KOMİSYON KONUŞMASI

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, Değerli Bakan, değerli bürokratlar; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakan, geçtiğimiz günlerde, Osmaniye ilimize bir ziyarette gittiğimde Muhammed Mert Can isminde bir genç arkadaşımız benimle görüştü. Muhammed Mert Can Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesini dönem 1'incisi olarak bitirmiş ve Tıpta Uzmanlık Sınavı'nı da kazanmış. Sayın Bakan, 9 Eylül 2021 tarihinde Bakanlığınızın sitesinde açıklanan yerleştirmede de ataması yapılmış, Osmaniye Devlet Hastanesine. Ataması yapılan bütün arkadaşları görev yerlerine yerleştirilmiş, göreve başlatılmış ancak sadece Muhammed Mert Can başlatılmamış. Arkasından, yaptıkları araştırmada da babasının kanun hükmünde kararnameyle ihraç edildiği ve bu nedenle de yerleştirmesinin yapılmadığı ortaya çıkmış Sayın Bakan. Biliyorsunuz, Türk Ceza Kanunu'nda suçların şahsiliği ilkesi vardır. Muhammed Mert Can Tıpta Uzmanlık Sınavı'nı (TUS) da kazanmış ve bu gencecik, pırıl pırıl, üstelik de dönem 1'incisi olarak mezun olmuş arkadaşımızın yerleştirilmesinin bir an önce gerçekleştirilmesini ben Muhammed Mert Can adına sizden talep ediyorum.

Sayın Bakan, seçim bölgem Denizli ili Çardak ilçesinde entegre hastane var ancak bu hastane bildiğimiz entegre hastaneleri gibi değil. Bu hastane Denizli'nin Çardak ilçesine, Bozkurt ilçesine, Baklan ilçesine ve aynı zamanda, çok yakın olmasından dolayı da Afyon Dazkırı ilçesine hizmet vermekte. Yine, Ankara-Denizli kara yolu üzerinde olup en yakın hastaneye de yaklaşık 100-120 kilometre mesafesi var. Bir devlet hastanesi acilinin yoğunluğundaki kapasiteyle çalışmak zorunda ancak yeterli hekim olmadığı için yönetmelik gereğince de ilçedeki Aile Sağlığı Merkezinde görevli aile hekimlerinin burada ayda 3-4 kez nöbet tutmak zorunluluğu var ve aile hekimleri, yoğunluk nedeniyle yönetmeliğe aykırı bir şekilde yirmi dört saat orada nöbet tutmak zorunda kaldıkları için gerçekten insani yaşam koşullarının çok üstünde bir çalışma yürütüyorlar ve bu yoğun tempo nedeniyle Çardak Aile Sağlığı Merkezinde hekimlerimiz istifa ediyor, ayrılıyor. Bu konunun da mutlaka çözülmesi ve bu "entegre hastane" adı altındaki hastanedeki hekim sayısının yoğunluk nedeniyle artırılması ve Aile Sağlığı Merkezindeki aile hekimlerinin bu iş gücü yükünden bir an önce de kurtulmalarının sağlanması gerekiyor.

Sayın Bakan, biliyorsunuz, kistik fibrozis hastası ve SMA hastaları hep gündemimizde. Geçtiğimiz aylarda Cumhuriyet Halk Partisi Grup Danışmanımız Değerli Dilek Kumcu'yu kistik fibrozis nedeniyle kaybettik ve ülkemizde birçok hastamızı da maalesef kaybediyoruz. Kistik fibrozis hastaları, mutasyon ilaçlarının geri ödeme kapsamında olmamasından dolayı maalesef, mahkemelerde dava açıyorlar ve açtıkları davada ihtiyati tedbir kararı alarak ilaca erişim hakkına ve dolayısıyla yaşam hakkına kavuşuyorlar. Evet, bu ilaçlar tedavi amaçlı kullanılmıyor -tedavi edilemiyor, tamamen iyileşilemiyor- ama bu insanların yaşam sürelerini uzattığı için mutlaka -biliyorum, Sosyal Güvenlik Kurumuyla arada bir sorun var, giderilemiyor- derhâl ve çok acilen bu hastaların ilaçlarının geri ödeme kapsamına alınması gerekiyor.

