KOMİSYON KONUŞMASI

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Teşekkür ederim Başkanım.

Şimdi, dün de ben limanlarla ilgili kısaca bir konuşma yaptım ama biraz daha bunu açmak, genişletmek lazım. Arkadaşlar da gayet güzel noktalara değindiler fakat dün Sayın Elitaş'ın limanlarla ilgili söylediklerini hayretle ve dikkatle dinledim ve hayret ettim. Yani burada şimdi Anayasa'nın iptal ettiği bir maddeyi tekrar siz, bir şekilde hesaplama şeklini değiştirerek buraya getiriyorsunuz ve tekrar aslında Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerini burada oyalıyorsunuz. Bir tarafta bütçe var, bir tarafta da biz 18-28 limanın değişikliğiyle ilgili burada sizi ikna etmeye çalışıyoruz bunu geri çekin diye. Şimdi, Sayın Elitaş dedi ki: "Biz, burada, AYM'nin iptal kararını dikkatli okuduk, aslında oradaki o iptal kararında bizim bir eksiğimiz vardı, bunu giderdik; hesaplama şekli." Ya, çok açık söylüyor, biraz önce Alpay Vekil de söyledi, Anayasa'nın 10'uncu maddesi, 13'üncü maddesi, 48'inci maddesi o kadar net ifade ediyor ki. Dün Sayın Kaboğlu da bunları söyledi ama ısrarla diyorsunuz ki: "Yok, biz bunları ihalesiz uzatacağız ve sonra hesaplama şekliyle biz bunlardan belli bir para alacağız. Hatta cirodan da yüzde 5 pay alacağız." Hepsi birbiriyle çelişkili, birbirine girmiş fikirler; tam oturmamış. Sayın Elitaş keşke burada olsaydı yani savunacakları konuyu bile tam olarak savunamayacak şekilde buraya getirmişler.

Dün yine demiştim ki: Sayın Erdoğan Katar'a gittikten sonra geri dönüşte bir yerle ilgili mutlaka bir satış gündeme geliyor; bunlardan bir tanesi de QTerminals Limanı yani Antalya. Şimdi, Antalya Limanı'yla ilgili net olarak şunu ifade edeyim: Henüz daha bu uzatma meseleleri bizim gündemimize gelmeden bir yıl önce, 1997'de "Global" diye bir firmaya özelleştirildikten sonra, Global firması tam bizim burada Komisyondan geçirip, Meclisten geçirip uzatma kararını verdiğimiz noktadan bir sene önce bu limanı aldı. Bir de kaça aldı biliyor musunuz arkadaşlar? 140 milyon dolara. Antalya'da 2 tane işleyebilecek rıhtım vardır ve bu 140 milyon dolar yedi senede asla çıkmaz. Global şirketi zaten burayı 40-50 milyon dolara otuz yıllığına kiralamıştı. Biz de o zaman "Bu eğer Katarlılara bu şekilde 140 milyon dolara ve fahiş bir fiyata satıldıysa bunun arkasından başka bir şey gelecek." demiştik ve geldi. Geldiği şekliyle bir Anayasa Mahkemesine gönderdik, Anayasa Mahkemesi bunu iptal etti. Bakın, bir daha getiriyorsunuz. Tabii, Anayasa Mahkemesinin ne diyeceğini bilemem ama burada daha önce madde 10'a, madde 13'e, madde 48'e aykırı olduğunu çok açık ifade eden Anayasa Mahkemesi herhâlde o zaman tespit ettiğini tekrar dönüp de bugün "Yok, öyle değilmiş, hesaplama noktasında siz doğru bir şey getirmişsiniz, ben de bunu kabul ederim." demez herhâlde çünkü orada çok net bir şey söylüyor -bakın, altını çiziyorum- diyor ki: "İhalesiz sözleşme özgürlüğüne karşı bir uygulama yapıyorsunuz." Ha, o zaman niye burada bütün Meclisi ve milletvekillerini oyalıyorsunuz ki ve bütçe orada devam ederken üstelik? Türkiye'nin en önemli gündemi şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisinde, bugünkü gündem öyle; biz de buradayız ve sizi ikna etmeye çalışıyoruz. Gelin, çekin, biz burada bu konuyla ilgili daha da bir şey konuşmayalım yani bu maddeyi çekin, hiç uğraşmayalım.

Şimdi Antalya Limanı'na tekrar döneceğim. Mersin Limanı konuşuldu, diğer limanlar konuşuldu ama Antalya Limanı'nda başka bir şey var. Bakın, arkadaşlar, Antalya Limanı öyle çok büyük bir liman değil fakat İzmir ile Antalya arasında başka bir konteyner limanı da yok. Antalya hem tarımın başkenti hem aynı zamanda gelişen bir sanayisi var, turizmin başkenti. Çok ciddi üretim yapan bir kentte Antalya ihracatçıları -ben de dâhil olmak üzere- Antalya ithalatçıları -ben de dâhil olmak üzere- Antalya Limanı'nı kullanamıyor arkadaşlar. Daha önce de kullanamıyordu, şimdi de kullanamıyor. Niye kullanamıyor? İnanılmaz fahiş fiyatlarla elleçleme hizmetleri var Antalya'da, inanılmaz. E, onun yerine biz kalkıp İzmir'den ihracat yapıyoruz; onun yerine olmadı, Mersin'e götürmeye çalışıyoruz, şimdi Mersin de fahiş fiyatlarla işlem yapıyor. Düşünebiliyor musunuz? Şimdi Antalya'da, Burdur'da, Isparta'da, Denizli'de üretim yapan ihracatçılar Antalya Limanı'nı kullanamıyorlar, İzmir gibi farklı limanlardan, daha uygun fiyatlı yerlerden ihracat ya da ithalat yapmaya gayret ediyorlar. Bu ne demektir biliyor musunuz? O bölgelerin ihracat yapmamasını sağlamak demektir. Hele bu şekliyle geçerse felaket. Burada nasıl bir işlem yapılır, ne yapılır, Mersin Limanı'ndaki gibi uyuşturucu kaçakçılığının merkezi mi olur, ne olur biz bilmiyoruz; o yüzden çok tereddütlüyüz.

