KOMİSYON KONUŞMASI

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Korsan yayın yapacağız ama bu da şey...

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Komisyondan ilgili madde geçince bunları yapamayacaksınız yalnız.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Öyle mi? Şeye aykırı olacak ha!

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Dikkatlerinizi çekeyim.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Evet, doğru.

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Yani yarından itibaren bu yayınları yapmakta zorlanacaksınız, korsana girecek.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) - Niye Hocam, Başkan?

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Evet, Sayın Başkan, Sayın Bakan Yardımcıları, çok değerli milletvekillerim, bürokrat arkadaşlarımız, basının değerli temsilcileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, yine önümüze alelacele sunulan bir torba kanunla karşı karşıyayız. Yani hakikaten artık bıktık usandık bu torba kanunlardan. Her kanun teklifinde bunları dile getiriyoruz ama nedense bu ortak aklın kullanıldığı, tüm bileşenlerin bir araya gelerek ortak üretimlerin yapıldığı bir kanun ne yazık ki yapılamıyor. Hani kimden ne saklanıyor? Yangından mal mı kaçırılıyor bilemiyoruz. İşte bir ay oldu, Kooperatifler Kanunu'yla ilgili değişiklik yapıldı; değiştirdiğimiz yasada -demek ki tam anlamıyla bir değişiklik yapılamadı ki yeniden ihtiyaç doğdu- bugün yine bir değişikliğe gidiliyor, değişikliğe ihtiyaç duyuluyor. Yani işin doğrusu bu torba kanunların içerisine birkaç tane havuç madde konularak geçmesi gerekenler de aynı torba içerisinde böyle geçiriliyor. Milletvekilleri ve Meclis yok sayılarak, elma, armut hepsi beş benzemez bir araya getiriliyor ve işin doğrusu -aynı torbada bir şeye varamayacağımız- ne yazık ki kalitesiz kanun teklifleri oluyor. Türkiye'ye zaman kaybettirildiğini düşünüyoruz. Hem enerji hem zaman kaybettiriliyor bu şekilde. Ya, örneğin, ben buradan bir sitemimi de iletmek isterim. Enerji Zirvesi vardı, bugün de devam ediyor zannediyorum. Bence bütün Komisyon üyelerimizin de oradan, çok yararlanacağı bir zirveydi, çok da olmayı orada istediğimiz bir zirveydi. Oradaki üretimler tam burada Plan ve Bütçe çalışmaları sürdürülürken... Hani, Meclisin burada yok sayılarak, tek taraflı buradan... Enerji Bakan Yardımcımıza da bu sitemi iletmiş olayım. Plan ve Bütçe görüşmeleri sürecinde bu Enerji Zirvesi'nin yapılması milletvekili olarak katılacak arkadaşların da önünü tıkamıştır. Dün, örneğin ben İçişleri Bakanlığında nöbetçi olduğum için katılamadım. Bugün de tabii, önemli bir yasa teklifi tartışılacağı için burada yine katılamadık. Ben Sayın Bakan Yardımcısından, oradaki sunumların en azından Sanayi Komisyonundaki milletvekillerimize iletilmesi konusunda bir ricada bulunuyorum eğer mümkünse.

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Bakanlığımızdan Abdullah Bey bu notu almıştır, kendisini gerekli dokümanlarla ilgili şey yaparız.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Enerji Zirvesi'nde yapılan sunumlar yani enerjiyle ilgili.

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKAN YARDIMCISI ABDULLAH TANCAN - Organizasyonu tabii, biz yapmadığımız için... Biz de davetli kişilerdik, onu söyleyeyim.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Öyle mi? Bakanlık katıldığı için ben açıkçası Bakanlığın da görüşü alınmıştır diye düşündüğümden dolayı...

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKAN YARDIMCISI ABDULLAH TANCAN - Sadece davet, özel sektör.

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Peki, teşekkür ediyoruz.

Devam edelim.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Özel sektör.

O zaman geri alıyorum. Ben, hani Enerji Bakanlığının da dâhil olduğu bir düzenleme olduğunu düşündüğüm için söyledim bunu. Tabii, katılmak isterdik işin doğrusu, faydalı olacağını düşündüğüm bir zirveydi.

