KOMİSYON KONUŞMASI

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Şimdi, tabii, arkadaşlar her şeyi söyledi ama birtakım detaylar var, onları da konuşmak lazım. Şimdi, geçtiğimiz hafta biz burada saatlerce liman meselesini konuştuk, bir taraftan da Plan ve Bütçe devam ediyordu orada. Sonra da ne olduysa Plan ve Bütçede bizden giden ve bütçeyi konuşurken bizden giden kanun teklifini Mecliste bir öneriyle geri çektiniz. Biz de dedik ki: "Ne güzel ya, yani buradaki yanlışı düzeltiyor AK PARTİ ve AK PARTİ'nin yöneticileri bu yanlışı düzeltiyor." Hoşumuza da gitti, gerçekten bu, iyi bir adım.

TACETTİN BAYIR (İzmir) - Biz de teşekkür ettik.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Evet, teşekkür de ettik. Bu, iyi bir adımdı çünkü hatadan dönüldü.

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Teşekkürleriniz bizde saklı.

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Benim hoşuma gitmedi.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) - Boşa gitmedi, yanılmadınız gene.

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Evet.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Hatadan dönülüyor dedik çünkü burada çok büyük hatalar işleniyor.

Şimdi, biliyorsunuz, son dört beş yıldır, pandemiden önce dünyada ticaret savaşları, özellikle de Çin ve Rusya arasında çok şiddetlendi ve mal fiyatlarında da bu, bir şekilde yansıdı. Dolayısıyla, dünyadaki bütün tüketicilere aynı doğrultuda bu yansımıştı. Bir de üstüne pandemi geldi, pandemiyle birlikte ticaret savaşları başka bir boyut kazandı. Bir anlamda pandemiden dolayı tüketim gerilemiş olsa da birçok üretim araçları devrede, devam ediyordu ve pandemiden sonra da işler beklemediğimiz boyuta gitti. Öncelikle ilk işaret fişeği lojistik fiyatlarının, özellikle konteyner fiyatlarının inanılmaz bir şekilde, 2 bin dolardan 14 bin dolarlara çıktığını gördük ve bu dünyadaki bütün dengeleri yerle bir etti, altüst etti, tabii ki bizi de etkiledi. Aynı zamanda tabii ki Türkiye'deki ekonomik koşullar da son derece önemliydi. Konteynerdan sonra başka bir şey konuşulmaya başlandı: Enerji fiyatları. Bütün ürünlerin döviz bazında fiyatları artmaya başladı. Dışarıdan biz ithalatçıyız, net ithalatçıyız. Neredeyse bütün sanayimizi ithal ettiğimiz ürünlerle bir şekilde idame ettirip ihracat yapıyoruz. Hem lojistiğin hem enerjinin aynı zamanda etkilemesi bir başka şeyi de tetikledi: Türkiye'deki enflasyon. Döviz üzerinde son bir ayda yüzde 50 gibi, bunun adına "dalgalı kurda devalüasyon" diyorlar. Literatürde böyle bir şey yok, dalgalı kurda devalüasyon olmaz ama alınan yanlış kararlar, Merkez Bankasının bağımsızlığının ortadan kalkması, maalesef, dalgalı kur rejiminde devalüasyon yapıldı yani bu inanılır gibi bir şey değil. Dünya ekonomi literatürüne böyle bir şey soktuk.

Şimdi, buradan da başka bir savaşa evriliyor bu ekonomik savaş, dünyadaki ekonomi savaşı, ticaret savaşları. O da limanlar. Dünyadaki limanlar o kadar önemli bir noktaya geldi ki biz onunla birlikte eş zamanlı bu kararı çıkarıyoruz yani Komisyonda bize önerdiğiniz bu teklif eş zamanlı bir şekilde buraya geldi. Bakın, sadece Trabzon Limanı'nda geçen seneden bu seneye değer artışı döviz bazında yüzde 155 olmuş arkadaşlar. Bundan sonraki süreçlerde, -biraz önce Mersin Limanı'nı verdiler, örneğini verdi arkadaşlar, ben bunu tekrarlamak istemiyorum ama- bundan sonraki gelebilecek fiyat artışları limanların önemini çok daha fazla bir önemsenecek duruma getirecek. Akdeniz çanağındaki en önemli limanlar: Buradaki saydığımız limanlar, bir ucu Hopa, öbür ucu İskenderun, Türkiye'deki bütün limanlar. Şimdi, o listeyi çıkarmıştık, bir de Varlık Fonunda olanlar var. Varlık Fonunda Sarayburnu Limanı, Kuruçeşme Rıhtımı, bunlar İstanbul'da, Kabatepe, Gökçeada Kuzu Limanı, Çanakkale'de, Gökçeada Uğurlu Limanı, bunlar da Varlık Fonunda, Paşa Limanı Su İskelesi ve Taşucu Limanı bu sene özelleştirildi ve 40 yıllığına. O da listede var, 40 yıllığına.

