KOMİSYON KONUŞMASI

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, biz, Semra Güzel Vekilimizin dokunulmazlığının kaldırılmasıyla ilgili dosyada, aslında hem savunmalar hem bu iddialara karşı görüşlerimizi tarihsel arka planıyla birlikte çok ayrıntılı ifade etmiştik. Bu, kendisinin dokunulmazlık dosyasında da mevcut, ayrıntıları. Biz şüphesiz, alt komisyon kurulduktan sonra ve Karma Komisyona gelince, hatta Genel Kurula geldiğinde bu konuda en ayrıntılı şekilde ve süre sınırına takılmaksızın savunmaları hem Komisyonunuzla hem Türkiye toplumuyla hem de Meclis Genel Kuruluyla paylaşacağız.

Bugün satır başlarıyla bazı noktaları dikkatinize sunmak istiyoruz. Tabii ki karar verilmiş, tabii ki Semra Güzel'in milletvekilliğinin düşürülmesine bu Karma Komisyon karar vermeyecek, bunu çok iyi biliyoruz. Semra Güzel'in fotoğraflarını dört yıl dosyada tutup, dört yıl hiçbir işlem yapmayıp, dört yılın sonunda zamanı kendilerince geldiğinde düğmeye basıp bir soruşturma dosyasında bulunan fotoğrafları kamuoyuna servis eden akıl ve iktidar, aslında o gün Semra Güzel'le ilgili HDP'ye yönelik linç kampanyası ve saldırıyla ilgili kararını vermişti. Bu bir sır değil, bunu hepimiz biliyoruz. İster yanlı olsun ister yansız olsun, aslında bu Meclis de gayet iyi biliyor, burada bulunan milletvekilleri de gayet iyi biliyor, siz de tabii ki Komisyon Başkanı olarak bunu gayet iyi biliyorsunuz. Semra Vekilimiz linç edildi, Semra Vekilimiz aylarca Meclise gelemedi, evet çünkü bütün basın-yayın organları fotoğrafları günlerce, aylarca işleyerek tam da milletvekilliği yapmasına engel olundu. Hakkında bir yakalama kararı yoktu, hakkında bir tutuklama kararı yoktu, dokunulmazlığı devam ediyordu. Milletvekilliği faaliyetinde bulunmasının önünde normalde bir engel yokken bizzat iktidar ve ortağının yönettiği medya, özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi bunu kendince bir seçim propagandasına, bir siyasi propagandaya ve bir şova dönüştürdü. Biz o zaman da söyledik, bugün de söylüyoruz: Semra Güzel'le ilgili gerçekten kriminal bir soruşturma yapılma iradesi olsaydı o fotoğrafların görüldüğü gün, dosyaya girdiği gün, muttali olunduğu gün bu soruşturma açılmalıydı. Hatta milletvekili olmadan önce var bu fotoğraflar, milletvekilliğinden önce. Milletvekili oluyor, aradan üç buçuk yıldan uzun zaman geçiyor, sonra iktidar kendisini zayıf hissettikçe, oyları düştükçe, kamuoyu nezdinde antipropagandaya maruz kaldıkça "HDP'yle ilgili ne yaparım?" diye kara kara düşündü ve şimdi de önümüze devamsızlık gerekçesiyle bir dosya getirdi. Bu kesinlikle sadece bir kılıftır. Şu anda her birimiz, biz de dâhil maalesef figüran konumundayız. Bir karar verilmiş ya, önceden bir karar verilmiş.

Ben iddia etmiyorum, biliyorum ve inanıyorum: Bu Komisyondan başka bir karar çıkmayacak. Daha önce onlarca defa, 4 Kasım darbesinden bu yana burada benzer toplantılara girdik. Neden? Çünkü Semra Güzel bir kadın, çünkü Semra Güzel bir Kürt, çünkü Semra Güzel bir HDP'li, çünkü Semra Güzel bir muhalif, çünkü Semra Güzel bir doktor olarak Diyarbakır Tabip Odası Başkanlığında, Yönetim Kurulu üyeliğinde, Mecliste Sağlık Komisyonu üyeliğinde çok başarılı çalışmalara da imza atmış bir milletvekilimiz. Özel hayatıyla ilgili, milletvekili olmadan önce, hekimken yapmış olduğu bir ziyaretin, tamamen bir arkadaşlığın ve dediğim gibi, duygusal bir iletişimin sonucu olarak burada milletvekilliğinin tartışmaya açılması büyük bir haksızlık ve zulümdür, bunu ifade etmek istiyorum.