Bugün Sağlık Bakanlığı bütçesinde konuşacağım duyulunca -ben Cumhuriyet Halk Partisi İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısıyım- SMA hastası ailelerin anneleri beni aradılar, aileler aradı. Sayın Bakan, geçtiğimiz yıl öksürtme cihazı 30 bin lira iken bu yıl, döviz kurundaki artış nedeniyle 60 bin liraya yükselmiş. Biliyorum, SMA hastlığının yurt dışındaki tedavilerinin onaylı tedavi olmadığını ifade ederek ödeme kapsamına almıyorsunuz ama en azından bu kullanılan makinaların, çocuklarımızın ailelerinin ekonomik yükünü hafifletmek bakımından mutlaka ve mutlaka ödeme kapsamına alınması gerekiyor diye düşünüyorum.

Sayın Bakan, yine, kistik fibrozis hastalarının yaşam kalitesini artırmak ve sosyal yaşamlarına devam edebilmeleri için seyyar, taşınabilir ev tipi oksijen konsantratörlerine ihtiyaç var. Bunları hastalarımız kendisi almak zorunda. Zaten hem tedavinin masraflı olması hem çalışma koşullarında, iş yaşamında yeterli bir yere sahip olmamaları kaynaklı ekonomik anlamda çok zor şartları olan bu ailelerin bu cihazlarının mutlaka tamamının ya da bir kısmının ödeme kapsamına ve Bakanlık tarafından, devlet tarafından sosyal devlet olmanın gereği olarak karşılanması gerektiğini düşünüyorum.

Sayın Bakan, geçtiğimiz günlerde bir baba bizi ziyarete geldi. Ben Latincesini çok telaffuz edemeyeceğim -siz hekimsiniz, sanıyorum bileceksiniz- kelebek hastalığı diye bir hastalıktan bahsedildi ve gelen çocuğa baktığımda bütün vücudu yara içerisindeydi ve bu "kelebek hastası" olarak nitelendirilen hastalığın pansumanı için gerekli ilaçların muadil ilaçlar olarak kullanılmaya başlandığı ve pansumanda etkin ve yaraları bir nebze olsun kapatıcı etkisi olmayan ilaçların verildiğini ve bunların da ödeme kapsamında yer almadığı belirtildi. Ve bu aileler de bu çocuklarının ya da bu hastalar da bu kelebek hastalığının pansumanında kullanılan aletlere ya da ilaçlara, daha etkin ilaçlara erişmek ve ödeme kapsamına alınmaları noktasında bizlerden talebi oldu Sayın Başkan.

Yine, yaşam hakkı en temel haktır; hep söylüyoruz, hep konuşuluyor, hepimiz de kabul ediyoruz. O nedenle ben Türkiye Cumhuriyeti devletinin niteliklerini sayan, Anayasa'mızın 2'nci maddesinde sosyal devlet olmanın gereği olarak hastaların yaşam hakkını, insanların yaşam hakkını, tedaviye erişim ve aynı zamanda da tedavi ve yaşam süresini uzatma anlamındaki bütün medikal aletlerin sosyal devlet olmanın sorumluluğuyla devlet tarafından karşılanması ve zaten ekonomik bir buhran içerisinde, asgari ücretin altında gelire sahip ya da asgari ücret düzeyinde gelire sahip nüfusumuzun yüzde 47'sinin sahip bulunduğu bir ülkede en azından sağlıkta hem ilaçlara erişim hem tedaviye erişim hem de ödeme kapsamına alınması gereken ilaçlar noktasında Bakanlığınızın bir an önce bir çare bulması gerekir diye düşünüyorum.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Süreniz dolmuştur, son cümlenizi alayım.

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) - Yine, bahsettiğim kistik fibrozis hastası çocuğumuza mutasyon ilacı verilmeye başlandı, verilmeden önceki 23 Mart tarihli terde klorür testi 75 iken üç ay sonra ilaca eriştiğinde bu 17'ye düşmüş. Yani yaşam süresi uzuyor Sayın Bakan.

Teşekkür ediyorum.