| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/283) ve 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/282) ile Sayıştay tezkereleri a)Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı b)Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü c)Meteoroloji Genel Müdürlüğü |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 11 .11.2021 |
SEYİT TORUN (Ordu) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Bakan, çok değerli bürokratlar, Komisyonumuzun çok değerli üyeleri, çok değerli milletvekillerimiz, sevgili hazırun; öncelikle hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.
Sayın Bakanım, geçen yıl da bütçede aslında çok yapıcı eleştirilerimiz olmuştu ama aradan geçen bir yılda yapıcı eleştirilerimizin karşılığını maalesef göremedik. Birçok konuda sizinle diyaloğa geçmeye çalıştık, geçtik de ama görüyorum ki bu süreç içerisinde birçok beklentimize yanıt bulamadık.
Yerel yönetimler, vatandaşlarımıza en yakın hizmet kurumları. Ama üzülerek ifade ediyorum ki demokrasinin ana unsuru olan yerel yönetimlerin bu hizmet kapasitelerine en büyük zarar on dokuz yıllık Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında verildi. Hiçbir dönemde merkezî yönetimler yerel yönetimler üzerinde içinde bulunduğumuz dönem kadar vesayet, baskı uygulamadı. Yerel yönetim yasaları yamalı bohçaya çevrildi, vatandaşların ihtiyacına cevap veremez hâle getirildi çünkü iktidarınız bu yasalarla oynarken vatandaşın beklentilerini ve ihtiyaçlarını değil, sadece kendi siyasi çıkarlarını düşünerek kararlar aldı.
Gelinen aşamada durum şudur: Belediyelerin yetkileri parça parça ellerinden alınmıştır ve alınmaya da devam edilmektedir. Yerel yönetimlerin öz gelirleri yüzde 55'lerden yüzde 40'lara kadar düşürülmüştür. Belediyeler, merkezî yönetimin transfer bütçesine yani vesayetine mahkûm hâle getirilmiştir. Merkezî yönetime aktarılan yetkiler yerel yönetimlerin üzerinde âdeta kılıç gibi sallandırılmaktadır. İktidarın yerel yönetimlerle ilgili on dokuz yıllık beceriksizliğini sadece bir örnekle açıklamak isterim: Adalet ve Kalkınma Partisinin 2002 seçim beyannamesinde şöyle denilmektedir: "Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve yetkilerini hizmette aksamaya yol açmayacak şekilde düzenleyeceğiz." Bu vaatten on dokuz yıl sonra, geçen yıl açıklanan 2021 Cumhurbaşkanlığı Programı'nda Bakanlığınızın yapacağı işler arasında şunu söylüyorsunuz: "Büyükşehir belediyeleri ile ilçe belediyelerinin çakışan, yetki ve sorumlulukları nedeniyle ortaya çıkan hizmet aksamalarını gidereceğiz." Yani şunu söylüyorsunuz: "On dokuz yıl önce yetkiler çakışmayacak dedik ama beceremedik. Yetkiler çakıştı, aksamalar yaşandı, biz bu sefer aksamaları gidereceğiz." İşin garip tarafı, 2022 yıllık programında da aynı cümleleri kullanıyorsunuz. Sadece bu örnek bile bu iktidarın beceriksizliğini ortaya koymaktadır.
2021 ve 2022 Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programlarında Bakanlığınızın yerel yönetimlerle ilgili yapacağı işler bölümleri neresinden tutsanız elinizde kalıyor. 2021 programında verdiğiniz 6 vaadin tamamı noktasına, virgülüne dokunmadan 2022 programına yapıştırılmış. 2021 programında "Belediyelerin yetkilerini açık bir şekilde tanımlamaya yönelik somut öneriler içeren bir rapor hazırlayacağız." diyorsunuz. Aradan bir yıl geçiyor, 2022 programına bakıyoruz yine aynı cümlelerle "Rapor hazırlayacağız." diyorsunuz. Değerli arkadaşlar, siz bu vatandaşın aklıyla alay mı ediyorsunuz? Bir vaadi o yıl içinde yapmayacaksanız programa niye koyuyorsunuz o zaman? Bir yılda bir rapor dahi hazırlayamamak Bakanlığın geldiği noktayı da gözler önüne sermektedir.
