KOMİSYON KONUŞMASI

YILDIRIM KAYA (Ankara) - Sayın Başkan, teşekkürler.

Şimdi, bu madde limanlar üzerine. Komisyon sözcümüz Sayın Tahsin Tarhan'ın ve Komisyon üyelerinin bu maddenin geri çekilme talebinin olumlu yönde değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum çünkü limanlar bir ülkenin gerçekten kaderidir, limanlara sahip çıkamadığımız zaman ülkemizin geleceğine sahip çıkma şansımız da yoktur.

Ocak 2022'de Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilen torba kanunla Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'a geçici madde eklenmiş ve kırk dokuz yıllıktan az olan sürelerin kırk dokuz yıla tamamlanması gibi ucube bir işlem yapılmış ve Anayasa Mahkemesi de 20 Temmuz 2022 tarihinde verdiği kararla düzenlemeyi iptal etmiş ama her ne hikmetse iptal edilen düzenleme belki de virgülü ya da birkaç sözcüğü değiştirilerek ısrarla yeniden tekrar ediliyor. Tekrarın gücüne ben de inanırım, doğruyu tekrar etmekte mutlaka fayda var ama yanlışı tekrar etmek, ülkeye hizmet etmek anlamına gelmez. Yanlışta ısrar, ülkenin geleceği hakkında gerçekten olumsuz sonuçlar doğurur. Hem Anayasa'ya hem Danıştaya hem hukuka hem de ülkenin geleceğine karşı bu tutum anlaşılabilir değil. Şunu anlıyoruz, hukuk bir kenara atıldı, biz adalet için 450 kilometre yol yürüdük ve bu yürüyüşümüz devam ediyor ama sizin de inatla ve ısrarla Anayasa'ya ve hukuka uymama anlayışınız devam ediyor.

Allah aşkına söyler misiniz, üç dönem kuralına takılan 100'e yakın AK PARTİ'li milletvekili arkadaş var, şimdi bu arkadaşların sırtına bu yükü niye yüklüyorsunuz? Eğer geleceğinizden eminseniz altı ay sonra bu yasayı getirirsiniz. Şimdi bu aceleniz niye? Aceleniz eğer şundansa, biz giden arkadaşlarımızın sırtına yükleyelim bu yükü, onları vicdanlarıyla baş başa bırakalım diyorsanız o arkadaşlarınıza da haksızlık ediyorsunuz; vazgeçin bu sevdadan. Hani siz yerli ve millîydiniz? Yerli ve millî olmak demek milletin malını bir avuç insana peşkeş çekmek mi oluyor? Şimdi, süresi dolmamış, 2028 yılında süresi dolacak olanın süresini 2022'nin son çeyreğinde yani aralığın son deminde uzatma sevdası gerçekten anlaşılır değil. Özelleştirmede hâkim olması gereken serbest rekabet ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmamakta olup kurala konu limanların gerçek özelleştirme değerlerine ulaşmasını engelleyebilecek niteliktedir. Nitekim, özelleştirme sürelerinin sonunda limanların yeniden özelleştirme uygulamasına konu olması hâlinde, 4046 sayılı Kanun'daki şartları taşıyan herkesin rekabet koşulları çerçevesinde özelleştirme sözleşmesine taraf olma imkânı olacakken kuralla bu imkân ortadan kaldırılmaktadır; bunu ben söylemiyorum, bunu Anayasa Mahkemesi söylüyor. Eğer Anayasa Mahkemesi üyelerinin Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından atandığını bilmiyorsanız hatırlatayım: Neredeyse tamamı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından atandı. Sizin atadıklarınız, sizin getirdiğiniz teklifin Anayasa'ya, hukuka uymadığını söylüyor. Bizim söylediğimize itibar etmiyorsanız Sayın Genel Başkanınızın atadığı kişilerin söylediğine itibar etmelisiniz.

