| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Kütahya Milletvekili Ahmet Tan ve 172 Milletvekilinin; Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4618) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 6 |
| Tarih | : | 13 .10.2022 |
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar, STK'lerin temsilcileri, değerli basın mensupları; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün görüşmekte olduğumuz kanun teklifi yıllardır biriken bazı sorunların aşılmasına yönelik olarak hazırlanmıştır. İster iktidar olsun ister muhalefet olsun, vatandaşlarımızın ve değişik gelir gruplarına mensup insanların arasında dolaştığımız zaman sürekli şikâyet ettikleri, dertlendikleri konulara çözüm bulma amacıyla hazırlanmıştır ama köklü, radikal bir çözüm olmaktan öte, pratik bir şekilde bu sorunları, bu yükümlülükleri ortadan kaldırmaya yönelik bir düzenleme olarak getirilmiştir. Bu şekliyle faydalıdır; en azından, kangren hâline gelmiş problemleri ortadan kaldırması nedeniyle. Bu bakımdan, kanun teklifini hazırlayan, buna katkı sağlayan arkadaşların çalışmalarını da -Uğur Bey kızmasın- değerli buluyorum yani. Onun için, sizin de katkınız olduğu için değerinizi ifade etme ihtiyacı duydum çünkü çok kızdınız benden önce konuşurken. Kızmayın yani herkesin bildiği sorunlar bunlar. Ama şunu da bilmemiz lazım: Her ne kadar buradaki konuların hepsi birbirinden farklı olsa da niteliği aynı. Nedir o nitelik? Birincisi, devlete borcu olanların, ödeyecek durumda olmayanların, ekonomik, sosyal nedenler sebebiyle ödenmesinde güçlük olan bu borçların silinmesini kısmen veya tamamen veya asli veya ferî olarak silinmesini öngörüyor ve bunun ötesinde de devletin bazı yanlış ödemeleri, hak etmeyen kişilere yaptığı ödemeler var, o ödemelerin de ortadan kalkmasını sağlıyor. Kur korumalı mevduatta ise vergi istisnasını bir yıl daha uzatıyor. Yani nitelik olarak, dikkat ederseniz, birbirine benzer bir şey var, devletin, daha doğrusu, bir taraftan da kamunun fedakârlık yaptığı bir durumu ifade ediyor. Ama 52 maddenin, bu kadar çok maddenin bu nitelikteki sorunlara, kangren olan problemlere odaklanmış olması, dikkatli bir gözle baktığımız zaman, yıllardır iktidarın toplumdaki sorunları ne kadar derinleştirmiş olduğunu da göstermektedir yani, sürekli biriken ve içinden çıkılmaz hâle gelen bu problemler, sonunda, bir yasayla geçici olarak ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Ama bunun gerçek anlamı şudur: Vatandaşlarımıza yıllardır fiilen ve hukuken işkence yapmış olan bir iktidarın yıllar sonra "Pardon." demesine benziyor çünkü yeni konuşulan, yeni ortaya çıkan meseleler değil bunlar, yıllardır vardı zaten. İkincisi, bu sorunların ve sıkıntıların ortaya çıkmasının sebebi de mevcut iktidarın eski düzenlemeleridir, eski uygulamalarıdır. Zaten bakıyorsunuz, sürekli buraya bir kanun maddesi geliyor, o kanun maddesi tekrar ve tekrar sürekli olarak değiştiriliyor; yüzlerce kez değişen kanun maddesi var, onlarca kez, defalarca değişen kanun maddeleri var. Bu, açıkçası, Hükûmetin geleceği planlayamamasını ve öngörüsünün zayıf olduğunu gösteren bir yasalaştırma mantığıdır. Yoksa kanunlar, yani yasalar genel olur, soyut olur, kalıcı olur. Bu nitelikleri taşımıyorsa getirdiğiniz, yaptığınız düzenlemeler burada, yasa yapma mantığında, bunun da ötesinde ülke sorunlarını kavrama ve ülkeyi geleceğe taşıma mantığında bir eksiklik vardır. Onun için "Yapısal reformlar gerekli." derken arkadaşlar da bunu ifade ediyorlar yani kuralı doğru koyacaksın, doğru koyduğun için o koyduğun kurallar sorun oluşturmayacak ve sorun oluşturmadığı için de ikide bir değiştirme ihtiyacı duymayacaksın. Ama iktidar öyle yapmıyor, hemen, alelacele bir şey getiriyor, bir süre sonra o getirdiği, yaptığı düzenleme sorun oluşturuyor, o sorunu çözmek için de peşine düşüyor ve uğraşıp duruyor. Böyle bir iktidar yapısının gerçekten bir ülke için büyük sorunlar doğurmaya da elverişli olduğu bir gerçektir, bir hakikattir.
Değerli arkadaşlar, diğer taraftan şunu da belirtmek isterim: Bir kere bir sistemin neye prim verdiğine önem vermek lazım. Mevcut, şu andaki sistem neye prim veriyor? Doğrudan, iyiden, güzelden, liyakatten, başarıdan yana mı prim veriyor sistem yoksa kötüyü mi ödüllendiriyor, yanlışı mı ödüllendiriyor? Ama açıkça söyleyeyim: Şu yasa yapma mantığınız dahi bu ülkede sistemin iyiye değil kötüye prim verdiğini göstermektedir. Neden? Aynı kanunun aynı maddesini, aynı yükümlülükleri defalarca değiştirirseniz vatandaşlarda kanuna uyma alışkanlığını yıkarsınız, tahrip edersiniz ve etrafından dolanmaya çalışır. Bunun neticesinde de -ortaya yasaların koyduğu- iyi vatandaş, iyi insan anlayışı hep zarar görür. Diğer taraftan, sadece temel, doğru kavramlar vatandaşlar ve bu kanun maddelerinin muhatapları açısından tasfiye olmaz, kamu yöneticileri açısından da kötü alışkanlıkların ortaya çıkmasına sebep olur. İkide bir, zırt pırt kanun değişikliği, yöneticileri de boşluklar içerisinde kötü alışkanlıklara sevk eder, hatta sık, aynı maddeler üzerinde devamlı kanun değişiklikleri kanun vasıtasıyla da yolsuzluk yapma iştahını tetkikler. Hem vatandaşın huyunu, binlerce yıl biriktirdiği geleneklerini ve devlet-millet anlayışını tahrip edeceksiniz hem de diğer taraftan, kamu yönetimine bir hastalık sokacaksınız; bu, ülke için felakettir. O bakımdan, böylesi rastgele yapılan işlerin maliyetinin olmadığını düşünmemek lazım, büyük maliyetleri vardır, ülkeyi felakete sürükleyen yönleri vardır ve netice itibarıyla da gece gündüz yaptığımız yanlış mesailer vardır.
Bu duygular içerisinde, ben tekrar yasalaştırma mantığının günübirlik palyatif hamlelerle gerçekleşmemesini dilediğimi, iyi hazırlanılarak belli alanların doğru ve kalıcı olarak düzenlenmesinin bu ülkenin insanının davranışlarını etkileyen temel unsurlardan biri olduğunu belirterek hepinize saygılar sunuyorum.