Yine her seçim beyannamesinde ve yıllık programlarda yerel yönetimlerin öz gelirlerini arttıracağınızı söylüyorsunuz. Kopyala yapıştır aynı ifadeyle koyuyorsunuz ama yaptığınız hiçbir şey yok. Açık söylüyorum, bu yıllık programların artık hiçbir güvenirliği, hiçbir hükmü de kalmamıştır. Bu, açık bir iş bilmezliktir ve Bakanlığınız artık kopyala yapıştır bakanlığına dönmüştür.
Ayrıca, yine her yıllık programda "Yerel yönetimlerin yeniden yapılandırılmasına ilişkin mevzuat düzenlemesi yapılacaktır." diyorsunuz. Görev sizin Bakanlığınıza verilmiş. Yerel yönetimlerin yeniden yapılandırılmasına ilişkin hangi çalışmaları yürütüyorsunuz? Bu konuyu defalarca da sorduk. Bu konuda bilgi verirseniz seviniriz. Ancak, eminiz ki bu konuda neler hazırlandı çok da belli değil çünkü Cumhurbaşkanlığı ayrı, Yardımcısı ayrı, Bakanlığınız ayrı, AK PARTİ Genel Merkezi ayrı ayrı raporlar hazırladı; sorduğumuzda nereden bütünleşti bu rapor, nerede tamamlandı, belli değil. Tarım ve Orman Bakanı bile "Bu Büyükşehir Yasası tarıma zarar verdi, tadilat yapılmalı." diyor ama anlaşılıyor ki iktidar bu konuda ne yapacağını şaşırmış ve nasıl adım atacağını da bilmiyor. Belediyelerle ilgili samimi ve kapsamlı bir düzenleme hazırlanıyor ama Meclise gelen neredeyse her teklifin içerisine belediyelerin elinden parça parça alınan düzenlemeler geliyor. Her torba yasada bakıyoruz, belediyelerin yetkileri teker teker ellerinden alınıyor. Bunun en son örneğini ise "Turizmi Teşvik Kanunu" denilen, bizim de Anayasa Mahkemesine taşıdığımız düzenlemede yaşadık. Artık bu sorunlu yaklaşıma bir son vermek gerekiyor. Eğer yerel yönetim yasaları yeniden ele alınacaksa, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi hedefleniyorsa bunun yolu belli. Yerel yönetimler devletin vatandaşa en yakın elidir. Bütün siyasi partiler bir araya gelir -sonuçta her siyasi partinin belediyesi var- ve bu ortak uzlaşıyla, ortak akılla değerlendirilerek yapılır. Fakat vatandaşın derdi değil, tabii ki sarayın gücü artırılmak isteniyorsa bu yola da başvurulmaz.
Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak belediyelerin vatandaşa uzanan elinin güçlendirilmesinden yanayız. Eğer samimiyseniz bizim önerilerimiz hazır, bunu tekrar yine size göndeririz ve bu konudaki önerilerimizi de iletiriz.
Değerli arkadaşlar, belediyeleri bir bütün olarak görmeyen, kendinden emin olmayan, kendinden olmayan belediyeler üzerinde baskı üstüne baskı kuran bir anlayışla karşı karşıyayız. Ülkemizi şaha kaldıran değil, maalesef partizanlıkta ve ayrımcılıkta şaha kalkan bir iktidarla muhatabız. Şimdi sadece Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının bu partizanlığa nasıl ortak olduğunu bir örnekle anlatmak isterim. Bilindiği gibi, Bakanlık yerel yönetimlere araç yardımı ve şartlı nakdî yardımda bulunabiliyor. Ben bu yardımlarla ilgili bilgileri 2 Kasım 2020'de Sayın Bakana bir soru önergesiyle sordum, "2019 yerel seçimleri sonrası hangi belediyelere araç verdiniz ve hangi belediyelere nakdî yardımda bulundunuz?" diye bilgi istedim; bu yazıyla bu bilgiyi istedik. Sayın Bakanlık kırk gün sonra cevap verdi, cevap şu şekilde değerli arkadaşlar: "973 -cevap da burada- Belediyeye bütçe imkânları çerçevesinde yardım yapılmıştır." Biz "Hangi belediyelere kaç araç verdiniz?" diye soruyoruz, ona yanıt verilmiyor, sadece 973 belediyeye bütçe imkânları çerçevesinde yardım yapılmıştır." deniliyor.