Diğeri: Bu milletvekili eğer AKP sıralarında oturuyor olsaydı her hâlükârda korunurdu, korunuyor, korunmaya devam ediyor. Ya, biz bin kere söyledik, bin birinci kez söyleyelim: Bir milletvekilinin evinde bir kadın ölü bulundu ya, bundan daha büyük bir suç olabilir mi? O milletvekilinin dokunulmazlığı bile tartışılmadı, buna izin verilmedi. Bak, ben "Cinayet işledi." de demiyorum, böyle bir iddiam yok ama buna dair çok güçlü şüpheler vardı, kamuoyunda aylarca tartışıldı. O milletvekili hâlâ milletvekilliği yapıyor. Bizim, bırakın evimizden bir cenaze çıkmasını -Nadira Kadirova- bırakın cenazeyi, ortada gün gibi açık fiiller varken, beyanlarımız varken burada iktidar kendisini "hukuk savunucusu" ilan ediyor; değilsiniz.

Zehra Taşkesenlioğlu, hepiniz gayet iyi biliyorsunuz, bu sıralarda milletvekili. Ya, onun ayrıntılarını Komisyon toplantılarında söyleyeceğiz. SPK Başkanıyla, rektörle, Cumhurbaşkanı danışmanıyla girdiği hukuk dışı, ahlak dışı, paraya dayalı ilişkiler bütün Türkiye toplumunun bilgisi dâhilinde. Bir rakam var elimde, benim dudağım uçukladı; 4 milyon euroya tekne kiralamış ya. Sadece kira diye biliyorum.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) - Hayır, hayır, beş yıllık kirası.

TUFAN KÖSE (Çorum) - Almamış.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Beş yıllık kira. Bu, Türk parasıyla ne kadar? 75 milyon TL.

ERDAL AYDEMİR (Bingöl) - Ali Bey, buna da cevap verin!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Buna buna dair tek bir kişi "Dokunulmazlığını kaldıralım, yargılansın. Bu para halkın parası. Bir tekne kiralamak için bu para nereden geldi?" diye sormadı -ama biz soruyoruz- çünkü o, AKP milletvekili; çünkü o, dokunulmaz; çünkü şu anda onun arkadaşları ve yönetimi iktidar sıralarında oturuyor. Neden? Neden?

MURAT ÇEPNİ (İzmir) - Utanmaz, utanmaz!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bu yolsuzluklarla ilgili, bu rüşvetle ilgili, bu para trafiğiyle ilgili hiçbir açıklama yok, hiçbir açıklama yok ama sonu...

GARO PAYLAN (Diyarbakır) - Ali Bey, ne diyorsunuz bu işe?

MAHMUT ATİLLA KAYA (İzmir) - Saçmalama ya, gereksiz yere konuşuyorsunuz!

MURAT ÇEPNİ (İzmir) - Sen gereksiz konuşuyorsun! Sana ne!

MAHMUT ATİLLA KAYA (İzmir) - Üslubuna dikkat et!

MURAT ÇEPNİ (İzmir) - Etmiyorum!

MAHMUT ATİLLA KAYA (İzmir) - Üslubuna dikkat et!

MURAT ÇEPNİ (İzmir) - Etmiyorum!

MAHMUT ATİLLA KAYA (İzmir) - Edeceksin!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Ben konuşuyorum arkadaşlar.

ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) - Kimin konuşacağına siz mi karar vereceksiniz?

BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Değerli milletvekilleri...

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Bir dinler misiniz lütfen. (Gürültüler)

BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Sayın milletvekilleri...

MAHMUT ATİLLA KAYA (İzmir) - Sen kimsin ya, sen kimsin?

MURAT ÇEPNİ (İzmir) - Sen kimsin?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Burada oturan herkes milletvekili. (Gürültüler)

Arkadaşlar, bir bitireyim mi konuşmamı?

Şimdi, Zehra Taşkesenlioğlu sadece bir örnek. Bunun gibi çok sayıda örnek var ve bunların hepsinin kaydını, belgelerini bu Komisyona sunacağız.

Şimdi, bugün bir istifa haberi var mesela. Kim? Ahmet Eşref Fakıbaba. Ne demiş, biliyor musunuz? "Yirmi yıl içinde -onları geçiyorum- siyasi ve ahlaki anlayışıma uygun olmayan bazı kişilerle bundan böyle beraber olmayacağım için de mutluyum." AKP Milletvekili bir paylaşım yapmış kamuoyuna. Bunun gibi çok sayıda istifa var, ayrılık var, iddia var; bak "iddia" diyorum ama bazıları inkâr bile edilmiyor.

