| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/286) ve 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/285) ile Sayıştay tezkereleri a)Tarım ve Orman Bakanlığı b)Orman Genel Müdürlüğü c)Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ç)Türkiye Su Enstitüsü d)Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 6 |
| Tarih | : | 31 .10.2022 |
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sayın Bakan, değerli bürokratlar, basın mensupları; hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.
Her şeyden önce, Sayın Bakan yeni göreve başlamış sayılır, aylar geçmesine rağmen, bir sezonu geride bırakmadığımıza göre, bir yıllık bir süre geçmediğine göre görevini yeni devralmış, eski enkazlarla, yanlışlarla uğraşan, daha iyi yapmaya çalışan bir Bakan olduğunu değerlendiriyorum. Milletvekilliği döneminde de kişiliğiyle, kimliğiyle beğendiğim bir insandı. Onun için hemen, Sayın Bakanın Komisyonumuza ilk gelişinde bütçeyi veya kendi icraatlarını eleştirmeye kalkmanın çok şık olacağını düşünmüyorum ama kendisine başarılar diliyoruz. İyi şeyler yapmasını temenni ediyorum çünkü bir bakanın, bir kabine üyesinin, hatta topyekûn hükûmetin başarılı işler yapması demek, aynı zamanda bu başarılardan bu ülkedeki herkesin yararlanması demektir, bizim için de faydalı olan demektir, dolayısıyla kendisine de başarılar diliyorum. Ancak, tabii, iktidar milletvekilleri yirmi yıllık Adalet ve Kalkınma Partisi döneminin birtakım verilerini kullanıyorlar mesafe aldığımız iddiasıyla. Elbette ki herkes kendisine uygun olan verileri kullanır ama iktidar milletvekillerinin kullanmış olduğu veriler tarımın yirmi sene içerisinde iyiye gittiğini de göstermez, Sayın Bakandan bağımsız olarak bu noktanın da altını çizmek istiyorum. Bir kere tarım alanları azalmıştır, 4 milyon hektar civarında tarım alanının azaldığı; ekilebilen, biçilen arazilerin ekilemez, biçilemez hâle geldiği bir dönemde başarıyı nasıl tanımlayacağız? Veya bu dönem içerisinde en olumsuz gidişattan biri de tarım girdileriyle ilgilidir yani tarım girdilerinin hemen hemen hepsi ithale dayanan ürünler hâline gelmiştir. Yani, sadece mazottan, petrolden bahsetmiyoruz; gübreden tohuma, yeme, tarım ilaçlarına varıncaya kadar tüm girdilerde dışa bağımlılık ortaya çıkmıştır. Yani "Tohumun şu kadarı Türkiye'de üretiliyordu." demek, bunun ithalata bağımlı olmadığını göstermez veya "Yemin şu kadarı Türkiye'de üretiliyor, pazarlanıyor." demek, yine ithalata bağımlı olmadığı anlamına gelmez çünkü bu üretilen girdilere de baktığımızda bunların da yarıdan fazlası ithalat yoluyla karşılanan girdilerle ortaya çıkmaktadır. Şimdi, böyle bir tabloyu elbette ki hem girdiler hem de tarım alanları açısından baktığımızda iyiye gidiş olarak yorumlayamayız. Diğer taraftan, tarım destekleri 2006 yılında çıkarılan kanuna uygun şekilde sürdürülmüyor. Düşük miktarda tarım destekleriyle hükûmet çıkardığı kanuna aykırı olarak yoluna devam ediyor, bu da son derece önemli bir eksiklik olarak görülüyor. Ama, diğer taraftan, tarımsal büyümeye bakıyoruz yani başarıdan söz edebilmek için tarımsal büyümeye bakmak lazım. Son iki yıl içerisinde, 2021 ve 2022 yıl sonu gerçekleşme tahminini birlikte aldığımızda tarımsal büyüme oranı yüzde 0,5 yani yüzde yarımlık bir büyüme var. Her şey iyiye gidiyor da tarım son iki yılda yıllık ortalama neden yüzde yarım büyümüş, yüzde 1'lik bir büyüme bile yakalanmamıştır? Demek ki politikalarda sorun var. Bunların hepsini iklimle açıklamak da mümkün değildir.
