| Komisyon Adı | : | BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU |
| Konu | : | Uludağ Alanı Hakkında Kanun Teklifi (2/4750) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 6 |
| Tarih | : | 10 .12.2022 |
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Efendim, ben de çok teşekkür ediyorum.
Komisyon Başkanı ve Değerli Komisyon üyeleri, kıymetli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi selamlıyorum.
Önemli bir karar alıyoruz. Dün bazı konuşmalar yapılmış. Umarım, Komisyon üyeleri yirmi dört saat sonra burada konuşulanlarla ilgili bir muhasebe yapmışlardır diye düşünüyorum. Çünkü yaptığımız iş ortada, sadece "Uludağ" kelimesinden ibaret değildir; Bursa'nın bundan sonra geleceğini doğrudan ilgilendiren temel bir kanun gibi düşünebiliriz ve öyle. Aslında, en çok üzüldüğüm şu: Bursa'nın 11 milletvekilinin âdeta Bursa'da yaşamıyormuş gibi böyle bir metnin altına imza koyup ve onu Bursa'nın bileşenleri, Bursa'nın diğer siyasal partileri, Bursa'nın diğer milletvekilleri, Bursa'nın sivil toplum örgütleri, Bursa Su Kolektifi, DOĞADER, çevre komisyonları bütünüyle hiçbir ama hiçbir kurumla görüşmeden buraya gelmiş olmaları. Elbette arkadaşlarımız Bursa'da yaşıyorlar ve yaşayacaklar, gelecekte de Bursa'da yaşayacaklar.
Şimdi, 229 sayılı bir teklifle geldi buraya, Komisyona. Aslında, şubat ayında bir ön alınmıştı fakat şubat ayından itibaren duruldu, bugün tekrar hızlıca gündeme geldi. Gerekçeye bakıyorsunuz, çok net, 1'inci maddenin de konusu bu; millî parkla ilgili yaşanan yetki kargaşası.
Değerli Komisyon üyeleri, biliniz, eğer yirmi yıllık iktidar sürecinden sonra Uludağ hâlâ endemik bitkilerini korumuşsa, bugün sıfır noktasına inmiş olan Nilüfer Barajı'ndaki suyun hâlâ bu noktaya kadar gelmiş olmasında da hâlâ "birinci ve ikinci gelişim bölgeleri" olarak adlandırdığımız, 7.000 dekar olarak konuşulan otellerin, inşa edilmiş bölgenin ve diğer bölgelerin bir entegrasyonun olmuş olması sizin "Bugün yetki karmaşası var." dediğiniz yapılar sayesindedir. Eğer bir iyilik varsa, olumluluk varsa bilin ki bundandır çünkü aslında, bu, aynı zamanda bir otokontrol sistemidir.
Kaldı ki Uludağ yetkisi çok net; 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu'na göre Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından yönetilmektedir; kurum çok nettir, çok açıktır. 14'üncü maddesini de okuduğunuzda bu kanunun, aslında, Milli Parkların görev, yetki, sorumluluklarını bütüncül olarak ortaya koymaktadır. Başta Uludağ olmak üzere Türkiye'deki var olan bütün millî parkların aslında bu 14'üncü maddenin koruması altında olduğunu biliyoruz.
Elbette Orman Genel Müdürlüğünün de bir yetkisi vardır Milli Parklar Genel Müdürlüğü müsaade ettiği kadar; elbette BUSKİ'nin -Bursa Su ve Kanalizasyon İdaresinin- Devlet Su İşlerinin, Osmangazi Belediyesinin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının, Tarım ve Orman Bakanlığının, Sayın Başkanım, hepsinin orada bir görevi var ama bütün bu görevleri koordine eden, bir noktada tutan Milli Parklar Genel Müdürlüğüdür yani ortada bir yetki kargaşası yoktur ama siyaset ve ticaretin müdahale ettiği Uludağ'ın halktan, Bursa'dan, Türkiye'den, dünyanın en önemli doğal yaşam alanı olmasından koparılıp tamamen 3-5 kişinin rant ve kar amacı olarak imara, ranta, talana açma anlayışı olarak buraya gelmektedir, buna çok üzülüyoruz çünkü ortada Milli Parklar Genel Müdürlüğünün yapmaya çalışıp da yapamadığı ne varsa bilin ki diğer kurumlardan kaynaklanmaktadır. Diğer kurumlar kimde? Diğer kurumlar da birbirine bağlı olarak iktidarın yönettiği kamu kurumları elindedir.
