| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/283) ile 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/282) ve Sayıştay tezkereleri a) İçişleri Bakanlığı b) Emniyet Genel Müdürlüğü c) Jandarma Genel Komutanlığı ç) Sahil Güvenlik Komutanlığı d) Göç İdaresi Başkanlığı e) Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 22 .11.2021 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, Sayın Bakan, bürokratlar ve basınımızın değerli temsilcileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Bakan, Anayasa'nın 34'üncü maddesi "Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir." demektedir. Böylelikle, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesinin izin alma koşuluna bağlanamayacağı açıkça ifade edilmiştir. Hâl böyleyken ne zaman barışçıl bir gösteri, bir hak arama, bir protesto olsa değişmeyen iki davranış biçimi var. Birincisi, göstericilerin hemen polis ablukasına alınarak biber gazıyla müdahale edilmesi ve karga tulumba gözaltına alınmaları. İkincisi, göstericilerin "terörist" ilan edilmesi. Birkaç haberle bunu örneklemek istiyorum.
Sayın Bakan, şu haber, şu elimde görmüş olduğunuz haber, on beş yıldır kıdem tazminatlarını alamayan Uyar Madencilik işçilerinin Ankara'daki girişinin durdurulmasının haberi. Gerek siz gerekse partinizden birçok kişi madenci arkadaşlarımızla daha önce görüşmüş, çeşitli sözler verilmişti ancak verilen sözler tutulmadığı gibi madencilerimiz günlerce Ankara girişinde tutularak demokratik eylem hakları yok sayıldı. Daha acısı, Tahir Çetin ve Ali Faik İnter adlı iki madenci arkadaşımız, Ankara girişinde beklemenin verdiği yorgunlukla Soma'ya dönerken trafik kazasında hayatını kaybetti. Kendilerini saygıyla anıyorum.
Bilir misiniz Sayın Bakan, madenciler yerin altına girerken "Hakkını helal et." der, çıkınca da birbirlerine "Geçmiş olsun." derler. Ölümün pençesindeki madencilerin hak aramasına niye tahammül edemiyorsunuz Sayın Bakan?
İkinci haber şu Sayın Bakan: Ankara'da "İstanbul Sözleşmesi Yaşatır" eylemine davet açıklaması yapan kadınlar polis müdahalesiyle yaka paça gözaltına alındılar.
Sayın Bakan, İstanbul Sözleşmesi, iktidarınız fikir değiştirmeden önce devlet olarak imzaladığımız, arkasında durduğumuz bir sözleşmeydi. Bunu savunmanın neresi suç olabilir? Kadınların demokratik şiddet kullanmadıkları bir açıklama neden kamu düzenine tehdit oluşturuyor? Yoksa sizin kamu düzeninden anladığınız herkesin susturulması mıdır?
Üçüncü haber Sayın Bakan, Boğaziçinde kayyum rektörü protesto ettiği için tutuklanan 2 öğrencimiz. Kayyum rektörü eleştirdi diye, kayyumluk binasına sırtını döndü diye, slogan attı diye, Boğaziçi öğrencileri terörize edildi, bu öğrenciler yandaş medyada şeytanlaştırıldı. 2 öğrencimiz -Caner Ferit Özer ve Enis Berke Gök- tutuklandı.
Dördüncü haber, bu yıl hem yurt bulamadıkları için hem de kiraların çok fahiş fiyatlara yükselmesi nedeniyle eylem yapan üniversite öğrencilerinin haberi. Bu öğrencilerimiz de çeşitli şehirlerde gözaltına alındı.
Sayın Bakan, Boğaziçililerin neden tutuklandığını "Barınamıyoruz, yurtsuzuz." diyen öğrencilere neden müdahale edildiğini anlamakta zorlanıyoruz. Taş yok, sopa yok, silah yok, çevreye zarar vermek yok; öğrenciler demokratik taleplerini dile getiriyorlar. Sizin göreviniz o öğrencileri yaka paça almak değil; aksine, korumak.
Sayın Bakan, evrensel hukuk ilkelerini rehber edinmiş ve ideolojik tercihlerden arınmış bir kamu düzenine ihtiyacımız var ancak bu düzeni tesis etmekle sorumlu olan İçişleri Bakanlığı koltuğunda otururken "Biz yapalım, hukuk arkamızda gelsin." derseniz, olaylara "bence suç gibi" hukukta yeri olmayan bir tarzda yaklaşırsanız, kamu düzeni tesis edilebilir mi?
Sayın Bakan, diğer sorum da şu: Geçtiğimiz mayıs ayından bu yana organize suç örgütü lideri sizin ve sizinle bağlantılı kişiler hakkında çeşitli iddialarda bulunmakta. Bu yenilir yutulur cinsten değil, hangi demokratik bir ülkede, değil bir bakanın, bir hükûmetin istifa etmesini gerektirecek derecede ciddi iddialar varken maalesef bizde zamanaşımına bırakılıp "Nasıl olsa unutulur, gündemden düşer." umuduyla sümen altı ediliyor. Sayın Bakan, bu iddiaları açıklığa kavuşturmak için Bakan kimliğinizi kenara koymanız gerekmiyor muydu? Siz bulunduğunuz makam itibarıyla açılacak bir soruşturmayı etkileyecek bir konumdayken neden istifa ederek bu soruşturmanın önünü açmadınız? Siz sırtınızda böyle bir kamburla göreve devam etme yolunu neden seçtiniz? Yoksa birileri sizin bu konuyu araştırmanızı mı engelliyor? Kamuoyu vicdanında aklandığınızı düşünüyor musunuz? Sayın Bakan, bir televizyon programında kendiniz söylediniz, 10 bin dolar alan siyasetçi kim? Niçin isim vermiyorsunuz?
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Son cümlelerinizi alalım.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Yüz kızartıcı bir suçun üstünü örtemezsiniz. Niye isim veremiyorsunuz? Çünkü vesayet altındasınız.
Sayın Bakan, son sorum şu: Korgan Kaymakamı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı törenlerinden sonra ilk mesai günü görevden alındı. Müfettişlerin Cumhuriyet Bayramı'nı en yüksek katılım ve coşkuyla kutlamak isteyen Kaymakama, "CHP İlçe Başkanından Türk Bayrağı aldınız mı?" diye sorduğu doğru mudur?
Teşekkür ediyorum.