KOMİSYON KONUŞMASI

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Teşekkür ederim, sağ ol Başkanım.

ŞAHİN TİN (Denizli) - Bana destek verecek konuşmamdan dolayı.

OTURUM BAŞKANI FAHRİ ÇAKIR - Öyle gözüküyor.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Değerli Başkan, değerli arkadaşlar, değerli milletvekili arkadaşlarım, Komisyon üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, Antalya Organize Sanayiden bahsedilince birkaç şey söylemek gerekiyor. Sekiz sene Antalya Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı yaptım; organize sanayiyi 2 bin-3 bin kişilik istihdamdan neredeyse 15-16 bin kişilik istihdama çıkarırken işte bırakıp siyasete geldik.

Tabii, Antalya Organize Sanayi ya da başka bir yerdeki organize sanayiden bahsedilebilir, Başkent Organize Sanayiden bahsedilebilir, İzmir Atatürk Organize Sanayiden bahsedilebilir. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu, Türkiye'deki sanayiyle ilgili en iyi tasarlanmış, düşünülmüş ve uygulamaya geçmiş bir kanun.

Şimdi, Türkiye'de 300'ün üzerinde organize sanayi var. Organize sanayilerin bazılarında lejantlara uyulmamış, hatta itfaiye yolunun bile neredeyse kalmadığı organize sanayiler var; bunlardan bir tanesi İzmit Gebze bölgesinde. Oralarda belki denetimler daha sık yapılmış olsaydı bugün o tablo olmazdı ama Antalya Organize Sanayide bütün kurallara uyuldu. Bütün kurallar neyse, verilen inşaat alanı, altyapı, çevreyle ilgili ne kadar kural varsa hepsine uyuldu, şu anda Türkiye'deki örnek organize sanayilerden bir tanesi tabii ki Antalya Organize Sanayi Bölgesi.

Antalya çok hassas bir bölge; Antalya turizm bölgesi, aynı zamanda tarımın da başkenti. Böyle olunca da Antalya'nın aslında organize sanayisinde yapılamayacak yatırımlar var ağır sanayiyle ilgili. Mesela, hatta orada ne yapamazsınız? Çimento fabrikası kuramazsınız. Bir de su kaynaklarının üzerinde olduğu için çok hassas bir bölge.

Yani uzun lafın kısası, burada endüstri bölgeleriyle ilgili bir kanun var, öbür tarafta da organize sanayiyle ilgili bir kanun var. Sanayi-endüstri çelişkisini niye burada yaşıyoruz? Kelimelere takılmak değil ama benim dediğim, biri endüstri, biri sanayi; ikisi de aynı iş hâlbuki. Bu kanun, Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'yla ilgili yapılan düzenlemeler bugüne kadar Türkiye'nin ihraç ettiği en önemli kaynaklardan bir tanesi olmuştur yani Türkiye'deki organize sanayi bölgeleri aslında dünyaya model olmuştur. İşte, bu uygulama varken bu kanun teklifinde birtakım sıkıntılar var, arkadaşlar dile getirdi, ciddi olarak da onların ele alınması lazım; adrese teslim birtakım çalışmalar yapılıyor burada yani bunu da görmezlikten gelemeyiz.

