KOMİSYON KONUŞMASI

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri, sevgili bürokratlar; spor kulüplerini dernek statüsünden çıkarıp şirket statüsüne getirmeye kalkılan bir yasayı konuşuyoruz ancak buraya baktığımda dernek statüsünden çıkarılmak istenmiş fakat sıkışılan her yerde Dernekler Kanunu'na bir atıf yapılmış, Dernekler Kanunu'ndan yararlanılmak istenmiş. Mesela 7'nci maddede Dernekler Kanunu'ndan yararlanılmış yani bende kendi kanununa güvenmeyip sanki Dernekler Kanunu'na gidilmiş gibi bir izlenim oluştu. Mesela dernekler masasına başvuru usulü terk edilmiş ama bununla beraber kulübün Bakanlıkça tescilinden itibaren bir ay içerisinde İçişleri Bakanlığına bildirim zorunluluğu getirilmiş. Bu, derneklerde var ama siz "Dernek statüsünden çıkarıyoruz." deyip bu sefer derneklerle aynı statüde bir işlem getirmişsiniz buraya, bunu da anlayabilmiş değilim, böyle bir karmaşa var. Bence kendi mevzuatı olan bir spor kulübü tüzel kişisi oluşturulabilirdi ama böyle bir şey yapmak varken dernekler mevzuatına tabi bir yapı, adı değiştirilerek önümüze getirilmiş. Ayrı kanunu olan Futbol Federasyonu da dâhil olmak üzere tüm federasyonların idari ve sportif faaliyetlerinde doğrudan Bakanlığın yetkili olduğunu görüyoruz yani bunlar hep Bakanlık yetkisine bırakılmış. Federasyonlarda üst kurul oluşturulmak istenmiş ama bu üst kurul, federasyonları görüş olarak parçalayabilir, federasyonlarda çatışmaya neden olabilir, siyasi görüşler ortaya çıkabilir buralarda. Biz sporun siyasetten arınmış olmasını istiyoruz çünkü siyasetüstüdür spor, siyaset bulaşmamalı, böyle bakıyoruz.

Yine, kanun teklifinde "spor kulübü"nün tanımına baktığımızda, "Bakanlık ve spor federasyonlarının faaliyetlerinde bulunmak amacıyla Bakanlığa tescil yaptıran özel hukuk tüzel kişisi" deniliyor. Şimdi, arkadaşlar, Bakanlık ve spor federasyonlarının faaliyetinde bulunmak için... Yani sadece bu değil ki spor kulüpleri, spor faaliyetinde bulunmak için kurulur spor kulübü. Bugün, tanınmayan irili ufaklı bir sürü kulüp var yani bunlara "İlla Bakanlık veya federasyon faaliyetlerinde bulunacaksın." diye kısıtlama getirmek de bana göre yanlış. Ayrıca, biraz önce Mustafa Adıgüzel Vekilim söyledi, her yerde "tüzük" kelimesi geçiyor ama "tüzük" tanımlanmamış. "Spor kulüplerinin kuruluş tüzüğü"nün de bence kanun teklifine eklenmesi gerekiyor tanım olarak.

Yine, spor kulüplerinin sona ermesinin de yargı kontrolüyle yani mahkeme kararıyla yapılması gerekiyor. 9'uncu maddede belirtilen o sona erme sebeplerinin hemen üstüne "mahkeme kararıyla, işte, şu şu şu sebepler tespit edilirse..." denilmesi gerekiyor çünkü yargı kararı olmadan sadece onlara dayanarak sona erdirmek hukuk devletiyle de çok çelişecek bir durum.

Yine, 10'uncu maddede, Bakanlık taşınmazlarının kira ve irtifak hakkı düzenlenmiş ancak burada kiralamayla ilgili pazarlık usulünden bahsedilmiş yani "pazarlık usulü" deniliyor. Hâlbuki Kamu İhale Kanunu'nda birçok ihale usulü var yani buna neden pazarlık usulü denilmiş, açıkçası gerekçesini merak ediyorum.