Yani soru şu: Ne yapmak istediniz de Milli Parklar Genel Müdürlüğü müdahale etti, yapmadı? Milli Parklar Genel Müdürlüğünün müdahale ettiği her şey, Değerli Başkanım, değerli komisyon üyeleri, halk yararınadır, Uludağ yararınadır, Uludağ'ın geleceği adınadır. Bakın, bir gerekçe de şu, diyorsunuz ki: "Turizme kazandıracağız." Koruma ve kullanma dengesi denen bir kavram var, dünyanın yeni bir kavramı, çok da kıymetli bir kavram. Yani bu şu demek değil: "Ben Uludağ'a senede 5 milyon insan götüreceğim." Böyle bir şey yok Sayın Başkanım, değerli komisyon üyeleri. Uludağ'ın bir habitatı var, bir ekolojisi var; o habitat ve o ekoloji ne kadar insan yükü taşıyabiliyorsa, bir sezonda ancak o kadar götürebilirsiniz.
Bakın, şu anda ismini hatırlayamadım, Kuşadası'nda sanıyorum bir park var. O parka...
METİN YAVUZ (Aydın) - Dilek Yarımadası.
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Efendim...
METİN YAVUZ (Aydın) - Dilek Yarımadası.
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Dilek Yarımadası'na siz istediğiniz kadar insan olarak gidemezsiniz; eğer on buçukta gittiniz, o gün oraya girebilecek insan sayısı kadar insan alınmışsa siz giremiyorsunuz, kapıdan dönüyorsunuz yani orada hem kullanma hem koruma aynı anda değerlendirilir ve ona göre bir çizgi çizilir, örneğin, o sayıdan daha fazla insan oraya alınamaz. Park, yol, yahut... Hani sizlere saygı duyarak söylemek isterim, gelmemişsiniz, olabilir ama Bursa milletvekilleri mutlaka gitmişlerdir; Uludağ'ın yollarının delik deşik edildiğini kim bilmiyor ki? Son yapılan yol çalışmalarıyla binlerce, binlerce, binlerce ağacın kesildiğini, yolların genişlediğini kim bilmiyor? Bütün herkes biliyor, bende onların o zamana dair fotoğrafları da var, bugün çok acil oldu, getiremedim, hepsi, ne kadar ağaç kesildiğine dair...
Başka bir şey söyleyeceğim. Sayın Başkan, değerli Komisyon üyeleri; dünyanın en pahalı teleferiği yapıldı. Dünyanın en pahalı teleferiği niçin yapıldı biliyor musunuz? Önceki vardı, o, yok sayıldı, çok büyük maliyetlerle Alman firmasına yaptırıldı; tamam. Neden trafik sorunu yaşadığımızı ben anlamıyorum. Birinci bölgeden ikinci bölgeye giden teleferik şu anda çalışmıyor. Maddi imkânsızlar olabilir, başka bir şey olabilir, kısıtlı şey gelmiyor olabilir ama siz ne kadar çok karayoluna müsaade ederseniz, ne kadar çok otoparka müsaade edersiniz, bilin ki Uludağ'ı o kadar fazla kirleteceksiniz, o kadar fazla; bunu çok net söyleyebiliriz. Kent merkezinden giden çok modern, çok pahalı bir teleferik var ama ne yazık ki teleferiğin kullanılma oranı yüzde 25-30; yüzde 70-75 kara yoluyla gidiliyor. Yani siz çevre yolu, otoban yapmayı düşünürseniz çevre yolu, otoban gider.
Bir başka şey şu; özellikle gerekçede söylemişsiniz, gerçekten bu çok acayip geldi bana, paylaşmak isterim Değerli Başkan ve Değerli Komisyon üyeleri: Ulaşım ve otoparktan bahsediliyor ama "Orada günlük konaklayanlar ile sürekli konaklayanlar arasındaki o düzensizliği giderecek yeni bir sisteme ihtiyacımız var." diyor. Değerli arkadaşlar, çok net söyleyeyim: Orayı bir grup zengin için organize ediyorsunuz, bir grup zengin için. Yani, Bursa halkının oraya günlük girmesi yasaklanacak. Niye? Doğrudan yasaklanmayacak da parası olanın girebildiği bir alan olacak, parası olanın kayak yapabileceği bir yer olacak.
VİLDAN YILMAZ GÜREL (Bursa) - Tam tersi.
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Ben söylemiyorum, gerekçenizde söylüyorsunuz efendim. Keşke bu gerekçeyi okuyup gelseydiniz.
VİLDAN YILMAZ GÜREL (Bursa) - Tam tersi. Bursa halkı Uludağ'a çıkamıyor, biz onlar çıksın diye uğraşıyoruz.
MUSTAFA DEMİR (İstanbul) - Şu anda kimse kayamıyor zaten, merak etmeyin.
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Başka bir şey, o başka ya.
MUSTAFA DEMİR (İstanbul) - Yok, şu anda Uludağ'da falan kayılmıyor yani; kimse de tercih etmiyor, onu da söyleyeyim. Çok konuştunuz, hani, kusura bakmayın. Şu anda İstanbul'dan kimse Uludağ'a kaymaya gitmiyor.
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Neden? Uludağ'ın sorunu mu? Değil. Ben bitireyim, siz de söyleyin.