Çevreyle ilgili söylediklerinizin birçoğuna katılmıyorum. Antalya Organize Sanayiden bahsedildi, doğru yani hatta oraya insanlar piknik yapmaya bile gidebilir, o kadar güzel; keşke, Türkiye'nin diğer bölgelerinde de bu geliştirilebilse. Organize sanayilerde bu var ama endüstri bölgesinde... Mesela, ben size bir örnek vereyim; Most Makine, Enerji, Taahhüt, Sanayi, Ticaret Anonim Şirketinin yapacağı bir yatırım var İzmir'de. İzmir'deki bu yatırım Aliağa, Şakran bölgesinde. Bu basına yansımış, 29/1/2022'de "Ege'de Son Söz" diye bir gazeteye yansımış. İmar planlarında ağaçlandırılacak alan olarak kayıtlı 102 hektarlık bir alan. İmar değişikliğiyle birlikte sanayi yapılaşmasına açılması düşünülüyor, planlanmış bir yerlerde ama açılmamış. Alan da bu arada Most Enerjiye bedelsiz olarak tahsis edilmiş, tahsisi de yapılmış. Alan ne kadar? 102 dönüm. Peki, en az ne kadardı buradaki, daha önceki yasada? 150 dönümdü. 102 dönümlük bir alan şimdi 100 dönüme indirilip 102 dönümlük alanın ya da dekarlık alanın, hektarlık alanın önünün açıldığını burada kaygıyla görüyoruz. Şimdi, aslında oradaki 1/100.000'lik planlarda da çevre düzeninde bu değişiklikler askıya çıkmış, bir ay içinde değiştirilmesi bekleniyormuş. İzmir'in kuzey bölgesi 1/25.000 ölçekli nazım imar planına göre ise burası mera statüsünde. Ya, bu yapılabilir, başka yer bulunabilir. Yani bu yatırımın karşısında olduğumuz anlamına gelmez. Yani 165 bin tonluk aslında vasıflı metal üretecekmiş bu fabrika. Buna karşı değiliz yani bu kurulacak endüstri firmasına karşı değiliz ama ya, burası zaten ağaçlandırılacak bölge olarak ilan edilmiş ve bunu da ilan eden yine bu ülkenin kurumları. Kurumlarda bunlar kararlaştırılmış, geçmiş.

Şimdi, yine, endüstri bölgesiyle ilgili -biraz önce hocam da değindi, Ayhan Hocam değindi- 3'üncü maddede Sayın Cumhurbaşkanının yükünün azaltılmasından bahsediliyor; tamam, güzel, zaten azaltılmalı. Biz de zaten onu başından beri söylüyoruz, bütün yetkiler bir kişiye verilirse yani "Beşer şaşar." diye bir laf var. Yani sonuç itibarıyla bu azaltılsın, eyvallah ama 5'inci maddeyi niye koyuyorsun? Bir kafa karışıklığı değil mi? 5'inci maddede dediğimiz şu -bu kanunda Ayhan Hocanın söylediğini desteklemek için söylüyorum- buradaki teşvik kararlarını Cumhurbaşkanına veriyoruz. Şimdi, yukarıda yetkilerini başkasına devretmeyle ilgili bir şey getiriyorsunuz ama teşvikleri tamamen Cumhurbaşkanına bırakıyorsunuz. Yani büyük, yaman bir çelişki. Onun için bunun altını bir kere daha çizmek gerekiyor.

Bu, ÇED şartı meselesi: Şimdi, dursa ne olur yani, bu burada dursa ne olur? Aslında böyle de bakmak lazım. Çevre Kanunu'nda, tamam, birtakım şeyler, usuller, esaslar, hepsi belirlenmiş, doğru. Burada dursa ne olur? Onu da ben Ünal Vekilime vereceğim. Çünkü orada örnekleriyle anlatacak -Zonguldak kendi bölgesi- buradan ne sakınca doğabilir, Bakanlığa burada yetkinin devredilmesinin söz konusu olabilmesi nasıl sakıncalar yaratabilir; onu da Ünal Vekilim biraz sonra müsaade ederseniz anlatsın.

