KOMİSYON KONUŞMASI

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, değerli hazırun hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu kadar önemli bir maddenin görüşüldüğü Mecliste esas talebimiz tabii ki bu kanun teklifinin tamamen geri çekilmesi ve en kritik maddelerden biri olan bu 2'nci maddenin muhakkak geri çekilmesi gerektiğine olan inancımla başlamak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye kıyılarının toplam uzunluğu 8.333 kilometre; 2.805 kilometresi Ege, 1.795 kilometresi Karadeniz, 1.577 kilometresi Akdeniz ve 927 kilometresi Marmara'da yer almakta bu kıyıların. Ege'de İzmir, Aliağa, Çanakkale; Karadeniz'de Zonguldak, Ereğli, Sinop, Samsun, Ordu, Giresun, Hopa, Rize; Akdeniz'de İskenderun, Mersin, Antalya ve Marmara'da en önemli ticari limanımız İstanbul, İzmit, Derince, Bandırma, Çanakkale ve Gelibolu limanları bulunmakta. Bu limanlar petrol, tahıl, fındık, konteyner, dökme kargo, elleçleme, soda ve benzeri gibi pek çok nakliyenin yapılmasında büyük önem taşımakta. Türkiye'de irili ufaklı toplam 174 adet olmak üzere boru hattı ve iskeleleri de sayacak olursak 200'e yakın kıyı tesisi bulunmakta. Bunların 27'si stratejik öneme sahip ve ciddi bağlantıları olan limanlar, sadece askerî amaçla kullanılanlarının yanı sıra balıkçılık, kuru dökme, konteyner ve yat limanları da bunların içerisinde.

Şimdi, tabii, bunlardan Türkiye Denizcilik İşletmeleri ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarına ait 18 liman özelleştirildi ve ne yazık ki bunlar kırk dokuz yıllığına. Antalya limanı 1998'de özelleştirilmişti 2028 yılına kadar Katarlılara, QTerminals Katar'a. Alanya 2000 yılında özelleştirildi 2030'a kadar; on dokuz yıl, sözleşme bitiş tarihi 2049. Hopa, Ciner Grubuna 2046; Galataport Doğuş-Bilgili Grubuna 2062; Kuşadası, Global Ports'a 2052 yılına kadar; Çeşme, Ulusoy Grubuna 2056 yılına kadar; Mersin, Singapur PSA-Akfen Grubuna 2061 yılına kadar; İskenderun, Limak'a on üç yıl uzatıldı süresi 2046 yılına kadar; Sinop 2046 yılına kadar Çakıroğlu AŞ'ye; Ordu yine Çakıroğlu AŞ'ye 2046 yılına kadar; Tekirdağ, Akport AŞ'ye on dokuz yıl, 2046 yılına kadar; Rize, Riport AŞ'ye 2046 yılına kadar; Marmaris, Marmaris Liman İşletmeciliğine 2049 yılına kadar; Dikili, Dikili Liman AŞ'ye 2052 yılına kadar; Derince, Safi Katı Yakıt'ın on yıl süresi kalmış 2064 yılına kadar; Trabzon, Albayrak Grubuna 2052 yılına kadar ve Taşucu Ceynak Grubuna dokuz yıl 2070 yılına kadar süreleri uzatılanlar.

Şimdi, tam 3 kez getirdiğiniz bu kanun teklifi geri döndü ve Anayasa Mahkemesinden de geri dönmüş olmasına rağmen 6 Ocak 2022 tarihinde yürürlüğe girdi ve 20 Temmuz 2022 tarihinde Anayasa Mahkemesinin aldığı kararla bu madde iptal edilmiş olmasına rağmen yeniden aynısını noktasına, virgülüne dokunmadan bu 2'nci maddeyi tekrar önümüze getiriyorsunuz arkadaşlar. Dün de ifade ettim, Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'nde vatanın bütün kalelerine girilmiş bütün limanları zapt edilmiş de olsa bizi göreve davet eden Ulu Önder Atatürk'ün vasiyetine uymak zorundayız arkadaşlar.

Bu söz konusu özelleştirmeye istekli olan başkaca kişilerin dâhil olmaması ve özelleştirmede hâkim olması gereken serbest rekabet ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmayan bu konunun Anayasa Mahkemesinden dönmüş olması nasıl sizin tarafınızdan delinerek yeniden buraya getiriliyor? Doğrusu, hani kime incelettiniz? Hangi Anayasa hukukçusu bunu inceledi de size "olur" verdi ve buraya getirilmesine ilişkin yol açtı, bunu merak ediyoruz. Hani dün "Biz incelettik, Anayasa'ya uygun olmayan bir şey yok." diyorsunuz. Doğrusu o gerekçeyi okumak isteriz veya burada bize okursanız çok... Hani merak ediyoruz, neye dayandırarak bunu söylüyor, öyle bir şey var mı yani neye dayandırıyor?

Yine, limanların özelleştirme sürelerinin sonunda uygulamaya konu olması hâlinde 4046 sayılı Kanun'daki şartları taşıyan herkesin rekabet koşulları çerçevesinde özelleştirme sözleşmesine taraf olma imkânı olacakken bu kuralla bu imkânın ortadan kaldırıldığı gerekçesiyle iptal edilmiş. Ölçüsüz bir sınırlama getirdiği sonucuna ulaşılmış ve ne yazık ki yine bu karşımıza getiriliyor.

(Uğultular)

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Bu taraftan ciddi uğultu geliyor, lütfen hatibi dinleyelim.