Bir de 2019 seçimlerinden bu yana belediyelere 432 milyon lira nakdî yardım yapılmış. "Peki, bu 432 milyon lirayı hangi belediyelere göndermiş?" diye de sorduk ama maalesef, ona da cevap verilmedi. Biz de Sayın Bakandan yanıt alamayınca kendi araştırmalarımız sonucu bazı bilgilere ulaştık ve Bakanlığın sorularımıza neden yanıt veremediğini de açık ve net bir şekilde de anlamış olduk.
Değerli arkadaşlar, tablo şu: Bakanlığımız son üç yılda 994 belediyeye 2.628 araç yardımında bulunmuş, bu araçların yüzde 97'si Cumhur İttifakı ve kayyum belediyelerine gönderilmiş. Bu da yetmemiş, sanki saraydakilerin ihtiyacı varmış gibi 5 araç da saraya göndermişler; bütün listesi burada, tek tek hangi belediyelere ne gönderilmiş, burada belli değerli arkadaşlar. Ülke nüfusunun yarısından fazlasını yöneten tüm muhalefet belediyelerine ve bağımsız belediyelere ise sadece yüzde 3'lük bir yardım yapılmış. Yani şimdi sormak istiyorum: Bu hangi anlayışa, hangi adalet anlayışına, hangi kanuna sığar? Biz bunu kamuoyuna açıkladık, sonrasında Sayın Bakana 10 Eylül 2021'de bir kez daha soru önergesi verdik. Sayın Bakan, bu kez de kırk iki gün sonra yanıt verildi ve yine "Yardımlar bütçe imkânları çerçevesinde yapılıyor." demekle yetinildi.
Şimdi bir kez daha sormak istiyorum Sayın Bakan: Hâlâ bunu niye açıklamıyorsunuz? Neden gizliyorsunuz? Sadece bu örnek bile sizin bu araç dağıtımında yaptığınız haksızlığı, adaletsizliği ve partizanlığı da net bir şekilde ortaya koyuyor ve kanıtlıyor.
432 milyonluk nakdî yardımların da hangi belediyelere verildiğini sorduk ve dediniz ki: "Bu, vatandaşın vergileriyle oluşan... Gizlilik kararı var, bu konuda bu bilgileri veremiyoruz." Vatandaşın parasını hukuksuzca kullanıyorsunuz ama bunu maalesef açıklayamıyorsunuz.
Bir de İLBANK meselesi var. Belediyelerin genel bütçeden aldığı gelirler İLBANK eliyle dağıtılıyor ve İLBANK, ayrıca yerel yönetimlere kredi imkânı sağlıyor. Şimdi, bizim belediyelerimiz İLBANK'a kredi için başvuruyor ama bu başvuruların önemli bir kısmına hep ret veriliyor; üstelik bunlar gerçekten o şehir için çok önemli, o belediye için çok önemli. İLBANK Genel Müdürü, 2021 yılında belediyelerin kentsel dönüşüm projeleri için 3 milyar lira kaynak ayrıldığını açıkladı. 2021'in sonuna geldik ama bu kaynaklarda bile adaletli bir dağıtımın olmadığını gördük ve yine Sayın Bakana sorduk "Bu 3 milyar kimlere verildi?" diye ama Bakanlıktan şu cevap geldi: "Bankaya ait sırlar başkasına açıklanamaz." Yani anlaşılıyor ki bu 3 milyarlık kaynak da iktidar belediyelerine aktarıldı. Açıkça söylüyorum: Biz tüm bu hukuksuzlukların da asla peşini bırakmayacağız.
