| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/283) ve 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/282) ile Sayıştay tezkereleri a)Sağlık Bakanlığı b)Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü c)Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu ç)Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı d)Uluslararası Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 25 .11.2021 |
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Bakan, kıymetli bürokratlar; hepiniz hoş geldiniz.
Özel bir günde buradasınız, biliyorsunuz, bugün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü ama kadınların dertlerinin pek umurunuzda olmadığını Bakanlığınızın tutumundan anlamak mümkün; en basiti, arkanızdaki bıyıklı ordusundan görmek mümkün Sayın Bakan. 30 bürokratla buradasınız, yalnızca 2 personeliniz var. Üşenmedim, içerideki odayı da saydım; 50'ye yakın bürokratımız bizimle birlikte, aralarında yalnızca 10 kadın arkadaş var. Hâl böyle olunca Sağlık Bakanlığından, kadın sağlığını düşündüğünü düşünmek gerçekten hayalci bir tutum oluyor.
Bakın, Sayın Bakan, bıraktığı yerden alacağım kız kardeşimin. HPV aşısından bahsediyoruz ve her gün dünyada iki dakikada 1 kadın rahim ağzı kanseri yüzünden ölüyor. Bu kanser türünü engelleyebilecek bir aşı var, icat edildi bu aşı; adı "HPV aşısı" ama Türkiye Cumhuriyeti devleti kadınlarına bu aşıyı ücretsiz olarak uygulamaya ve kız çocuklarına ne yazık ki layık görmüyor Sayın Bakan. Yani biliyorum, siz hekimsiniz, kız çocuğunuz var mı bunu bilmiyorum ama eminim bir kız çocuğunuz olsaydı, daha ergenliğe gelmeden parasını verip bu aşıyı yaptırırdınız. Peki, burada sormak gerekir: Parası olmayan vatandaşlara öneriniz nedir Sayın Bakan? Yani bu aşıyı yaptıracak kadar şanslı olmayanlar ne yapacak? Bunu merak ediyorum.
Bakın, sabah üşenmedim, kurucusu olduğunuz hastaneyi aradım, HPV aşısı olmak istediğimi söyledim. Aşının bedeli 700 lira, doktor sevki, şırıngasıyla 850 liraya geliyor. Sırf aşı olmaya kalksam 3 dozu benim için 2.100 lira. Hadi bir de çocuğuma yaptırayım desem asgari ücretli bir kadın olarak benim iki ay yemeden içmeden, fatura ödemeden bu aşının parasını biriktirmem gerekiyor. Niye? Rahim ağzı kanseri olmayayım diye. Yani hakikaten, aramızda belki kadın bürokrat arkadaşlar olsa ara ara bu kadın meselelerini size hatırlatır. Bu eleştiriyi her geldiğinizde yapıyoruz ama bir arpa boyu yol ilerleyemiyorsunuz. Umarım bu sene biraz daha ciddiye alırsınız bu eleştirimizi çünkü hâl böyle olunca, kadın yoksulluğunun da çok arttığı bu ülkede zenginler yaşarken fakirler ne yazık ki ölüme terk ediliyor Sayın Bakan. Yani ben eminim, erkeklerde böyle bir hastalık olsaydı, bir de aşısı olsaydı -yemin ediyorum- yıllar önce ücretsiz yapmıştınız, bütün kanallarda böyle kamu spotları dönüyordu: "Aman, koşun HPV aşısı olun." Ama kadınlar söz konusu olunca ne yazık ki saray rejimi de Sağlık Bakanlığımız da buna kör ve sağır kalıyor Sayın Bakan.
Devam ediyorum, başka bir konu var. Gerçekten bu konu beni çok üzüyor, hani, artık ağlıyorum ya ben; geçen hafta sadece 2 bebek öldü. SMA hastalarından bahsedeceğim. Sadece geçen hafta 2 bebek öldü bu ülkede, bir bebeğin de annesi intihar etti, kendisini astı. Niye? Tedavisi olan bir hastalıktan bebeği muzdarip, gözünün önünde yemek yiyemiyor, gözünün önünde nefes alamıyor. "Bir ihtimal bu parayı toparlayabilirim de tedaviye yollarım." diye çocukları aç yatırıyorlar ki kilo almasınlar diye. Buna rağmen biz ne yapıyoruz? Bir bebeğin hayatı ile tedavi arasındaki tek engel olan parayı ortadan kaldırmıyoruz. Yani ufacık çocuklar neden aylarca, yıllarca bu eziyeti çekerek para toplama derdine düşüyor ve bu konuda neden hiçbir şey yapılmıyor? Ben gerçekten bunu merak ediyorum.