Aynı zamanda şöyle bir bilgi de aktarayım size: Eğer bu limanın kiralama süresi tekrar kırk dokuz yıllığına uzatılırsa burada başka bir işlem yapılma ihtimali var. Bunu da daha önce gündeme getirmiştim, daha önce bu kanun maddesi geldiğinde; şimdi tekrar gündeme getirip not düşüyorum: Antalya'nın en değerli Sarısu sahiline rıhtımı uzatıp, 1 kilometrelik, 1.100 metrelik bir rıhtım yapıp limanın genişleme sahası olarak bir planlamanın içinde olunduğunu biz duyduk, biliyoruz. Eğer bu uzatma işi gelir ve kırk dokuz yıla çıkarsa Antalya Limanı, bilin ki orada sahiller Katar firmasına peşkeş çekilecek. Limanın genişleme alanı olarak üstelik de balıkçı barınağının dibine kadar, üstelik bir taraftan da Konyaaltı sahiline doğru büyütülmüş bir liman göreceğiz.

Dün Elitaş bir şey söyledi "Türkiye limanlarının 'hub' olmasını istiyoruz." dedi. Bu şekliyle, limanların bu büyüklüğüyle Türkiye limanlarının aktarma limanı olması mümkün değil fakat Mersin Limanı'na birkaç eklemeyle Mersin Limanı aktarma limanı olabilir, Orta Doğu'nun en büyük limanı Mersin Limanı olabilir. Mersin Limanı'nın eğer ele alınıp aktarma limanı yapılması isteniyorsa bu, uzatmalarla olmaz; yeniden ihale yaparsınız -yani bu şekliyle içindeki mevcutlara vermek yerine- ciddi yatırımcıların gelmesini sağlarsınız, rekabet ortamını oluşturursunuz, aktarma limanı yapabilirsiniz ama Antalya Limanı butik bir limandır. Antalya Limanı, Antalya bölgesinin ihtiyaçlarını, Isparta'nın, Burdur'un ihtiyaçlarını karşılayabilecek büyüklüktedir fakat rekabetçi olmadığı için Antalyalı sanayiciler, Antalya Limanını kullanamıyor; Antalyalı tarım üreticileri, tarım ihracatçıları Antalya Limanı'nı kullanamıyor arkadaşlar. O yüzlerce, binlerce, on binlerce tarım ürünü kara yoluyla bir şekilde Samsun'a gidiyor, Samsun Limanı'na; Samsun Limanı'ndan tekrar Soçi'ye aktarma yapılıyor. Bu kabul edilebilir bir şey mi? Antalya Limanı'ndan eğer faydalanabilmiş olsaydı bizim ihracatçılarımız, Antalya Limanı aynı zamanda Türkiye'nin en büyük tarım ihracatçısı limanı olabilirdi. Bunların hiçbirini öngörmeden, sadece içindeki insanlara hatta limanı yeni satın almış bir Katarlı firmaya tekrar süre uzatımını bize anlatmanız mümkün değil. Sayın Elitaş'ın dün söylediklerinin tamamının bir temeli yoktur, sadece bunu savunmaya çalışmıştır; keşke burada olsaydı, keşke kendisine bunları söylemiş olsaydım. Efendim, üstünden yüzde 5 şey alacakmışız, cirodan yüzde 5 pay alacakmışız. Fiyatı bir daha artırmaktan başka bir işe yaramaz. Yani yeni yatırımın gelmesini sağlamaz arkadaşlar, yeni bir yatırımın gelmesini sağlamaz. Bu şekilde yatırım yaptıramazsınız. Bu şekilde, işte, toplam, bizim belirlediğimiz fiyatın yüzde 10'u kadar beş sene boyunca yatırım yapacaklarmış. Yapmazlar, yapmazlar. Siz süreyi uzatıyorsunuz, kırk dokuz yıla çıkarıyorsunuz. Yarın yapar, öbür gün yapar, "Başka bir gün yaparım." der ve bugünkü limanları olduğu hâlde bırakıp aktarma limanı hâline, daha büyük ihracatlar yapacağımız hâle getirmeniz mümkün değildir.

O yüzden bir daha tekrarlıyorum: Dün 1'inci maddeyle ilgili, zeytinliklerle ilgili yaptığınız o güzel davranışı şimdi kutlayayım; tabii, tekrar getirmemek kaydıyla. Bunda da aynısını yapın, sizi alkışlayalım.

Teşekkür ediyorum.