Şimdi, arkadaşlar, bu limanların... İddia şu: Burada geçtiğimiz hafta bu konuyu konuşurken Maliye Bakanlığının Bakan Yardımcısı vardı, şu anda burada yok.

AHMET ÇOLAKOĞLU (Zonguldak) - Bakan Yardımcımız burada.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Yeni bir arkadaş gelmiş, hayırlı olsun, yeni göreve başlamış.

O zaman demişti ki: "Bunların durumlarını iyileştirmek üzere biz bunu getirdik." Ben de demiştim ki yine diyorum: Arkadaşlar, Galataport Limanı 2043'e kadar Doğuş Bilgili Grubuna verilmiş yani buna yirmi beş sene var ya. Yani eğer durumunu iyileştirmek, yatırım yapılmak isteniyorsa yirmi beş yıl yetmez mi? Dünyada liman özelleştirmeleri, işletme devir hakları ortalama yirmi ila yirmi beş yıl arasında en verimli yıl olarak düşünülüyor. Daha kısa yapılırsa özelleştirildiği takdirde "Buna yatırım yapılmaz." kaygısı taşınıyor, yirmi beş yılın üstünde de yapılırsa "Daha çok zaman var." deyip yine yatırım yapılmıyor, buna biraz sonra örnek vereceğim. İskenderun Limanı 2048 yılında bitiyor, 2048 yılında; 2021'deyiz, daha yirmi yedi sene var. Bunu da LİMAK almış, yeni almış 2012'de, dokuz sene önce almış. Ya, burada 2061'e kadar uzatılacak ve ihalesiz. Bugün ihaleye çıksak... Örnek vereceğim ona da, Antalya Havalimanı... Antalya Havalimanı'nın 2026'ya kadar Fraport TAV'ın işletme hakkı vardı; bugünden, geçtiğimiz haftalarda ihaleye çıkıldı; ihale 4 milyar eurolar civarında noktalanmıştı, tekrar bir daha açık pazarlığa yönelindi. Arkadaşlar, altı yıl daha olmasına rağmen 7 milyar euroya Antalya Havalimanı tekrar aynı işletmeciye verildi. Bugün ihaleye çıkılsa -ben sizi temin ediyorum- bugünkü bildiğimiz değerlerin döviz bazında en az 2 katına biz bunları ihale ederiz çünkü daha, içinde oturanın otuz senesi var, kırk senesi var, daha birçok liman var bu şekilde.

Antalya Limanı'nı yine örnek vereceğim, kendi memleketimden Antalya Limanı'nı örnek vereceğim: Çok şikâyet ediyorduk, sanayici arkadaşlar, ihracatçı arkadaşlar, daha önceki Orta Doğu Liman İşletmeleri AŞ'den çok şikâyet ediyorduk. "Fiyatları fahiş, bu fiyatlarla ihracat yapamıyoruz ya da ithalat yapamıyoruz." diyorlardı ve Antalya Ticaret ve Sanayi Odası, Antalya İhracatçılar Birliği Rekabet Kuruluna gitti, şikâyette bulundu; burasıyla ilgili geçtiğimiz yıl 12,5 trilyon lira Rekabet Kurumu ceza kesmiş ve 1998'de bu işletmeye açılmıştır bu liman; 1 kuruşluk yatırım yapmadı, biliyor musunuz? 1 kuruşluk yatırım yapmadı ve geçen sene cezayı yedikten sonra Katarlı QTerminals Liman İşletmeciliği firmasına 140 milyon dolara yedi yıllığına... Yedi yıl süresi kalmış, Katarlı QTerminals firmasına burayı devretti, o zaman dedik ki: "Arkadaşlar, bu işte bir iş var, bu iş de şudur: Bu limanların özelleştirme süreleri uzatılacaktır, devir işletmeleri, özelleştirme süreleri uzatılacaktır." Yani biz kahin falan değildik; durum çok açık, ortada, yedi yılı kalmış bir firmaya, Katarlı bir firma geliyor, 140 milyon dolar veriyor ve alıyor; o ara başka tartışmalar da vardı Antalya'da; tartışma da şuydu: Antalya'nın en değerli sahillerinden biri, bu bahsettiğim limanın olduğu yer -herkes bildiği için söylüyorum- Konyaaltı Plajı'nın batısında kalır, batısından sonra da aşağı yukarı 3,5-4 kilometrelik bir sahil vardır; bu sahil dünyanın en güzel sahillerinden biridir, bir ada vardır karşısında, arkasında Beydağları, işte, falan filan. Oraya 1.100 metrelik bir rıhtım yapılacağıyla ilgili haberler ortaya saçıldı, Abdurrahman Vekilim de gayet iyi bilir ve oraya o rıhtımın yapılmasının bir tek amacı vardı: Bu limanın Katarlılara kiralanması ya da işletme devrinin verilmesi ve o rıhtımın, 1.100 metrelik o güzelim sahile boydan boya yapılacak rıhtımın bir şekilde bu limanın kapsama alanı içine alınacağını söylemiştik, buradan da uyarıyoruz: Bakın, önümüzdeki dönemde, önümüzdeki günlerde ya da aylarda bu tartışmayı siz de duyacaksanız. Limanın genişletilmesiyle ilgili -buradan eğer artış yapılacaksa- Antalya'nın en değerli sahili bir şekilde peşkeş çekilecektir, buradan da not düşelim.

