KOMİSYON KONUŞMASI

MURAT EMİR (Ankara) - Her iki hocamıza da çok teşekkürler. Gerçekten çok aydınlatıcı, keyif verici sunumlar oldu, fırsat olsa daha fazla da dinleyebilsek.

Bir konunun altını hocam çizdi ama benim de tutanaklara geçirmemde yarar var. Şimdi, burada özellikle yakın geçmişteki bir tanıklığımdan hareketle açıklamak isterim. Sanıyorum Cengiz Hocam yani Sayın Başkanımızla ben Anayasa Komisyonu üyesiyiz aynı zamanda, ikimiz varız. Anayasa Komisyonunda türbanla ilgili bir yasa var idi ve yanında da aynı zamanda ailenin korunmasıyla ilgili bir madde vardı ama ailenin korunmasından murat edilenin özellikle eşcinselliğin önüne geçmek olduğu söylendi. Yani ailenin korunması diye bir şey değil de eşcinsellikle mücadele edeceğiz çünkü Avrupa bunu yaşadı, çürüdü, biz onları gördük, biz çürütmeyeceğiz toplumumuzu; özeti buydu. "Sapık, sapıklar bunlar, sapıklık. Sapıklığa 'Evet.' mi diyorsunuz?" falan, böyle konuşuldu.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) - Gerekçede de vardı.

MURAT EMİR (Ankara) - Evet, gerekçede de var "sapıklık" yani ortalıkta bir "sapık" kelimesi uçuşuyor ama ortada bir hekim yok mesela uzman olarak; bırakın hekimi, bir psikiyatrist yok. Ben, mesela, Türkiye Psikiyatri Derneğinin özellikle gelip orada... Sapıklık ne, sapkınlık ne, cinsel yönelim ne, cinsel şiddet ne; hangisi normal, hangisi değil, hangisi hastalık; hastalıklar nerede başlıyor, nerede bitiyor; bunu anlayalım Komisyon olarak dedim. Oraya getirtemedik ama Sayın Başkanın, tabii, devlet adamı kişiliği de ağır bastı, buraya geldiler ve cidden katkı verdiler. Bunu niye söylüyorum? Bakın, çok önemli bir şey söylendi burada yani "sapıklık" diye geçtiğimiz zaman "sapıklık" dediğimiz zaman o kişiyi cezalandıramayız bile çünkü artık onu hasta kategorisine sokuyoruz yani cezai ehliyetini dahi aslında almış oluyoruz elinden. Dolayısıyla da bunun bir sapıklık olmadığını, bir hastalık sayılamayacağını, bunun aslında cinsel yönelimle ilgili bir mesele dahi olmadığını; bunun arkasında toplumsal, ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel faktörler olduğunu ve buna bağlı bir suç işlendiğini ve bunun kökeninde şiddetin olduğunu, toplumsal hiyerarşinin burada birinci dereceden sorumlu olduğunu gerçekten çok iyi kavramamız lazım. Bunu yapmadığımız zaman biz bu sorunla mücadele edemeyiz, zaten bitiremeyiz -Hocam söyledi- ama bununla mücadele etmemiz için dahi bir defa bunu kabul edip bunun arkasındaki bütün bu güç ilişkilerini, hiyerarşiyi ve bunu hazırlayan bütün bu mekanizmaları tek tek gözden geçirmemiz lazım. Bunu yaptığımız zaman veya bunu yapmaya dönük adımlar attığımız zaman, hiç olmazsa yüzleştiğimiz zaman bence bir arpa boyu bile olsa yol yürümüş oluruz ve bu da değerli olur diye düşünüyorum.

Teşekkür ederim.