KOMİSYON KONUŞMASI

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Bakan, hoş geldiniz.

Sayın bürokratlar, bütçenizin hayırlı olmasını temenni ediyorum ama ben size konuşmayacağım çünkü sabah yine bir gece yarısı hezeyanıyla kalktım; İstanbul Sözleşmesi'nden çıkan şahsın, şimdi de İstanbul Sözleşmesi'yle başlayan cümle kurmayı yasaklamaya kalktığı haberine uyandım. Kendi şahsına ait sandığı kadınlara "kadınlarımız" diyerek seslenmiş ve bizlere akıl vermeyi de ihmal etmemiş. "Her kim bu ülkede bir daha İstanbul Sözleşmesi'yle başlayan bir cümle kurarsa ona en başta kadınlarımız tepki göstermelidir." buyurmuş. Ben de o yüzden bütün cümlelerime İstanbul Sözleşmesi olarak başlayacağım ki belki bir nebze olsun algılayabilir zatıalileri bu sözleşmenin ne işe yaradığını.

Bakın, eğer İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı sadece bu yılın ilk dokuz ayında en az 207 kadın erkekler tarafından katledilmezdi bu ülkede. İstanbul Sözleşmesi eğer uygulansaydı, Türkiye'de çocuk istismarıyla ilgili dava sayısı son on yılda 3 katı artmaz, Türkiye çocuk istismarında dünya 3'üncülüğüne oturmazdı mesela. İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı, iktidara geldiğiniz 2002'den bu yana 440 binden fazla çocuk doğum yapmaya zorlanmazdı mesela. İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı, belki altı yüz yetmiş yedi gündür kayıp olan Gülistan'ın annesine bir mezar yeri göstermeyi becerebilirdi erkek yargımız. İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı, Ayşe Tuğba Aslan var ya -hani 23 kere şikayetçi oldu- belki bugün hâlâ hayatta olacaktı, çocuklarıyla olacaktı. İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı eğer, vahşice cinayet işleyenlere kravat taktığı için "iyi hâl indirimi" ottan sebeplerle zedeleniveren o "erkeklik onurunu tahrik" gibi indirimler verilemezdi mesela. İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı ne olurdu biliyor musunuz? Canına kasteden ve kendisini başka erkeklere pazarlamak isteyen bir erkeği canını korumak için öldüren canım Çilem Doğan'a hiçbir erkek on beş yıl hapis cezası vermeye cesaret dahi edemezdi mesela. İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı şayet, bu ülkenin Meclisinde kadınlar yüzde 17'yle, bakanlık nezdinde sadece yüzde 5'le temsil edilmezdi mesela, utanç verici olurdu bu durum çünkü. İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı, adını saklasanız da kadından sorumlu Bakanlık yaptığınız bu ülkede her 3 kadından 2'si istihdam dışında kalmazdı. Kendi sunumunuza ve gerçekleşme hedeflerinize bakıyorum, Bakanlık olarak geçen sene yüzde 37 olarak hedef koymuşsunuz kadın istihdamında, yüzde 33'te gerçekleşmiş. Bu seneye geldik, hedefi indirmişsiniz. Ya, Bakanlık umudu kesmiş ya kadın istihdamından, yüzde 35'e indirmişsiniz arkadaşlar yani olacak iş değil. Burada sunumunuza bakıyorum -daha vahim bir şey söyleyeyim- sayfa 17; 2002'de yüzde 25 olan kadın istihdam oranı Ağustos 2021'de tam yüzde 28 olmuş. Ben demiyorum bunu, buyurun, Bakanlığınızın sunumu diyor. Yani Bakanlık bize şunu diyor: "Biz bu ülkeyi yirmi yıldır yönetiyoruz ama gele gele, geldik yüzde 3'e." Yani "Biz yirmi yılda bir arpa boyu yol ilerledik." diyorsunuz, açık açık kendi sunumunuzda diyorsunuz. İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı, bakın, Sayın Bakan, sayın bürokratlar, "toplumsal cinsiyet eşitliği" kavramına savaş açmak yerine bunu hayata geçirmek için canla başla uyguluyor olurdunuz ve İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı eğer, kadına yönelik şiddetin gerçekten neden olduğunu hep beraber algılamış olurduk.

Burada bir cümle var yine -18'inci sayfaya döneceğim- bence bu maddi bir hata çünkü değilse çok vahim, diyorsunuz ki sunumunuzda: "Kadına yönelik şiddet, kadınların sosyal, ekonomik yaşamda hak ve fırsatlardan adil yararlanmamalarının önünde en büyük engeldir." Hayır, baştan ayağa yanlış. Kadınların şiddete uğramasının ve bu kadar çok öldürülmesinin, katledilmesinin sebebi tam olarak zaten kadınların bu fırsatlardan yararlanamamasıdır arkadaşlar. Bunu böyle formüle edemezsiniz, Bakanlık sunumunda hiç edemezsiniz.

Devam ediyorum: İstanbul Sözleşmesi mesela uygulansaydı, ataerkil sistemin büyük bir rahatlıkla kadınların üstüne atıp kaçtığı hizmetlerle ilgili bir arpa boyu yol ilerlerdiniz ya. Mesela, bu, şehir hastanelerine vesaire, vergilerimizi gömeceğimiz yerde kreş açardınız, yaşlılar için bakımevi açardınız, hastalar için bakımevi açardınız, çamaşırhaneler açardınız. Varımızı yoğumuzu bu 5'li çeteye açmak yerine buralara harcardınız birazcık paralarımızı. İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı, mesela, LGBT+'ların vergileriyle şatafat içinde Mercedes'lere binen bir kurum çıkıp "Bütün kötülükler eş cinsellerden kaynaklanıyor." gibi bir cümle kuramazdı. Bu ülkenin bir Anayasa'sı var, o Anayasa'da bir 10'uncu madde var. LGBTİ+'lar bu ülkenin eşit yurttaşlarıdır. Kimse ortada yaratılacak bir düşman bulamadı diye dönüp LGBTİ+'lar üzerinden bir politika oluşturamaz. Eğer ki siz kendinize bu alanda çalışan bir Bakanlık diyorsanız buna tepki vermeden de bu Bakanlıkta var olmaya devam edemezsiniz, kusura bakmayın. Alo 183'e bakın. SPoD'un raporlarına bakıyorum. Bir senede...

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Evet, teşekkür ediyorum.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Tamamlıyorum Sayın Başkan, otuz saniyeyle tamamlıyorum.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Otuz saniye veremiyorum, son cümlenizi rica edeyim.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Son cümlem şu: O, saraydaki zata selam söyleyin. Ben her cümleme "İstanbul Sözleşmesi" diye başlamaya devam edeceğim. İstanbul Sözleşmesi kalacak, kadın düşmanları da gidecek.

Teşekkür ediyorum.