| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/286) ve 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/285) ile Sayıştay tezkereleri a) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı b) Mesleki Yeterlilik Kurumu c) Sosyal Güvenlik Kurumu ç) Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 6 |
| Tarih | : | 11 .11.2022 |
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Türkiye İşçi Partisi adına buradayım. Hâliyle bu kadar torpil yapılmasını ben de mazur göreceğinizi düşünüyorum.
Öncelikle, Sayın Bakan, kıymetli bürokratlar; hepiniz Türkiye Büyük Millet Meclisine hoş geldiniz. Bütçenizin hayırlı olmasını diliyorum.
Bazı kutlamalarım var, yalnızca sizin döneminizde değil yirmi yıllık AKP iktidarına ilişkin olacak bu. O yüzden sözlerim sert gelirse kişisel almamanızı istirham ediyorum çünkü Sayın Bakan, yaptığınız açıklamalar açıkçası beni de olumlu manada şaşırtıyor. Bu yüzden yaptığım eleştirilerin yirmi yıllık AKP dönemine ilişkin olduğunun altını tekrar çizerek sözlerime başlamak istiyorum.
Çeşitli şampiyonluklarımız var tebrik etmemiz gereken Sayın Bakan. Bunlardan 1'incisi kadın ve genç işsizliği; dünya şampiyonuyuz, tebrik ediyorum yirmi yılda emeği geçenleri. Ortalama çalışma sürelerinde mesela günlük ve aylık olarak OECD ülkeleri arasında dünya şampiyonuyuz, tebrik ediyorum emeği geçenleri. Asgari ücretle çalışanların oranı yüzde 57'ye vurmuş durumda. İş bulabilecek kadar şanslı olup çalışabilen insanların yüzde 57'si, bu ülkede asgari ücrete mahkûm çalışıyor, bu alanda dünya şampiyonuyuz, emeği geçen herkesi bir kere daha buradan tebrik etmek istiyorum. Mesela en yakın rakibimiz Romanya'ymış sevgili arkadaşlar, yüzde 21 orada. Bizi kıskanan Almanya, Hollanda gibi ülkelere gittiğimizde asgari ücretle çalışanların oranı yüzde 3 ila 5 arasında değişiyor. Çalışıyoruz da ne oluyor, neye tekabül ediyor bu asgari ücret? Gelin bir de başka bir şampiyonluğumuza bakalım. Asgari ücretin en düşük olduğu ülke konusunda da şampiyonluğu kimseye kaptırmıyoruz, bu konuda da tebrik ediyorum yirmi yıldır emeği geçen herkesi. Bir bakıyorum Türkiye'de insanların aldığı asgari ücret sadece 297 euro, bizi kıskanan Almanya'da 1.111 euro. Şimdi, aklı evvel bazı insanlar çıkıp "Dolarla mı maaş alıyorsunuz, euroyla mı maaş alıyorsunuz?" diye sormaktan hiç utanmadıkları için çok basit bir iPhone endeksi yapayım, bütün gençlerin elinde. Hani AKP'li dayıların fırsat buldukça sorduğu soru var ya "Çıkar telefonunu göster." Son çıkan iPhone 14'ü Türkiye'de yaşayan bir insanın satın alabilmesi için asgari ücretle yüz doksan gün çalışması lazım arkadaşlar. En yakın rakibimiz yine Avrupa'da Macaristan altmış gün, İsviçre'ye, Almanya'ya falan gitmiyorum orada çünkü dört beş gün. Burada komik bir anımı paylaşacağım sizinle Sayın Bakan. Ben bu ülkenin milletvekiliyim. Geçtiğimiz aylarda İsviçre'ye panel için bir ziyarete gittim. İşsizlik maaşı alan göçmen bir Türk arkadaşla sohbet ediyoruz, yaptığımız hesap bize şunu gösterdi: İsviçre'nin göçmen bir işsize verdiği sosyal destek, Türkiye Cumhuriyeti'nin milletvekiline verdiği maaşın üstünde. Bu konuda da emeği geçen herkesi sanıyorum ayrı ayrı tebrik etmek durumundayım.
