KOMİSYON KONUŞMASI

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar, basın mensupları; hepinizi sevgiyle selamlıyorum.

Sayın Bakan daha önceki yıllarda sunmuş olduğu bütçe formatına uygun olarak benzer bilgileri tekrar ettiler, rakamları yenilediler, daha önceki yıllarda olduğu gibi renkli fotoğraflarla dolu konuşma metnini de üyelere dağıttılar. Aslında, yıllar sonra bir Bakanın yeni bir vizyon koyması, tarzını hiç değilse daha geliştirmesi beklenirdi ama bunu göremiyoruz. Fakat ben burada aynı tarzı tekrar etmeyeceğim, daha önceki yıllarda Sayın Bakanı pek eleştirmedim ama bu sefer eleştireceğim.

Şimdi, her şeyden önce, şu dağıtılan konuşma metnine bakıyorum ben, buradan bir psikolojik durumun analiz edilmesi gerektiğini düşünüyorum, herhâlde onu Sayın Bekaroğlu'na havale etmeliyim.

Şimdi, bu konuşma metninin içerisinde 16 kez, 16 ayrı yerde Sayın Bakanın tek başına, bir grupla veya toplu hâlde fotoğrafı var. Sayın Cumhurbaşkanının fotoğrafına bakıyorum, birkaç yerde kendisiyle birlikte topluluğun içerisinde gözüküyor. Sayın Cumhurbaşkanının fotoğrafını tek başına verdiği yer 47'nci sayfa, o sayfada tek bir fotoğrafı var, başka da yok. Ama Sayın Cumhurbaşkanını yalnız vermemek için karşı sayfaya yani 46'ncı sayfaya da kendi fotoğrafını koymuş. Bu fotoğrafları dikkatli bir şekilde analiz etmek gerekir diye düşünüyorum. Sayın Cumhurbaşkanının fotoğrafı sönük, etrafın görüntüsü zayıf, kendi görüntüsünün yarısı silik ama Sayın Bakanın fotoğrafı, gençlerin ortasında, merdivene oturmuş, ceketini çıkarmış, böyle daha parlak, daha görüntüleri iyi bir fotoğraf; ebat olarak da kendi fotoğrafı diğerinden daha fazla. Ama iş bununla kalmıyor, lütfen, 3'üncü sayfadaki fotoğrafa bakmanızı istiyorum. Bu 3'üncü sayfadaki fotoğrafta Sayın Bakan da var, Sayın Cumhurbaşkanı da var, bazı bakanlar ve diğer kişilerin olduğu bir fotoğraf.

Şimdi, bu fotoğrafı, buraya nasıl yerleştirmiş, hayret ediyorum, nasıl yerleştirmiş? Kendisi gayet dinamik bir şekilde duruyor, Sayın Cumhurbaşkanı perişan bir hâlde, ayakta duramaz vaziyette, dizleri bükülmüş, boynu eğilmiş, sırtı kamburlaşmış ve elleri önde...

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Başkanım, yani burada alay konusu yapılabilecek bir mesele değil. Sayın Cumhurbaşkanımızla ilgili bu eleştirisini kabul etmiyoruz.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Kardeşim, bak şu fotoğrafa bir! Bak şu fotoğrafa bir!

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Kabul etmiyoruz!

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sürekli tenkit ettiğiniz...

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Onu sorgulamak size düşmez!

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sürekli tenkit ettiğiniz...

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Onu sorgulamak size düşmez!

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Süremi durduruyorsunuz Sayın Başkan.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Değerli arkadaşlar, söz sırası geldiğinde cevap verelim, karşılıklı konuşmayalım, rica ediyorum.

Buyurun.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Alakasız bir betimleme yapıyorsunuz!

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ya, susar mısın kardeşim ya!

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Neyi tespit etmeye çalışıyor Sayın Başkan?

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Susar mısın bir konuşalım ya!

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Ya, bakın, biz bir şey söylediğimiz zaman siz feveran ediyorsunuz!

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ya, susar mısın!

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Yaşar Bey, sıra geldiğinde cevap verin, rica ediyorum.

Devam edin lütfen Sayın Şener, devam edin.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Söylüyor ne söyleyeceğini...

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Senden mi öğreneceğim ne soracağımı?

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sakin olalım değerli arkadaşlar, sakin olalım!

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Edep, edep, biraz edep!

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Parazit yapma hemen!

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Biraz edep!

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Göze mi girmeye çalışıyorsun?

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Yazıklar olsun ya!

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Göze mi girmeye çalışıyorsun? Sus! Terbiyesiz adam!

