KOMİSYON KONUŞMASI

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Yok, çok konuşmayacağım zaten.

Biraz önceki durumla da olay meydana çıktı.

Sadece şunu soracağım, daha önce Alt Komisyonda detaylı tartışmalar yapmıştık zaten bununla ilgili: Embriyo meselesi o zaman ısrar etmemize rağmen üst komisyona getirilmedi ama hakikaten çok önemliydi. Orada tam bir hukuk skandalı ve hakikaten TİGEM'de yaşanan çok olumsuz bir olay olarak karşıda durmakta, büyük bir fotoğrafta açık bir şekilde durmakta.

Yine, yakın tarihte bu çiçek aşısına BVD virüsünün karıştığı, bundan dolayı Türkiye sürü varlığının yüzde 20'sinin tehlike altında olduğu, bu konuda şeffaf bir açıklamanın yapılmadığı, özellikle özel bir laboratuvardan alınan aşıdan bunun kaynaklandığı ve bu hastalıkla ilgili tedavi sürecinde antibiyotik kullanılıp ve ardından şartlı kesim olduğunda insan sağlığına çok ağır zararlı olduğuna dair kamuoyunda veterinerler tarafından da çeşitli bilgiler aktı. Ama ne yazık ki Bakanlık bunlarla ilgili bizi rahatlatacak, toplumu rahatlatacak bir açıklama yapmadı. Tam da o günlerde bu ölümlerle ilgili, hayvan hastalıklarıyla ilgili bir genelge değişikliği yapıldı. Daha önce ölen hayvanlardan analiz zorunluluğu getirilirken o değişiklikle de bir anda analiz zorunluluğu da kaldırıldı. Bu önemli bir işti, gıda sağlığını ve gıda güvenliğini etkileyen temel bir konuydu. Bu konuyla ilgili bir açıklama yapmanızı bekliyoruz. Elbette, sizi TİGEM olarak bireysel olarak çok bağlamamakla beraber ama Tarım Bakanlığının ve TİGEM'in de hayvancılık yaptığı bir alanda önemli bir konu olarak durmaktadır. Belki de soruyu şuradan sormak daha doğru olabilirdi: TİGEM işletmelerinde böyle bir şeye rastlandı mı, rastlandıysa ne yaptınız? Bununla ilgili düşünceleriniz nedir diye sormak isterim.

Yine aynı şekilde biraz önce konu edildi, Karacabey'de brusella meselesi kapandı mı kapanmadı mı? Önemli bir işletme, günlük 50 ton süt elde edilen ve ıslah çalışmaları yürüten bir TİGEM bugün orada hayvancılık yapabiliyor mu, yapma aşamasına geldi mi?

Elbette bu hastalıklar meselesini konuşurken burada en önemli faktörün ırklar ve koruyucu aşı meselesinin olduğunu görmek zorundayız ama galiba bütün mesele, bu kadar kamu kurumu kontrolü altındayken, TİGEM'ler bu tür bir sürü tedbiri alıp bununla baş edemiyor iken Türkiye'deki sürü varlığının hakikaten bu işle nasıl baş ettiğini sorgulamak lazım, konuşmak lazım. Böyle bir sürece bakıldığında TİGEM'lerin yeni ırkların, özellikle yerli ırkların üstün genlerini tutup eksik kabul edilen verimlilik açısından, diğer özellikler açısından elde ettikleri genlerle beraber aslında daha uygun ırkları ortaya çıkarıp, yöresel ırkları, ülkemize uygun ırkları ortaya çıkarıp hastalıklara karşı da bu tür bir güven mekanizması, sağlıklı mekanizma oluşturulması gerekmez mi; bu konuda kendinizi nerede görüyorsunuz, yeterli misiniz?

Son olarak, mera hayvancılığının en doğru hayvancılık olduğunu, açık alanlarla hayvancılığın yapılması gerektiğini çok net bir şekilde görüyoruz. Oysa iktidar özellikle 2004, 2005, 2006, 2007'den sonra Türkiye'de kapalı işletmeciliği öngördü ağır bir şekilde ve "Tamamen modern ahırlar kuracağız." diyerek beş yıldızlı oteller yaptı ama içinde yaşayanların hayvanlar olduğunu unuttu. Bugün sürü yenileme oranının yüzde 25 olmasını uygun buluyorsunuz bilimsel açıdan ama ben sadece Bursa örneğinden verebilirim ki kocaman kocaman işletmeler beş yılda 3 defa sürünün bütününü yenilediler. Tarımla hiç işi olmayan aileler, tekstilciler, sanayiciler, doktorlar yani bir tek metrekare birim alanı olmayan o insanlar sıfır faizli krediler alarak kapalı modern işletmeler kurdular ama bugün o işletmelerin ne yazık ki yerinde yeller esiyor, Anadolu'nun her tarafı boş hayvan barınakları ve mezarlıklarıyla dolu, dolu. 300 başlık işletmede 20 baş var, 200 başlık işletmede 10 baş var. Tümünü kapatırsa borç meselesi üzerinden, yatırım kredileri üzerinden geriye doğru bir dönüm yapmak zorunda. Dolayısıyla bu konularda kısaca ne düşünüyorsunuz? TİGEM bu konuda bize göre asli görevini yapmak yerine, siz de söylediniz, kiralama yöntemiyle kâr yoluna gidiyor. Daha önce yine konuştuk, Karacabey TİGEM'de 1 dönüm arazi 5 bin liraya kiralandı, daha sonra bunların bir kısmından vazgeçildi ve TİGEM 238 bin ton tohum ürettiğini söylüyor, sadece buğdayda 1,5 milyon ton tohum kullanıyoruz. Bütün bunları göz önüne aldığımızda TİGEM asli görevine gerçekten dönecek mi, yoksa işe sadece kâr meselesi üzerinden bakmaya devam mı edecek? Bir taraftan TİGEM'ler kâr etmeye devam ederken biz buğday, canlı hayvan... Bu arada, gözünüz aydın olsun, 20 bin angus hayvanı şu anda limana yanaştı, Uzak Doğu'dan getirildi, onu da Komisyon üyelerine söyleyelim.

Teşekkür ederim.