KOMİSYON KONUŞMASI

SEZAİ TEMELLİ (Van) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli hazırun, öncelikle dün taleplerini dile getirmek için sokaklarda olan eğitim emekçilerinin mücadelesini selamlamak istiyorum. Sonrasında Boğaziçi Üniversitesinde kayyuma, kayyumcu zihniyete kararlı bir şekilde direnen bilim insanlarını ve tüm KHK'lileri ve üniversiteden koparılmış olan barış akademisyeni arkadaşlarımı da selamlamak istiyorum.

Önce, YÖK tabii ki. YÖK sistemi; özgür bilimin ve özerk, demokratik üniversitenin karşısında yer alan bir sistemdir. YÖK sistemi; bir 12 Eylül icadıdır ve faşist bir sistemin üniversite anlayışıdır. YÖK, bugün hâlâ hayattaysa cuntanın üniversiteye baktığı yerden bakan iktidarlar nedeniyledir.

Sayın Bakan, eğitimin birinci amacı, siz de çok iyi bilirsiniz ki hiç kuşkusuz toplumsal eşitsizliklerin azaltılmasıdır. Bir ülkede demokrasi yoksa ilk bakacağınız yerlerden biri eğitim sistemidir. Demokrasinin kusurlarından kurtulup yurttaşların eşitlikçi ve katılımcı bir düzeye ulaşmasında en büyük katkıyı eğitim sistemi sağlayabilir. 2'nci yüzyıla girmek üzere olan cumhuriyetin, demokrasi konusunda bu denli sıkıntılı olmasının önemli bir nedeni de cumhuriyet tarihi boyunca eşitlikçi bir eğitim sistemi anlayışına sahip olmamasıdır, asimilasyoncu olmasıdır. Bu tekçi anlayışın yaratmış olduğu sorunları hâlâ yaşıyoruz. Siyasi ve ekonomik eşitsizliklerin yaşandığı bir toplumda barıştan, huzurdan, adaletten bahsetmek mümkün değil. Eğitim sistemimize baktığınızda bırakın eşitsizlikleri azaltmayı, toplumda var olan ve yapısal sorunlar nedenini oluşturan eşitsizliklerin daha da derinleştiğini, kalıcılaştığını görüyoruz. Örneğin, YÖK bir eşitsizlik sistemidir. Ticarileşmiş piyasacı eğitim anlayışı ve otoriter rejim baskısıyla üniversiteler özgür bilim yerine diplomalı işsiz üretiyor. Üniversite mezunlarının yüzde 40'ı işsiz, iş bulanların yüzde 70'i de kendi alanında çalışamıyor. Sadece üniversite değil, okul öncesinden yükseköğrenime kadar bütün eğitim sistemi aslında eşitsizlik üretiyor. Bu nedenle, kısaca iki önemli konuya değineceğim: Ana dilinde eğitim hakkı ve yoksulluk. Bildiğiniz üzere, siyasal eşitsizliğin en önemli nedeni siyasi katılıma dair giriş engellilerinin olmasıdır. Bir ülkenin demokratikleşmesi, siyasi katılımın yükseltilmesiyle doğru orantılıdır. Siyasi katılımın eşitsizlik giderici işlevi eğitim sisteminin içinde gelişir. Bunun için, öncelikle yurttaşların kendi ana dillerinde eğitim hakkına sahip olması kaçınılmazdır. Kürt çocuklar bu haktan mahrumdur; ana dilinde eğitim hakkını gasbetmenizin nedeni Kürt halkına karşı yürüttüğünüz düşmanca politikalardır. Ana dilinde çok dilli bir eğitim sistemini, yerel demokrasi içinde biçimlenen bir eğitim sistemini var edemedikçe ülkenin demokratikleşmesi olanaklı değildir. Demokratik cumhuriyetin yolu, siyasi eşitliği sağlamaya yönelik bir eğitim sisteminden geçiyor. Tersi, bu yaşadığımız kader planıdır, savaştır, göçtür, tek adam rejimidir; velhasıl kayyumdur. Ana dilinde eğitim hakkını yok saymak, bu hakkın gereğini yapmamak toplumsal eşitsizliği derinleştirdiği kadar açıktan bir hak gasbıdır ve suçtur.

İkinci olarak, ekonomi... Eğitim, ekonomik eşitsizliklerin azaltılmasına yönelik olmak zorundadır. Aksi hâlde yoksulluk kalıcılaşır, yaygınlaşır, derinleşir. Bugün etrafımıza baktığımızda ne görüyoruz? Yoksul bir ülke, yoksul halklar. Türkiye'nin en yoksul bölgesi neresi? Ana dilinde eğitim hakkından yok sayılan, Kürt illeri olan Van, Hakkâri, Muş, Şırnak ve Ağrı. İstatistikler sizin elinizde var ama bununla da sınırlı değil. Türkiye'nin yüzde 80'i yoksul çünkü 4+4+4 kesikli eğitim sistemi sistematik olarak yoksulluk üretiyor hem de yoksulluğun en vahimi olan çocuk yoksulluğunu üretiyor...

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Son yarım dakikanız..

SEZAİ TEMELLİ (Van) - ...çocuk işçiliğini teşvik ediyor, eğitim hakkının çocuklardan çalınmasına neden oluyor. OECD'de yüzde 22,7'yle çocuk yoksulluğunun en yüksek olduğu ülkeyiz. OECD'den örnek verirken bunu da yanına not düşmelisiniz. Neden? Çünkü eğitim sistemi yoksulluk üretici. Yoksulluk kader değildir, sermayenin güdümünde iktidarların bilinçli tercihidir.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Süreniz doldu. Son bir iki cümlenizi alalım.

SEZAİ TEMELLİ (Van) - Bu tercih sayesinde haksız zenginleşmeyi içine sindirenlerin siyasetidir. Bu eşitlik körü sistemi de ancak bu politikalarınızla sürdürüyorsunuz. Eğitim sistemini bu çarpık anlayışla programladığınız için hiçbir sorunu çözemiyorsunuz. Çizdiğiniz tablonun yaşadığımız gerçeklikle hiçbir ilgisi yok.

Teşekkür ederim.