4 milyon euro kaç kişinin boğazındaki lokma ya? Bir milletvekili nasıl bu kadar para edinebilir? Sonra, neymiş? "Soruşturma açıldı. Namahrem, ailevi görüntüleri kamuoyuna yansıdı." Kesinlikle karşıyım; o video kamuoyuna yansımamalı, ben de imza atıyorum ama bu kadar ciddi iddia varken onun üzerinden bir de propaganda yapmak ayrıca maharet gerektirir. Sizleri kutluyorum, gerçekten çok mahirsiniz! İşi saptırmakta, işi karartmakta, sansür uygulamakta bu iktidarın eline hiç kimsenin, sadece Türkiye'de değil dünyada da su dökebileceğini düşünmüyorum; bu konuda sizleri takdir ediyorum!

Şimdi, gelelim: Semra Güzel niye Meclise gelmedi? Hani, sözde devamsızlık ya! Bu arada, devamsızlığın sadece bir kılıf olduğunu da söyleyeyim, bir kılıf. Buraya gelmemiz için özel karar alındı, dört hafta yoklama yapıldı, dört hafta sonrasında yoklama alınmadı; dört hafta öncesinden de yıllardır yoklama alınmıyor. Özellikle basın mensuplarına söylüyorum: Bu Meclisin yoklama geleneği yoktur, ben oradayım. Semra Güzel için özel, Meclis Başkanlığınca Başkan Vekillerine talimat verilerek yoklama aldırılmıştır. Elimizde veriler var "Nasıl yapalım? Nasıl Semra Güzel'in vekilliğini düşürelim? Yoklama yoluyla yapabiliriz." Yani hukuku, İç Tüzük'ü yine araçsallaştırdınız, yine bir silah olarak kullandınız.

Şimdi, birkaç veri var elimde, şunu söyleyeyim: Faysal Sarıyıldız, Tuğba Hezer; bu Mecliste devamsızlıktan vekillikleri düşürüldü, o zaman da ben Komisyondaydım. Yine, Leyla Zana, yeminden dolayı düşürüldü. Yüz yıllık arka tarihte buna örnek 5 milletvekili var; 3'ünün Kürt olmasının, muhalif olmasının, şimdi de HDP'li olmasının tesadüf olduğunu kim söyleyebilir ya? Hangi Allah'ın kulu bunun bir tesadüf ve rutin bir uygulama olduğunu söyleyebilir. Bu devamsızlık işinize geldiği için istediğinizde cebinizden çıkarıp kullanıyorsunuz işte.

Şimdi, bakalım, Parlamento geleneğimizde ne var? İç Tüzük'te düzenlenmiş ve bununla birlikte, ayrımcı uygulamalar olduğu yönünde tartışmalar da var. 2018 yılının Eylül ayı itibarıyla Başkanlık Divanı kararlarına dayanarak devamsızlık saptamasından özürlü sayılan milletvekili sayısı 115 olarak hesaplanmış. Bu sayı 2019 yılı sonunda 126'ya erişmiş. Neredeyse her 5 milletvekilinden 1'inin bu konumda olması İç Tüzük hükümleriyle tabii ki bağdaşmıyor. Size soruyorum: Bağdaşıyor mu? O sıralarda kaç kişinin olduğunu biliyoruz çünkü oradayız, çünkü oradayız yani birlikte mesai yapıyoruz ve bunun farkındayız. Bu durum milletvekilleri arasında belirgin bir ayrımcılığa yol açıyor, adaletsizliğe yol açıyor; müşahedeyle açılan birleşimler nedeniyle devamsızlık saptamasına zaten gidilmiyor -bunu hepimiz yaşıyoruz- yaptırımlar uygulanmıyor ve bunu çok net olarak not etmemiz lazım. Başkanlık Divanının söz konusu kararları 63 yılından başlayarak birikimli olarak ilerlemiş ve devamsızlık saptamasından özürlü sayılan sayı giderek artmıştır. Her yeni Başkanlık Divanı kararında önceki kararların yanı sıra listeye yeni unvanlar da eklenmiştir. Kararların birkaçı ayrık olmak üzere, salt alındıkları yasama dönemi bazında geçerli görülmeyip izleyen yasama dönemleri için de geçerli sayılmıştır. Bunların hepsi Meclis kayıtlarında mevcut. Yani şunu söylemeye çalışıyorum: Bu Mecliste devamsızlık yapan sadece Semra Güzel değildir. Bu Mecliste yoklama alınırsa çok sayıda milletvekilinin yoklamaya katılamayacağı, katılmayacağı vesaire birçok mazeretinin olduğu biliniyor ama burada Semra Güzel'e özgü özellikle alınan, iktidar grubu tarafından alınan bir karar ve önümüze gelen bir Başkanlık Divanı yazısı ve sonrasında bu süreci şu anda birlikte yaşıyoruz.