Evet, şimdi, tabii, üzüntümüz, mesela, kalkınma ajanslarının kuruluşundan bugüne ne gibi atılımlar gerçekleştirildi? Mesela, sunumunda tasarıyı sunan Sayın Osman Bey:" Bölgesel kalkınmaya ilişkin 26 kalkınma ajansında 23 binden fazla proje üretildi. 11 milyar destekle 19 milyarlık bir ticari hareketlilik sağlandı." gibi bir ifadede bulundu. Bu kalkınma ajansları gerçekten tarafsız olarak destek verdi mi? Her isteyen ya da projesi uygun olan kişiye gerçekten destek verdi mi? Yoksa yandaşlara bir ulufe dağıtma merkezi gibi mi davrandı? Doğrusu bunu buradan dile getirmek isteriz. Bu kalkınma ajanslarının ülkemizin mal ve hizmet üretim artışında kalitesine ne gibi faydası oldu? Kaç milyar dolarlık ihracatın gerçekleştirilmesinin önünü açtı? Bunları sormak isteriz işin doğrusu. Şeffaf bir şekilde milletin parasının nerelere harcandığını milletimizin bilmesi gerekiyor.

Evet, yine vatandaş zam üstüne zamla boğuşurken elektrik yükünden de bir türlü kurtulamıyor. Tabii, Cumhuriyet Halk Partisi olarak defalarca gündeme getirdik, TRT payları elbette çok önemli ama sadece yüzde 2 oranında bir düşüş getiriyor. Konuşmamın ileriki süreçlerinde ona ilişkin önerilerimizi de söyleyeceğiz elbette.

Ülkemiz, satın alma gücü ölçütüne göre özellikle hanelerde kullanılan elektriği Avrupa ülkelerinde en pahalıya tüketenler arasında. Hanelerin ve üretim planlarının temel giderlerinden olan elektriğin fiyatı, üzerindeki vergi ve vergi benzeri kalemler nedeniyle artış göstermekte. Elektrik tüketim bedeline ek olarak, bugün görüşmelerine başladığımız ve kaldırılması öngörülen ancak yasa geçse dahi uygulamaya ocak ayında başlanacak olan TRT payı, enerji fonu, elektrik tüketim vergisi ve KDV ödenmektedir hâlen.

Tabii, tek adam rejiminin başladığı 2014 yılından 2021 yılına dek son yedi yılda hanelerde kullanılan elektrik yüzde 120 oranında zamlanmış. 2014'te ortalama 100 lira ödenen bir fatura 2021 başında yaklaşık 220 liraya yükselmiştir. Asgari ücretle geçinmeye çalışan bir ailenin aylık gelirinin yaklaşık yüzde 20'si elektrik ve doğal gaza ayrılmaktayken iktidardakilerin, ülkemizde euro/kilovatsaat cinsinden elektrik fiyatlarının Avrupa ortalamasının altında ve ucuz olduğunu, Avrupa'nın birçok ülkesinde enerji fiyatları üzerindeki vergilerin daha yüksek olduğunu iddia etmeleri, yaşam koşullarını ve hane bütçesi içerisindeki enerji harcamalarının payını hiçe saymaları anlamına gelmektedir.

Temmuz 2018'de resmen, işte, tek adam rejimine geçildiği ve TL'nin hızla değer kaybettiği süreçte, hane elektriğine Ağustos 2018'de yüzde 9,57; Eylülde yüzde 15, Ekimde yüzde 9 zam yapılmıştır. 2019 yılında ise Ağustosta yüzde 14,97; Eylül ve Ekimde 2 defa yüzde 14,90'a varan zamlar yapılmıştır. Elektriğe gelen zamlar, 2019 yılında 6.068 personeli olan TRT için vatandaştan kesilen tutarı artırmıştır. TRT'nin 2019 yılı Faaliyet Raporu ile Hazine ve Maliye Bakanlığının 2019 yılı Kamu İşletmeleri Raporu'na göre, 2019'da elektrik faturalarından tahsil edilen TRT payı yüzde 51 artışla 1 milyar 45 milyon lira olurken 2018 yılında bu gelir 689,8 milyon lira olarak gerçekleşmiştir. 2019 sonunda ortalama hane halkı büyüklüğünün 3,35 kişi olduğu düşünüldüğünde ülkemizde ortalama 24 milyon 822 bin hane olduğu ve sadece TRT payı ve farklı cihazların satın alınması, kullanımı karşılığında ödenen TRT bandrol bedellerinin, hane başına, yılda toplam 114 liraya vardığı görülecektir. Alım gücünün düştüğü, mesken, sanayi ve ticarethanede kullanılan elektriğe Ekim 2021'de yüzde 5,7 ile 5,8; Ocakta yüzde 6,2 zam yapıldığı...

Covid-19 sürecinde eve kapanma gün sayısı artmış, uzaktan eğitim ve çalışma saatleri esnekleşmiş, hanelerde elektrik tüketimi yükselmiştir. Çalışanların ve öğrencilerin iş ortamında ve okullarda kullandığı elektriğin ya da internetin evde kullanılması nedeniyle artan sabit harcamalarına devlet tarafından destek sağlanmadığı ülkemizde vatandaşımızın enerji ve haberleşme masrafları salgında artmıştır. TÜİK'in 2021 yılında internet erişimine sahip hane oranının yüzde 92,5 olmasını hedeflediği ülkemizde milyonlarca öğrenci ve çalışan elektrik kesintisi ve internet erişim sorunları altında bir yılını doldurmuş, artan elektrik ve internet faturalarına karşın somut bir adım atılmamıştır.

