KOMİSYON KONUŞMASI

MURAT EMİR (Ankara) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Gerçi, gecenin bu vaktinde İstanbul seçimlerine geri dönüp tartışmayı gerekli bulmazdım ama Sayın Ali İhsan Yavuz oraya değinince bu konudaki görüşlerimi açıklama ihtiyacı duyduğumu ifade etmeliyim.

Değerli arkadaşlar, "Hiçbir şey olmadıysa bir şey olacak ve seçimleri AKP kazanacak." demek, seçimin olağan akışı dışında bir şeyler olacağını ima etmektir, bunun da anlamının ne olacağını hepimiz biliyoruz. İstanbul seçimlerini aslında hiç gündeme getirmemeniz lazım çünkü orada kazanılmış, tertemiz bir seçim elimizden çalındı ve cevabını İstanbullulardan siz aldınız. Öncelikle 4 pusula girdi zarfın içerisine, 4 pusuladan 3'ünün doğru, sarih, geçerli olduğunu ama 1'inin her nasılsa geçersiz olduğu gibi bir buluşa imza attınız. Şaşırtıcı bir buluştu ve bunu, çıktınız basının karşısında boncuk boncuk terleyerek üç saat boyunca anlatmaya çalıştınız. Beceremediniz, beceremeyeceksiniz, bu ringe çıkmayın, siz bunu unutturmaya çalışın, yediğiniz fırçaları da biz biliyoruz.

Devamına gelelim: Sonra dediniz ki "Sahte seçmenler var." ve kolluk kuvvetleri İstanbul'da sahte seçmen peşine düştü.

ALİ İHSAN YAVUZ (Sakarya) - Sayın Başkan, eğer bu İstanbul seçimlerini konuşacaksak benim de burada konuşacağım çok şey var.

MURAT EMİR (Ankara) - Sözümü kesmeyin! Devam edin, konuşacaksınız. Sözümü kesmeyin, niye sataşıyorsunuz bana, korktunuz mu?

ALİ İHSAN YAVUZ (Sakarya) - Ne alakası var? Bana sataşmadınız mı?

MURAT EMİR (Ankara) - Ben bitirince söz alır devam edersiniz.

BÜLENT TEZCAN (Aydın) - Ali İhsan Bey, konuşalım, İstanbul seçimlerini sabaha kadar konuşalım.

MURAT EMİR (Ankara) - Ben bitirince söz alırsınız. Üç gün konuşuruz İstanbul'u ama İstanbul'da altta kalırsınız, bunu bilin.

Devam ediyorum: Kolluk kuvvetleri İstanbul'un belli semtlerinde sahte seçmen avına çıktılar. Hatta dediler ki: "Seçmenler evinde otursun, biz geleceğiz, tespit edeceğiz." Anımsayın, hatta biz dedik ki: Ya, çalışan insanlar, işe gidiyorlar, Kadıköy'de, Halkalı'da, şurada burada çalışıyorlar, nasıl olacak? O da olmadı. Sonra birden, sandık kurulu başkanlarının FETÖ'cü olduğunu çıkarttınız. Ya, siz demediniz mi "Sandık kurulu başkanları partilerden gelmesin, memurlardan gelsin." diye? Hatta bunu uzun uzun siz getirdiniz geçirdiniz. Sandık kurulu başkanları devletin memuru, bu devletin memurunun daha atılı suçu yok, cezalandırılmış bir şeyi yok, mahkeme kararı yok; nereden çıkardınız? "Yok, biz biliyoruz." dediniz. Sonra döndünüz, bunlar hakkında dava açtınız. Ben sordum size, biraz önce söyledi: Kaç tanesini yargıladınız FETÖ'cü diye? Hangisi FETÖ'cülükten veya görevi suistimalden sandık kurulu başkanlığından ceza aldı diye... Yok. Bakın, sıfır üzerinden bir şüphe yarattınız, o şüpheyle de koca bir seçimi çaldınız. "Çaldınız" kelimesini bir yere koyun.

ALİ İHSAN YAVUZ (Sakarya) - Sayın Milletvekilim, tahrik ediyorsun. Benim vereceğim örnekler biraz rahatsız edebilir sizi, dikkat edin derim açıkçası.

MURAT EMİR (Ankara) - Kişisel verileri götürdünüz. Bakın, anımsayın, anımsayın. Sandık kurulu başkanlarının ve oy verenlerin akli dengesine dönük olarak, akli dengesi bozuk olanların yani seçmen yeterliliği olmayanların bir şekilde oy kullandığını ispatlamak için onların kişisel verilerini Sağlık Bakanlığından alıp YSK'ye valizler dolusu götürdünüz. Bundan utanacağınız yerde burada gelip İstanbul seçimlerini konuşma cesaretini gösteriyorsunuz; kınıyorum sizi. İstediğiniz kadar konuşuruz bu konuyu.

BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Teşekkür ediyorum.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) - Ben İstanbul Milletvekiliyim.

ALİ İHSAN YAVUZ (Sakarya) - Sayın Başkan, bu noktaya gelindiğinde birkaç cümle kurmak gerekiyor.

BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Müsaade edin, müsaade edin Sayın Yavuz.

MURAT EMİR (Ankara) - İstediğin kadar, sabaha kadar anlat.