Evet, bir de Kanal İstanbul konusu... Adalet ve Kalkınma Partisinin Parti Programı'nda, "Belediye alanlarında düzenleme yapmadan önce belediyelere danışılması, ilkemiz olacak." diyorsunuz. Peki Sayın Bakan, bu ucube Kanal İstanbul projesinde ne diyeceğiz, kime sordunuz? Bu projeyi yapmadan önce İstanbul Büyükşehir Belediyemizle görüştünüz mü, danıştınız mı? Kanal İstanbul için imar planlarını hazırlayıp askıya çıkardınız. Bunun için belediyeden görüş aldık mı? Bırakın danışmayı, siz Kanal İstanbul'u eleştirdi diye Sayın Ekrem İmamoğlu hakkında soruşturma bile başlattınız.
Sayın Bakan, siz çevreyi korumakla sorumlu bir Bakansınız. İstanbul Büyükşehir Belediyemiz Kanal İstanbul'un çevreye, doğaya zararlarıyla ilgili pek çok bilimsel çalışma yaptı; bunların hiçbirini dikkate almadınız. Sayısız bilim insanının bu konuda olumsuz görüşleri var; o görüşler ifade edildi ama hiçbirini dikkate almadınız.
Buradan bir kez daha, İstanbul'un bağrına hançer gibi saplanacak bu projenin iptal edilmesi çağrımızı yineliyoruz. İnşallah iktidara geldiğimizde bu projeyle alakalı tüm işlemleri iptal edeceğimizi de tekrar duyurmak istiyoruz.
Yine, hem 2021 hem de 2022 yıllık programlarında şunu söylüyorsunuz: "İmar uygulamalarında katılımcı yaklaşımlar geliştireceğiz." Daha mürekkebi kurumadan Marmara Denizi ve Adalar'ı "özel çevre koruma bölgesi" ilan ediyorsunuz. Adalar'da imar planı yapma ve onaylama yetkisini İstanbul Büyükşehir Belediyemizden alarak Bakanlığınıza aktarıyorsunuz ve bunu yaparken Belediyemizden ne görüş alıyor ne de en ufak bir bilgi veriyorsunuz. Bakın, buranın altını çizmek isterim: İstanbul Büyükşehir Belediyemiz, Adalar Nazım İmar Planı'nı hazırlayıp Belediye Meclisine sunduktan sonra bunu yapıyorsunuz. Adalar zaten sit alanı. Burada Adalar Belediyemizin ve İstanbul Büyükşehir Belediyemizin aldığı pek çok karar zaten Bakanlığınıza gidiyordu ama bu düzenlemeyle sizin yaptığınız, belediyelerin bu alandaki tüm yetkilerini almak, tüm yetkilerini kaybetmesini sağlamak.
Şimdi, başta da söylediğim gibi, sormak istiyorum Sayın Bakanım: Nerde kaldı sizin katılımcılık anlayışınız? Bir de bu işe bir kılıf bulmuşsunuz, "müsilajla mücadele" diyorsunuz. Değerli arkadaşlar, hepinize sormak istiyorum: Adalar'daki imar planı yetkisinin müsilajla ne alakası var? Bu, tamamen art niyetli bir uygulamadır, halkın belediyelerimize verdiği yetkinin masabaşında çalınmasıdır.
MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) - Doymadılar, doymadılar!
SEYİT TORUN (Ordu) - Bu karar bir an önce geri çekilmelidir. Sayın Bakandan da bu konuda bir bilgilendirme beklediğimizi ifade etmek isterim.
Evet, başka bir konu, belediyelerimizin uluslararası kredileriyle ilgili. Şu anda 4 büyükşehir belediyemizin 8,5 milyar lirayı bulan kredisi bir yıldır Cumhurbaşkanlığından onay bekliyor. Bakanlığın da içinde bulunduğu bir süreci anlatmak isterim. İzmir Büyükşehir Belediyemiz 30 Ekim 2020'de meydana gelen İzmir depreminin ardından afet sonrası acil destek kredisi için Dünya Bankasına başvuru yaptı. Kredi alımı için yürütülen müzakerelere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve İLBANK temsilcileri de katıldı, Dünya Bankasıyla 340 milyon dolarlık kredi üzerine anlaşma sağlandı. Orta hasarlı binaların dönüşümü için kullanılması hedeflenen kredi anlaşmasının tamamlanması için Cumhurbaşkanının izni gerekiyor. Kredi talebine yaklaşık sekiz aydır yanıt gelmedi. Sayın Bakan, Bakanlığınızdan ve İLBANK'tan temsilciler de bu görüşmelerin içinde yer aldı. Bu kredinin onaylanmamasının gerekçesi ne? Depremzedelere yardım için kullanılacak bu kredinin verilmesi neden engelleniyor?