Şimdi, bu SEKA Kâğıt Fabrikası: Benim sektörüm kâğıt ve karton sektörü. Biraz önce söylediniz ya, endüstri bölgelerinin geliştirilmesi, büyütülmesi, genişletilmesi gerekir; doğru, katılıyorum. Ama burada Tebriz Organize Sanayi örneğini vereceğim. Tebriz gibi yani İran gibi bir ülkede, Tebriz'de bir organize sanayi ki -Türk yatırımcılar da var orada- tamamen bir dağın yamacına, kayalık -Antalya Organize Sanayi gibi, yani kayalık- fakat bir yamacı komple vermişler. Koskoca ovalar olmasına rağmen organize sanayiyi çıkmışlar dağın yamacına yapmış adamlar. Ve burada teknoloji de kullanılmış, teknolojisi yüksek ürünler de üretiliyor. Bunlar yapılabilir. Ben SEKA fabrikalarından 2 tanesinin örneğini vereceğim. İzmit'i geçiyorum. Biri Aksu SEKA Fabrikası, Giresun; diğeri de Balıkesir SEKA Fabrikası. Şu anda Türkiye'de bir tabaka gazete kâğıdı üretilmiyor arkadaşlar. Bir tabaka gazete kâğıdının dışında, kitap kâğıtları, bunların hepsi yurt dışından ithal ediliyor. Bu 2 fabrika, Aksu ve SEKA Türkiye'nin bütün gazete kâğıdı ve kitap kâğıdı ihtiyacını karşılayacak tesislerdi. Her ikisi de özelleştirildi. Hele bu Balıkesir SEKA Fabrikası bundan belki on, belki biraz daha önce Albayraklara verildi 1 milyon 100 bin dolara arkadaşlar, 1 milyon 100 bin dolara. Oradaki 1 dekar alanın değeri şu anda 1 milyon doların üzerinde. İçindeki ağaçlar öyle, hurdaları öyle, binaları öyle ve bu bunlara dava açıldı oradaki kurumlar tarafından. Bu davaların hepsi kazanıldı. Tekrar bir daha, tekrar bir daha, tekrar bir daha karşı davalar açıldı. Şu anda burada -burada bu geçiyor- kâğıt üretim tesisi kalkmış, termik santral kurma hakkı kalkmış "ÇED Olumlu" kararına -ÇED'le ilgili bölümde- mahkeme başkanının yazdığı bir şehri okuyacağım sizlere. Burada ilk önce "ÇED Olumsuz" "ÇED Olumsuz", 1 kere "ÇED Olumlu" kararı alındıktan sonra mahkeme başkanının şerhini okuyorum: "Müdahil şirket tarafından kâğıt fabrikası satın alınarak mülkiyetine geçmiş olsa da Anayasa'ya göre mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamayacağından müdahil şirketin mülkiyet hakkından dolayı mevcut yasalara göre bu alanda eski kâğıt fabrikasını yıkıp yeni bir kâğıt üretim tesisi ve termik santral kurma hakkı bulunmadığı gibi -çiziyorum altını- devlete düşen görev de kamu yararı doğrultusunda bu alanın tekrar tarım arazisine dönüştürülmesidir." Çok açık. Yani mahkeme başkanının...

Siz herhâlde bir şey söyleyeceksiniz. Sonra, not alın, bununla ilgili, isterseniz sizin de uygun görüşleriniz varsa onları alalım.

Bakın, bu, mahkeme başkanının düştüğü şerhtir; bu, benim kendi yazdığım, uydurduğum bir şey değil. Onun için sizden bekliyoruz.