Burada temel sorun -çok net ve ısrarla- şu: Milli Parklar Genel Müdürlüğüne engel olunuyor, Milli Parklar Genel Müdürlüğünün yaptığı bütün çalışmalara engel olunuyor. Eğer bir öneri varsa gidiyor Şehircilik Bakanlığına, orada kalıyor, oradan Turizm Bakanlığına... Arkadaşlar, biz Bursa'da yaşıyoruz, o kurumlarla da diyaloglarımız var, yapmayın bunu. Bursa'yı siz biliyorsunuz, ben de biliyorum, bütün hayatımız Bursa'da geçti. Bu kadar insan bu işte "Burada bir sorun var." diyorsa düşünmek lazım değerli milletvekili arkadaşlarım.
Size birazdan -belki sürem yetmeyecek- bu dönemin neler yarattığına dair çok somut örnekler vereceğim, o zaman belki anlayacaksınız neden buna karşı çıktığımızı. Eğer bunu bir konsensüsle, birlikte, gerçekten sorunları masaya yatırır bir şekilde oturup konuşabilseydik; sivil toplum örgütlerini, akademik odaların bütününe taşısaydık, onların fikirlerini alabilseydik; buraya gelmeden, bir Bursalı olarak hepimiz ortak bir anlaşmayla buraya getirip bir önerme sunsaydık bugün bunları konuşmuyor olacaktık ama "Biz çoğuz, biz bildiğimizi yaparız." anlayışı doğru değil. Dolayısıyla, Uludağ'da ortaya koymuş olduğunuz "Alan Başkanlığı yönetim sistemi" çok net, çok net. Bundan önce gördüklerimiz gibi, özellikle Ürgüp, Göreme tüflerinde yaşanan sorunlar... Rüzgârın bile uçurduğu o tüflerin olduğu yere, hem de Açık Hava Müzesinin olduğu yere dozerle giriyorsak biz Uludağ için korkarız.
Bunun birçok örneği var, birazdan vereceğim, hiç şeye gerek yok. Ben çok şey yapmak istemiyorum, sadece derdimi anlatmaya çalışıyorum burada. Orada bir örnek vereceğim ben.
BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Orhan Bey, diğer maddelerde de konuşacak mıyız yoksa...
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Tamam Başkan, bitiriyorum.
BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Tamam.
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Bütünüyle baktığımızda, yapılan işler kesinlikle ve kesinlikle orada kafamızı karıştıran onlarca soru işaretiyle karşı karşıya. İmar yetkisini veriyorsunuz, sınırın genişlemesini-daralmasını veriyorsunuz; her türlü kamu kurumunu bütün her şeyiyle bu Komisyona devrediyorsunuz, her şeyiyle; birçok vergiden, değişik alanlardan devlete verilmesi gereken vergilerden, belediyeye verilmezken harçlardan, her şeyden muaf tutuyorsunuz ve kocaman bir Uludağ... Ya, Uludağ, Komisyonun değil Sayın Başkanım; Uludağ, halkın. Bakın, şu anda Bursa'nın en büyük su havzası, su havzası Bursa'nın; Bursa'nın ekosistemi kesinlikle oraya bağlı. Orası yeterli kar alamadığında, yeterli yağmur alamadığında... İşte, küresel ısınma ve iklim değişikliğinden bahsediyoruz. Karbon yutağı orası. Bugün zaten göğsünden hançerlenmiş gibi her tarafında maden, her tarafında mermer ocakları, her tarafında bor, diğer madenlerin kirlettiği sular... Yani bütüncül bakmak lazım. Eğer siz en yukarıdan kirletmeye başlarsanız en altta "Bursalıların canı cehenneme!" demek gibi bir şey olur ki... Biz doğru yapılan şeylere elbette olur veririz ama bunun doğru bir yöntem, doğru bir yönetim biçimi olmadığını çok net, çok açık bir şekilde söylemek lazım. Kaldı ki "millî parklar" meselesi... Dünyada çok kabul gören, dünyada değer gören, uluslararası alanda bir karşılığı olan kurumlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ORHAN SARIBAL (Bursa) - "Uludağ Yönetim Alanı Başkanlığı" denen bir yapı geliyor ve bu yapının hiçbir literatürde yeri yok ama hiçbir yerde yeri yok.
BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Orhan Bey, bir dakika daha süre veriyorum.
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Tamam Başkanım.
Diğer maddelerde yine çok net konuşacağım Değerli Başkanım ama çok net şunu söylüyorum: Düşüncemiz çok açık, çok net, 1'inci maddesinden son maddesine kadar bu yapılan sistem veya getirilmek istenen yapı, kesinlikle Uludağ'daki bir grup zengin ve onlara ilave olup zenginleşecek bir grup turizmcinin, tüccarın iktidar ortaklığıyla Uludağ'ı talan anlayışıdır. O yüzden itiraz ediyoruz, o yüzden sesimizi duyun diyoruz, o yüzden canımız acıyor.
Ben şimdilik sözlerimi buradan bitireceğim,
daha sonra yine maddelerde söz almaya çalışacağım.
Teşekkür ediyorum.