Sayın Bakan, sizinle de geçen yıl yaptığımız görüşmelerde, deprem sonrası ziyaretimizde her türlü desteği vereceğinizi, kentsel dönüşüm konularında da hiçbir ayrım yapılmadan her türlü katkıyı vereceğinizi söylemiştiniz ama bu süreç içerisinde belediyelerimiz birçok diyalog kurmasına rağmen, birçok konuda istişare etmesine rağmen, katkı istemesine rağmen gördük ki maalesef bu söz de yerine gelmedi, bizim belediyelerimiz gene dışlandı.
Evet, bu sene gerçekten doğal afetler her bölgede yaşandı, yangınlar da canımızı yaktı; seller, yangınlar, depremler, gerçekten birçok vatandaşımız da hem canın hem malını kaybetti, hep beraber çok üzüldük. Antalya ve Muğla illerimiz başta olmak üzere pek çok ilimizi kapsayan orman yangınları oldu, bu yangınlarda birçok insanımız da hâliyle mağdur oldu, evini kaybetti. İki ay önce, yeni konutların da Sayın Bakan, bir yıl içinde tamamlanacağı söylenmişti. Gittiniz, vatandaşa da bu konuyla ilgili protokol imzalattınız, belgeler imzalattırdınız; bazı vatandaşlarımız imza verdi, bazı vatandaşlarımız vermedi. İmza veren korku içerisinde; şimdi ne olacak, ne yapacağım, kaç liraya imza attım, kaç taksitle ödeyeceğim, nasıl olacak? Bilmiyor. O belgelere imza atmayanlar, o protokollere imza atmayanlar ne olacağını bilmiyor, kaygı içerisinde. Vatandaş çözüm bekliyor ama siz şu anda sadece sayılar veriyorsunuz, rakamlar veriyorsunuz, belli iddialar ortaya koyuyorsunuz ama vatandaşın bundan hiçbir şekilde haberi yok, çaresiz bir şekilde maalesef bekliyor. "Yangın döneminde gelindi, on gün burada çakarlı arabalarla dolaşıldı, on günden sonra biz artık burada maalesef hiçbir devlet yetkilisini göremedik, bize hiçbir şey açıklanmıyor, hiçbir şekilde sorulmuyor." diyorlar. Yani, vatandaş çözüm bekliyor ama siz bu konuda hâlâ bir açıklama yapmadınız.
bu konuda hâlâ bir açıklama yapmadınız.
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Siz dolaştınız mı oraları hiç?
SEYİT TORUN (Ordu) - Evet, ben de gittim, dolaştım; bizzat bire bir Manavgat'a da gittim, başka illere de; bire bir dolaştım, vatandaşı da dinledim, dinlediğim için söylüyorum.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Yaşar Bey, müdahale etmeyelim, tamamlasın hatip konuşmasını, lütfen.
SEYİT TORUN (Ordu) - Görüntüleri de var, vatandaşın konuşmaları da var; toplantıdan sonra size izletirim.
Son olarak, sadece bazı belediyelerimizin Bakanlıkta karşılaştığı proje engellerini de sormak istiyorum. (Gürültüler)
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Değerli arkadaşlar, hatibe müdahale etmeyelim; herkes sırası geldiğinde fikirlerini ifade eder.
Sayın Cora...
SEYİT TORUN (Ordu) - Benim süremden gidiyor Sayın Başkan.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sürenize ilave edeceğim.
Sayın Cora, lütfen...
SEYİT TORUN (Ordu) - Sayın Bakanınız cevap verir Cora, siz oturun, Sayın Bakan cevap verir.
ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Avukatı mısın Cora ya! Dili yok mu Bakanın? Bırak...
SEYİT TORUN (Ordu) - Ben Sayın Bakana sordum, o da az sonra cevap verir.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Değerli arkadaşlar, sırası geldiğinde herkes kendi fikrini ifade eder. Biraz sabırlı olalım lütfen.