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Ya, bu kadar kıskançlık, bu kadar çekememezlik olur mu ya!

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Edeplice dinlemeyi bilmiyorsun! Sus!

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Yaşar Bey, rica ediyorum, rica ediyorum.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Başkanım, saygımızdan dolayı bir şey söylemiyoruz.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Söz geldiğinde fikirlerinizi söylersiniz, katılmak zorunda değilsiniz.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Başkanım "parazit" diyor, her şeyi diyor ama şu hareketlere bakın ya!

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Eyvallah, buyurun.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Şiddetle kınıyorum sizi!

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Konuşana kadar şu söylediğim fotoğrafa bir bak!

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Maliye Bakanlığı yaptın, bütçe konuşuyoruz...

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Gülüyorum size ya!

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Sen öyle görmek istiyor olabilirsin!

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Değerli arkadaşlar, karşılıklı konuşma usulümüz yok, söz sırası geldiğinde fikirlerinizi, eleştirilerinizi söylersiniz.

Devam edin lütfen Sayın Şener.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Sen öyle görmek istiyorsundur!

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sana da geleceğim merak etme!

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Neyi geleceksin?

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Merak etme Hasan Çilez Bey, sana da geleceğim!

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Hadi, buyur, gel, bekliyorum yani!

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Faydalanmaya çalıştığı işe bakın ya!

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Evet, devam edelim lütfen.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Şimdi, süremi istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Tamam, iki dakika ilave edeceğim.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Şimdi, bakın, böyle bir fotoğrafı sürekli tenkit ettiğiniz, "CHP'li kanallar" dediğiniz muhalefet medyasında Cumhurbaşkanı hakkında göremezsiniz, hep daha genç, daha dinamik görüntülerini ekrana getiriyorlar; isterseniz bu akşam eve gidince bu muhalif kanallardan birini izleyin; hiç görmedim, buna benzer bir fotoğrafını ve görüntüsünü verdiklerini hiç görmedim. Bu neyin nesi Sayın Bakan ya, bu neyin nesi? Yani sizi protesto ediyorum Sayın Cumhurbaşkanına yaptığınız bu davranıştan dolayı; olacak iş değil ya! Cumhurbaşkanı bir ülkenin millî birliğini, bütünlüğü temsil eden isimdir, her zaman nezih bir şekilde gösterilmesi lazım.

Şimdi, değerli arkadaşlar, olay bununla da bitmiyor...

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Buna daha sonra Bakan isterse bir söz verebilirim, bir şey söyleyebilir.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Acaba farkında mı değil bu yapılanların ama farkında olmadığını zaten...

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Kasıtlı bir şey olmaz Sayın Şener, siz de Bakanlık yaptınız.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Biraz önce, benden önce konuşan Sayın Çilez ifade ettiler...

ORHAN YEGİN (Ankara) - Ya, bir sürü fotoğraf var, neyine cevap verecek Bakan?

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Ya bir dinlemesini öğren, dinlemesini bil ya!

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - ...bir faaliyetten bahsederken Sayın Bakan, yaptığınız işin ne kadar önemli olduğunu size anlatmak istiyorum.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - İsterse cevap verebilir yani sanki kasıtlı bir şey yapmış gibi ifade edildi, ona cevap verebilir, yani isterse tabi, istemezse vermez; takdir kendisinin.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Şimdi, değerli arkadaşlar... Neyse, ben makul şeyler söylüyorum ama her kafadan bir ses çıkıyor. Niye rahatsız oldunuz, onu da anlamıyorum. Demiyor muydunuz "Cumhurbaşkanının da hakkını, hukukunu korumak lazım." diye.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Teşekkür ediyoruz koruduğunuz için, sağ olun.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Yani daha önceki hangi Bakanın buraya böyle fotoğraflarıyla dolu bir konuşma metni getirdiğini gördünüz ya? Cumhurbaşkanı Yardımcısının bile konuşma metninde tek bir fotoğrafı yok, burası fotoğrafla dolmuş ve bu fotoğraflarda problem var, söylediğim şey o; bundan niye rahatsız olursunuz ya?

