| Komisyon Adı | : | MİLLİ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU |
| Konu | : | Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi (2/4056) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 10 .01.2022 |
YILDIRIM KAYA (Ankara) - Sayın Başkan, Sayın Vural'a teşekkür ederim.
Sayın Vural, aslında bürokratlara karışmıyorum, ben 58 milletvekili arkadaşımızın imzasıyla geldiğini düşünüyordum, meğerse öyle değilmiş; bürokrat arkadaşlar hazırlamış. Tabii ki konunun uzmanları, milletvekillerine bu konuda katkı sunabilirler, bunun hiçbir problemi yok. Ancak, şimdi, Sayın Başkanımız dedi ki: "Cumhuriyet Halk Partisinin verdiği önergelerin hepsinin kanun maddesinden çıkarılması." Nedeni şu: Getirdiğiniz bu kanun tekliflerinin maddelerinin tamamında -çok incelenmiş- Anayasa'ya ve yasalara aykırılık tespit ettiğimiz için esastan bir karşı çıkışımız var. Esastan karşı çıktığımız için yama yapmak... Neresine yama yapalım bunun? Yama yapılabilecek bir yeri yok.
Şimdi, bakın, çok açık ve net; diyorsunuz ki: Uzman öğretmen, başöğretmen, öğretmen ve aday öğretmen. Şimdi, ben okulu bitirdim, bitirdiğim gün hangi ilde, hangi ilçede ve hangi okulda öğretmenlik yapacağımı bilmiyordum. Onun dışında, öğretmen olacağımı biliyordum, bir yıl stajyer öğretmen olarak çalıştıktan sonra stajyerliğim kaldırıldığı andan itibaren de öğretmenliğe devam ettim. Şimdi, tezli yüksek lisans yapacaksam onu yaptım ya da tezsiz yüksek lisans yapacaksam onu yaptım. Yüksek lisansı yaptıktan sonra doktora yapmak istiyorsam bunu da yaptım. Bunların önünde engel yok. Bunları öğretmenler yapmalı mı? Yapmalı. Bu yüksek lisansını, doktorasını yapan öğretmene derece, kademeli verilmeli mi? Tabii ki verilmeli ama siz uzman öğretmen ile öğretmenin görev tanımını yapmaz iseniz, sorumluluklarını farklılaştırmaz iseniz... "Okullarda bugüne kadar hiçbir önemi olmadı." "Kargaşa olmadı." diyorsunuz ya, kargaşa olmaz çünkü öğretmen sizin tarif ettiğiniz konuda, eğitim öğretimdeki nitelik konusunu değil, geçinemediği için maaş konusunu öne çıkartıyor. Bugün birçok kesimde, öğretmen kesiminin büyük bir kesiminde, özellikle açlık sınırına yakın ücret aldıkları için ücret konusu öğretmenlerin vazgeçilmez tartışma konusudur. Bizim yapmamız gereken iş, laik, demokratik, bilimsel ve kamusal bir eğitim anlayışını savunuyorsak yapılması gereken iş, öğretmenin sadece ve sadece ekonomik koşullarını düzeltmek değil. Sosyal, kültürel pozisyonunu da tabii ki düzeltelim ama çok açık ve net soruyorum size: Bir hukuk fakültesini bitiren bir kişi ister kamuda ister özelde avukatlık yapsın; baroda kaydı vardır, avukattır ama. Eğitim fakültesini bitiren bir kişi öğretmendir. Bunun değerlendirmesini hiçbirimiz yapamayız. Öğretmenlik diplomasını alabilmesi için Anadolu öğretmen lisesinde okuyacak, eğitim fakültesine gidecek, eğitim fakültesini bitirecek, bitirdikten sonra bizim onun öğretmenliğini sorgulama hakkımız yok. Ha, neyini sorgularız? 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na uygun mudur, değil midir? Uygunluk meselesi o göreve başladıktan sonra olur. Onun annesi, babası, kardeşi, halası, teyzesi; bunları soruşturmak bu öğretmenin kazanmış olduğu hakların önüne geçme nedeni olamaz. Burada yapılması gereken iş, tıpkı eczacının eczacılık fakültesini bitirdiğinde eczane açma yetkisi olduğu gibi, öğretmen ister kamuda çalışır ister özelde; özelde çalışan öğretmen de yüksek lisans yapabilir, doktora yapabilir. Bunun yüksek lisansını değerlendirme hakkı kanunla belirlense ayırt edersiniz ama buradaki temel itirazımız şudur: Siz burada görev, yetki ve sorumluluk tarifi yapmıyorsunuz. Yapmadığınız müddetçe bu, sadece ve sadece maaşa ek bir para indirgemesinden öteye geçmez. Öğretmenlerin istediği de bu değil. Öğretmenlerin istediği... Tamamının maaşına gelin hep beraber bir yasa maddesi koyalım, 2 bin lira ek zam yapalım. Var mısınız? Sorunu çözelim, kökten çözelim.
BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Teşekkür ediyorum Sayın Kaya.
Bizim kanun yapma tekniğimiz şöyledir: Biz bütün devlet kurumlarımızdan ilgili kurumları çağırırız, onlarla beraber oturur, üzerinde çalışmış olduğumuz taslak hakkında kurumlarımızın görüşünü alır...
YILDIRIM KAYA (Ankara) - Biz de bunu yapabilir miyiz, aynı milletvekiliyiz?
BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Yapabilirsiniz, yapın; gidin siz de...
YILDIRIM KAYA (Ankara) - Şimdi, o devlet memurlarının tamamı size verdiği hizmet kadar bize de hizmet vermek zorunda.
BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Hatta yapmaya gerek yok, Sayın Hocam burada yani siz Sayın Hocamın tezgâhından geçseniz böyle kanun teklifi sunmazsınız.
YILDIRIM KAYA (Ankara) - Hayır, bize de hizmet vermek zorundalar ama ben 10'uncu ayın 1'inden bu yana yazılı talepte bulunmama rağmen, "6 Komisyon üyesi Millî Eğitim Bakanına 'Hayırlı olsun.'a gidelim." dememe rağmen hâlâ randevu alamadık.
BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - "Hayırlı olsun."a gittik, gelmediniz canım. Ben randevu aldım, gittik yani.
YILDIRIM KAYA (Ankara) - Siz kahvaltıya gittiniz.
BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Hayır, kahvaltı olur mu? Serkan Bey de vardı, her şeyi konuştuk ya.
YILDIRIM KAYA (Ankara) - Biz yazılı randevu aldık.
BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Olur mu? Ben Komisyon Başkanı olarak randevu aldım.
Sayın Kaya, tamam artık...
YILDIRIM KAYA (Ankara) - Bakın, atanmışların seçilmişleri ayağına çağırma usulünü terk edin.
BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Allah Allah!
YILDIRIM KAYA (Ankara) - Komisyon Başkanımız bizi nereye davet ederse etsin biz Komisyon Başkanımızın davetine icabet ederiz, hiçbir şekliyle de buna itiraz etmeyiz.
BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Ben ayarlıyorum bunu zaten ya, ben ayarlıyorum. Sayın Bakan nezaketen sizi davet etti, ben söyledim. Biz Komisyon Başkanı olarak dedik ki: "Komisyon olarak size 'Hayırlı olsun.'a gelmek istiyoruz." O da nezaketen "Ben de ayrıca bütün vekillerimizi çağırayım." Yani bunu ayağa çağırma olarak algılamanıza şaşırdım doğrusu ya.
YILDIRIM KAYA (Ankara) - Sayın Başkanım, biz 10'uncu ayın 1'inde yazılı randevu talep etmişiz...
BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Ya, onu ben bilemem, Bakan Bey niye verdi, vermedi; onu bilemem ama ben...
YILDIRIM KAYA (Ankara) - ...buna yanıt vermemiş, daha sonra diyor ki: "Buyurun kahvaltıya." Biz kahvaltıyı başka zaman da yaparız ama yazılı randevu talebine "Hayır." demek tıpkı Genel Başkanın randevu talebine "Hayır." demekten daha tehlikeli bir şeydir; olmaz bu.