| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/286) ve 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/285) ile Sayıştay tezkereleri a) Sağlık Bakanlığı b) Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü c) Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu ç) Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı d) Uluslararası Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 6 |
| Tarih | : | 24 .11.2022 |
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Bakan, kıymetli bürokratlar; hepiniz hoş geldiniz. Genelde biz bu bütçe görüşmelerinde bakanların neyi eksik yaptığını konuşuyoruz ama bugün ben sakin günümdeyim; Sayın Bakan, siz de sanırım şanslı gününüzdesiniz çünkü bugün kısıtlı süremi neleri yapamadığınızı değil; isteseniz, istesek hep birlikte neleri yapabileceğimizi anlatmaya ayıracağım.
Hepinizden, arkada bizi dinleyen bürokratlardan, burada oturan herkesten bir şey rica ediyorum; gelin bir beş dakika bir hayal kuralım istiyorum. Bu ülkeyi patronlar değil de gerçekten halk yönetseydi nasıl bir sağlık sistemimiz olurdu? Sadece bir hayalde değilim inanın, TİP'in sağlık sisteminin hedefini anlatacağım size.
Şimdi, Sağlık Bakanlığı bütçesinin yıldan yıla azalmadığı, eğitimle birlikte sağlığa vergilerimizin en kallavi kısmını ayırdığımız bir Türkiye'deyiz. Parası olanın lüks hastanelerde en iyi hizmeti aldığı "paran kadar sağlık" anlayışı bitmiş. Elimizdeki tüm olanakları eşit şekilde yurttaşlarımızın kullanımına açmışız. Koruyucu sağlık hizmetlerimiz dünyada parmakla gösterildiği için düşük ihtimal ama insanlık hâli bu ya, diyelim hastalandınız, öyle dünyanın bir ucunda değil, hemen mahallenizdeki sağlık birimine başvurup tedavi almanız için ihtiyacınız olan tek şey kimlik belgeniz artık. Cebinde katkı payı verecek paranız yok mu, ilaç için verecek paranız yok mu, para lazımsa bile lazım gelen ilaç eczanede bulunur mu diye dertlenmeye; "Bugün randevu baksam alana kadar ölür müyüm?" diye düşünmeye gerek yok. Bankoya gittiğinizde "SGK mı, özel sağlık sigortası mı?" diye soran yok. Genel sağlık primi yatırdın mı, bakan yok. Yaşlılar özel sağlık sigortasından bahsedince gençler gülmeye başlıyor biliyor musunuz? "Sağlığın da özeli mi olurmuş, ne kafası yaşadınız siz zamanında?" diye dalga geçiyorlar bizimle. En iyi sağlık hizmetlerinden parası olanın yararlandığı, parası olmayanın kısıtlı imkânlarla başının çaresine baktığı bir düzenin fikri bile insanların midesini bulandırıyor artık. İnsanlara hasta değil müşteri gözüyle bakan, grip olup gittiğinizde bile 150 ayrı test üstüne kolonoskopi yapmadan vallahi bırakmayan özel hastanelerinizin hepsi bir bir kapanmış, devlet hastaneleri öyle bir durumda ki özellerin yüzüne bakan yok. "Şehir hastanesi" adı altında kurulan kara deliklerin tamamı tıp fakültelerine tahsis edilmiş; hasta garantili şehir hastaneleri vesilesiyle çalınan her kuruş vergimizi faiziyle takır takır tahsil etmişiz, bu talana yol verenler hapiste, cezalarını çekiyorlar. Zira sağlık sistemimizde artık hastaların değil sağlığın garantisi veriliyor. Hekimlerimizin öncelikli görevi hasta olmamamız için çaba sarf etmek artık. Üstelik bu ülkenin hekimleri ve diğer sağlık emekçileri nasıl mutlu çalışıyorlar bir görseniz. Her gün, acaba öldürüleceğim gün bugün mü kaygısıyla, robot gibi üç dakikada bir hasta bakmak zorunda değiller artık bu ülkede. Hasta yakınları ile sağlık çalışanlarını karşı karşıya getiren saçma sapan sistemi kaldıralı çok olmuş. Her fırsatta sağlık çalışanlarını hedefe koyan, doktorlara "Ülkeyi terk edin." diyebilen vizyonsuzlar değil ülke yönetmek, oy verme ehliyetine