| Komisyon Adı | : | MİLLİ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU |
| Konu | : | Konya Milletvekili Hacı Ahmet Özdemir, Konya Milletvekili Orhan Erdem ve 107 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4884) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 6 |
| Tarih | : | 24 .01.2023 |
LALE KARABIYIK (Bursa) - Değerli Komisyon üyeleri, çok değerli katılımcılar; evet, 9 maddelik bir torba yasa teklifi gündemimizde bugün. Öncelikle şunu ifade edeyim: Tabii, madde gerekçeleri bize yol gösterici oluyor, açıklayıcı oluyor ancak bu metinde madde gerekçeleri yeteri kadar aydınlatıcı değildir, önce bunu ifade etmek isterim ve Meclisin teamüllerine uygun olmadığını düşünüyorum yani aydınlatıcı gerekçelerin yer alması gerekirdi diye düşünüyorum.
Şimdi, şöyle kısaca maddeler üzerinden geçeceğim ama zaten maddelerde biz -ben ve arkadaşlarım- bu konuları ayrıntıyla işleyeceğiz.
1'inci maddede yapılan düzenleme -evet, orada bir sözümüz yok- olumlu.
Şimdi, 2'nci maddeye geldiğimizde, yükseköğretim kurumlarındaki öğrencilere ilişkin disiplin cezası gerektiren fiiller, cezalar ve disiplin süreci Anayasa Mahkemesinin iptal kararına uygun olarak yasayla düzenleniyor. Değerli katılımcılar, onu zaten maddede ifade edeceğiz ama bazı fıkralarında gerçekten subjektif, her yere çekilebilecek ifadeler yoğunlukta, hani, bunlar keyfî uygulamalara yol açabilir. Biz önergemizde belirttiğimiz doğrultuda maddenin yeniden ele alınması gerektiğini burada ifade etmek istiyoruz. Anayasal açıdan zaten değerli hocam değerlendirdi, ifade etti ama gerçekten muğlak, subjektif ifadelerin yoğun olduğunu burada söylemek isterim.
3'üncü maddede, özel üniversitelere, kendi adlarına açılan hesaba nakit olarak aktardıkları öğrenci gelirlerinin yüzde 2'sini nakit yerine teminat mektubu olarak aktarma olanağı sağlanıyor. Şimdi, değerli Komisyon üyeleri, daha önceki Komisyon toplantılarından hatırlayacaksınız -hatta Şehir Üniversitesi örneğinden filan da bahsedilmişti- ısrarla bu madde getirildi ve "Nakit olacak." dendi. Nakit olması istenirken de şöyle bir ifade kullandı zamanında YÖK Başkanı: "Nakit olduğu zaman büyüme ve uygulamaların daha planlı olarak yürütüldüğünü biliyoruz, bu nedenle nakit olması gerekir." Ve ben de gerçekten -kendi şahsım adına söyleyeyim özellikle- bunu çok mantıklı bulmuştum ve ısrarla "Hayır, teminat mektubu değil, nakit olacak." denmişti, şimdi tam tersine bir dönüş var. Şimdi, burada şunu söylemek isterim, genel bir ifade kullanacağım: Maalesef vakıf üniversiteleri sürekli birtakım şeyleri değiştirme, kendilerine kolaylık sağlama gibi yöntemlere başvuruyorlar. Bunun için de Külliye'ye sürekli gittiklerini, baskı yaptıklarını; siz, Sayın YÖK Başkanına, Bakanlığa, vekillere baskı yaptıklarını ben biliyorum. Sadece bu konularda değil, mesela size hatırlatayım: Yine YÖK getirdi, biz onay verdik, kabul verdik ve maddeyi beğendik; neydi o? İşte, tıp fakültesi olan vakıf üniversiteleri ne getirecekti? Beş yıl içinde hastane oluşturacaktı şimdi afiliye yapanlar ve bu süre içerisinde de işte "Gözden geçirme süresi yüzde şu kadarı şu yıl olacak, yüzde bu kadarı bu yıl olacak..." Bu kadar zaman geçti, hiçbir şey yok. Şimdi, o vakıf üniversiteleri bekliyorlar ki "O madde iptal edilsin, kaldırılsın, biz de buradan kurtaralım, yırtalım." diye, bunun için baskı yapıyorlar; bunun gibi bir sürü şeyde, işte, burs zorunluluğunda, her şeyde. Yani şimdi, bunu siz getirdiniz "nakit" diye, şimdi "teminat"a çeviriyorsunuz. E, biz, vakıf üniversiteleri içerisinde maddi durumları gerçekten kötü olanları da çok net biliyoruz.