Şimdi, iş cinayetlerinden bahsedeceğim. Çünkü geçen konuşmama da böyle başlamışım biliyor musunuz Sayın Bakan, genç bir arkadaşımın, otuz yaşında Burak'ın iş cinayetiyle başlamışım. Bugün daha kötüsüyle başlayacağım çünkü dün 14 yaşında bir kız çocuğu öldü bu ülkede. Görmüşsünüzdür, farkındasınızdır. İsmi Dicle Nur Selçuk Hatay'da meyve paketliyormuş, çalışma yaptığı makinaya kıyafeti takılmış ve hayatını kaybetmiş.
MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Başörtüsü takılmış, başörtüsü!
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - İş kazasının saatini paylaşmak istiyorum sizinle. Çocuklarınız vardır, on dört yaşında, tekrar ediyorum, saat onda olmuş bu olay, akşam onda olmuş. Akşam onda, fabrikada çalışan 14 yaşında bir kız çocuğu iş cinayetinde ölmüş bu ülkede. Rakamlardan çok bahsettiler, bunlar böyle söyleyince anlamsızlaşıyor, sanki canlardan bahsetmiyoruz da böyle istatistiki bilgilerden bahsediyoruz sananlar olabiliyor, 30.244 işçi AKP döneminin bilançosu.
Sayın Bakan geçen sene, sunumunuzda bir şey söylediniz, çok canımı yakmıştı, yakmaya devam ediyor, Hocasınız da siz bu konuda. Dediniz ki "İş cinayetlerinin yüzde 98'i önlenebilir cinayetler." Ve haklısınız. Aradan bir sene geçti Sayın Bakan, 2021 yılında işlenen iş cinayeti sayısını veriyorum size 2.170; ayda 180 can demek arkadaşlar, günde 6 can demek arkadaşlar. Bu ülkede çalışma süresi -kimseyi iplemiyor ama- yedi buçuk saat. Ne demek bu biliyor musunuz? Bu ülkede mesai yapılan her saat 1 işçi öldürülüyor demek. Bu kadar basit aslında. Bunun hepiniz de farkındasınız, sebeplerinin de farkındasınız ama önlemiyorsunuz, önleyemiyorsunuz. Bu tabloda önlemeniz mümkün değil çünkü Türkiye çapında sağdan soldan sayıyoruz, çıkarıyoruz 600 iş müfettişiniz var, 600; iş yeri sayısına bakıyorum 2 milyon. Yani bugün karar verseniz deseniz ki ya bu kadın haklı, bir şeyi hâle yola sokup çözelim bunu, bütün iş yerlerine bir denetim götürelim, yirmi beş yılda bir sıra geliyor bir iş yerine. Böyle bir saçmalık olabilir mi? Bir ülkede kim bu utançla yaşayabilir? Gerçekten her birinize ayrı ayrı soruyorum ben bunu. Ve müfettişleriniz Sayın Bakan, artık resen denetim yapamıyor. Teftiş Kuruluna biraz değineceğim zamanım azalıyor ama Sayın Başkanın torpil sözünü aldığım için devam edeceğim. Zaten bir avuç...
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Yalnız abartmayalım bir dakika sözleştik.
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - İki dakika sözleştik Sayın Başkan.
Yani iş müfettişlerinize Teftiş Kurulu şu an sürekli şey gönderiyor. Resen teftiş yapamıyor bu insanlar ya! Bir iş yerine gidiyor mesela fare pisliği şikâyetiyle gitmiş, oradaki makinede ayda 3 tane kol kopmuş ona bakamıyor. "Ayrıca gel buraya, ayrıca teftiş yollayayım ben." diyorsunuz yine yollayan hiç kimse olmuyor, sayılarını artıralım diyoruz, yine arttıran hiç kimse olmuyor. Netice gerçekten bir sınıf kırımı yaşanıyor bu ülkede.