Bakın, ne diyor yaşamak için 2 milyon 200 bin dolar bulmak zorunda kalan Muhammet bebeğin babası: "Ben sadece, çocuğum nefes alsın, rahat rahat yemek yesin, onunla parka gitmek istiyorum." Anneleri diyor ki: "Ben 7/24 nabzını ölçmekten, nefesini kontrol etmekten, çocuğum bugün mü ölecek, yarın mı ölecek diye beklemekten yaşayamıyorum artık." Ve dediğim gibi, bu çocuklar ile tedavi arasında yalnızca para duruyor ve biz bunu çözmüyoruz Sayın Bakan. Yani artık bu benim hakikaten vicdanımı yaralıyor. O kadar çok kampanya var ki, zamanımız çok kısıtlı, göstermeye kalksam bitmez. Buyurun, Aren; para toplamaya çalışıyor. İki buçuk ay içinde bu parayı bulamazsa Aren ölecek. 1 milyon dolara ihtiyacı var Aren'in. Buyurun, Duru bebek; çok uğraşmışlar, yüzde 88'ini tamamlamışlar. Duru 500 gram daha alırsa bu tedaviyi de alamayacak ve ölecek, ya, ölecek; bunu başka bir açıklaması yok. 330 bin euro daha bulması gerekiyor. Bunlar tamamlanmaya yakın kampanyalar.
Zamanım çok az dediğim gibi yani saysak... Çünkü bitiremiyoruz, o kadar çok çocuğumuz bu durumdaki. Ve şöyle bir durum var: Artan dolar kuru yüzünden geçen sene 16 milyon TL bulması gereken bir aile, bu sene itibarıyla 26 milyon TL bulmak zorunda yani bu insanları bu kadar büyük bir çaresizliğe mahkûm bırakmamızı benim vicdanım kabul etmiyor. Sizin de çocuklarınız var, eminim her ölen çocuğa siz de benim kadar üzülüyorsunuzdur ama bir şey yapmak zorundasınız Sayın Bakan. Her 2 iş için de yani gerek HPV için gerek SMA için konuşacağım. Lütfen, bana "Kaynak yok." demeyin çünkü Osmangazi Köprüsü'ne tek bir ay için bu halkın ödediği geçiş garantisi 280 milyon TL. Sadece "Bir ay bu çetelere, bu müteahhitlere ödeme yapmıyor bu devlet kardeşim." desek o ay biz 11 çocuğun hayatını kurtaracağız.
OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Sayın Kadıgil, tamamlar mısınız lütfen?
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Tamamlayacağım.
HPV aşısına gelelim. Bir ay dedim değil mi? Sadece son altı ayda aynı Osmangazi Köprüsü'ne ödeyeceğimiz parayı "Ödemiyoruz kardeşim, böyle saçma anlaşma mı olur?" desek, ödemesek, biz bu ülkede 750 bin kız çocuğunu 3 doz ücretsiz aşılayabiliyoruz Sayın Bakan ama maalesef halk sağlığını değil, müteahhitlerin sağlığını ve cebini düşünen bir rejimin bakanı olmakla bence cezalandırıldınız ve bir çözüm elinizden gelmiyor.
OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Teşekkür ediyoruz Sayın Kadıgil.
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Bir cümle ekleyeceğim, on saniyem daha var Sayın Başkan.
TTB... Ben avukatım, şu anki Barolar Birliği Başkanını hiç sevmiyorum.
OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Süreniz bitti, saniyeniz yok.
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Benden randevu istese yine de "Allah kahretsin." diyerek ona randevu veririm, bu çünkü benim meslektaşlarıma karşı boynumun borcu. Siz bu ülkenin hekimlerine, Türk Tabipleri Birliğine üç yüz küsur gündür randevu vermiyorsunuz. TTB'den hoşlanmıyor olabilirsiniz ama doktor arkadaşlarınızdan, meslektaşlarınızdan hoşlanıyorsanız lütfen bu randevuyu verin Sayın Bakan.
Teşekkür ederim dinlediğiniz için.