Sonra, Türkiye'nin geçmişini nasıl hayal ettiğini de anlayamadım Sayın Bakanın. Ömer Fethi Bey biraz önce saydılar ama ben de değişik bir açıdan bakayım. Yirmi yıl önce, maalesef, pek çok eksik vardı sporda; tesis yoktu, imkân yoktu, antrenör yoktu, bırakın sahaları, kortları, pistleri, salonları, statları, pek çok vilayetimizde bir futbol topu dahi çok değerliydi. Uluslararası başarının olmadığını vesaire... Ya, böyle bir şey olabilir mi? Benim çocukluğumda biz top oynardık, futbol topu sıkıntısı çektiğimizi ben hiç görmedim, hiç öyle bir sıkıntı görmedik. Okulların bahçeleri zaten top alanımız gibiydi ama tesisler olayını, teknolojinin gelişmesiyle değişen olayları kendinize mal ederek anlatamazsınız; dün dündür, bugün de bugündür, elbette bazı şeyler değişecek ama "Geçmişte bir şey yoktur." dediğiniz zaman, bu olmaz. Ben bakıyorum, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara gelmeden önce Galatasaray UEFA şampiyonuydu, Millî Takım olarak FIFA Dünya Kupası'nda Türkiye 3'üncü olmuştu ama şimdi bakıyoruz özellikle gücün, imtiyazın, nüfuzun böyle önemli olduğu spor dalı olarak futbolda, iktidar, siyaset futbolun içerisine çok girdiği için, en azından bu son on yıl baktığınız zaman futbolun eski muhteşem başarılarından iz kalmadığını görüyorsunuz. Bırakın canım, futbola da burnunuzu sokmayın böyle. Ülke puan sıralamasında Türkiye gerilerde, gerilerde olduğu için Şampiyonlar Ligi'ne doğrudan giremiyor; geçen sene Trabzonspor şampiyon oldu, Şampiyonlar Ligi'nde oynayamadı. Hâlbuki, bazı ülkelerin 5 takımı oynuyor Şampiyonlar Ligi'nde, bazılarında 3, bazılarında 2. Siz burada şampiyon olan takımınızı ülke puanı düşük olduğu için, geçmiş yıllarda başarısız olduğu için doğrudan Şampiyonlar Ligi'nde oynatamıyorsunuz ama geliyorsunuz buraya, diyorsunuz ki: "Eskiden spor mu vardı, futbol mu vardı; şimdi her şey geldi, düzeldik." Böyle bir şey yok.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - İki dakikanızı ilave ediyorum.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Yanlış yaptığınız şeyleri de itiraf edin.

Onun ötesinde, bakın, şu önemlidir, Daron Acemoğlu'nun çok kullandığı bir ifadedir: Bir ülkenin gelişmesi, kalkınması sömürgeci siyaset ve sömürgeci ekonomik kurumlarla olmaz, katılımcı siyaset ve katılımcı ekonomik kurumlarla olur veya katılımcı girişimcilerle olur." Şimdi, siz ülkenin kaynaklarının tamamını hapsetmişsiniz, kendinize bağlamışsınız, ülkenin yarısını yok sayıyorsunuz; bu şekilde ülke kalkınır mı, gelişir mi? Bir ülkede nüfusun daha büyük bir kısmı sanattan spora kadar, ekonomik faaliyete kadar kalkınma oyununun içerisinde daha yüksek performansla yer aldığı zaman o ülke kalkınır. Siz dışlıyorsunuz bir kısmını, ondan sonra kendi işinize gelen bir çevreye hizmet sunuyorsunuz, sonra ülke gelişiyor zannediyorsunuz; bu anlayışla siz de batarsınız, ülkeyi de batırırsınız.

Bakın, daha önce 5 tane gençlik kampı varmış da bu 5 kamp 54 olmuş. O kampların nasıl olduğunu da biliyorum, gezdim, dolaştım, araştırdım, inceledim; sadece kendi partililerinizin organize edilerek kaldığı yerler. Birinde soruyorum, senede iki yüz gün dolu, ben dolaşırken gittiğimde boş. Kim geliyor? "Şunlar geliyor." "Bunlar geliyor." Ya, nasıl bir iştir bu? Esnaf geliyor ama kendi esnafı, emekli memur geliyor ama kendi memur emeklisi.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Ek süreniz de doldu Sayın Şener, son cümlenizi alalım.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Gençler geliyor ama kendi gençleri. Ya, kaç lira alıyorsunuz diyorum. Para almıyor, yiyip içip gidiyorlar. 54 kampta neyi organize ediyorsunuz?

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Teşekkür ediyorum.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bu fotoğraflar yansıttığı için parti içi bir hesabınız var da o örgütlenmeyle mi meşgulsünüz, yoksa başka bir şeyle mi?

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Şener, teşekkür ediyorum, sağ olun.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ama toplumun yarısını yok saydığınız sürece bu ülkeyi batırırsınız.