Teşekkürler.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Yine, sözleşmeye konu önceki ihaleyi kaybeden kişilere sonradan ek sözleşme yapma imkânı sağlanarak sözleşme süresinin uzatılacağını bilmelerinin söz konusu ihalede bulundukları teklifi etkilemeyeceği de söylenemeyecek, dolayısıyla bu itibarla farklı bir muamelenin ölçüsüz olduğu sonucuna ulaşılmış ve açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 10'uncu, 13'üncü ve 48'inci maddelerine aykırı olması sebebiyle bu madde iptal edilmiştir.

Tekrar Plan ve Bütçe Komisyonuna getirilen ve 24 Ekim 2022 tarihinde Plan ve Bütçe Komisyonunda uygun olmadığı için tekliften çıkarılan ve bugün olduğu gibi önümüze getirilen bu maddenin çekilmesi gerekiyor arkadaşlar.

Şimdi, tabii, yine Danıştayın iptal kararları var. Hangi limanlara ilişkin? Giresun, Sinop, Ordu, Tekirdağ, Rize, Hopa, Antalya ve Trabzon Limanlarının iptal kararları var ama ne yazık ki idare birtakım gerekçeler göstererek -bu iptal kararlarına rağmen- uymamış ve uygulamaya devam etmiş yani bu özelleştirmeyi uygulamaya devam etmiş. Bu da hukukun gerçekten delinmesi ve hukukun yok sayılması. Bu ülkede hukuk hepimize gerekiyor ve hepimizin mutlaka birincil önceliğinin hukukun üstünlüğünün sağlanması olması gerekiyor. Doğrusu ben, bizim teknik olan bu Komisyonumuzun daha analitik düşündüğünü, hukuk ilkelerini de her zaman öncelediğini gördük ama maalesef bugün getirmiş olduğunuz bu maddeyle hem hukuk ihlalleri yaşanıyor hem Anayasa ihlalleri yaşanıyor hem de analitik olarak düşünmemiz gereken bu olgu ortadan kalkmış oluyor.

Yine notlarıma baktığımda, tabii ki ihaleye girmeyle ilgili... Yani haksız bir rekabet var. Bu sürenin bitiminde -dün de birçok konuşmacı genel görüşmelerde ifade etti- çok daha yüksek rakamlara girilecek ihalelerle bu limanlar verilebilecekken, kaldı ki bu özelleştirmelere de biz karşıyız ama, bu ihalelerle yapılabilecekken bu rekabet koşulunu da ortadan kaldırıyorsunuz. Dolayısıyla bu da Anayasa'nın -az önce de ifade ettiğim gibi- hem eşitlik ilkesine aykırı hem ihalede haksız rekabeti getirmekte hem de Anayasa'nın 10'uncu, 13'üncü ve 48'inci maddelerine de aykırı.

Öte yandan, modernizasyon gerekçe gösterilmiş yani "yaptığın aynıyla vaki" mi derler, tam sözü hatırlayamadım ama yani yaptıkları yapacaklarının garantisi. Bugüne kadar nasıl bir düzenleme, nasıl bir modernizasyon, nasıl bir yatırım yapmışlar ki bundan sonra yapacakları yatırımlarla ilgili bir öngörü sunularak gerekçeye bu konulmuş, doğrusu bunu da merak ediyoruz. İşletme sürelerine bakıldığında, süresi kısalan bu şirketlerin hiçbir şekilde yatırım yapmadıkları ve bu sözleşmelerin şartlarına uymadıkları gözlenmiş. Dolayısıyla "Bu şirketlere neden böyle imtiyazlar tanınıyor?" diye buradan sormak isteriz. Bunu da teklif sahibi bize açıklarsa çok mutlu oluruz yani bugüne kadar hiçbir yatırım yapmamış ve hiçbir sözleşme hükmünü yerine getirmemiş bu şirketlere neden farklı imtiyazlar sağlanıyor?

Yine, değer tespitinin yapılması ve bunun üzerinden ihaleye çıkılması gerekirken işleten firmanın geliri veya satış hasılatı üzerinden hesaplama yapmak ya da eski işletme hakkının bedelinin TÜFE üzerinden güncellenmesi işletmenin hâlihazırdaki değerini göstermez. Dolayısıyla kamunun açık bir biçimde zarar etmesine neden olan bir hesaplama yöntemi de getiriyorsunuz. Bunun da mutlaka incelemeye muhtaç bir şey olduğunu buradan ifade etmek istiyorum.

Evet, teknik olarak konu bunlar ama doğrusu şunu da merak ediyoruz: Sayın Cumhurbaşkanı ne zaman Katar'a gitse -özellikle son futbol turnuvalarıyla ilgili Katar'a gittikten sonra- bakıyoruz ki Katar'a yaratılan imtiyazlar yeniden önümüze geliyor, 4'üncü kez önümüze geliyor. Yani açıkçası şunu da sormak isterim: Acaba alınacak 5 milyar doların etkisi mi var bu kanun teklifinin buraya gelmesinde? Yine, niye on beş gün gibi bir süre? Yani Resmî Gazete'de yayımlandıktan sonra bir yangından mal kaçırma durumu mu var? Daha önce altı ay gibi bir süre tanınırken niye on beş günlük bir süre; bunu da kamuoyunun dikkatlerine sunmak isterim doğrusu.

Tüm bu gerekçelerle, bu 2'nci maddenin ve özellikle bizim sınırlarımızın ve millî güvenliğimizin en önemli unsuru olan limanlarla ilgili bu teklifin çekilmesini buradan yeniden istiyoruz. Bununla ilgili, anayasal bağlamda da arkadaşlarımız görüşlerini bildirecektir.

Teşekkür ediyorum.