Yine, irtifak hakkı için kırk dokuz yıllık bir süre tanınmış, kırk dokuz yıl çok uzun yani bir insan ömrü için gerçekten uzun bir süre. Niye kırk dokuz yıl denilmiş? Yani bunun sebebi, gerekçesi ne? Neden kırk yıl değil, otuz yıl değil, kırk dokuz yıl; bunu merak ediyorum. Bence kişi, yükümlülüklerini yerine getirdikçe irtifak hakkı devam edebilir, buna bir kontrol mekanizması konulur, buna göre gidebilir diye düşünüyorum.

Yine, bir spor kulübüyle bağlantılı olan spor anonim şirketlerinin paylarının nama yazılı olması zorunlu tutulmuş. Niye nama yazılı? Nama yazılı olduğu zaman halk gidip nama yazılı payı alamaz. Biraz önce vekil arkadaşımız da söyledi; bu da bir çelişki.

Yine, 17'nci madde de bana göre sıkıntılı çünkü burada, kanun teklifinde şartlar açık bir şekilde belirtilmemiş. Kanun teklifinde şartlar açık bir şekilde belirtilirse -yani 17'nci maddede- o zaman belki o şartlara dayanarak, buna dayanak olarak tebliğ değil de belki bir yönetmelik çıkabilir ama burada, 17'nci maddede şartların net bir şekilde ortaya konulması gerekiyor bana göre.

Yine, belediyelerin, spor kulüplerine, spor anonim şirketlerinin profesyonel spor dallarına ve bunların profesyonel sporcularına yardımda bulunması yasaklanmış. Yani iyi de bu konuda Belediyeler Kanunu'nda da zaten bir hüküm var ama neden bir daha yani bu sporculara, spor kulüplerine, spor anonim şirketlerinin profesyonel spor dallarına yardımı yasaklıyorsunuz? Yani yirmi yıldır iktidardasınız, belediyeler... Yani şunu düşünüyorum: Acaba belediyeler AKP'nin elinden gittikten sonra İstanbul'un, Ankara'nın, büyükşehirlerin bu kulüplere, bu spor dallarına yardımını kesmek için mi getirildi bu hüküm? Ama bu böyle düşünülüyorsa bile yanlış çünkü Anadolu'da da kulüpler var ve Anadolu'daki kulüplerin de -yani burada sporcu arkadaşlarımız da var, durumlarını gayet iyi biliyorlar- birçoğu maddi olarak ayakta durmakta güçlük çekiyor yani bu konuda belediyeyi de kesersek cidden çok daha büyük maddi sıkıntılarla boğuşacaklar; bence bunun kalkması, bunun çıkarılması gerekiyor bu tekliften.

Yine, 24'üncü maddede, Bakanlığın alacaklarına öncelik tanınmış. Şimdi, aramızda hukukçular vardır; işçi alacakları rüçhanlı alacaklardır, iflasta bile birinci derecedeki imtiyazlı alacaklardır. Sporcuların alacakları var; bütün bunlar Bakanlıktan daha mı geride olacak yani bu neden? Bakanlığın bu kadar mı ihtiyacı var? Yani işçinin alacağı, sporcunun alacağı daha mı geride kalmalı? Yani bence burada da bir yanlışlık var, bunun da düzeltilmesi gerekiyor. Bir kere, kanunen rüçhanlı alacak olarak işçi alacaklarınındır öncelik; buna dikkat edilmesi lazım.

Bütün federasyonların merkezinin başkent Ankara'da olması gerekiyor çünkü yarın federasyon başkanı değişir, adam kendi memleketine federasyon merkezini taşımaya kalkar. Bu durumda, aynı zamanda federasyon çalışanları da mağdur olur yani bu işte federasyonların çalışanları da var, onları da düşünmemiz gerekiyor. Ayrıca, bürokrasi Ankara'da, Meclis burada, Bakanlıklar burada, her şey burada. Neden Ankara değil, bunu merak ediyoruz.

