| Komisyon Adı | : | KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası AŞ'nin 2019 ve 2020 yıllarına ait bilanço ve netice hesaplarının görüşmeleri |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 30 .06.2022 |
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli Komisyon üyesi milletvekili arkadaşlarım, Genel Müdür, Yönetim Kurulu üyeleri, kamu kurumunun değerli, kıymetli temsilcileri, Sayıştayın kıymetli temsilcileri; hepinizi sevgiyle saygıyla, dostluk ve dayanışma duygularımla selamlamak isterim.
Mesele Ziraat Bankası olunca, galiba Türkiye Cumhuriyeti tarihini de böyle bir gözden geçirmek gerekiyor. Ziraat Bankası tarımın en önemli kurumu; belki de Cumhuriyet Dönemi'nin ve son elli altmış yıldır tüketilerek, yenilerek bitirilmeye çalışılan Türkiye'nin bütün kaynaklarına rağmen hâlâ ayakta duran, tarım sektörünün en önemli bileşenlerinden biri Ziraat Bankası. O yüzden Ziraat Bankası bir çiftçi için evi kadar, ailesi kadar kıymetlidir ve aynı zamanda Tarım Kredi Kooperatifleri. Eğer bu kurumlar olmazsa, bu kurumlar zayıflarsa tarımın da ne yazık ki zayıflayacağını, biteceğini görmek zorundayız. Tarıma da şöyle bakmak lazım, hele de yeni dünya düzeninde yani liberal, kapitalist ve rekabetçi diye ortaya konan yeni dünya düzeninde en mağdur edilen kesimin çiftçi olduğunu da görmemiz lazım. Bu, aynı zamanda toplumun gıda hakkının, toplumun gıda ihtiyacının da risk altına girdiği ve deyim yerindeyse bugünlerde "Acaba Rusya'dan, acaba Ukrayna'dan bir koridor açarız da tahılları bu ülkeye getirebilir miyiz, oradan doğru ülkemizin ağustos, eylül, ekim, kasım ayında bir ekmek krizine girmemesi için çaba sarf eder miyiz?" noktasına kadar gelmiş durumdayız. Niye bunu söylüyorum? Sayın Genel Müdür, şunun için söylüyorum: Ziraat Bankası, aynen Halk Bankası gibi tarımın temel dinamiğidir ve çiftçinin kalkınması, çiftçinin finansman ihtiyacını karşılamak, onun dar gününde yanında olmak için açılmış, kurulmuş; temel görevlerinden bir tanesinin bu olduğu önemli bir banka. Elbette süreç içerisinde yeni dünya düzeninin getirmiş olduğu koşullara göre, artık bir şirket ve ticari bankaya da dönüşmüş durumda; tercihtir, doğrudur, olabilir.
Aslında ben şöyle bakmak istiyorum, şuradan bakmak istiyorum: Çiftçiye kredi veriyorsunuz; 700 küsur bin çiftçiden bahsettiniz, 146 milyar TL'den bahsettiniz. Birinci sorum şu: Çiftçinin siz de dâhil bankalara olan toplam borcunun yaklaşık ne kadar olduğunu biliyor musunuz? Birincisi bu.
İkincisi: Verdiğiniz her kredi her yıl arttığında, dönüp bu çiftçi bu kredi ödemesini... Hani "Sadece 5 milyarlık bir takip var, gerisi takip dışında. Biz paramızı alıyoruz." anlayışıyla davranıyorsunuz. Her yıl size ödenen parayı çiftçi nasıl ödedi? Ürettiğinden para kazanarak mı ödedi yoksa Ali'den Veli'den alıp, takla attırarak, size 100 bin lirasını ödeyip, on gün sonra 125 bin lira geri çekip, kartopu gibi olan borcun çığa dönüştüğü bir modelle mi ödedi? İki.