Şimdi, böyle olunca, Komisyona getirdiğiniz hangi kanun teklifi varsa biz şüpheyle bakıyoruz arkadaşlar çünkü bunun arkasında ne olduğunu biz biliyoruz. Eğer siz bu süreleri artırırsanız, bu süreler arttığı zaman buranın satış kolaylığı olacak, biraz önce maliyetleri söyledim. Trabzon Limanı bir sene içinde yüzde 155 değer kazanmış, bundan sonra, bu, kırk dokuz yıllığına tamamlanmış bu limanlar istedikleri şekilde devretme hakkını da ellerinde bulunduruyor. Örnek mi? Örnek: Antalya Limanı, geçtiğimiz yıl devredildi hem de Katarlı firmaya devredildi 140 milyon dolara; inanılmaz bir rakam gibi geliyor, yedi yıllığına bu niye alınıyor? Neticede çok büyük bir liman değil Antalya. Bundan sonra, bu artacak olan Taşucu Limanı, İskenderun Limanı, Mersin Limanı, biraz önce saydığım Varlık Fonundakiler -onu da okuyacağım biraz sonra- bunların hepsinin daha büyük sermaye gruplarının eline geçme ihtimali var; ne olacak o zaman? Başta söyledik: Ticaret savaşından sonra, "limanlar savaşı" demiştik, bu limanlarda biz ticaret yapamayacak duruma geleceğiz arkadaşlar. Fiyatları biraz önce söyledim, Antalya Limanı'nda bu Globalin, Ortadoğu Antalya Liman İşletmelerinin uyguladığı fiyat politikasından dolayı Antalyalı ihracatçılar ve sanayiciler ya Mersin Limanı'nı ya İzmir Limanı'nı kullanıyordu. Burada, Abdurrahman Başkanım da bunu biliyor, kendisi de Antalya'da sanayici ve ihracatçı.

Şimdi, buradan limanlar meselesini -yine başa dönüyorum- aynen, geçen gün Meclis Genel Kurulunda geri çektiğiniz gibi, gelin, şu Komisyonda çekelim bunu çünkü bu, limanlarla ilgili yapacağımız bir tasarruf geleceğimize, ülkenin geleceğine, ülkenin birlik ve beraberliğini sınırlarının birliğini, çocuklarımızın, torunlarımızın geleceğini etkileyecek bir karardır; bunlar haraç mezat satılacaktır. Bakın, bu kadar net söylüyorum: Bu süreler arttığı zaman haraç mezat bunlar işletmecileri tarafından -şu anki içinde bulunan işletmeciler tarafından- satılacaktır, devredilecektir, net olarak söylüyorum.