İkincisi, burada... Ha, bir de bunu söyleyeyim, çok da uzatmayayım, kafanızı da şişirmeyeyim. Sakarya Karasu'da bulunan bir bölge önce 2015 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla Karasu Otomotiv İhtisas Endüstri Bölgesi olarak ilan ediliyor, sonra 2016'da BMC Otomotiv Sanayi ve Ticaret AŞ münferit yatırım yeri olarak statüsü değiştiriliyor. Hazine arazisi Katarlıların ve Ethem Sancak ile Talip Öztürk'ün ortak olduğu BMC'ye 10 bin kişinin istihdam edileceği garantisiyle yaklaşık kırk dokuz yıllığına tahsis ediliyor. 2020'de üretime geçecek olan bu fabrika bir türlü üretime geçemiyor. 2021 yılının Haziran ayında BMC'nin Ethem Sancak ve Talip Öztürk'e ait yüzde 50,1'lik hissesi resmen Tosyalı Holdinge satılıyor. Tosyalı Holding şimdi fabrikayı söküyor -10 bin kişi çalışacaktı- Karadeniz'in kıyısında 222 hektar alan ne olacak? Otel mi olacak, başka bir şey mi olacak, rezidanslar mı yapılacak, konut mu olacak, üniversite mi olacak, ne olacak, bilmiyoruz? Ama fabrika sökülüyor. 10 bin kişiyi istihdam edeceğiz diye bu tahsisler yapılıyor. Şimdi fabrika sökülüyor buradan ve o 220 dönümün ne olacağı bilinmiyor. Otel yapılacağı söyleniyor.

ABDURRAHMAN BAŞKAN (Antalya) - Yok, alüminyum fabrikası.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Bilmiyoruz yani sonuçta altyapısı, şusu... Bilmiyoruz. Şimdi göreceğiz, takip ediliyor, 2020'de de üretime girmesi gerekiyordu Abdurrahman Başkan, bekleniyordu, örneklerden bir tanesi de bu.

Şimdi, bizim itirazlarımız... Biraz önce Tebriz'den de Antalya'dan da Türkiye'nin başka yerlerinden de organize sanayi bölgelerinden de örnek verdik.

ŞAHİN TİN (Denizli) - Aynı İran'daki gibi, böyle.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Ne güzel, her yerde öyle yapılabilir. Tarım alanlarına niye yapılsın? Biraz önce İzmir'de verdiğim örnek: Ağaçlandırma alanı -uzun uzun bir daha dönmeyeyim- bedelsiz olarak tahsis edilen alan niye verilsin, yer mi yok? Bütün sanayimizi biz Marmara Bölgesi'ne niye yığdık. Marmara Bölgesi'nde büyük bir depremin olması Türkiye ekonomisinin çökmesi demektir. Bunu 1999'da yaşadık. Yani bu alanların illaki verimli alanlar, denize kıyısı olan, işte, hemen denize uzaklığı 3-5 kilometre, 10 kilometre alanlar olmak zorunda değil. Ya, bir planlama yapılacaksa Anadolu çok büyük. Doğusundan güneyine...

SEMRA KAPLAN KIVIRCIK (Manisa) - Ama ondan sonra lojistik maliyetleri...

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Evet, maliyetlere katlanabilirsiniz yani o maliyet... Bazı konularda maliyetlere katlanabilirsiniz.

SEMRA KAPLAN KIVIRCIK (Manisa) - Lojistik maliyetleri çok önemli.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Evet, yani ben de bu işin içindeyim. Lojistik maliyeti son derece önemli ama bu ülkenin kaynaklarını gelecek nesillere verimli bir şekilde aktarmanın yolu planlamadan geçer. Planlamayı da eğer cumhuriyetin ilk yıllarında yapıldığı gibi doğru yaparsanız Marmara Bölgesi, Ege Bölgesi, denizlerin kıyısına sanayiyi yüklemek yerine Anadolu'nun farklı yerlerine yayarak da bunu yapabilirsiniz. Lojistik imkânlarınız altyapıyla halledilebilir.

SEMRA KAPLAN KIVIRCIK (Manisa) - Antalya'ya OSB kuran bir başkan.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Bunu anlatıyorum, Antalya Organize Sanayi... Şimdi, Türkiye'nin her yerinde. Biraz önce ben çevreyle alakalı Antalya'nın ne kadar hassas olduğunu ve özellikle de kamunun, kanunu hazırlayanların ve bu Meclisin nelere dikkat ettiğini anlattım yani hatta orada ağır sanayi kuramıyorsunuz, edemiyorsunuz. Aslında, Antalya güneyi deniz, kuzeyi Toroslarla çevreli bir bölge; sadece turizm değil, tarım; tarımı ve turizmi destekleyecek sanayiye ihtiyacı var. Bunu yapmayın demiyoruz, Marmara Bölgesi'nde değil Antalya, Akdeniz Bölgesi'nde.