Diğer taraftan, özellikle "Türkiye net tarım ihracatçısı mıdır, yoksa ithalatçısı mıdır?" diye tartışmalar yapılıyor ve bunu düzeltmek için gıda sanayisinin ihracatını da hesaba dâhil etmek suretiyle tarımda ihracatın fazla olduğunu söylemeye çalışıyor arkadaşlarımız ama olaya böyle bakmamak lazım. Türkiye açısından gerçekten stratejik bir sektördür tarım, her zaman elimizde bulundurulması gereken bir sektördür. Bunun da ötesinde, dünyada en fazla bitki ve hayvan çeşitliliği olan bir ülke olarak Türkiye'nin bütün bitki çeşitliliğini, hayvan çeşitliliğini koruma yükümlülüğü vardır hem yaşayanlara hem de gelecek kuşaklara karşı. Böyle olunca elbette tarımsal ihracatımızın ve tarımsal üretimimizin sürekli artması lazım ve bunun tartışılmıyor olması gerekir. Fakat sadece tarım ürünleri ithalatı, ihracatı olarak veya buna tarımsal sanayi ürünlerini de dâhil ederek hesapları çıkarmanın da yanlış olduğunu düşünüyorum. Nasıl hesaplanması lazım? Elbette tarımsal sanayi ürünlerinin ihracatını da dâhil edebilirsiniz, sırf tarım ürünlerinin ithalat ve ihracatını da hesaba dâhil edebilirsiniz ama bu üretimi yapmak için gerek sanayide gerekse tarlada kullanılan mazot, gübre, tarım ilaçları, yem, tohum gibi girdilerdeki dışa bağımlılık oranını da yani ithalat oranını da hesaba dâhil ettikten sonra bizim tarım sektörümüzün katma değer fazlası verip vermediğini çıkarmak lazım; gerçek hesap öyle yapılır. Öyle yaptığınız zaman hesabı buradan tarımın geliştiğini, ihracatının fazla olduğunu, katma değer artışı yaşadığımızı söyleyemeyiz. Bu yirmi yıl, tarım sektörüne dışa bağımlı bir nitelik kazandırmıştır; bu yanlış olandır.
Diğer taraftan, kaynakların da etkin kullanılması lazım. Hükûmet "Kanal İstanbul" diye tutturmuş. Ya "Şu Konya Ovası'nı nasıl sulayacağım?" diye düşün "Kanal İstanbul" diye düşüneceğine. Dünyanın parası, oraya yatırıp ne elde edeceksin? Üretim değeri ne? Stratejik değeri ne? Hiçbir şey yok. Zaten bir kanal var, dünyanın hiçbir yerinde olmayan, bir kanala paralel yeni bir kanal açmaya kalkıyorsunuz ve onlarca milyar dolardan bahsediyorsunuz ama Türkiye'de tarlaların sulanma sorunu var, büyük projelere ihtiyaç var. Elde kaynak varsa "Bu kaynağı etkin kullanmalıyım, bu tarım alanları sulanmalıdır." diye hesap etmek lazım, etkin kullanım da yok kaynaklarda.
Bunun ötesinde, şu noktayı da belirtmek istiyorum yani "Hayvanların mutsuzluğu olur mu?" diye soruyor bazıları ama ben çocukluk ve gençlik yıllarımda köylerde gördüğüm hayvanların mutlu olduğunu düşünürdüm. Meralarda yayılır, meradan gelen sürülere ahırda korumaya alınan yavruları karışır, emerler; sonra sağılır, bundan peynir ve diğer ürünler elde edilir, özgür ve mutlu bir tarım aracı olan hayvan hayatı seyreder ve izlerdim. Maalesef, gittikçe hayvanları mutsuz eden bir tarım sektörü oluşturuluyor.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Şener, süreniz dolmuştur, birkaç cümleyle toparlarsanız.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bu da önemli yani meralar sürekli olarak yok ediliyor. Hayvanların serbest ve özgürce yayılacağı alanlar meralık vasfını sürekli kaybediyor ve bu, aynı zamanda, ihtiyaçlarımızı karşılarken mutluluğunu da düşünmek zorunda olduğumuz hayvanları da büyük bir işkencenin içerisine sokuyor. Onun için Sayın Bakana, bu sene göreve başlamış birisi olarak, bu mera alanlarının genişletilmesi, korunması, ıslah edilmesiyle ilgili de insani olarak önemli görevler düştüğünü belirtiyor, hepinize saygılar sunuyorum.