekrar ediyorum.

MUSTAFA DEMİR (İstanbul) - Kaç tane riskli bina tespiti yaptınız, kaç tane riskli bina?

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Bu, sizin göreviniz, yerel yönetimlerin görevi değil her şeyden önce.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Bu kadar kaos yeter arkadaşlar.

Hüseyin Bey, toparlayalım.

Buyurun.

MUSTAFA DEMİR (İstanbul) - Aydın'da ne yaptınız?

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Şimdi, demin Gökan Bey dedi. Arkadaş, sizin dönemde -size söyleyeyim mi, burada müteahhit arkadaşlarımız da var, inşaat mühendisleri de var- bütün çimento fabrikaları tekelleşti, arkadaşlar, size söylüyorum. Bütün çimento fabrikaları tekelleşti, ihracat yapılan rakama bakın, iç piyasaya satılanlara bakabilirsiniz. Artı, beton santral işleten arkadaşlarınız var mı bilmiyorum ama ben size bir örnek göstereyim, söyleyeyim: 2014'te Didim'de 3 tane beton santrali var, biliyorsun, Didim, Söke'ye çok yakın bir ilçemiz, 50 kilometre civarında, orada da bir çimento fabrikası var, İzmir'de var ve Denizli'de var. 3 tane beton santrali, gidiyorlar, Söke'den çimento alacaklar, dökme çimento, diyorlar ki giden arkadaşlardan birisi: "Fiyat bu." İkincisi diyor ki: "Fiyat bu. Piyasada bu kadar yüksek fiyat yok, biz böyle veririz." Sonra üçüncüsü gidiyor "Evet, fiyat bu." diyor. Ona verdiği fiyat yüzde 20 daha aşağı. Şaşırıyorlar. Diğerleri, işte, Denizli'ye gidiyor, bir fiyat çekiyor "Olmaz..." Diğeri gittiğinde bir fiyat veriyor. İzmir'e gidiyor. Bu arkadaşlarımız genel müdürle tanıştıktan sonra "Ya, nasıl oluyor da ta 150 kilometreden getiriyorum bu fiyat, benim önümde olan niye bana böyle bir fiyat çekti..." Dedi ki oradaki genel müdür: "Siz beton santrali kurarken sizlerin hangi firmadan mal alacağınızı biz tespit ederiz, biz tespit ederiz." Yani 3 tane fabrika anlaşmış, beton santralciler "Sen buna vereceksin, ben buna vereceğim, ben buna vereceğim." diyerek rekabeti ortadan kaldırıyorlar. Sizin zamanınızda, tekrar ediyorum, bu rekabet, tekelleşme, gittikçe yoğunlaştı, bu her yerde öyledir. İhracat fiyatına bakın, bir de iç piyasasına bakın. Onun için...

Şimdi, demin Gökan Bey gösterdi, TOKİ'nin yaptığı ihalelerde daha üç ay geçmeden verdiği fiyatın yüzde 20 arttığını piyasada görürsünüz. Biz hepimiz, arkadaşlar, TOKİ'nin yaptığı ihaleleri... O müteahhitleri kurtarmak için tasfiye edilmedik mi, yüzde 15 olana kadar tasfiye yapılmadı mı? Neden yaptık biz? Çünkü piyasa ile ihalenin arasında dünya fark var, gerçekleri tespit edip gerçekleri burada uygularsak biz başarıya ulaşırız, aksi takdirde burada bu toplanan fonlar, şu an yapılan ihaleler... Üç ay sonra o müteahhidin o binayı bitirme şansı yok arkadaşlar. Bu tekelleşmeyi önlemediğimiz sürece -açık piyasayı denetim, özellikle demirde ve çimentoda yapılan bu açgözlülük yüzünden- bu ülkede bu müteahhitlerin bu inşaatları bitireceğine inanmıyorum. Ve tekrar ediyorum: Sayın Cumhurbaşkanımız kalkıyor, diyor ki: "Bir yılın içinde, evlerini kaybeden bütün vatandaşlara evlerini veriyoruz." 250 bine yakın TOKİ'de yapılan evlerin ihaleleri iptal oldu, arkadaşlar, kurası çekilmiş, adam taksitini ödemiş, adam evini beklerken aradan üç yıl geçip de evini almayan vatandaşlarımız var değerli arkadaşlar. Bu yüzden önümüzdeki dönemde, bir, bakanların kullandığını Sayıştay zaten denetliyor ama bu fonu, aktarılan parayı denetlememiz gerekiyor. Bu fonu, daha doğrusu bu fonun içinde çıkan paraları denetlemek gerekiyor. "Ben Ulaştırma Bakanlığına 100 milyar aktardım, ben Çevre ve Şehircilik Bakanlığına 500 yüz milyar aktardım; Sayıştay nasılsa onları denetliyor..." Ee, bir de bu fonun içinde toplanan parayı da denetlememiz gerekiyor ve Sayıştay bu fonun içini de denetlemek zorundadır, şeffaf olmak zorundasınız.

Ben üç ay sonra iktidara geleceğime adım gibi eminim, ben bunu da istemiyorum, evet, Sayıştay denetlemelidir. Turizm Fonu, Sayıştay devre dışı, bence denetlemelidir. Çünkü sizler bunun vergisini veriyorsunuz. Eğer biz vergileri, vatandaşın vergisini toplayıp vatandaşa hesap veremiyorsak sorun orada başlıyor.

Ben bütün AK PARTİ'li milletvekillerini tenzih ediyorum, bu işin içinde olmadığınızı biliyorum, ben 2015'ten beri buradayım ama bürokrasi tarafı var bu işin içinde yani sonuçta halka gidip hesap verecek olan vekillerdir arkadaşlar, bürokratlar değildir. Bu sistemle zaten her şey bürokratikleşti; bürokrasiyi küçülecektik, bakanı bile bürokrat yaptık yani.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Hüseyin Bey, toparlayalım, nasıl olsa Plan ve Bütçe Komisyonunda bunlar tartışılacak.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Bu vesileyle, ben özellikle bu fonun şeffaf olmasını istiyorum, arkadaşlar, bu fona gelen para... Adam ekmek parasını, süt parasını gönderiyor. Ben bu ülkenin 85 milyon insanına inanıyorum, bu depremde çok şeyler yaşadım, bir kadının son bileziğini bozdurup gönderdiğini biliyorum çünkü gerçekte Hükûmetin yapamadığını bütün vatandaşlarımız yaptı. Ben özellikle burada başta Cumhuriyet Halk Partisinin büyükşehir belediyeleri, ilçe belediyeleri ve diğer siyasi partilerin bütün belediyelerine teşekkür ediyorum. Gerçekten olağanüstü bir şekilde mücadele ettiler. Gelen makineleri, gelen yiyecekleri, gıdayı bütün organizasyonu yaptılar. Bu fonu ülkemiz için, ülkemize adına, bundan sonra depremde insanların yaşamı kaybetmemesi için inşallah kullanacağınız inancını taşıyorum.

Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum arkadaşlar.

Herhâlde bir daha toplanmayacağız değil mi Başkanım?

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Toplanırız.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Toplanır mıyız? Tamam.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Teşekkür ediyoruz.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Ben teşekkür ediyorum.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Yani "Hemen helalleşelim." diyorsanız helalleşebiliriz ama...

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Hayır.