Burada Meclis Başkanının tarafsızlığı mı? Yani yok öyle bir tarafsızlık. Herkesin bu İç Tüzük ve Anayasa'ya göre ettiği tarafsızlık yeminine -Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı da dâhil- uyduğunu söylesek herhâlde büyük bir iftira atmış oluruz; tarafsızlık yok, taraflılık var, yanlılık var, bunu da geçtim, düşmanlık var. Dün, Erdoğan'ın, Kürt halkının tamamına dönük çocuk sayılarına yönelik söylemi artık ilan etti zaten, bilineni ilan etti. Bu konuda bizim kafamızda bir soru yoktu, dünkü söylemiyle bu soru bütün kafalardan silinmiştir. Buna ilişkin hem AİHM kararlarını hem Anayasa Mahkemesi kararlarını ve daha birçok mevzuat hükümlerini tabii ki hem alt komisyonda hem Karma Komisyonda hem de Genel Kurulda çok ayrıntılı bir şekilde tartışacağız.

Peki, ne oldu? Semra Güzel için evet, karar alındı özel olarak ve bunu her milletvekili biliyordu. Yoklama alındığında herkes birbirine şunu dedi: "Ya, kimin vekilliğini düşürecekler, kimi hedeflediler?" Herkes bir ağızdan kulislerde çay içerken ya da Meclis sıralarında "Semra Güzel için alındı, sayı tamamlanırsa bu yoklama bitirilecek. "Ve nitekim öyle oldu, yine bilineni yaşadık, hepimiz biliyorduk bunu. Peki, Semra Güzel niye gelemedi? Çünkü linç ediyordunuz, çünkü sizin kanallarınız, sizin yazılı ve görsel basınınız gece gündüz demeden Semra Güzel'i linç ediyordu. Meclise gelemezdi, diğerlerinin yaptığı gibi sahte doktor raporları sunmazdı -biz bunu ahlaki bulmuyoruz- ya da "Ben kendi seçim bölgemdeyim." demedik, bu konuda etik davrandık. Gelemezdi çünkü gelseydi burada can güvenliği tehlikesi vardı. Bizim bir milletvekilimiz şu anda Koru Hastanesinde tedavi görüyor ya; bir haftadır linç girişiminden sonra tedavi görüyor. Kolluk kuvvetleri tarafından bacağının üç yeri bilerek ve istenerek kırıldı, yaşamına kastedildi, insan öldürmeye tam teşebbüs edildi hem de bir milletvekiline. Hem de bu Meclisin Başkanı ve milletvekilleri dâhil kimse "Geçmiş olsun, bu yanlıştır." bile demedi. Habip Eksik Vekilimiz bu tablodayken, sizin tetikçileriniz işbaşındayken, paramiliter güçler sokakta cirit atarken, sosyal medya üzerinden her gün tehdit savrulurken Semra Güzel nasıl gelip Meclise imza versin? En büyük mazeret budur işte, tek mazerettir. Siz linç ediyorsunuz, o linç sonucunda gelip imza veremiyor ve siz bu devamsızlık sebebiyle vekilliğini düşüreceksiniz, bunu biliyoruz.

Diğer bir mesele, gözaltına alınma şekli. Ya, yalan olur da yalanın bu kadar yani kuyruklu mu diyeyim, dört dörtlük mü diyeyim, Goebbels'e rahmet mi okutuyorsunuz diyeyim, ne diyeyim? "Saçlar peruk." dediniz ya. Ben, dün değil önceki gün kendisini ziyaret ettim. Semra Güzel saçına kına yapan bir vekilimiz, saçları peruk falan değil, ben biliyorum. Gittim, Kandıra Cezaevinde ziyaret ettim. Bir hafta bütün basın-yayın organları "Saçına peruk takmış, kaçıyordu." demişler. Hepsi yalan, çıkan haberlerin tamamı yalan. Kendileri benzin alınan bir yere, tesise girip su almak için inmişler, polis bile durdurmamış, orada kontrolde alınmış yani bir şey hali yok, kriminal bir mesele. Ve zaten kendisi bunun durulması, sonra görevine devam etmek için bekliyordu, iletişim hâlindeydik, bir linç vardı. Şimdi hakkında dava açıldı.

