KOMİSYON KONUŞMASI

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Kısa kısa TİGEM'le ilgili bazı...

BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Beş dakikayı geçmemek üzere...

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Beş dakika, tamam Başkan, öyle olduğunu tahmin ediyorum.

TİGEM, Türkiye'nin geçmişi, bugünü ve aslında geleceği açısından çok önemli bir kurum. "Okul" diyoruz "laboratuvar" diyoruz ama şunu çok net görüyoruz: Tarım ve gıda, özel sektöre, piyasa ekonomisine, küresel düzene, şirketlerin keyfine bırakılacak bir alan değildir. Bugün "Bu ülkede gıda krizi yok." diyenler ya da "Kıtlık yok." diyenlere söylenecek tek şey şudur: Eğer bir anne markete gittiğinde, manava gittiğinde, bakkala gittiğinde ailesinin temel ihtiyaçlarında kısıtlama yaparak alıyorsa, 1 kilo et alacağına 300 gram alıyorsa, 1 kilo peynir alacağına 200 gram alıyorsa orada bir gıda krizi vardır; hatta, rafta gördüğü gıdayı parası olmadığı için alamıyorsa orada bir gıda kıtlığı vardır. O yüzden, bunu özellikle söylüyorum: Bir ülkenin, bir devletin, bir iktidarın temel sorumluluğudur toplumunun, insanının gıda ihtiyacını karşılamak. Yeterli ve dengeli, bitkisel üretim ve hayvansal üretim, bitkisel protein, hayvansal protein, enzimler, vitaminler ve benzerleri yani bir yetişkin insanın günlük ihtiyaçlarını karşılayabilecek, toptan temel ihtiyaçlarının oluşturabileceği bir gıda zincirini, gıda birikimini mutlaka iktidar ve devlet sağlamalıdır.

Ben, TİGEM'lere bir iktidar, bir şirket, sığ bir politik aracı olarak bakmıyorum; TİGEM'ler çok az kalmış devlet kurumlarıdır. Her şeye rağmen, özel sektörle çalışsanız bile, özel sektöre sözleşmeli kiraya verseniz bile ben öyle görüyorum, hâlâ mülkiyet sizde. O yüzden, iyi düşünmek lazım. Şunu yapmalı: TİGEM asli görevine dönmeli. TİGEM'in asli görevi, bitkisel ürünler için ıslah yapmaktır; buğday, tritikale, nohut vesaire gibi temel ürünler için. Bu görevini tekrar çok acilen, hızlıca yerine getirmelidir, en önemli görevi bu. Patatesle, soğanla, şununla bununla, özel sektöre de hiçbir ilişkiye girmemelidir, kendisi üretmelidir. Sizin özel sektörle ürettirdiğiniz, özel sektörün sizin arazilerinizde sizinle birlikte ürettiği tohum çiftçiye ucuz gitmemektedir. Buğday seferberliğine ihtiyacımızın olduğu bir dönemde ne yazık ki TİGEM'lerden salçalık domates üreten, TİGEM'lerden soğan tohumu, patates tohumu üretenler çiftçiye yine en pahalı şekilde verdiler. Oysa TİGEM'lerin görevi, en zor dönemde Türkiye'nin gıda sorununu çözebilecek hayvansal açıdan ve bitkisel açıdan temel gıda maddelerinin tohumunu bitkisel üretim olarak... Hayvansal üretim olarak küçükbaş ve büyükbaşın ıslah mücadelesini ve bitkisel olarak tohumları koruyan... Biliyorsunuz, bir tohumu korumanın en önemli yolu onu sürekli ekmektir. Eğer siz bir tohumu ekmiyorsanız onu koruyamazsınız, aynen biraz önce "Hayvancılıkta büyükbaş ve küçükbaşta yerli ırkları artık üretmiyoruz." dediğiniz gibi. Dolayısıyla buradan sürece böyle bakmak lazım, yerel tohum mekanizmasını sağlamak lazım. Sertifikalı olsun veya olmasın, liberal düzenin dayattığı şu sertifika tescil meselesinden kopalım artık. Siz de biliyorsunuz, bizim 28 Avrupa ülkesinde olmayan biyoçeşitliliğimiz var.

Küresel ısınma ve iklim değişikliğini söylediler, çevremizde bizi bekleyen bir sürü kriz var, su krizi var, iklim krizi var, ekonomik kriz var; bütün bu krizlere karşı bugün, en çok konuşulan iş tarım ve gıda. Bunun için, TİGEM'lere özel görevler düşmektedir, bunu mutlaka ve mutlaka yerine getirmelidir. Bakın, Başkan "Hayvancılığa, şuna buna yatırım yaptık, büyük destekler verdik." dedi diye söylüyorum, değerli Komisyon üyeleri, yaptığınız desteklemeler... "Çok önemli hayvansal desteklemeler yaptık." Olabilir, yapmışsınızdır; ben şuna bakarım: Bir desteklemenin hedefi ve amacı vardır, eğer siz yirmi yıl, otuz yıl, kırk yıl, elli yıl yaptığınız desteklemeler sonucunda bir hedefiniz var ve o hedefe ulaşamıyorsanız o desteklemenin çokluğunun ve azlığının hiçbir önemi yoktur, boşa gitmiş yıllar ve ömür demektir o. O yüzden, bir destekleme modelinin çok para, az para olması değil, o destekleme modelinin hedeflediğiniz amaca ulaşıp ulaşmadığı önemlidir. Eğer biz destekleme modelinizle bugün, bütün halkımızın her hafta evine 2 kilo et alabileceği bir mekanizmayı kurabilseydik baş üstünde yani bugün asgari ücretli istediği kadar eti ve sütü evine götürebilseydi o destekleme gerçekten amacına ulaşmıştı, saygı duyulurdu elbette ama bugün rakamın büyüklüğü, küçüklüğü üzerinden değil, toplumun gıdaya yeterli bir şekilde ulaşıp ulaşmadığıyla ilgilidir.

Enerji meselesi söylendi, yapılabilir ama kısaca şunu söyleyebilirim: Tohumları koruyun, yerel tohumları üretin, özel sektörden kopun, tekrar iddianızı ortaya koyun çünkü siz Türkiye Cumhuriyeti'nin kurumusunuz, kesinlikle ne bir siyasete ne küresel ekonomiye ne ranta ne kâra teslim olun. Bu ülke sizleri ya tarihî süreç içerisinde önemli bir yere koyacaktır ya da bu toplum, gıda yoksulluğu içerisinde yine çok önemli bir yere koyacaktır diyorum, teşekkür ediyorum.