2021 yılı Nisan ayı itibarıyla bir konutun yaklaşık 200 liralık bir elektrik faturasının enerji tüketim bedeli 162 liradır. Bu elektrik üzerine eklenen toplam vergi ve fon tutarı ise 38 liradır. Bu vergi ve fonların dökümünde ise enerji fonu -tüketim tutarının yüzde 1'ini oluşturuyor- 70 kuruşu, TRT payı -tüketim tutarının yüzde 2'sini- 2 lirayı -2 lirayı konuşuyoruz arkadaşlar, 2 lirayı- elektrik tüketim vergisi -tüketim tutarının yüzde 5'ini- 5 lirayı, KDV -yüzde 18- 30,3 lirayı ifade etmektedir. Enerji bedelleri üzerinden hesaplanan yasal oranlar böyle olmakla birlikte, 200 liralık fatura toplamı üzerinden oranladığımızda ödenen faturanın sadece yüzde 53,05'i yani 106 lirası enerji bedelini kapsamakta, yüzde 27,45'i yani 55 lirası dağıtım bedeli, yüzde 15,25'i yani 30,5 lirası KDV, yüzde 1'i yani 2 lirası TRT payı, binde 35'i yani 70 kuruşuysa enerji fonuna denk gelmektedir. Alım gücünün sürekli düştüğü ve Covid-19 sürecinde eve kapanmalarda enerji ihtiyacının her zamankinden daha acil hâle geldiği dönemde elektriğin üzerindeki, sadece TRT payı değil, diğer kalemlerini de kaldırarak bu yüklerin hafifletilmesi gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar, Sayın Bakan Yardımcıları; elektrik dağıtım özelleştirmesinin, hedeflenen sonuçları getirmediği, kayıp kaçak elektrik oranında hedeflerin tutturulmadığı ortadadır. Kaçak elektriğin tüm abonelere ödettirilmesinin hukuksuzluğu karşısında abonelerin lehine verilmeye başlanan mahkeme kararlarının önü kanun düzenlemeleriyle tıkanmıştır. Ayrıca, fatura dökümlerindeki bazı detaylar toplumdan gelen tepkiler üzerine artık görünmez kılınmıştır.

Yönetilemeyen Covid-19 salgın sürecinin ve derinleşen ekonomik krizin yükü topluma daha fazla fatura edilemez. Elektrik faturalarındaki bazı vergi ve fonların düşürülmesi sosyal devletin gereğidir. Elektrikte TRT payının kaldırılması elbette çok önemlidir, bizim yıllarca savunduğumuz bir şeydir ama tek başına yeterli değildir. KDV oranı yüzde 18'den yüzde 1'e indirilerek harcanabilir. Gelirde kısmi iyileştirmeye gidilmelidir. Elektrik ve doğal gaz abonelerinin kesilen hizmetlerinin, borcunu ödemesi şartı aranmaksızın ivedilikle yeniden açılması ve borçlarını altı ay süreyle faizsiz erteleme imkânı getirilmelidir.

Kış aylarının soğuk günlerini yaşamaya başladık. Kalıcı yaz saati uygulaması da ayrı bir handikap. Tüm alanlarda ülkemizde zarar verilmeye devam ediliyor arkadaşlar. Damat gitti, karanlığı bize kaldı. Türkiye daha çok enerji harcıyor, gün ışığından daha az yararlanıyor, çocuklarımız tan yeri ağarmadan yollara düşüyor; gençlerimiz, öğrencilerimiz karanlıklara kalıyor. İvedilikle kış saati uygulamasına geçmek zorundayız. Bunun için daha neyi beklediğimizi gerçekten anlamakta güçlük çekiyoruz.

İnsanlar tam anlamıyla evine ekmek götüremezken acilen kara kış fonu kurularak vatandaşlarımıza kış ayları için destek verilmesi gerekir. Bunun için elektrik faturalarındaki KDV kış boyunca kaldırılmalı. Sadece TRT fonunun kaldırılması bile elbette ki tek başına önemli bir indirimin sağlanmasına neden olacak ama doğal gaz ve mutfak tüpünde de bu ÖTV ve KDV kaldırılmalıdır. Elektrik ve ısınmada düşük gelirliler lehine kademeli tarife sistemine geçilmelidir.