Şimdi, biraz önce Varlık Fonunun elindekileri söyledim. Varlık Fonu da çıkarken buradaki bütün arkadaşlar Varlık Fonuna itiraz etmişlerdi. Varlık Fonu, İsveç, Norveç gibi ülkelerde, eğer siz petrol üretiyorsunuz, fazlanız var, fazlanızı gelecek nesiller için değerlendirmek üzere bir fon kurarsınız, o parayı da çalıştırırsınız dünyanın başka yerlerinde. Biz bu Varlık Fonuyla ilgili çekincelerimizi söylemiştik, "Yapmayın." dedik. Bu Varlık Fonu ancak varlık üreten yerlerde yapılır, işte, şimdi görüyoruz durumu, şu anda görüyoruz. Bak, burada limandan... Daha detayına girmeyeceğim, uzatmayacağım Varlık Fonunu. Burada yedi-sekiz tane liman var -biraz önce vekilim de söyledi- hiçbir şekilde denetime tabi değil, uluslararası bağımsız denetim; denetim raporlarını hiç gören var mı bugüne kadar? Yok. Denetime girmeden 24 Kasımda Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan'ın Türkiye ziyareti esnasında Türkiye Varlık Fonu ve Abu Dabi Liman Şirketi arasında liman ve lojistik yatırımlarını öngören bir mutabakat muhtırası imzalandı; ne kadar açık değil mi, ne kadar net değil mi? O kadar kör gözün parmağına ki ya hiç kimse aptal değil yani bunu görüyor insanlar.

ŞAHİT TİN (Denizli) - Buradan ne çıkarıyorsunuz?

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Buradan şunu çıkarıyorum: Burada 7 tane liman, hiçbirimizin... Buraya gelmesine de gerek yok, Varlık

Fonu var; Varlık Fonunda o mutabakatla Abu Dabi'ye yani daha doğrusu Birleşik Arap Emirlikleri'ne devredilip gidecek ve o kadar önemli ki 2'si İstanbul Boğazı'nda, 3'ü Çanakkale Boğazı'nda.

ŞAHİN TİN (Denizli) - Şu anda özelleştirilmeyenlerden mi bahsediyorsunuz?

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Bunlar, Taşucu, özelleştirilmiş, Varlık Fonunda olanlar, Varlık Fonunda... Bir tanesi özelleştirilmiş, ondan haberimiz yoktu, sonra araştırdık, bulduk, Taşucu Limanı, konteyner limanı, 2021 yani bu yıl, orası özelleştirilmiş kırk yıllığına. O gitmiş, bir tanesi oydu.

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) - Kırk beş.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Öyle miydi? Ben, belki notlarımda... Kırk beş yıllığına bu yıl verilmiş.

Bakın, başından beri söylüyorum yani bir iş insanı olarak söylüyorum, başımıza gelenleri bildiğimiz için bir iş insanı olarak söylüyorum ve bu uyarılarımı yapıyorum; sizi de elinizi vicdanınıza koymaya davet ediyorum.

Şimdi, arkadaşlar, şu stok meselesiyle ilgili de... Hakikaten, gerçekten yani bu tamam, arttıralım.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) - Tamam artırabiliriz, bir şey yok bunda.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Arttıralım bence de ama bu böyle olmaz.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) - ... üstüne laf söylemeyin ağabey onun üzerine.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Bakın, ağabey, üstüne söyleyelim, arttıracaksanız. Ama bakın, kuralları koymanız lazım. Şimdi, arkadaşlar, yani vatandaş da ne yapacağını şaşırdı; ya maaşını alıyor ya da eline para geçiyor, doğru döviz bürosuna gidiyor, doğru. Yani, Türk parasına hiçbir güveni kalmamış. Bakın, bu çok tartışıldı, esprileri de yapıldı da markete gitse, bugün gitse, 10 paket makarna alsa, onu da atsa kenara, yirmi gün sonra gitse aynı mahalle bakkalına, onu satsa adam para kazanacak. Yüzde 10, yüzde 20... Böyle geliyor zamlar yani inanılmaz bir şekilde zamlar. Vatandaş da stokçuluk yapıyor, onu demek istiyorum. Yani, yapısal sorunlarınızı çözmeden ekonomide gerçek anlamda ama şöyle değil: "Efendim, faiz sebep; enflasyon neticedir." diyerek değil, yani literatürde böyle bir şey yok, dünyada da böyle bir şey yok. Gördük sonucunu, işte bugün 100 baz puan faizler indirildi, peki faizler gerçekten indi mi? Ha, devletin borçlanma tahvil oranlarına bakıyoruz; gerçekten, yüzde 22,7'yle devlet borçlanıyor, bizim faiz şu anda yüzde 14. İş dünyası... Geçen gün arkadaşlara: "Bir yıllık spot -rotatif de değil- kredi sorun bakalım." falan dedim, arkadaşlar, yüzde 28,7 geldi ya. Banka adını vermeyeyim.