bile sahip olmadıkları için, bir sağlık emekçisine el kaldıran hadsiz son on yıldır hapiste olduğu için, yıllardır, tek bir sağlıkta şiddet ihbarı gelmemiş hiçbirinize. TTB'ye savaş açan halk sağlığı düşmanlarının adını bile hatırlayan yok ama TTB dimdik ayakta biliyor musunuz? Üstelik aldıkları hekim başvuruları yine had safhada. Mesela bu yıl da 2.100 hekim başvurmuş ama bu sefer yurt dışına kaçmak için değil bilakis mesleklerini kendi memleketlerinde yapabilmek için dönüş başvurusu yapıyorlar. Bir tek hekimler değil tüm sağlık emekçileri mutlu artık. Patronların kasasını değil halkın sağlığını gözeterek planlamışız her bir şeyi. "Laf olsun, torba dolsun." diye açılan içi boş fakülteler kapatılmış, tek bir işsiz sağlık emekçisi kalmamış ya ülkede. Twitter'da "sağlıkçıya atama" etiketlerini görmeyeli, duymayalı nereden baksanız on yıl olmuş. Bir şeyi daha hiç görmüyoruz sosyal medyada: SMA'lı bebeklerini yaşatmak için gece gündüz uğraşan ailelerin yardım çığlıkları yok artık mesela. Öyle yaygın bir test seferberliği başlatmışız ki SMA görülmüyor bile bizim ülkemizde, tek tük vaka olursa da devlet üstüne düşen her şeyi yapıyor. İlaç bulamamak diye bir şey yok mesela; devletin sorumluluğunu eczacının sırtına atıp kaçtığı düzenlemeler yok, şirketler para kazansın diye fahiş fiyatlarla satılan ilaçlar yok, ameliyatta sağlam iplik bulmak için 60 tane paket açan doktorlar yok, borç batağında, bir sıvı sabun almaktan aciz hâle düşürülen kamu hastaneleri yok. Kullandığımız ilaçlar bile yerli ve millî biliyor musunuz artık! Araştırmaya ayırdığımız kaynaklarla öyle bir çığır açmışız ki bütün dünya gıptayla bizi izliyor.
OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Sayın Kadıgil, toparlar mısınız lütfen.
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Sayın Başkanım, Başkanla görüştük altı dakika hususunda, bilginize sunayım; değiştiniz arada şey olmamış olabilir.
OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Bana iletmedi ama mümkün olduğunca idare etmeye çalışacağım.
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - İletecektir eminim, yalan söyleyecek hâlim yok. Bir dakikam var, sağ olun.
OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Buyurun.
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Borç batağında, bir sıvı sabun almaktan aciz hâle düşürülen kamu hastaneleri yok. Kullandığımız ilaçlar bile yerli ve millî artık dedim ya. Araştırmaya ayırdığımız kaynaklarla öyle bir çığır açmışız ki dünya gıptayla bizi izliyor. Para israfı kaçak sarayın yerine kurduğumuz Beştepe tıp fakültesinde kansere çare bulunduğu haberi gündeme bomba gibi düştü en son. Bu toprakların araştırmacıları bu topraklarda yaptıkları araştırmalarla alıyorlar dünyanın en prestijli ödüllerini.
Yani Sayın Bakan, madem sürem az, uzatmayım: Yönetenler siz gibi özel hastane sahiplerinin, ilaç şirketlerinin değil halkın emrinde olsa şu anlattıklarımın hiçbiri imkânsız değil ama bir özel hastane sahibi Sağlık Bakanı koltuğunda otururken imkânsız, bir özel hastane sahibini Sağlık Bakanı koltuğuna atayan saray rejimi oldukça, imkânsız. O yüzden, önce, bağlı bulunduğunuz saray rejimini, sonra bu rejimin temsil ettiği patron düzenini yok edeceğiz ama merak etmeyin...
OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Evet, teşekkür ediyoruz Sayın Kadıgil.
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Son cümlem Sayın Başkan.
...şayet göreviniz süresince bir suç işlemediyseniz, liyakate göre, belirlenecek bir devlet hastanesinde mutlu bir şekilde hekimliğinizi yapmanız için elimizden gelen her şeyi de yapacağız.
Teşekkür ediyorum.