Üçüncüsü: Bu banka Varlık Fonuna gitti; bir Genel Müdür olarak, bu işin içinde olarak -Yönetim Kuruluna da söylüyorum- razı mısınız? Bu, doğru bir iş midir? Bunun karşılığı nedir? 1 milyardan 1,8 milyara çıkarttığınız aktif büyüklük, gerçekten ekonomist bir anlayışla -ben ekonomist değilim, hata yapmak istemem- neyi ifade etmektedir? Bunun karşılığı nedir? Bu Varlık Fonu... Bankanın temel nakdî ve elbette rezervleri, elbette var olan mülkleri vesaire bütününe baktığımızda ne anlama gelmektedir?
Yönetim Kurulunuzda tarımı çok önemsiyorsunuz ya; 19 kişilik Yönetim Kurulunuzda tarımla doğrudan bağlantılı tarımsal bir eğitim öğretim almış, tarımla iştigal eden, tarımı gerçekten bilen var mı? Kaç kişi var? Bunu da öğrenmek isterim.
Dördüncüsü: Kadın, Genç, Sulama, Güneş; bunların hepsi çok kıymetli krediler, onu söyleyeyim. Biraz geç kaldığınızı düşünüyor musunuz Sayın Genel Başkan? Birincisi bu. Limitleri burada okuyorum; 6 Nisanda çıkan son Cumhurbaşkanı Kararı; 50 milyon, 30 milyon, 40 milyon... Ama dediniz ki: "Biz kredimizin yüzde 80'inden fazlasını küçük üreticilere veriyoruz. 250 bin TL ve altında kredi alanlar bizim portföyümüz." Peki bu 30 milyonluk, 40 milyonluk, 15 milyonluk, 20 milyonluk krediyi kime veriyorsunuz? Yani bir taraftan dağıttığınız 46 milyar krediden "750 bin çiftçiye, 250 bin TL ve altında olarak onlara veriyoruz." diyorsunuz, öbür tarafta 25 milyon, 30 milyon, 50 milyon kredi veriyorsunuz. Bunu kim alabiliyor ya da alanlar kimler? O 250 bin TL ve 250 bin TL'nin altında kredi kullanmayanlar olduğu kesin, aynı şekilde, sizin yüzde 80 olarak belirlediğiniz kitle olmadığı da kesin.
Bugün, muz seraları yapıp yarın ne olacağı belli olmayan, hâlâ ısrarla -bu da sorunun bir devamı Sayın Genel Müdür-...
BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Sayın Sarıbal, toparlayalım.
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Başkanım, bir müsaade edin ne olursunuz?
BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - İyi ama müsaade...
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Ama Başkanım...
BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Efendim?
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Biz eğer Ziraat Bankasını bir kez burada bulmuş ve soru...
Sizden sadece bir dayanışma içerisinde bunu istiyorum; bir itiraz, bir karşıtlık meselesi üzerinde değil. Ya, ben çiftçiyim, sormak istiyorum.
BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Genelinde söz vereyim, genelinde vereceğim tekrar.
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Tamam, peki.
Ne diyordum, orada kaldı.
BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - "Toparlayalım." dedik.
NEVZAT ŞATIROĞLU (İstanbul) - "Muz serası." dediniz.
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Evet, muz seraları sürecinde ne zaman, nasıl bir sonuçla karşılaşacağımızı hâlâ bilmiyoruz, ben biraz tahmin ediyorum da... Aynen bugün Türkiye'de büyükbaş, küçükbaş, o modern ahırların âdeta birer mezarlığa dönüştüğü Anadolu coğrafyasını görüyorum ben; dilerim ve isterim ki beş yıl sonra, on yıl sonra muz seraları da böyle olmasın. Bütün bunları görerek Türkiye'nin örtü altı seracılık üretimine daha ne kadar ihtiyacı var? Yaklaşık 1 milyon dönüm ama bunun 750 bin dönümünün aktif olduğu seracılık üretim modelinin Türkiye'nin hangi ihtiyacına dönük yapıldığını ve bu kredinin neden ısrarla buraya doğru yöneldiğini... Bu alan için son sorum olarak kabul edeyim, eğer bunu da not alırsanız sevinirim.