KOMİSYON KONUŞMASI

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Genel Müdür Yardımcımız...

CEMAL ÇETİN (İstanbul) - Sayın Başkan, bizi görmüyorsunuz ya!

BAŞKAN TANER YILDIZ - Başkanım, sırayla geliyor.

CEMAL ÇETİN (İstanbul) - Herkes konuşuyor, ben 1 defa söz istedim. 3 defa söz veriyorsunuz...

BAŞKAN TANER YILDIZ - Başkanım geliyor, geliyor. Arkadaşlar, yani hep beraber konuşma imkânı yok, sırayla konuşacağız.

CEMAL ÇETİN (İstanbul) - Tekrar tekrar veriyorsunuz, biz bir kere istiyoruz, hiç bakmıyorsunuz bu tarafa.

BAŞKAN TANER YILDIZ - Bakıyorum ben, ekrandan bakıyorum.

Buyurun.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Şimdi, 46 kez denetim yapıldığını ifade ettiniz.

BAŞKAN TANER YILDIZ - Affedersiniz.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Buyurun.

BAŞKAN TANER YILDIZ - Bakın, arkadaşlar, isterseniz, kabul ediyorsanız süre koyalım beş dakikayla sınırlı.

CEMAL ÇETİN (İstanbul) - Bence koyun.

BAŞKAN TANER YILDIZ - Bakın, diyorsanız koyalım yani tamamen...

CEMAL ÇETİN (İstanbul) - Soru mu soruyoruz, yorum mu yapıyoruz belli değil.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) - Bence yapmayalım arkadaşlar. Bakın, Araştırma Komisyonu yani diğer kurumlarda böyle konuşmayız yani, işin ana şeyi bu, mevzu bu.

BAŞKAN TANER YILDIZ - Bakın, yapmayacaksak sürelerimizi biraz şey kullanalım.

CEMAL ÇETİN (İstanbul) - Arkadaş, bir soru sormak için söz alıyor, yirmi beş dakika konuşuyor.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - İsterseniz siz konuşun, ben almayayım.

Lütfen buyurun, sıkıntı yok.

BAŞKAN TANER YILDIZ - Müzeyyen Hanım, söz sizde buyurun.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Şimdi, 46 kez denetim yapıldığını ifade ettiniz, işte OFK'lerin bulunduğunu ve sistematik olarak iş güvenliği uzmanlarının kontrol ettiğini vesaire söylediniz.

Şimdi, ben öncelikle şunu sormak istiyorum: OFK'ler kaç saat? "Yarım saat" dediniz ama mesela, madencilerimizin naaşı on yedi saat sonra çıkarıldı hani bu yarım saatlik bir korumanın OFK'ler için yeterli olmadığını gösteriyor. Tabii, şimdi burada sorun işte, hazırlanan ön bilirkişi raporunda hep söylendi ama yetersiz ve etkisiz havalandırmanın temel neden olduğu, 2'nci olarak da teknik personel sayısının eksikliğine vurgu yapıldı, 3'üncü olarak işletmede yer altında farklı kartiye ve birimlerde yapılan tüm teknik işleri tek bir vardiya mühendisiyle denetlemenin ve yönetmenin yetersiz kalacağı söyleniyor ve sadece grizu patlamasının bu olaya yol açmayacağına dair ciddi önermeler var tabii bu bilirkişi raporunda. Yani göz göre göre bir maden faciasının geldiğini burada da görüyoruz ne yazık ki.

Şimdi, sorun bence sistemde. Yani sorun şu: Yirmi yıldır plansız bir madencilik yapılıyor. Bakın, Maden Yasası'nda AKP yönetimleri döneminde tam 15 kez, 27'nci Dönemde de tam 3 kez değişiklik yapıldı. "Redevans sistemi" dediğimiz böl-parçala-yönet sistemiyle kömür madenlerinin işletilmesinin sakıncasını defalarca farklı komisyonlarda gündeme getirmiş olmamamıza rağmen ne yazık ki dikkate alınmadı. Yani bu Kozlu'da yaşanan ve 8 madencimizin canına mal olan o su basmasının bütünlüklü ve havza bazlı bir madenciliğin yapılmaması nedeniyle önceden orada bulunan o suyu öngörememekten kaynaklı... Bir kadının, bir ananın "Benim çocuğum yüzme bilmiyordu." çığlıklarıyla hafızalarda kalan Kozlu maden kazasının bütünlüklü ve ne yazık ki havza bazlı bir madenciliğin, bir kömür madenciliğinin yapılmamasından kaynaklı olduğu aşikârdır. Sonuçta, 41 vatandaş öldü arkadaşlar, 41 vatandaşımız öldü. "Şöyle öldü, böyle öldü." neredeyse işçileri suçlayacak noktaya geliyoruz. 1950'den beri Almanya'da aynı teknolojiyle kömür madeni çıkarılırken 1973'ten beri Fransa'da, 1974'ten beri İngiltere'de bir tek madencinin burnu kanamazken bir tek biz de mi bu? Ya, hiçbir şey bilmiyorsanız bir kanarya da mı koyamadınız grizuyu ölçmek için geçmişten kaynaklı, hadi bu kadar teknolojinin geliştiği alanda...

41 vatandaşımızın ailelerine taziyeye gittiğimizde arkadaşlar, söylenen şu: "Birkaç gündür midesi bulanıyordu, başı ağrıyordu." yani önceden bu gazla ilgili sıkıntılar var. Buna ilişkin 3 kez arkadaşlarım da ifade etti ihale iptal ediliyor ve bu ihale doksan gün, doksan gün uzatılıyor. Bu kadar hayati önemdeki bir konuda neden süre uzatımı veriliyor; soru bu. Neden sürekli doksan gün, doksan gün bu havalandırma sistemiyle ilgili şey uzatılıyor.

Yine, burada aldığım notlardan söylemeye çalışıyorum, "182 adet sensör var, kalibrasyonları düzgün olarak yapılıyor." dediniz. Bu kadar her şey düzgün gidiyordu da neden bu kaza meydana geldi ve niçin bu önlenemedi? Yani iş güvenliği uzmanları bu konuda yeterince çalışmıyor mu? Buna dair bağımsız kurumlardan herhangi bir görüş alıyor musunuz? Maden Mühendisleri Odası veya başka iş güvenliği kurumlarından yani TKİ'nin dışında herhangi bir görüş alıyor musunuz buna dair?

Yine, liyakatli ve hizmeti dikkate alan bir çalışma ve yönetim anlayışı kurgulanmıyor mu burada? Yani ucuz iş gücüne dayalı yoğun bir üretim mekanizmasının ve kâr hırsının ön planda olduğu "Madeni çıkaralım da ne şekilde çıkarırsak çıkaralım." Danıştay özellikle 300 metrelerin altına inildiğinde sıkıntı olacağını defalarca söylemiş olmasına rağmen ısrarla burada bu önlemin alınmamış olması doğrusu, maden kazalarının önlenebilmesi yönünde bilimin ve tekniğin gerektirdiği önlemlerin ve yatırımların yapılmamış olduğunu gösteriyor. Bu madenlerin ve iş güvenliğinin, iş sağlığı konularının işverenin vicdanına bırakılmayacak kadar önemli olduğunu söylüyorum.

Teşekkür ediyorum.