SEMRA KAPLAN KIVIRCIK (Manisa) - Ama kendinizle çelişiyorsunuz.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Şimdi, bir de şunu ifade edeyim: Bakın, cumhuriyetin ilk yıllarından örnek verdim, tütün fabrikaları, et kombineleri, gurur duyduğumuz tekstil fabrikaları; bunlar öyle bir planlamayla yapılmış ki Anadolu'nun insanını Anadolu'da tutmak, aynı zamanda da kalkınmasına destek vermek üzere planlanmış. Biz niye Devlet Planlama Teşkilatını kaldırdık? Onu diyorum yani.

Sonuç itibarıyla, Marmara Bölgesi'ne yığılmış ağır sanayinin, yüksek teknoloji sanayinin yarın olabilecek bir felakette Türkiye'yi çökerteceğini anlatmaya çalışıyorum size. O yüzden de burada endüstri bölgeleriyle ilgili, tarıma elverişli alanlar yerine -boşuna vermedim o örnekleri- daha uygun yerler yapılabilir. Bakın, örneğini verdim, adrese teslim...

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) - Zaten farklı bir şey yapılmıyor ki, tarım yerlerine müsaade edilmiyor ki...

AYHAN ALTINTAŞ (Ankara) - Çarşamba'ya ne oldu?

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) - Ne var Çarşamba'da?

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Ben bitirebilir miyim arkadaşlar? Sayın Başkan...

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Arkadaşlar, hatibin sözünü kesmeyelim, bitirsin daha sonra söz vereyim.

Şahin Bey, hatip sözünü bitirsin.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Şimdi, benim söylediğim şurada çok açık, bakın, biraz önce anlattım, adrese teslim arkadaşlar ya. Yani bunu burada açık açık söylerseniz "Ya, evet, bunların sözü verildi, bunları biz buradan geçireceğiz." biz de ona göre burada muhalefet yaparız ama "Yok, işte, kanuna uygundu, 150 dönümden 100 dönümü şundan dolayı indirdik." bahanelerine de sığınmayın diyoruz yani özetle bunu söylüyoruz.

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Bu sizin görüşünüz tabii.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Evet, benim görüşüm, ben de bunu söylüyorum, tabii ki benim görüşüm.

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Tabii, tabii.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Bu görüşlerimin de dikkate alınmasını kayıtlara not ediyorum.

ŞAHİN TİN (Denizli) - Ben şunu söylemek istiyorum: Bakın, gelişmiş ülkelerde yüzde 4'iken Türkiye'de -binde 0,96 mıydı- binde 0,36...

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Neyi var?

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Şahin Bey, o konuda bir sunum alacağız.

İkili konuşmuyoruz arkadaşlar, burayı kesiyorum. Arkadaşlar bu sözleri kesiyorum.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Şimdi örnek verdirmeyin istatistiklerle yani kentlerimizde kişi başına kaç metrekare yeşil alan düşüyor arkadaş?

ŞAHİN TİN (Denizli) - O ayrı bir tartışma konusu.

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Semra Hanım, buyurun.

SEMRA KAPLAN KIVIRCIK (Manisa) - Sayın Başkan, değerli Komisyon üyeleri, Sayın Bakan Yardımcımız, Sayın Sanayi Bölgeleri Genel Müdürümüz, kıymetli bürokratlarımız; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, hepimizin üzerinde çalışılmasından memnun olduğu bir kanun teklifi üzerine görüşlerimizi bildirmek üzere Komisyon çalışmasında toplanmış bulunuyoruz.