Değerli katılımcılar, şunun altını net olarak çizmek isterim: Bir vakıf üniversitesinin gerçek bir vakıf üniversitesi olabilmesi için -ben devlete ait vakıf üniversitelerinden bahsetmiyorum, hani Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi ve Bezmiâlem Üniversitesi, onlardan bahsetmiyorum- yani özel üniversite olarak "vakıf üniversitesi" dediğimiz üniversitelerin şöyle bir özelliği olmalı: Bir yıllık toplam maliyetlerinin büyük bir çoğunluğu vakıftan sağlanmalı; oysa toplam maliyetinin yüzde 99'unu öğrencilerden elde ettiği gelirlerden sağlayan bir üniversiteye biz hâlen "vakıf" diyoruz. Bir de birtakım şeyler getirildiği zaman da onlara itiraz ediyorlar, kendi lehlerine dönüştürecek şekilde baskı yapıyorlar; böyle bir baskıdan kaynaklanıyorsa buna üzüldüğümü ifade etmek isterim.
Bir başka nokta: Madde 4. Evet, 50-d'den 33'a'ya getirilmesi uygun. Ben de yıllarca enstitü müdürlüğü yaptım, biliyorum oradaki sıkıntıları ancak 2018 öncesinde 50/(d)'li olup 33/(a)'ya geçirilmeyen ancak mezun durumda olan kişiler de var, onların da mağduriyetleri giderilmeli ve bu kapsama alınmalı; bu görüşteyiz. Ayrıca, 50/(d)'den 33'e geçerken hak kayıpları olmadan geçiş yapılması için de önergemiz de var. Yine ayrıca, doktor öğretim görevlisi kadrosunda olan araştırma görevlilerinin kadro, derece ilerleme sorunları var değerli Komisyon üyeleri, 4'üncü derece üzerine çıkamıyorlar; hani, bu konunun da detaylı olarak tartışılması belki bu gündem içerisinde gereklidir diye düşünüyorum.
Yine, Sayın YÖK Başkanı, özellikle bu hitabım size: Bu maddeyle ilgili -bu konuyla ilgili- olarak bir sorun daha var, belki bu kapsamda tartışmaya da açılabilir çünkü yeri burası bence: YÖK 100/2000 bursluları. Çok güzel hayaller vardı, YÖK getirdi. 100 alanda, Türkiye'de olmayan 100 doktora alanında, çok önemli alanlarda, bilimsel alanlarda doktora programları açıldı ve üniversitelerin kaymağı alındı, en başarılı öğrenciler alınarak araştırma üniversitelerinde -işte, İTÜ'de, Gebzede var, hatta ODTÜ'de var, sanırım Boğaziçinde ve Egede de var- bu öğrenciler yetiştirildiler ve onlara asgari ücretin üzerinde karşılıksız bir burs ödeneceği söylendi -bu konuşmaların hepsi var- bir burs yönetmeliği hazırlandı ve daha sonra da üniversitelerin kadrolarına yetiştirilecekti. Türkiye'nin geleceği, kalkınması için o kadar önemli bir şey ki çok doğru bir şey yapılmıştı. Şimdi, bu öğrencilerden mezun olanlar hiçbir yere yerleştirilmediler. Tematik kadrolarıyla kadrolara atanmaları gerekiyordu, atanmadılar; norm kadrolara takılmadan atanmaları gerekiyordu, işsiz bekliyorlar hatta geçen gün biri gelmişti, görüştüm; A101'e galiba zincir markete kasiyer olarak başvurmuş çocuk yani gerçekten ağlanası hâldeler. Diğer taraftan eğitimleri devam edenler de -2019'da oluşmuştu bu yapı, bu burs sistemi oluşmuştu- asgari ücretten aşağı almayacaklardı, üstünü alacaklardı; şu anda bu çocuklar 3.125 lira alıyorlar. Türkiye'nin kaymağını aldık. Buranın açık öğretim üniversitelerinden alınan, toplanan bir fonla bütçesi olduğunu biliyoruz yani bütçe sınırı sıkıntısı da yok. Bu çocukları bir kenara atıvermişiz; daha ne istiyoruz, liyakatli, Türkiye'nin geleceği için en güzel şekilde yetişmişler. Bu madde içerisinde bence bu konunun da tartışılması ya da en kısa zamanda bu konuya bir çözüm getirilmesi, bu olayın lağvedilmemesi yani bu 100/2000 burslular olayının, projesinin lağvedilmemesi gerekiyor Sayın YÖK Başkanı. Türkiye'nin geleceği için son derece önemli hem bir maliyet harcanmış hem de başarılı çocuklar yetişmiş, takdirle karşılıyorum ama bir kenarda bekletiliyorlar.
