KOMİSYON KONUŞMASI

LALE KARABIYIK (Bursa) - Şimdi, değerli Komisyon üyeleri, bu konuyla dolaylı olarak ilgili bir konuyu söylemek istiyorum. Belki çoğunuz bunun farkında değil, belki bilmiyorsunuz; belki geride, tarihte kaldı, unutuldu ama ben bir buçuk iki yıldır mücadelesini vermeye çalışıyorum. Yani bu, reklamla ilgili de bir şey değil Sayın Başkan ama sizin de bu konuda mücadele vermenizi; Sayın Nazım Bey, sizin de vermenizi rica ederim. Konu şu: Bu, FETÖ döneminde KHK'lerle 800 küsur akademisyen -çoğu fen bilimlerinden ve tıpçı akademisyenler- özellikle içeriden birisinin onları ihbar etmesiyle açığa alındılar, ardından suçsuzluklarını ispat ettiler -barış akademisyenleri filan değil, farklı bir şeyden bahsediyorum- yargıdan, her yerden döndüler ve üniversiteleri onları yeniden kabul edecekti. Yani YÖK onları tekrar akademisyen olarak aldı, ancak dedi ki: "Evet, siz haklısınız, suçlu değilsiniz, bir yanlışlık olmuş ama şimdi yeniden aynı üniversiteye dönerseniz sizi ihbar edenlerle aynı yerde olacaksınız ve bir kaos ortaya çıkacak. Onun için, evet, siz haklısınız, suçlu değilsiniz, sizi başka bir ile vereyim, oraya gidin, orada akademisyenlik yapın."

Bakın, bu kişiler 2 defa cezalandırıldılar. Örneğin, Gazinin bir öğretim üyesi Kırıkkale'ye gönderildi. İşte, biliyoruz, bütün arkadaşlar biliyor, başka bir yerin başka bir yerde... 800'ün üzerinde sayı bu. Ha, bazıları geri dönmek istemeyebilir çünkü küçük üniversiteden büyük üniversiteye gönderilmiştir. Büyük üniversiteden küçük üniversiteye gönderilenler var ve aileleri onların bu ilde... Veya işte İstanbul'da başka yere gönderilmiş, Ankara'dan Kırıkkale'ye gönderilmiş, şurada, Denizli'ye gönderilmiş. Peki, ne yapılacak? Ben Sayın Meclis Başkanıyla konuştum, Sayın Bakanla konuştum.

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Sayın Karabıyık, bu konu YÖK'le ilgili bir konu yani bu maddeyle hiçbir alakası yok. Ama yani bununla gecenin bu saatinde... Yani bu maddeyle hiçbir alakası yok ya.

LALE KARABIYIK (Bursa) - Sayın Başkan, herkes bir aradayken...

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Yani herkes bir aradayken diye her konuyu konuşmak durumunda değiliz ama ya!

LALE KARABIYIK (Bursa) - Herkese anlatmaya çalıştım, Grup Başkan Vekilleriyle konuştum, duyarlı olacağınızı düşünerek, bir kez daha dile getirerek... Bununla ilgili hani dedi ya Yıldırım Bey, siz sarayda bunu Sayın Genel Başkanınızla paylaşırken...

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Saray yok, saray yok, lütfen yani!

LALE KARABIYIK (Bursa) - Peki, Sayın Genel Başkanınızla, Cumhurbaşkanımızla paylaşırken belki bunu da dile getirirsiniz. Burada atlanmış, unutulmuş bir şey olabilir. Oraya bir madde getirilecek, o madde de isteğe bırakılsa... İnanın, bu kişilerin rektörü "Ben zaten onun suçsuz olduğunu biliyorum, alabilirim ama böyle bir KHK var, alamam. Bu ortadan kaldırılırsa, kadrosuyla birlikte böyle bir hak verilirse ben onu kazanmak isterim." diyor. Çünkü bilim adamı, gittiği küçük üniversitede laboratuvar bile yok. Yani ben bunu bu akşam burada eğitimcilere söylemeyeceğim de Allah aşkına nerede söyleyeceğim? Yani bunu reklam olarak algılamanız hakikaten beni incitiyor ve bu insanları da incitiyor. Yani ne demek, ben burada bir şey anlatmaya çalışıyorum, siz diyorsunuz ki: "İşte, yayın yapacaksınız." Yani bu çok saçma bir şey! Yani biz her şeyi yayın için yapmıyoruz, sorun çözmek için biz buradayız. Sayın Başkan, biz sorun çözmek için buradayız. Reklam değil işimiz, yayın yapmak değil!