Öncelikle, endüstri bölgelerinden bağımsız olarak, iktidarımız dönemince Sanayi Bakanlığımızın gayret ve destekleriyle Türkiye'mizin gelmiş olduğu noktada sanayi anlamında dünya genelinde söz sahibi olan; yatırımcıların, girişimcilerin önünü açan; teknoloji ve gelişmeyi takip eden ve artık dünyada buna yön veren bir sanayi ülkesi olmuş olmaktan dolayı öncelikle ben Bakanlığımıza ve bürokratlarına teşekkür ediyorum. Bunlar doğru planlamanın, doğru vizyonun, doğru çalışmanın neticesi olarak çağı yakalamanın, çağın ihtiyaçlarına cevap verebilmenin sonucudur.

Ben özellikle hem tarımı hem sanayisi güçlü bir bölgenin vekili olmak, orayı temsil etmek hasebiyle buradaki tartışmalara biraz da böyle örneklerle girmek istiyorum. Ben Manisa Milletvekili olarak Manisa'da çok güçlü bir sanayi ve aynı zamanda ihracata yönelik çok kuvvetli bir tarım bölgesinden geliyorum. Şimdi, kıymetli Çetin Vekilimizin ifade ettiği şeylere bu açıdan baktığımız zaman, Antalya da bir tarım ve -sizin ifadenizle- sizin de emek verdiğiniz bir sanayi kenti. Her ikisini de temsil edebiliyor olmak bir güçtür. Hiçbir kentimizi, hiçbir bölgemizi ekonomik olarak farklı saçayaklarıyla güçlendirilmiş bir modelde büyütmek yerine, sadece belirli bir ekonomiye bağlı ve daha kırılgan ekonomiye sahip tutmak lüksüne ve gericiliğine sahip değiliz. Antalya Sanayi Bölgemizle, sizin anlattığınız kadarıyla, gurur duyduk. Her birimiz kendi bölgesinde sanayisi olduğu için bu Komisyonda pozisyon almış olan, fikirlerini ifade etmek için burada görev almak isteyen vekilleriz, her birimiz kendi sanayi bölgelerimizin güçlü yanlarıyla gurur duyuyoruz. Antalya'yla da sizin gurur duymanızı çok büyük bir anlayış ve memnuniyetle karşılıyorum ama Antalya bu kadar iyi yönetilen, gelişmiş bir organize sanayi bölgesi olmayı, sizin kararlarınızla değil, Türkiye Büyük Millet Meclisinde düzenlenen kanunlar zeminine oturtulmuş yönetmeliklerle sağlamıştır, orada haddehane kurulmaması Yönetim Kurulu Başkanının kararı değildir, orada çevreci bir tutum sergilenmesi Yönetim Kurulu Başkanının kararı değildir. Aynı anlayışla Manisa, Denizli, Antalya...

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Gebze örneğini verdim, anlamamışsınız, dinlememişsiniz.

SEMRA KAPLAN KIVIRCIK (Manisa) - Yok, hayır, münferiden kişilerin...

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - 1977'de kurulmuş Antalya Organize Sanayi.

SEMRA KAPLAN KIVIRCIK (Manisa) - Sizin döneminizde de zirve yapmış, sizi de tebrik ediyoruz Yönetim Kurulu Başkanlığı döneminizle.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Dinlememişsiniz, onun için bölüyorum kusura bakmayın.

SEMRA KAPLAN KIVIRCIK (Manisa) - Yok, gayet ne bir şekilde dinledim ve anladım ama "Ben yaptım." dediğinizde güzel oluyor, başka kimse uyguladığı zaman yanlış ve suistimale açık değildir.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - "Ben yaptım." değil, anlamamışsınız, ben yapmadım.

SEMRA KAPLAN KIVIRCIK (Manisa) - Ben sizin sözünüzü bölmedim, müsaade rica ediyorum hem hanımefendi olmam hem de söz hakkı sahibi olmam nedeniyle.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Kanunlara uygun davranılırsa Antalya gibi olur; hadi öyle yapalım.