| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | İstanbul Milletvekili Abdullah Güler ve 73 Milletvekilinin Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4680) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 6 |
| Tarih | : | 24 .10.2022 |
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, değişik kurumların değerli temsilcileri; hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.
Görüşmekte olduğumuz bu torba yasadaki birkaç maddede dikkatimi çekti; yargı ile idare arasındaki ihtilafların yeni bir yasal düzenlemeyle çözülmesine yönelik... Yani daha önceki bazı paketlerde de gördüğüm kadarıyla, yargının verdiği kararlardan böyle rahatsızlık duyan idarenin sorunlarını, sıkıntılarını aşmak için devamlı buraya kanunlar geliyor veya torba kanunların içerisinde maddeler geliyor. Şimdi, yine, burada da birkaç madde böyle. Burada bir sorun var demektir yani idare ile yargı arasında bir sorun var demektir. Bana kalırsa, bu sorunun en son çözüleceği yer yasal düzenlemedir. Yani yargı karar verirken "idari izin" diyor, idarenin gerekçelerini alıyor ve haklı bir şey söylediklerinde bunu dikkate alıyor; buna rağmen, eğer idareyi çok rahatsız eden çok sayıda yargı kararı ortaya çıkıyorsa burada hükûmet etme biçimi ile mahkemelerin çalışma biçimi arasında problem var ve bu problemin aşılması, yasal düzenleme yapmaktan daha önemlidir diye düşünüyorum. Üstelik de -yani siz kabul etmeyebilirsiniz ama- "Yargı, Hükûmetin kontrolündedir." diye bir anlayış da var, günümüz açısından söylüyorum. Böyle bir ortamda bu kadar çok kararın verilmesinin sebebi nedir? Acaba idare kendi aleyhine açılan davaları takip mi etmiyor? Yani kamu yönetiminde mi bir zaaf var, bir sorun var? İzlemediği, takip etmediği davalar nedeniyle sorunlar birikiyor ve netice itibarıyla da Komisyonumuza, Meclis Genel Kuruluna geliyor; yasamanın bunu düzeltmesi isteniyor. Gerçekten bunun halledilmesi gerekir diye düşünüyorum ben çünkü her paketin içerisinde yargı ihtilaflarını konuşmak da istemem ben ki buradaki bazı maddelerde de idarenin taleplerinin de makul ve doğru olduğu anlaşılıyor, o açıdan söylüyorum.
İkincisi, Bülent Bey ifade ettiler TMSF yönetimindeki şirketlerin yönetimiyle ilgili muvazaalı oluşumlar bulunduğundan ve bunun, bu yasal düzenlemeyle bir esasa bağlanması amaçlanıyor. Nedir o? Yine burada da yargı kararları var anladığım kadarıyla. "Muvazaalı olduğuna TMSF karar verecek ama ilgililer istiyorlarsa gidip bunu dava konusu yapabilecekler." deniliyor. Yani bu, sanki bir olağanüstü hâl yasası maddesi gibi geliyor bana. Türkiye'nin çoktandır normalleşmeye geçmiş olması lazım. OHAL de kalktığına göre, normal hukuk mantığına göre işlerin yürümesi lazım ama o olağanüstü hâl yasasına benzer düzenlemelerin gelmemesini tercih ederim. Onun için burada da genel düzen açısından bir sorun vardır diye düşünüyorum.
Fiyat İstikrar Komitesinin gerekçesine baktım, gerekçesinde diyor ki: İşte, idare ile Merkez Bankası vesaire, koordineli çalışabilmesi için böyle bir komiteye ihtiyaç vardır. İdarenin bağımsız kurumlarla birlikte koordineli çalışabilmesi için yasayla bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç yoktur. Yani gerekçedeki ihtiyaç bir yasal düzenleme yapılmasını gerekli kılmıyor. Neden kılmıyor? Zaten Hükûmetin oluşturduğu komisyonlar var. Mesela ne var? Ekonomi Koordinasyon Kurulu var, benim bulunduğum dönemde Ekonomi Koordinasyon Kurulu Başkanlığını yürüttüm veya Ekonomik Sorunları Araştırma Kurulu var, bu Kurulun da Başkanıydım. Spesifik bazı sorunlar -kuş gribi oluyor mesela- ilgili komisyona geliyordu ama genel politikalarla ilgili konular da Ekonomi Koordinasyon Kuruluna geliyordu. Bu Kurula Merkez Bankası Başkanı da katılır, Maliye Bakanı da katılır, onlar bürokratlarını da alır gelirler Kurula, konu tartışılır. Hele hele eğer genel makro bir politika belirlenmesiyle ilgiliyse bu, yani enflasyonla mücadeleyle ilgiliyse tüm ilgili kamu kuruluşlarının başındakiler ve onun uygun göreceği bürokratlarla birlikte Hükûmet toplantılar yapar, şu anda da yapıyordur zaten, tartışıyordur ve politikaları ona göre belirliyordur. Hangi tedbirlerin alınacağı konusunda da bir envanter çıkarıyorlardır, Merkez Bankası şöyle yapabilir, öbürü bunu yapabilir diye bir yol haritası da belirliyor olmaları lazım ama buna rağmen mevzuatta bir boşluk yokken buraya, Fiyat İstikrar Komitesine getiriyorsunuz, ona bir görev yüklüyorsunuz. Bu, doğrudan doğruya piyasada Merkez Bankası bağımsızlığına müdahale olarak anlaşılacaktır ve ekonominin hem iç hem dış piyasalarda algılanışını bozacaktır. Bu bozulmadan da Türkiye ekonomisi etkilenecektir onun için bu maddenin ekonomik çıkarlar açısından, Türk ekonomisinin geleceği açısından olumlu bir işlev ortaya çıkarabileceğini düşünmüyorum.
