KOMİSYON KONUŞMASI

GÜRSEL EROL (Elâzığ) - Sayın Başkanım, sayın milletvekili arkadaşlarım, Bakanlığımızın ve TOKİ'nin değerli bürokratları; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum, başarılı bir çalışma diliyorum.

Ben konuşmamı üç temel üzerine oturtmak istiyorum. 2020 Elâzığ deprem sürecinden sonra izlenimlerim, gözlemlerim, tespitlerimle ilgili bir değerlendirme yapmak isterim.

Önce teşekkür etmek isterim. Gerçekten, Elâzığ'da 2020 depreminden sonra 25 bin konutun ihale süreci, organizasyonu ve yapımı çok ciddi bir meseleydi. Bu konuda TOKİ bürokratlarına teşekkür ederim. Aynı zamanda, Sayın Bakana da teşekkür ederim. Teşekkürüm şundan dolayı: Bizim bir önerimizi değerlendirerek Elâzığ'da bir açıklama yaptı, Elâzığ'da gerçekten çok kangrene dönmüş bir sorunu çözdü. Bunun İzmir için de örnek olmasını isterim ayrıca.

Riskli alan ilan edilen yerlerde kentsel dönüşüm konutlarında afet konutlarıyla aynı faiz oranının uygulanmasıyla ilgili bir karar verildi. Bu henüz genelgeye dönüştürülmedi ama Sayın Bakanın böyle bir açıklaması oldu. Bu önemli bir beklentiydi çünkü depremden kaynaklı bir bölgede kentsel dönüşüm yapılacaksa ve o bölge riskli alan ilan edilmişse siz güncel TEFE ve TÜFE'ye göre faiz oranıyla kredi verdiğiniz zaman vatandaşın orada o konutu yapma şansı yok. Bu riskli alan ilan edilme gerekçesi de depremden kaynaklı olduğu için deprem konutlarıyla aynı kredi limiti statüsü içerisinde değerlendirilmesi son derece doğru bir karardır ama bunun yalnızca Elâzığ bazında kalması değil, bunun bütün Türkiye'deki -İzmir başta olmak üzere- deprem bölgelerinde de emsal oluşturmasını ben kendi adıma dilerim.

Sayın Başkanım, ayrıca önerilerim olacak. Mesela köy konutlarının her bölgede aynı projeyle yapılması doğru değil. Şimdi, Elâzığ'ın merkez köyleri var, işte, oradaki iklim koşulları çok daha farklı, tek katlı evler var ama rakımı çok yüksek köyler var. Orada da kışın yaklaşık 2,5-3 metre kar yağıyor, konutların yüksekliği 2,45 civarında. Yüksek yerlerde kar yağdığı zaman bu konutlar karın altında kalıyor. Yani köy konutları yerine göre kat yükseklikleri planlanarak 2 kat olabilir, 3 kat olabilir. Köy konutlarıyla ilgili yeni bir düzenlemeye ihtiyaç var. Ayrıca köy konutlarının TOKİ tarafından yapılması da çok doğru değil çünkü inanılmaz bir zaman kaybı. Yani çok dağınık, dağınık olduğu için organizasyonu çok zor. Bunları köylüye kredi vererek Çevre ve Şehircilik Bakanlığının kontrolünde, denetiminde yapılması daha makul ve daha akılcı. Bu öneriyi de sunmak isterim.

Aynı zamanda, genelde çok büyük bir sorun hâline dönüşen, yapılan konutların kura çekimiyle ilgili bir sorunu da gündeme getirmek isterim. Genelde yapılan konutlar 3+1 ve 2+1 diye vasıflandırılan ve sınıflandırılan konutlar ama kura çekimi yapıldığı zaman vatandaşın talebi değerlendirilmeden yani "Sen 3+1'de mi oturmak istersin, 2+1'de mi oturmak istersin? 3+1'in fiyatı bu, 2+1'in fiyatı bu. Hangi kuraya katılmak istersin?" diye sorulması gerekirken, sorulmadan kura çekildiği için... Mesela diyelim ki bir evde 5 nüfus var, 2+1 çekiyor ama bir evde tek başına yaşayan bir yaşlı insan var, 3+1 çekiyor. Yani bu vatandaşın talebine göre ayarlanabilirse hem bir mağduriyet ortadan kalkmış olacak hem daha doğru bir sonuç yaratılmış olacak.

Bir de emlak yönetiminin site sakinleriyle sorunları var. Emlak yönetimi orada... Yani "apartman görevlisi" diye tanımladığımız eski tabiriyle kapıcılarla ilgili sorun var. Niye? Genelde burada çalışan arkadaşlarımız siyasi referanslarla işe alınmış. Siyasi referanslarla işe alınınca o siyasi referansın onlara verdiği güçten kaynaklı işlerini yeterince yapmıyorlar. Yapmadıkları için de TOKİ'nin yaptığı yeşil alanların çimlerinin hemen hemen hepsinde kuruma var. Yani aslında TOKİ'nin yaptığı işte bir eksiklik yok, bakımından sorumlu olduğu için eksiklik var. Bu emlak yönetiminin site yönetimleriyle ilgili yetkisini apartman sakinlerine devretmesi lazım. Yani apartman sakinleri kimi istiyorlarsa yönetici olarak orada onu çalıştırmalı. Bu önerileri bilginize sunmak isterim.

Ayrıca, bir konuya daha dikkatinizi çekmek isterim. Bu konuda sanıyorum AFAD Başkanlığı ve İçişleri Bakanlığı yetkilidir ama gene de TOKİ'nin yetkilileri buradayken onu da anlatmak isterim. Mesela deprem 2020 yılında oldu, 2020 yılında yapılan konutların fiyatı belli ama 2022 yılında yapılan konutların fiyatı belli değil. Yani bunu vatandaştan neye göre alacaksınız? Yani 2022 maliyetleri üzerinden mi vatandaştan alacaksınız, yoksa 2020 yılında deprem oldu; herkesi aynı mağdur görerek, hak sahibi görerek 2020 tarihi itibarıyla maliyetleri hesaplayarak mı alacaksınız? Eğer 2022 üzerinden maliyet hesaplayarak alacaksanız burada inanılmaz bir haksızlık doğar. Niye? Çünkü siz devletsiniz. Yani devlet konutları, hak sahiplerini tespit etmiş; tabii, doğal olarak konutların hepsinin bir anda yapılması mümkün değil, bir zamanlamaya ihtiyaç duyulmuş ama konut fiyatlarının aynı olması lazım. Yani 2020'deki konut fiyatı vatandaşa nasıl yansıtılıyorsa 2021'de ve 2022'deki konut hak sahibi olanların konut bedelleri de 2020'deki konut bedelleri olmalıdır diye öneriyorum.

Başarılar dilerim, sevgi ve saygılarımı sunarım.

Teşekkür ederim.