KOMİSYON KONUŞMASI

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Tarım ve Orman Bakanım, değerli milletvekilleri, basınımızın ve Komisyonumuzun değerli emekçileri; herkesi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakan, tarımın doğduğu topraklarda yoksulluğu değil açlığı konuşuyoruz; çocukların iki eli iki yakanızda. Ülkemizde derin bir ekonomik kriz yaşanıyor, krizden en fazla etkilenenlerin başında ise çocuklarımız geliyor. Çocuklarımız yoksulluğun ve açlığın pençesine itilmiş durumda. Yanlış tarım politikalarının sonucunda bir nesil yetersiz beslenmeden dolayı yitip gidiyor, aileler pahalılıktan süt alamıyor, peynir alamıyor çocuklarına et alamıyor, yediremiyor. Krizin, yetişmekte olan neslin boğazından lokma çalmaya başlaması maalesef ki dramatiktir. Bir nesle zaten borçlandınız, gelecek nesle de borçlanmaktasınız. Maalesef, aileler pahalılık nedeniyle çocuklarının asgari gıda ihtiyaçlarını bile karşılayamıyor, çocuklar gelişemiyor ve bunun vebali sizin üzerinizde Sayın Bakan.

Bir ülkenin geleceğine dair yaptığı en büyük yatırım, yetişmekte olan genç nesline yaptığı yatırımdır çünkü zihinsel ve bedensel olarak sağlıklı yetişen nesiller, gelecekte bayrağı devralıp cumhuriyeti hak ettiği yere taşıyabilirler. Özellikle et, süt, yumurta gibi proteinli besinlerin tüketilmesi gelişim için çok önemlidir çünkü bu besinlerin yetersizliği, büyüme, gelişme ve zeka geriliğine neden olur. Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı'nın verilerine göre, Türkiye'de 5 yaş altı çocukların yüzde 1,7'si akut yetersiz beslenme, yüzde 6'sıysa kronik yetersiz beslenme sorunu yaşıyor ve ülkenin 14,8 milyonu da yeterli gıda tüketemiyor Sayın Bakan. Geleceğimizi oluşturan çocuklarımızın, yaşanan ağır ekonomik krizden kalıcı olarak etkilenmelerinin önüne geçmek çok acil bir gereksinimdir. Maalesef, ülkemizde yüksek enflasyon, kötü ekonomi yönetimi ve yanlış tarım politikaları nedeniyle temel ihtiyaç gıda fiyatları alım gücünün çok ötesine geçti. Bakın, Türkiye gıda enflasyonunda dünya 1'incisi Sayın Bakan, şu tabloya göre. "Neden bu duruma düştük?" sorusunun cevabı tam da bu bütçenin taksiminde saklıdır arkadaşlar. Bütçede faiz için ayrılan ödenek 565 milyarken çiftçiye reva görülen 54 milyar lira hak mıdır? Yeri gelir "Nas var, faize karşıyız." dersiniz sonra da gider bütçede aslan payını faize ayırırsınız. "Faiz lobisine para var, 5'li çeteye para var ama çiftçiye bu kadarını reva gördük." demektir sizin bu yaptığınız. 1 kişiye 9, 9 kişiye 1 pul; bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa.

Yıllardır 5'li çeteyi ihya ettiniz; varsa yoksa bunlar, her taşın altında da bunlar çıkıyor. Sayın Bakan, Allah aşkına, 5'li çete, kaç SMA'lı çocuğa bedeldir; kaç çocuğun beslenme hakkından daha değerlidir; kaç çocuğun öğrenim alma ve barınma ihtiyacından daha önemlidir; kaç çiftçinin emeğinden daha yücedir? Bu yaptığınız yanlış ve yandaş taksim, artık yetişen yeni neslin boğazından lokma çalmaya başlar hâle gelmiş durumdadır.

Ulusal ekonominin bel kemiği tarımdır, tarım. Artan maliyetler nedeniyle çiftçi "Üretirken tükeniyoruz." diye feryat ediyor. Yeterli, dengeli beslenebilmemiz için tarım geliştirilmeli, tarımsal alanların betonlaştırılması durdurulmalıdır, çiftçiyi teşvik edecek politikalar geliştirilmelidir.

TÜİK verilerine göre, tarımda enerji maliyeti son bir yılda yüzde 185 artmıştır, gübre fiyatlarındaki artış aynı dönemde yüzde 235, yem fiyatlarında yüzde 147'yi aşmış durumdadır. Hâl böyleyken çiftçi tarlasını ekemez, ektiğini biçemez, biçtiğini satamaz duruma getirilmiştir. Unutmayın, çiftçiyi hor gören gıdayı zor görür.

Sayın Bakan, üreten dertli, tüketen dertli; itibardan değil boğazdan tasarruf olmaz. TÜRK-İŞ'in yaptığı araştırmaya göre, 4 kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli, yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı yani açlık sınırı ekim ayı itibarıyla 7.425 TL'ye, gıda harcaması ile giyim, konut, kira, elektrik, su, yakıt, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamaların toplam tutarı yani yoksulluk sınırı 24.186 TL'ye yükseldi. Dar gelirlilerin elde ettiği gelirin, yeterli ve dengeli beslenme için gerekli harcamaları bile karşılayabilecek düzeyde olmadığı aşikârdır. Aileler, düşük düzeydeki geliriyle beslenme ve beslenme dışı harcamaları karşılayabilmek için çeşitli malların fiyatlarını da dikkate alarak tüketim malları arasında tercihte bulunmak zorunda kalıyor. Çoğu zaman, fiyatı yüksek olan gıda maddeleri yerine fiyatı düşük olan gıda maddelerini seçmekte aileler. Bu durumda olan aileler, beslenme dışı harcamalarının yani kira, ulaşım, yakıt, elektrik ve benzerlerinin bir kısmını da beslenme harcamalarından kısarak karşılayabilmektedirler. Sonuçta gelir düzeyinin düşük ve yetersiz olması, dar gelirli kişi ve ailelerinin sağlık, dengesiz ve kalitesiz beslenmesine yol açmaktadır.

