| Komisyon Adı | : | MİLLİ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU |
| Konu | : | YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar'ın, Yükseköğretim Kurulunun faaliyetleri hakkında sunumu |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 01 .03.2022 |
MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Değerli milletvekili arkadaşlarım, Hocam; hoş geldiniz.
Şimdi, ben tekrara da çok girmek istemiyorum daha önce soracağım bazı sorular sorulduğu için.
Bir kangren konu var tıp fakültelerinde, bunu daha önceki YÖK Başkanımızla da konuşmuştum ayaküstü. Şimdi, bu tıp fakültesi öğretim üyelerinin muayenehane hakkı belli bir dönemden sonra kaldırıldı fakat geçmişte hak kazananlar buna devam edebiliyorlar ve şu andakiler de bunu alabilmek için mahkemeye başvuruyorlar, sıkıntılar var; bu, işin adaletsiz bir tarafı. Diğer tarafı da şu: Tabii, tıp fakültesinde hoca yetiştirmek çok zor yani işin bir de cerrahi tarafını düşünürsek el becerilerinin gelişmesi, tecrübe kazanması, bunlar çok önemli. Bu hocalarımız da orada ilave bir gelir temin edemediği için, mevcut gelirleri yetersiz de kaldığı için çoğu özel hastanelere gitmek zorunda kalıyorlar ve bundan biz üniversiteler olarak çok şey kaybediyoruz. Yani şu anda zaten kendimiz hasta olduğumuzda veya bir yakınımız hasta olduğunda bunlarla karşılaşıyoruz. Hâliyle normal bir vatandaş için... Hani Sağlık Bakanlığımızın âdeta hani muayenehaneleri kapatmayla... İşte, devlet hastanesinde hizmet alabilmeyi sağlamak noktasında biraz belki halkçı bir tutum gibi görünebilir ama aslında, üniversitelerde bu iş tersine işliyor. Şöyle düşünün: Dar gelirli bir vatandaş, o hocaya gidebilmek için... Bir özel hastanede ancak kavuşabilir ve orada yüksek meblağlar ödemek zorunda kalacak fakat eğer üniversite bünyesinde olsaydı, o hoca orada olsaydı ondan hizmet alabilecekti. Dolayısıyla, hocalarımızı üniversite bünyesinde tutabilmek için ve adaleti de sağlayabilmek için... Çünkü şu anda hocaların bir kısmı daha önceden hak elde edenler devam ediyor, şu andakiler edemiyor, teker teker de hepsi böyle mahkemeye başvurmak, bu hocaları mahkeme yollarında sürüklemek yerine buna toplu bir çözüm üretmemiz lazım. Ben bunu geçmiş dönemdeki Sayın Başkanımıza, YÖK Başkanımıza da söyledim. Hatta ben bunu konuşunca dışarı geldi benimle, çok ilgi alaka gösterdi. Ya, bu konu hakikaten bizim de büyük sorunumuz. Fakat bu işte Sağlık Bakanıyla biz bir arada bir derede kalıyoruz. Yani bunu aslında biraz kendi içinde, biraz Meclis ve bakanlık düzeyinde çözmemiz lazım. "Bizi bu sıkıntıdan siz kurtarın." dediği için bakın, aradan kaç yıl geçti gene bunu konuşuyoruz. O yüzden daha fazla üniversitelerimiz kan kaybetmesin, bu konuya bir çözüm üretmek noktasında sizin de katkınızı bekliyorum.
Diğer bir konu, Ordu yerelinde enteresan bir gelişme oldu. Hocam, 9 Şubatta Ordu Üniversitesi Rektörlüğü performans değerlendirme yönergesi çıkardı. Bu yönergeye göre, personelin sicilleri tutulacak, siciller puanlanacak ve bu puana göre de işlem yapılacak. Yani ne gibi işlemler? Yer değiştirme, emekli etme -bakın çok enteresan, üniversite rektörüne düşük notta olanları emekli etme yetkisi veriyor- soruşturma başlatılan bir personelin daha soruşturması sonuçlanmadan yani suçu ispat olana kadar ve "Herkes masumdur." karinesine aykırı bir şekilde onun yerini değiştirme, görevden alma gibi yetkiler tanınıyor. Ve buradaki değerlendirmeler çok subjektif yani bir bilim yuvasında örneğin "gözlemsel" diyor yani bunu gözlemleyerek karar veriyor ve ölçütlerden biri de ahlaki ölçütler. Yani bu ahlakın herkese göre farklı kalıpları olabilir. Dolayısıyla hiçbir puanlama sisteminin böyle objektif bir veriye dayanan bir şeyi de yok yani bu enteresan.
Ben 2011 yılından sonra 657 Devlet Memurları Kanunu'nda sicil meselesi kaldırıldı diye biliyorum. Şimdi, Devlet Memurları'na tabi bu personel, üniversitelerdeki personelimiz Devlet Memurları'na tabi. Ben akademik personelden bahsetmiyorum. Dolayısıyla akademik personel değil, diğer personel bu, idari personel. Şimdi, bu idari personel bildiğim kadarıyla 657'ye tabi. Şimdi, 657'de sicil yönetmeliğini kaldırmışsınız 2011'de yani bu zaten uygulanmıyor. Fakat akademik personele uygulanan sicil meselesini oradaki devlet memurlarına uygulayıp buradan... Burada böyle enteresan bir şey var yani başka bir üniversitede bunu duymadım. Bunun amacı nedir, belli değil. Burada üniversite rektörüne bir bilim yuvasında tamamen keyfe keder uygulamalara zemin oluşturacak şekilde yani ben... "Senin kaşının üstünde gözün var efendim." gibi de diyebilir. Mesela, biri soruşturma açabilir, soruşturma sonunda o vatandaş aklansa bile görev yeri değişmiş olacak, yerine başka biri atanmış olacak ve bu değerlendirmeler son derece objektif değil. Yani bu konuda üniversiteden... Bende de var ama siz alabilirsiniz, bu 9 Şubattaki yönergenin amacı nedir?
Bir de enteresan, bakın, 9 Şubat 2022'de bu yönerge çıkıyor, uygulama ne zamandan itibaren başlıyor biliyor musunuz? 1 Ocak 2022. Ya, geriye yönelik; o da enteresan. Yani burada hukuka da aykırı şeyler var. Ya, kötü örnek de olabilir hocam, bu başka üniversitelerde benzer şeyler olabilir. O yüzden bu konuya da bir bakmanızı rica ediyorum.
Teşekkür ediyorum.