Peki, şeye ne dersiniz? O gözaltına alma senaryosunun yazarı Süleyman Soylu tabii. Semra Hanım anlatıyor, diyor: "Burada damarlar var bir kadın o kadar sıktı ki -kendisi doktor- diğeri dedi ki: 'Benim gücüm yetmiyor sıkmaya, sende sık.'" Koşar adımlarla, özel bir senaryoyla gözaltına alınma şekli servis edildi. Çünkü öç alınıyordu, çünkü intikamdı bu, çünkü kamuoyunun gözüne "Biz bir milletvekilini nasıl böyle zorbalıkla, koşturarak, başını eğerek gözaltına alırız." mesajı verilmek istendi ama tabii ki başı eğemediler, tabii ki hiçbir güç bizim başımızı eğemez. O da başını dimdik bir şekilde kaldırarak bütün gücüyle -zayıflığına rağmen- o dik duruşuyla girdi ve mahkemede de gerekli dersi verecek, size de topluma da gerekli açıklamaları verecek. Bizim bu konuda söylemekten imtina ettiğimiz, açıklayamayacağımız hiçbir hususun olmadığını ifade etmek istiyorum.

Son olarak şunu söyleyeceğim: Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu bir kumpastır. Şu anda burada toplanmamız tamamen önceden planlanmış bir kumpasın devamıdır. Bu Parlamentoda yoklamaya katılmayan yüzlerce milletvekili vardır, yoklama yüzde 99,9 alınmıyor. Meclis her zaman müşahedeyle açılıyor, her zaman, istisnalar hariç. Bu müşahede dışında alınan karar da Semra Güzel'in vekilliğini düşürmek içindir ve bu da planlanmış bir olaydır, buna da Türk dil edebiyatına göre "kumpas" deniyor. Hazırlanmış, planlanmış bu kumpas sonucu buradayız ama unutmayın bunları tarih yazıyor, bizler de yaşıyoruz nerede olursak olalım. Kesinlikle bunun hesabını bu kumpasta, bu kurguda, bu hukuksuzlukta, bu halk iradesini tanımamada olan herkesin yargı önünde, adalet önünde, demokratik bir sistemde tabii ki verecekler.

Tabii ki şunu da ek olarak ifade etmek istiyorum bu Parlamentonun 3 üyesi; Leyla Güven, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Enis Berberoğlu hakkında Anayasa Mahkemesi ihlal kararı verdi. Leyla Güven hâlâ cezaevinde ve konuştuğu için ha bire ceza veriliyor. Onlar da Anayasa Mahkemesinden dönecek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden dönecek ama bu Parlamentoya 2 milletvekili cezaevinden iade edildi, hem de Anayasa Mahkemesi kararıyla vekilliği iade edildi. Karar verirken en azından hukuki normları, mahkemelerin kararlarını da dikkate almamız gerekiyor, iade edildi, Meclis tarihinde böyle çok sık rastladığımız meseleler değil, çok olanaklı, her zaman böyle hukukun tecelli ettiği meseleler değil. Siz bugün bu kumpas gereği bunu düşürebilirsiniz, çoğunluk sizde, çoğunlukçu bir sistem var, totaliter bir sistem var ama bu, Anayasa Mahkemesinden ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden döner. Ve Başkanlık Divanında yapılan tartışmalara da vâkıfız, sonuçta bizim de üyelerimiz var. Bu, kamuoyuna yansımadı ancak Divan üyelerinden, farklı partilerden de biliyorum, kesinlikle taraflı bir karar verilmiştir ve bu taraflılıkta yoklama vermeyen onlarca milletvekili azade tutulmuştur, ayrık tutulmuştur ve sadece Semra Güzel'in dosyası getirilmiştir. Ayrımcılık dünya tarihinde de Türkiye tarihinde de en büyük insan hakkı ihlallerinden biridir ve şu anda bir ayrımcılık yapılıyor. Kürtlere, kadınlara, HDP'lilere yönelik bir çifte standart var, en hafif deyimiyle söylüyorum. Lütfen bunları düşünün diyorum.

Teşekkür ediyorum.