SEYİT TORUN (Ordu) - Evet, Sayın Bakanım, bazı belediyelerimizin Bakanlıkta karşılaştığı bazı proje engellerini de sormak istiyorum.
Ankara Büyükşehir Belediyemiz Çamlıdere Barajı üzerine güneş panelleri kurarak hem buharlaşmayı engellemek hem de enerji üretmek için proje hazırlıyor ancak Bakanlığınız bu projeye izin vermiyor.
Aydın Büyükşehir Belediyemizin içme suyu, kanalizasyon, yağmur suyu, atık su arıtma tesisi yapım projeleri için kredi başvuruları İLBANK'ta aylardır onayda bekliyor.
Hatay Büyükşehir Belediyemizin Katı Atık Bertaraf ve Düzenli Depolama Tesisi Projesi Bakanlığınız tarafından çevresel etki değerlendirmesi sürecinde reddedildi ancak mahkeme, Belediyemizi haklı buldu. Mahkeme kararının üzerinden altı ay geçti ama bu proje hâlâ Bakanlıkta bekletiliyor.
Eskişehir Büyükşehir Belediyemizin Ek Hizmet Binası için arsa tahsisi yine Bakanlığınız tarafından reddediliyor.
BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) - Sayın Seyit...
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Bekir Bey...
Değerli arkadaşlar, herkes kendi sırası geldiğinde konuşacak. Rica ediyorum...
BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) - Ama Sayın Başkan...
SEYİT TORUN (Ordu) - Ya, ben sana sormadım, Bakana soruyorum ya! Ben sana sormadım. Bir dinle ya!
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Bekir Bey, böyle bir usulümüz yok. Bekir Bey...
SEYİT TORUN (Ordu) - Bir dinle ya! Bakana soruyorum, o da cevap verir. Soru soruyoruz. Ben buraya soru sormaya geldim! Ben buraya soru sormaya geldim!
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Bekir Bey, rica ediyorum... Siz çok sık yapmaya başladınız.
ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Her şeye karışıyor ya!
BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) - Sayın Bakan...
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Bekir Bey...
SEYİT TORUN (Ordu) - İstese cevap verir Bakan. Müsaade et, bir sorayım.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Bir saniye lütfen, bir saniye Seyit Bey...
Bekir Bey, bu ara çok sık yapmaya başladınız; böyle bir usulümüz yok, rica ediyorum...
Buyurun.
SEYİT TORUN (Ordu) - Yarası var herhâlde.
BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) - İki oturum katılmama cezası...
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Devam edelim lütfen.
İki dakika ek süre veriyorum.
SEYİT TORUN (Ordu) - Eskişehir Büyükşehir Belediyemizin ek hizmet binası için arsa tahsisi talebi yine Bakanlığınız tarafından reddediliyor. Mersin Büyükşehir Belediyemiz yeni bir hal yeri kurmak için arsa tahsisi istiyor, Bakanlığınızdan bir yıldır yanıt verilmiyor. İzmir Büyükşehir Belediyemizin Urla'da vapur iskelesi kurma talebi tam beş yıldır Bakanlığınızda bekliyor. Ayrıca, Konak'taki benzer bir talep de iki yıldır bekliyor, hiçbir yanıt verilmiyor.
Sonuç olarak şunu söylemek isterim: Bir şeyin adı değişince aslı değişmezmiş. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, maalesef siyasi iktidarın partizan politikalarının bir aracı hâline getirilmiştir. Hiç kimse unutmasın ki bu dönemde uygulanan ayrımcı politikalar tarih boyunca da hatırlanacaktır. Bu yönetim de bu uygulamanın failleri olarak da hafızalara kazınacaktır.
Burada, Sayın Bakan belli iddiaları söyledi, biz de eleştirilerimizi getirdik, tabii ki çoğunluk kabul edecek. Ben 2022 yılı bütçesinin hayırlı olmasını diliyorum. Ama bu ayrımcılığın, bu ötekileştirmenin de bir an önce sonlandırılmasını diliyorum.
Teşekkür ediyorum.