Şimdi, sadece bu alanda mı hukuksuzluk? Hayır, sadece bu alanda değil. Dün Türkiye'de bir 14 Aralık darbesi yapıldı. Bu darbe, 16 milyonu temsil eden İstanbul halkına yapılan bir darbe oldu. Sadece İstanbul halkına da değil, 85 milyonun demokrasiye, hukuka ve adalete olan özlemine karşı yapılan bir darbeyle karşı karşıyayız. Şimdi, darbeler ve darbeciler mutlaka tarihte yerini alacak ama darbelere ve darbecilere karşı direnenler de asla unutulmayacak; onlar iyi yönleriyle hatırlanacak, darbe yapanlar kötü yönleriyle. Bakın, 12 Eylül darbesinden bu salonda bulunan çok insan çekti, sizler de çektiniz; 28 Şubat darbesinden de çektiniz, sizler daha çok çektiniz ama şimdi 28 Şubat darbecilerini aratan bir noktaya geldiniz, onlardan daha zalim, onlardan daha korkunç işler yapıyorsunuz. Vazgeçin, gelin, limanları halkın, Türkiye'nin, Türkiye Cumhuriyeti devletinin iradesinin elinden almayın; Anayasa'ya aykırı olan bu sevdadan vazgeçin. Siz sadece limanlara değil, inanın, kendi çıkarttığınız yasalara karşı da bir direniş gösteriyorsunuz.

Bakın, o maddede söz almayacağım için OHAL Komisyonuyla ilgili düşüncelerimi de söyleyeceğim ama kamu çalışanlarına ilişkin yaptığınız zalimliği o madde geldiğinde kamu çalışanlarıyla birlikte konuşacağız.

OHAL Komisyonuyla ilgili şunu söylemek istiyorum: OHAL Komisyonunun 28 Mayıstaki son açıklamasına göre Komisyona yapılan toplam başvuru sayısı 217.130. 124.235 başvuru incelenmiş, Komisyon 106.970'ine ret, 17.265'ine ise kabul kararı vermiştir. Komisyonda 2.895 dosya hâlâ incelenmeyi bekliyor. 2.895, rakamdan ibaret değil; burada çocuk var, burada kadın var, burada evine ekmek götüremeyen öğretmen var.

FAHRİ ÇAKIR (Düzce) - Rakamlar doğru değil.

YILDIRIM KAYA (Ankara) - Rakamlar doğru.

Burada evine ekmek götüremeyen, çocuğuna kıyafet alamayan babalar var, burada "Ağaç kabuğu kemirsin." dediğiniz insanlar var. Burada İbrahim Kaboğlu var, karar verilmemiş; burada gerçekten, şu anda, milletvekilliği beş yılı geçmiş olan Cihangir İslam var.

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Sayın Kaya, sözünüzü kesmemek adına hatırlatıyorum, son bir dakikanız, toparlarsanız...

YILDIRIM KAYA (Ankara) - Toparlayacağım, bitiriyorum.

Bu OHAL Komisyonu, OHAL Komisyonu olmaktan çıkmış, oyalama komisyonu olmuştur. Oradaki hâkim ve savcılar vicdanlarına göre karar vermedikleri gibi, hukuka göre de karar vermediler. İnsanları Arasat'ta bıraktılar; insanları Arasat'ta bırakmaya hiçbirinizin hakkı yok. Anayasa Mahkemesine gidişin önünde, uluslararası mahkemelere gidişin önünde engel olmak için iki yıllığına kurduğunuz OHAL Komisyonu kaç yıldır göreve devam ediyor ve bu iki yıllığına kurulmuş Komisyon neden görevini süresi içerisinde tamamlayıp yeniden normal sürece devretmedi? Ellerinizi vicdanınıza koyun, bunu bir kez daha düşünün. Şimdi, getirdiğiniz bu konudaki yasanın da kabul edilebilir bir yanı yoktur.

Teşekkür ediyorum.