Kadın kısmına geleceğim bir de, çok kısa değineceğim çünkü kadın istihdamında dedim ya, dünya sonuncusuyuz ya artık, dünya sonuncusuyuz. Yani rakamlara hakikaten sinirlenmemek elde değil. Bu ülkede her 100 kadından sadece 18'i tam zamanlı çalışıyor. Uzun uzun zamanım olmadığı için girmeyeceğim Sayın Bakan, sadece dönün arkanıza bakın. Bugün buraya 36 bürokratınızla gelmişsiniz bunlardan yalnızca 4'ü kadın. Yani uzun uzun "TÜİK şöyle; o, öyle böyle" diyor. Yok. Etrafa bakan herkes kadınların bu ülkede çalışamadığını görüyor. Bunun sebebi nedir? Çünkü bu ülkede çocuk bakanların yüzde 93'ü kadın. Kadınlar evde ya ev işi yapmak zorunda ya çocuk bakmak zorunda. Kreş nerede Sayın Bakan? Mahalle kreşleri sorumluluğu Aile Bakanlığında. Öbür tarafına gelelim ya, iş yerlerinde olması gereken kreşler nerede?
Şimdi, sunumunuzu inceliyorum, burada, sadece yarım sayfa bahsetmişsiniz ve bahsettiğinizde şöyle diyorsunuz: "İşte, 10 bin kadına 100 euro verdik, şu kadar da bakıcı desteği verdik." Ya, bu ülkede kreşlerin en ucuzu 4 bin liradan başlıyor; "bakıcı" dediğiniz şey 8 bin liradan başlıyor. Kadınlar şu an "fıtrat" diye, "bilmem ne" diye, "aile" diye diye eve mahkûm edilmiş durumda. Biz sizden sadaka istemiyoruz, teşvik falan istemiyoruz, siz Çalışma Bakanısınız, bizim sizden istediğimiz şey çok net, bizim bir mevzuatımız var ya: "150 ve üstü kadın çalıştırılan iş yerlerinde kreş açılması zorunludur." Değil mi Hocam? Benden daha iyi biliyorsunuz. Peki, neden açılmıyor bu kreşler? Nerede bu kreşler arkadaşlar? Kaç iş yerinde kreş var şu anda? Kaçını denetlediniz, kaçına ceza yazdınız, kaç tane kreş açtırmayı başardınız? Gerçekten merak ediyorum, kamu kurumlarını da bunun içine koyarak soruyorum çünkü bu bizim şu anda en temel, en problemli yerimiz. Bakın "150 ve üzeri kadın çalıştıran yerler" diyoruz. Ya, Migros, kendi övünüyor, ben demiyorum, "20 bin kadın çalışanım var." diye övünüyor; kaç tane kreşi var, bilen var mı aranızda? Soruyorum bunu gerçekten.
Ve son olarak otuz saniyede şunu özetleyeceğim Sayın Bakan.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - İki dakikanız doldu, anlaşmamıza uyun lütfen.
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Tamam, Başkanım, on saniye, lütfen, gerçekten bitiriyorum.
Kanun teklifi verdim. Bu hakikaten sizin bürokratlarınız dâhil herkesin bence önemsemesi gereken bir konu. Burada imzalar var, binlerce kadından da imza aldık Sayın Bakan. "150 kadın" demek zaten başlı başına bir fecaat. 50 ve üzeri ebeveyn çalıştıran her iş yerinde kreş açılmasının zorunlu olması için bir kanun teklifi verdik.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Teşekkür ediyorum.
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Sizden istirhamımız bu alana değinmeniz ve bu kadınların haklı çığlığını -eğer ki siz bir sosyal politikalardan sorumlu hocaysanız- duymanız.
(Mikrofon Başkan tarafından kapatıldı)
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Sadece benim değil binlerce kadının imzasıyla verdiğimiz bu teklifi hayata geçirmenizi ve patronların kârından biraz kısıp kadınlara bütçe ayırmanızı rica ediyorum.
Teşekkür ediyorum.