5'inci maddeye geldiğimde... Şimdi, Sayın YÖK Başkanı, bu üniversiteler neden isim değiştiriyorlar, neden ihtiyaç duyuyorlar?
BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Maddeler üzerinde söylerseniz, geneli üzerinde konuşuyoruz.
LALE KARABIYIK (Bursa) - Yani bakın, genel olarak konuşuyorum, maddelerde belki burada olamayacağım.
YILDIRIM KAYA (Ankara) - İmza sahipleri de maddeler üzerinde genel konuşur.
LALE KARABIYIK (Bursa) - Genel konuşuyoruz, Anayasa açıklaması da öyleydi ve isterseniz de hani içeriğini de siz belirlemeyin, ben belirlemiş olayım.
Evet, 5'nci maddede mesela AKEV gibi birtakım üniversiteler... Yani basında çıktı, işte, mali durumları şöyle böyle yani bir isim değiştirme ihtiyacı mı duyuyorlar, borçları mı var, neden? Burada bir açıklık getirilmesi lazım. 6'ncı madde zaten onlarla ilgili.
7'nci madde MİT üniversitesi... Şimdi, işte, buraya gelmek istiyorum. Bir kere adı "akademi." Akademinin tanımı hani daha yüksekokul gibi algılarız ama şimdi, bakın, Diyanet Akademisi de kuruldu ama meslek içi eğitim veriyor, burası ise lisansüstü eğitim veriyor. Titr verecek, derece verecek; yüksek lisans, doktora derecesi ve sanırım bunlar dışarıda da kabul görecek. Şimdi, bu, bir akademi değil; bu, bir lisansüstü eğitim veren yükseköğretim kurumudur. Dolayısıyla Anayasa maddeleri tartışıldığında bana göre 2017'de MİT Başbakanlıktan Cumhurbaşkanlığına geçtiği için Emniyetle ilgisi yok ve YÖK'ün kurması gereken bir yapı bu ve adı da akademi değil, yükseköğretim kurumu olmalı. Bunu Anayasa Mahkemesi nasıl takdir eder, onu artık görüşlerinize bırakıyorum.
