| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/283) ve 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/282) ile Sayıştay tezkereleri a)Cumhurbaşkanlığı b)Millî İstihbarat Teşkilatı c)Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği ç)Diyanet İşleri Başkanlığı d) Devlet Arşivleri Başkanlığı e)Millî Saraylar İdaresi Başkanlığı f)Strateji ve Bütçe Başkanlığı g)İletişim Başkanlığı ğ)Savunma Sanayii Başkanlığı h)Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ı)Yatırım Ofisi Başkanlığı |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 26 .11.2021 |
BURAK ERBAY (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, milletvekili arkadaşlar, bürokrat arkadaşlar, çalışan arkadaşlar; herkesi saygıyla selamlıyorum.
2018 yılında seçildik, o günden bu yana edindiğimiz tecrübelerle -İl Genel Meclisi üyeliği yaptım, on beş yıla yakın avukatlık yaptım- Türkiye Büyük Millet Meclisinde, milletin verdiği yetkiyi de doğru şekilde kullanarak milletimiz adına doğru işler yapmaya çalışıyoruz; komisyonlarda olsun, Genel Kurulda olsun çalışmalar yürütüyoruz ama öyle bir anlayış hâkim ki maalesef -işte burada, bütçede de gördük, az önce de söylendi- hiçbir virgül değiştirmeden "Ben bilirim." anlayışıyla ülke yönetilmeye çalışılıyor ve maalesef, gerçekten ülkeye çok zarar verdiği net bir şekilde gözüküyor. Bununla ilgili olarak arkadaşlarla da görüştüğümüzde, Sayın Cumhurbaşkanının konuşmaları yapılırken acaba ülkenin gerçeklerini kimden dinliyor, nasıl konuları izliyor diye hep merak ediyoruz. O yüzden Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı buradayken yaşadığımız bazı gerçekleri anlatmak, gördüklerimizi anlatmak istiyorum ki belki kendisine iletir diye düşünüyorum çünkü onun konuşmalarına baktığımızda bu ülkenin gerçeklerinden çok uzak olduğunu görüyoruz Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı.
Bakın, pazartesiden beri, son dört gündür Ağrı, Iğdır, Kars, Ardahan illerindeydik, Türkiye'nin her yerini geziyoruz, karış karış dolaşıyoruz. Ondan on beş gün önce Kayseri'deydik, on beş gün önce de Rize'deydik. Kayseri'de yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum: Tomarza ilçesinde -bilmiyordum daha önce, orada gezdim- esnafı dolaştık, en az 100 esnafa kendim girdim ve gerçekten hava soğumuş, kar yağmıştı. Girdiğimiz yerlerde -kırsal bir ilçe Tomarza ilçesi- sobalar var dükkânların içinde; Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, hiçbir dükkânda soba yanmıyordu, çok soğuktu, hiçbirisinin dükkânında yanmıyordu. Sebebini sorduk, "Ne odun alabiliyoruz, ne kömür alabiliyoruz, bulursak kâğıt yakıyoruz." dediler. Eğer Sayın Cumhurbaşkanı giderse, siz giderseniz göreceksiniz, Tomarza'da esnaf bu şekilde, soğukta hayatını idame ettirmek için çalışıyor.
Gene, dün geldik, Ağrı, Iğdır tarafındaydık. Kars'ta yaşadığım bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum. Gene bir vekil arkadaşımla, kadın vekil arkadaşımızla dolaşıyoruz, esnafa girdik, bir bijuteri dükkânı, böyle işte kolye satan, yüzük satan bir dükkân. Dükkânın esnafıyla görüştük, anlattık, dertlerini sorduk, tam çıkarken 30'lu yaşlarda genç bir karı koca yanımıza geldi bizim konuşmalarımızı duyunca. Şunu söylediler: "Madem geldiniz, bakın, biz durumumuzu anlatalım; yüzüğümüzü sattık." dediler. Yüzüklerini satmışlar geçinemedikleri için. "Ve şu anda buraya niye geldik biliyor musunuz?" dediler. "Niye?" diye sorduğumuzda "Bari mutlu olalım diye o sahte yüzlükler var, onlardan almak için geldik, bunu bilin." dediler. Hatta sorduk, "Bunu söyler misiniz? Videoya da çekelim, görsünler insanlar." dedik. "Yok." dediler, onu çektirmek istemediler, bu şekilde bize bunu anlattılar.
Daha sonra da bunu duyunca başka bir anne geldi yanımıza Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, dedi ki: "Madem bunları dinliyorsunuz, bakın, size bir olay anlatayım: Evde kızlarım bugün oyun oynuyordu, birisi anne olmuş, birisi çocuk olmuş. Birisi talepte bulunuyor, 'Şunları alır mısın anne?' diyor, diğer çocuk da ona 'Paramız yok kızım, alamam.' diyor." Bu, 2 ufacık çocuğun yaşadığı diyalog. Daha sonra yanımda kadın milletvekili arkadaşımız vardı; gözleri doldu, ağladı ve dışarı çıktı, devam edemedi. Biz, maalesef sokakta bunları yaşıyoruz işte. Eğer siz çıkabilirseniz, Sayın Cumhurbaşkanı çıkarsa bunları görecek ama, o çıkamayabilir, siz bu olayları, bu şekilde onlara anlatırsanız; bizim yaşadığımız gerçek olaylar maalesef bu şekilde, ülkenin durumu bu.
Bunun dışında, bugün sosyal medyada dolaşan bir fotoğraf var -onunla ilgili de gene Sayın Cumhurbaşkanımıza iletirsiniz belki diye paylaşmak istiyorum- bir pastanenin önünde çekilmiş bir fotoğraf; cama asmışlar. Vatandaş yazmış oraya üç ay önce bir çuval unun 110 lirayken bugün 375 lira olduğunu, üç ay önce ham balın 150 lirayken bugün 500 lira olduğunu, boyoz yağının 75 lirayken bugün 275 lira olduğunu, susamın 120 lirayken bugün 295 lira olduğunu, bu yüzden de işte, poğaçanın, oradaki simidin neden pahalı olduğunu anlatmaya çalışmış. Yine bugün ekranlara yansıdı; artık tam simit değil, yarım simitlerin satıldığı bir ülkede yaşadığımızı Sayın Cumhurbaşkanına iletirseniz seviniriz Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı.
Onun dışında, Marmaris'le ilgili, sarayla ilgili bir şeyden bahsetmek istiyordum ama...
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Son cümlelerinizi alalım.
BURAK ERBAY (Muğla) - Bitireceğim.
Bir arkadaşımız az önce 15 Temmuzla ilgili bir söylemde bulundu, kendisine o dosyayı incelemesini öneriyorum; o gecedeki soru işaretlerinin nasıl hâlâ devam ettiğini, helikopterlerin Marmaris'e geliş saati, çatışmaların başladığı saat ile helikopterin oraya geldiği saat arasındaki çelişkileri de incelemesini tavsiye ediyorum.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Süreniz dolmuştur, teşekkür ediyorum.
BURAK ERBAY (Muğla) - Son olarak da Marmaris'teki saray...
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Süreniz dolmuştur, teşekkür ediyorum.
BURAK ERBAY (Muğla) - Bitiriyorum Başkanım, bir otuz saniye müsaade ederseniz.
Diyanetin bütçesine bakın...
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Edemiyorum , bu genel kural, herkese aynısını uyguluyorum, onu ayrıca iletirsiniz. Lütfen...
BURAK ERBAY (Muğla) - 16 milyarlık bir bütçe var, o boş duruyor, gelin oradaki yaşlı insanları orada barındıralım diyorum.
Teşekkür ediyorum.