AYHAN ALTINTAŞ (Ankara) - Uzun vadeli krediler...

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Bir yıl spot, öyle değil mi?

AYHAN ALTINTAŞ (Ankara) - Rotatifler 17 ile 20 arasında...

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Rotatif faizler..

AYHAN ALTINTAŞ (Ankara) - Kendileri ayarlıyor onu.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Tamam ama bu faiz işte. Ya, ihtiyacınız var, bir yıllık iş yapacaksınız, bir yıllık spot kredi kullanacaksınız, bu orandan kullanılacaksınız. Yatırımcı adam gidecek, bu orandan kredi kullanacak. Rotatif de yüzde 18 ila yüzde 22 arasında. Bilmiyorum, şimdi faiz düştü, üç dört gün sonra bu gelir ama artar.

BEDRİ SERTER (İzmir) - Artacak.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Faizi indirince... Dünyada böyle bir şey yok arkadaşlar. Faizi indiriyor, Merkez Bankası politika faizini, reel sektör bankalardan yüksek faizle kredi kullanıyor. Yani, faizi düşürürken faiz nasıl artar? Bunu birisi bize izah etsin. O yüzden stokla ilgili doğru dürüst tanımlar yapılması lazım, bir de şöyle olması gerekiyor; -biraz önce vekilim söyledi- bir ölçü oranı olması lazım bu işin, bir yerde 4 kat artarken bir yerde 20 kat artmaz. Bu rakamlara bir bakın, Komisyon bitmeden bu ceza rakamlarına bir bakın arkadaşlar. Yani, eğer 100 bin liradan 2 milyona çıkıyorsa, alt limit de işte 50 binden 100 bine çıkıyorsa alt limiti de 50 binden 200'e çıkartın da 10 kat olsun, daha önceki oran da böyleymiş.

ŞAHİN TİN (Denizli) - Ona biz karar veririz.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Bir değerlendirelim.

Stokçuluk için cezaları, daha önce de bu 2021'in başında gelmiş böyle bir kanun, bizim arkadaşlar çalışmışlar, fahiş fiyat artışıyla ilgili -bak, hâlâ yürürlükten geçmedi- fahiş fiyat artışına dair mevcut düzenlemede 10 bin lira ila 100 bin lira aralığındaki idari para cezası değişmiyor bu kanunda. Buna da bakmamız lazım.

Şimdi, fahiş fiyatı tanımlamanız gerekiyor; stokla ilgili. Stokçuluk biliyorsunuz, iş dünyasından gelenler bilir; "minimum stok, maksimum stok seviyeleri" diye teknik bir terim vardır. Elinizdeki minimum stok seviyesini de bilirsiniz, maksimum stok seviyesini de. Yani, bunları nasıl tanımlayacaksınız? Bir şeyin stokçuluk olduğunu, fahiş fiyat olduğunu nasıl hesaplayacağız? Bunları tartışmamız lazım. Minimum stok seviyesinde çalışıyorsanız sipariş üstüne çalışıyorsunuzdur, minimum stok tutarsınız ama seri üretimi yapıyorsunuzdur, maksimum stok seviyesi sınırlarında stok yapmak durumundasınız. Ya ne yapacaksınız şimdi? O stoku tutan "Gözünün üstünde kaşın var." deyip... Biraz önce söylendi, taşrada bir memur gitti "Gözünün üstünde kaşın var." dedi "Arkadaş, sen stokçuluk yapıyorsun." dedi, yapıştırdı cezayı, en üst sınırdan da verdi, ne yapacaksınız? Onun için yani kanun böyle paldır küldür geleceğine, birazcık önceden verilse de çalışsak.

ŞAHİN TİN (Denizli) - Stokçuluğun...

Bellidir yani piyasada, ekonomide sebepleri.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Bellidir de nedir?

ŞAHİN TİN (Denizli) - Ya mesela... Ticari stokçuluk yapamaz.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) - Biraz önce anlattım. Burada cahil insanların elinde bu iş istediğin yere çekilebilir, daha kibarca söylüyorum. Art niyetli insanların elinde bu iş olmayacak yerlere eğrilebilir. O yüzden tanımlamaları net ve doğru yapmak gerekir.

Şimdilik bu kadar, teşekkür ediyorum dinlediğiniz için.