Şimdi, diğer taraftan gecenin bir saatinde Türk-Japon Üniversitesi getirilmişti; Sayın Başkan, çok iyi hatırlıyorum, böyle on bir, on iki suları. Biliyorum ki o dönemde yani tahmin ediyorum çünkü ertesi gün birkaç soru yönelttim YÖK'teki ilgili kişilere, bilgilerinin olmadığını biliyorum. Sanırım, YÖK'ün de haberi olmadan geldi yani bir şekilde yukarıdan geldi, biri önerdi, böyle bir şey apar topar getirildi. Biz hemen bununla ilgili Anayasa Mahkemesine gittik ve iptal kararı alındı hem denetimle ilgili... Yani, bakın, ne denetim olacak... Hiçbir şey olmayacak. Hiçbir şey sorgulanacak mı? Hayır, sorgulanmayacak. Sözüm Meclisten dışarı, rektörünün maaşına kadar belli bir sınırın dışında olabilecek, hiç kimse bir şey sormayacak, bir sınır getirmeyecek. Böyle, fazlasıyla ödün verilerek yapılmış, arazi tahsisi de olan, şimdiye kadar hiç görmediğimiz bir anlaşmaydı; gecenin bir saatinde getirildi. Biz itiraz ettik, Anayasa Mahkemesi de 2018'de iptal etti ve tarih olarak da -tam olarak söylemem gerekirse şimdi tarihe bakarım- yaklaşık 2018 Ekim diye hatırlıyorum. O tarihten bu tarihe kaç yıl geçti? Zaten o zaman denetim yapmak istememiştiniz. Şimdi, kaç yıl geçti ve ben burada soru önergesi verdim. Soru önergemde, 2018'de iptal edilen ve 24/10/2019 -evet, o söylediğim tarih bu- tarihinde oy birliğiyle bu kararın yürürlüğe girmesinden sonra bu tarihe kadar ne oldu diye sordum. Neyi sordum, dedim ki: Bir kere denetim yapıldı mı? Yani Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda yasal bir düzenleme yapılarak denetim sistemi oluşturulmadığı hâlde üniversite bütçesinden harcama yapılmasının nedenleri nedir? Harcama yapılmış mıdır? Neden o tarihten bu yana denetim yapılmamıştır? İşte, bu araziyle ilgili soruları sordum. Üzerine tahsis yapılmış mıdır? Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesinin kullanımına açılmış mıdır? 5 soruluk bir soru önergem var. Ben bu soru önergesini Ekim 2022'de vermişim. O gün bugündür tarafıma gelen hiçbir yanıt yok, hiçbir yanıt yok. Ben Millî Eğitim Bakanlığına yazmışım, Millî Eğitim Bakanlığının ilgili yere sorması ve bana yanıt vermesi gerekiyor; işte, 5 sorum da burada. Özellikle de demişim ki: İlgili madde iptal edilmiş ve denetimden muaf tutulamayacağına dair kararı şu tarihte yayınlanmıştır. Bu kararın Resmî Gazete'de yayınlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine oy birliğiyle karar verilmiş olmasına rağmen bir düzenleme yapılmamıştır. Kaç yıl geçmiş, şimdi bu bir zahmet gelmiş, hani böyle biraz Alicengiz oyunuyla işte "bir şey yapalım bari" gibi Peki, bu aradaki dönemde ne oldu? Denetim yapıldı mı? Bu yılların hesabını birilerinin vermesi lazım. Maddelerde o konuya girilmesi de gerekiyor Sayın YÖK Başkanı; bence bu son derece önemli.
İkincisi: Bu arazi konusunda bizim Anayasa Mahkemesine gitmemizin üzerine yine iptal kararı çıktı ama şimdi, son maddeyle, iptal kararı sonrasında da gerçekten başka bir yöntem bularak yeniden devletin kira almasını engelliyorsunuz ama üniversitenin bu araziyi kiraya verip gelir elde etmesinin de önünü açmış oluyorsunuz. Anayasa Mahkemesi başka bir şekilde Pendik'teki bu arazinin verilemeyeceğini söylediği hâlde şimdi, siz, başka bir yöntemle tekrar oraya getirmeye çalışıyorsunuz; bu da buna göre son derece yanlış. Şimdi, bununla ilgili bir takım maddeler var.
Sayın Başkan, tabii ki biz konuşmamızda geneli üzerine dediğimizde bazı maddelerden de -zaten 9 maddelik bir teklif bu- geçmek zorundayız. Anayasa'ya aykırılığı ayrıca değerlendirildi fakat bence bunların çoğunun yeniden gözden geçirilip doğru bir şekilde, tekrar düzeltmeye mahal kalmayacak şekilde, yeniden karşımıza getirilmeyecek şekilde gündeme alınması, üzerinde çalışılması gerekiyor.
Teşekkür ediyorum.