Yine, kanun teklifinde olimpik, paralimpik spor dallarında ilgili olimpiyat oyunları belirtilmiş. Sadece bahsettiğiniz 2'nci maddede deaflimpikten bahsediyor ama mesela 28'inci maddenin (4)'üncü fırkasında genel kurullarla ilgili bir hüküm var, orada deaflimpik yok, özel olimpiyatlar yok. "Special olympics" diye geçer, özel olimpiyatların ayrı müsabakaları falan da oluyor ama bunlar geçmemiş; bunun da mutlaka buraya eklenmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Yine, spor federasyonlarının malları, gelirleri devlet malı statüsündedir arkadaşlar; bunlar haczedilemez. Bu konuda kararlar da var elimizde ama 40'ıncı maddeyle bunlara haciz olanağı getirilmiş. Şimdi burada sporcularımız var, millî sporcular; federasyonlar, uluslararası arenada Türkiye Cumhuriyeti'ni, bu ülkeyi temsil ederler, böyle bir misyonları da vardır. Şimdi, düşünün, uluslararası müsabakalardasınız, yapılacak bir haciz ülkemizin itibarını zedeler yani bu açıdan da bakmak gerekiyor, bu iş sadece Türkiye için değil yani bir nevi Dışişleri Bakanlığı gibi çalışır federasyonlar. Bu noktada da bu haczedilemezlik kuralının korunması gerekiyor yani bu haciz noktasını kaldırın lütfen. Dediğim gibi, bir uluslararası müsabakada olabilecek haciz hepimizin itibarını zedeleyebilir.

Yine, 47'nci maddede, Türk Ceza Kanunu'nun yetki alanına giren konulara girilmiş; bence yanlış çünkü aslolan Türk Ceza Kanunu'dur, o kanunda düzenlenmiş olan kovuşturma ve yaptırımlar varken onun yerine bu kanun teklifinde bu derece cezai yaptırımlara yer verilmesi bana göre yanlış. Bu nedenle bu maddenin teklif metninden çıkarılması gerektiğini düşünüyorum.

Yine, 48'inci maddede, "Deliller ve bu konuyla ilgili ciddi bir emare bulunursa Spor Toto Teşkilatı cumhuriyet başsavcılığına başvuruda bulunabilir." diyor. "bulunabilir" olmaz; eğer siz bir suç oluştuğu kanaatindeyseniz, buna ilişkin bir deliliniz varsa bulunacaksınız zaten. Onun "bulunur" şeklinde değiştirilmesi gerekiyor çünkü bir suç tespit edip de buna ilişkin bir delil, emare gördüğünüz takdirde sanki bir seçimlik yetki tanımak yani "İster bulun, ister bulunma." demek olmaz; kanunen suç olarak gördüğünüz bir fiille ilgili, bir eylemle ilgili zaten cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunmak zorundasınız; bu, genel hukuk kurallarıyla da çelişir. Onun için, oraya "bulunabilir" hükmünün yerine "bulunur" yazılması gerekiyor bana göre.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Buyurun.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) - Yine, 16'ncı maddede bir ekleme talebimiz var, onu da hemen belirtmeden geçemeyeceğim. Orada birinci derecedeki kısımlarla ilgili... Burada, bakın, 16'ncı maddede "eşler ile birinci derecede kan ve sıhri hısımlar"ın da o son (4)'üncü fıkraya dâhil olması gerekiyor. Burada "Spor kulübü ve spor anonim şirketi yönetiminde yer alanlar aynı spor dalında ve aynı ligde faaliyet gösteren başka bir spor kulübü veya spor anonim şirketinin yönetiminde aynı anda görev alamazlar." diyor. Tamam ama buna bir de eşler ile birinci derece kan ve sıhri hısımları da tabi etmek gerekiyor.

Yine, son olarak, 13'üncü maddenin (2)'nci fıkrası, İçişleri Bakanına doğrudan kulübü kapatabilme yetkisi... Şimdi, düşünün, Fenerbahçe Spor Kulübünün -ben Fenerbahçe örneğini vereyim- bir yöneticisi bir kovuşturma geçiriyor, bütün kulübü cezalandıramazsınız yani suç ve cezaların şahsiliği ilkesi vardır hukukta. Bir kişi bir suç işliyorsa, bununla ilgili ceza almışsa onun ailesini bile cezalandıramazsınız kaldı ki burada bütün kulüp cezalandırılmak isteniyor. Bana göre yani sadece o yöneticinin uzaklaştırılması, o yöneticiye yaptırım uygulanması gerekiyor. Bütün kulüp, bütün yönetim, yöneticinin yaptığı bir suçun veya bir hatanın bedelini ödememeli diye düşünüyorum. Umuyorum görüşlerimiz dikkate alınır; gerekli iyileştirmeler, düzeltmeler yapılır, eksiklikler tamamlanır.

Ben hepinize teşekkür ediyorum.