İklim kredilerinden yararlanmak için yıllarca ötelendi Paris Anlaşması. Paris İklim Anlaşması'nın ardından enerji politika ve uygulamalarında olumlu bir değişikliğe yönelme işaretleri görülmedi. Bugün yalnız yüzde 3'ü değerlendirilen yaklaşık 400 milyar kilovatsaat güneşe dayalı elektrik üretim potansiyelinin yüzde 25'i, değerlendirilen 40 bin megavat karasal rüzgâr potansiyelinin ve bütünüyle atıl vaziyette olan 500 bin megavatsaat elektrik üretebilecek güçte olduğu hesap edilen deniz üstü rüzgâr potansiyelinin verimli kaynaklara sahip olmasına ilişkin kontrolsüz izlendirilen jeotermal enerji potansiyelinin doğru değerlendirilmediği bir ortamda dışa bağımlı enerji politikalarında ısrar edilmesi, hızla yerli makine ekipman, teknoloji ve yerli iş gücüyle mevcut potansiyelimizi toplum, kamu çıkarları doğrultusunda değerlendirmeye yönelik gerekli adımların atılmaması sonucunda ülkemizin karbon salımları yüksek, pahalı fosil yakıtlara mahkûm edilmesi kabul edilemez bir durumdur.

Enerjide uygulanan yüksek orandaki ÖTV, KDV ve diğer vergiler, deyim yerindeyse maliye hazinesini doldurmak için bir gelir kapısı olarak görülmektedir. Oysa bu devletin görevlerinden biri de yurttaşlara ulaşılabilir ve ucuz enerji temin etmektir. Özellikle AKP döneminde yaşanan özelleştirmeler ve piyasacılık ülkemizde bir enerji yoksunluğu ve yoksulluğunun yaşanmasına neden olmuştur. AKP hükûmetlerinin enerjide dışa bağımlılık sevdası nedeniyle enerji politikalarındaki tutarsızlıkların ve beceriksizliklerin faturası her zaman olduğu gibi bir kez daha halka kesilmiştir. Özellikle doğal gaz ve akaryakıt fiyatlarında meydana gelen artışlar başta elektrik olmak üzere, tepeden tırnağa her şeye zam gelmesine neden olmaktadır. Sanayinin ve günlük hayatın önemli bir girdisi olan enerji fiyatlarına gelen bu zamlar yaşamı güçleştirmekte, tüm sanayi ve gıda ürünlerine yansımakta ve halkı canından bezdirmektedir. Enerji zamları sonucunda yurttaşlarımız elbette, önümüzdeki kış aylarını daha kötü geçirecekler. Zamlar, temel girdilerde yüzde 70 oranında dışarıya bağımlı tarım sektörünü ve gıda sektörünü olumsuz etkileyecek, tarımda girdilerin pahalılaşması sonucu çiftçi üretemez duruma zaten gelmiş hâlde ve halka zamlı fiyat olarak yansıyacak.

Küresel enerji krizinin ülkemizde yaşanan yansımalarını önlemek ve bu olumsuz gidişi durdurabilmek için önerilerimiz şunlardır arkadaşlar: Dışa bağımlılığı artıran, ithalat faturasını yükselten enerji tercihlerinden uzak durulmalıdır. Petrolün üçte 2'sini tüketen ulaşım sektöründe toplu taşıma ve ulaşıma ağırlık verilmeli, konutlarda elektrik, doğal gaz ve suda KDV oranı yüzde 1'e çekilmeli ve ÖTV oranları düşürülmeli, elektrik üretiminde öncelik ve ağırlık dışa bağımlılığı arttıran ve ithalat faturasını yükselten ithal kömür, petrol ve doğal gaza değil başta güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına verilmeli, yenilenebilir kaynakları destekleme mekanizması kapsamında devam eden mevcut döviz endeksli uygulamalara derhâl son verilmeli, yerli ve millî paramız olan Türk lirası tercih edilmeli. Sanayide, ulaşımda, binalarda ve tarımda enerji verimliliğini sağlamaya dönük teşvik ve adımlar hızla atılmalı, dışa bağımlı mazot, gübre dâhil tarımsal girdilerde KDV ve ÖTV oranları yüzde 1'e çekilmeli ve sulamada kullanılan elektrik fiyatlarının indirilmesiyle üretim maliyetleri düşürülmeli, düşük gelir grupları için hane başına ayda 200 kilovatsaat elektrik, bulunulan bölge ve ısınma biçimine göre belirlenecek miktarda doğal gaz halka ücretsiz verilmelidir. Zamlar kamu ve bütçe açıklarını gideren bir can simidi olarak görülmemelidir. Dünyada ve ülkemizde başka bir enerji politikası mümkündür.

Evet, değerli milletvekilleri, teklifin maddelerine ilişkin görüşlerimizi sunacağız. Ben genel görüşmeler üzerinde daha fazla uzatmak istemiyorum, maddelere ilişkin görüşlerimizi burada tek tek açıklayacağız.

Teşekkür ediyorum.