Diğer bir konu ise İstanbul Finans Merkezi bölgesindeki şirketlere sağlanan avantaj. Daha önce de bazı avantajlar sağlanmıştı ama Meclisten parti parti çıktıkça Hükûmet hızını alamıyor, yeni bir avantaj daha sağlıyor. Ya, bu ballı şirketler kimler Allah aşkına ya? Yapmış olduğu bazı ticari işlemlerden elde ettiği gelirlerin yarısını kurumlar vergisinden indiriyor. Kurumlar vergisi matrahından mı indiriyor vergiden mi indirim bu?
ABDULLAH GÜLER (İstanbul) - Kazançtan...
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Kazançtan, yani matrahtan indirim.
ABDULLAH GÜLER (İstanbul) - Ama yurt dışı diye eklemeniz gerekiyor Sayın Bakanım.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Yahu kardeşim İstanbul Finans Merkezi bölgesindeki şirketler ile buradaki OSTİM'deki şirketin ne farkı var?
ABDULLAH GÜLER (İstanbul) - Yurt dışındaki finansta elde ettiği.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ya "finansta elde ettiği" demiyor, madde öyle değil, hayır madde öyle değil.
ABDULLAH GÜLER (İstanbul) - Finans işlemleri işte.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Hayır "finans işlemleri" demiyor. Yani "İstanbul Finans Merkezindeki bir şirket, Ukrayna'dan aldığı buğdayı götürse Çin'e satsa oradan elde ettiği geliri kurumlar vergisi matrahından düşecek." diyor. Bu finans mıdır? Buğday ticaret; finans başka para işlemlerinden doğan... Olur mu?
ABDULLAH GÜLER (İstanbul) - Hem Finans işlemidir hem ticari işlemdir.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Abdullah Bey, topluca cevap vereceğiz. siz not edin.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Yani, şimdi kardeşim imtiyazlı şirketler oluşturmayın. Herkes, bütün firmalar kamu yükümlülükleri karşısında eşit olmalıdır, vergi karşısında da eşit olmalıdır. Bu kurumlar vergisi oranlarıyla, matrahıyla çok oynuyorsunuz, her getirdiğiniz kanun teklifinde bunu görüyorum ben. Bunun genel olması lazım, özel bir yerlere avantaj sağlanıyor; burada da öyle. İstanbul Finans Merkezindeki firmaların Hükûmet nezdinde imtiyazlı firmalar olduğu da anlaşılıyor, en fazla müsaadeye mazhar firmalar olduğu da anlaşılıyor. Biliyorsunuz Osmanlı kapitülasyonları verirken "en fazla müsaadeye mazhar ülke statüsü" çok önemliydi. Şimdi, İstanbul Finans Merkezi en fazla müsaadeye ve imtiyaza mazhar firmalardan oluşan bir yapı ortaya çıkarıyor. Ne kabahati var? İstanbul'un diğer yerlerinde iş yapan firmaların, Türkiye'nin tüm kentlerinde iş yapan firmaların, şirketlerin niye fazla vergi vermesini sağlıyorsunuz? Farz edin ki Ankara'daki bir firma, oradaki firmanın yaptığı gibi, bir ülkeden aldığı malı bir başka ülkeye satarak kazandığı zaman o matrahına ekliyor, koyuyor.
İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Bunları konuştuk.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Şener, toparlarsanız...
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - O matrahına ekliyor ama İstanbul Finans Merkezindekiler yarısını çiziyor yani bu adil değil arkadaşlar. Bir devlet bu kadar adaletsiz olamaz. Bu...
İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - İstanbul Finans Merkezini oluştururken ne yaptık biz? Konuştuk bunları biz zaten.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ya, ne konuştun?
İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - İstanbul Finans Merkezini oluştururken bunları konuşmadık mı?
CAVİT ARI (Antalya) - Konuştuk da niye geldi madem?
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - O zaman da itiraz ettik kardeşim. Ya, o zaman da itiraz ettik.
İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Olur mu? Sizin içinizden de...
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Siz finans merkezi kurmuyorsunuz. İmtiyazlı şirketler oluşturuyorsunuz.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Evet, isterseniz karşılıklı konuşmayalım.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Böyle finans merkezi olmaz İbrahim.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Herkes sırası geldiğinde görüşlerini ifade etsin.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bu limanlarla ilgili, umarım, bu liman sözleşmeleriyle ilgili maddeyi çekeceksiniz ama sonradan tekrar getirmezsiniz umarım.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Teşekkür ediyorum Sayın Şener.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Yani çünkü o zaman şüphelenirim. Bilmem, bazı pazarlıklar mı var firmalarla da? O pazarlıklardaki özel avantajları elde edemedikleri için sonradan getiriyorlar diye düşünüyorum.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Şener, teşekkür ediyorum, sağ olun. Maddeler de yine görüşlerinizi ifade edersiniz.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Cemevleriyle ilgili söyleyeceklerim de vardı ama...
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - O, maddelere kalırsa...
Bir cümle ilave edecek Sayın Kaboğlu. Unutmuş, ona müsaade edelim.
İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul) - Evet, buna Sayın Güler ve Kalaycı da değindi, Resmî Gazete'de yayımlandı, 7350 sayılı Yasa. 2 Ağustos 2022 tarihinde yayımlandı, oy birliğiyle verilen karardır ve tümüyle iptal etmiş bulunuyor. Karar elimde, şeyinizi bildirirseniz WhatsApp'la gönderelim.