Sayın Bakan, size soruyorum: Ekmekle, çayla beslenerek büyüyen yeni nesilden gelecek yarınlar için ne beklersiniz? "Süt içmek, yumurta yemek benim çocuğumun hakkı değil mi? Çaya ekmek banıyorum, bu şekilde çocuğumu besliyorum." diyen bir anneye tanık olduk. Çocuğuna süt alamayan anne için, çocuğuna kıyafet alamayan baba için, maaşı çektiğinde eve gelene kadar cebinde para kalmayan emekliler için, ay sonunu getiremeyen işçi kardeşlerimiz için, siftah yapamadan kepenk kapatan esnaf için, tarlasını ekip biçemeyen, ineğini kesime yollamak zorunda kalan çiftçi için, halkımızın teveccühüyle iktidara geleceğiz ve kurduğunuz bu zulüm düzenini değiştireceğiz.

Sayın Bakan, Datça, Marmaris ve geçen yıl Muğla genelinde ve diğer illerimizde çıkan yangınlarda binlerce hektar orman alanımız içindeki canlılarla birlikte yandı, kül oldu. Geceleyin ise elimiz kolumuz bağlı ormanlarımızın yanışını izledik. Sizden önceki Sayın Bakan bir yıl önce, dünyada gece ormanlarına müdahale edebilen uçak veya helikopter teknolojisinin olmadığını söylemişti. Bir yıl sonra siz, 2021 Temmuz ayında "10 gece görüşlü helikopteri envanterimize katacağız." dediniz basına yansıdığı kadarıyla. Temmuz ayında Datça'da çıkan yangında gece görüşlü yangın söndürme uçağı denendi ancak eylül ayında Marmaris'te çıkan yangında gece yangınına müdahale edilemedi. Niye? Sözleşmesi iki gün önce bittiği için. Sayın Bakan, ormanlarımız tamamen bittikten sonra mı kuracağız uçak ve helikopter filomuzu? Her yıl 1 helikopter alınsaydı, yirmi yıldır iktidardasınız, 20 helikopterimiz olurdu, 20 de uçağımız olurdu.

Datça'da 13 Temmuzda başlayan ve 14 Temmuzda kontrol altına alınan yangın için "Elektrik trafosundan çıktı." dediniz. Sayıştay raporlarında da bu konuya dikkat çekilmiş. Dağıtım şirketlerinin enerji nakil hatları için yıllık ve mevsimsel yapılması gereken bakım ve yenileme işlemini yapıp yapmadığı konusunda hangi çalışmaları yaptınız? Çalışma yapılmışsa hangi yaptırım kararları alındı ve bu kararlar kamuoyuyla paylaşıldı mı? 80'li yıllar ile 2020'yi karşılaştırdığımızda aynı sayıda yangın çıkmasına rağmen örneğin 2020'de yanan alan 1980'e göre yüzde 50 daha fazla. Oysa bugün Orman Genel Müdürlüğünün elinde en gelişmiş teknoloji mevcuttur ama yanan alan fazla. 80'li yıllarda kazma, kürek ve şaplakla yangın söndürülüyordu ve şimdikinden çok daha başarılıydı çünkü o yıllarda orman köylüleri ormanın içinde yaşıyordu, orman köylüsü yangına ilk müdahaleyi kendisi yapıyordu ve zamanında yapıyordu. Şimdi ise maalesef orman köylüsü desteklenmediği için ormana küskün ve orman köylerindeki genç nüfus göç etmek durumunda kaldı.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Süreniz on saniye kalmıştır, toparlarsanız bir iki cümleyle...

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Başkanım.

Bu nedenle yangına zamanında müdahale edilmesi mümkün değil ve sonuçları da böylesine acı oluyor. İşe alımlarda orman köylüsüne öncelik verilmeli, bu konuda bir çalışmanız var mı? Sayıştay 2021 yılı raporuna göre "8.600 kadrolu yangın işçisi eksik." diye tespit etmiş, bu eksikler tamamlandı mı? Tüm işçilerin kadrolu olması için bir çalışmanız var mı? Geçici işçiyle yangın söndürülmez, bu konuda eğitim çok önemli...

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Süreniz bitmiştir.

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - ...eğitimle ilgili ne yapılıyor? Buca ve Antalya'daki eğitim merkezleri açık mıdır?

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Teşekkür ediyorum.

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Sayın Başkanım, bir dakika daha sürem yok muydu?

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Yok, hayır.

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - O zaman müsaade edin, son bir cümle daha söylemek istiyorum.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Bir cümle edin.

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Sayıştayda yangın eylem planlarının uygulanmasında yerel yönetimlerle ilgili eylem birliğinin gerçekleştirilmediği uyarısı var, bu konuda hangi çalışmayı yaptınız?

Son olarak, dikili satış uygulamaları ormanlar üzerinde olumsuz etkiye sahiptir. Ticari bir faaliyet olan dikili satış uygulamaları denetleniyor mu? Aşırı üretim, dikili satış, endüstriyel ağaçlandırmayla orman alanlarımızın içi boşaltılıyor, daraltılıyor, parçalanıyor, 100 ve bin hektardan büyük sahalar azalıyor; bu anlayıştan vazgeçilecek mi?

Teşekkür ederim.