| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/283) ile 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/282) ve Sayıştay tezkereleri |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 09 .11.2021 |
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; her şeyden önce Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesinin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.
Değerli arkadaşlar, tarım bu topraklarda ortaya çıkmıştır. İnsanların gıda maddelerinin arzını kontrol altına aldığı topraklar, Anadolu topraklarıdır. O günden bugüne kadar da gelen tüm devletler Türkiye'de tarımın geliştirilmesi için çaba harcamışlardır. Herkesin bildiği bir gerçek var, o da şudur: Bu topraklar bereketli topraklardır. Allah bu ülkede tarımsal potansiyelin yüksek olması için gerekli bütün nimetlerini yaymıştır ama iktidarlar her zaman bu mevcut potansiyeli değerlendirememiştir.
Tarım Bakanlığının verdiği bilgilere göre gerçekten tarım potansiyelimiz çok yüksektir. Gezegenimizin merkezindeyiz, dört saatlik uçuşla dünyanın yüzde 40'ına ulaşıyoruz. 2 trilyon dolarlık tarım ticaretinin göbeğindeyiz. Genç ve dinamik bir nüfusa sahibiz. Fındık, kayısı, incir, kiraz, ayva üretiminde dünya lideriyiz. Kavun, karpuz, mercimek, haşhaş, Antep fıstığı, kestane, vişne, hıyar, zeytin, domates, mandalina, fasulye, ıspanak, nohut, ceviz, armut, patlıcan üretiminde dünyada ilk 5'teyiz. Belirttiğim gibi, tarım devriminin gerçekleştiği topraklar üzerindeyiz. 3 bini endemik olmak üzere 12 binden fazla bitki türümüz ve zengin genetik kaynağımız var. Tüm bunlara ilave olarak da jeotermal potansiyelinde Avrupa lideri, dünya 7'ncisiyiz. Üç tarafımız denizlerle çevrili, yedi iklim dört mevsim fauna ve flora zenginiyiz. Tüm bu potansiyele rağmen mevcut Hükûmetin tarım politikalarının bu potansiyeli harekete geçirecek nitelikte olmadığını belirtmek isterim. Bunu, ben farklı kıyaslamalarla ortaya koymaya çalışmayacağım ama Hükûmetin kendi verdiği rakamlardan, verilerden zaten bunu tespit etmek mümkündür.
Tarım dünyanın her tarafında desteklenir ve desteklerin etkin olması lazım, Türkiye'deki mevcut tarım potansiyelini küresel ölçekte de harekete geçirmesi lazım ama ne diyor Hükûmet: "2020 yılında tarımsal destekleme bütçesi 21 milyar 944 milyon liraydı, 2021'de bu 22 milyar 966 milyona çıktı." Yani küçük bir artış var, mikro, yüzde 4'lük bir artış var. Sonra bu sene ne olmuş? 25 milyar 834 milyon olmuş, burada da yüzde 12'lik bir artış var. Enflasyon kaç? Enflasyon yüzde 20. Tarım girdilerinde enflasyon ne? Çok daha yüksek. Bu şunu ifade ediyor: Hükûmet, son iki yılda -önceki yılları incelesek aynı şeyle karşılaşabiliriz muhtemelen- tarım desteklerini reel olarak azaltmıştır yani tarımsal destekleri reel olarak azaltan bir Hükûmetle, iktidarla karşı karşıyayız. Bu doğru bir politika mıdır? Doğru bir politika değil. Çiftçilerin tarım girdilerindeki zamlardan yakındığı, dövündüğü, feryat ettiği bir ortamda tarım destekleri azaltılamaz, bu yanlış bir politikadır. Tarım destekleri deyince bu doğrudan tarım desteklerine değil de ilave olarak bazı yatırımlara yöneliyor Hükûmet, onları ilave ediyor. Mesela DSİ'nin tarım sulama yatırımlarında durum nedir derseniz maalesef bu DSİ'nin tarım sulama yatırımlarında da azalma var. Nasıl azalma var? Elimdeki resmî yayına bakacak olursanız "2021 yılında önceki yıla göre bu yatırımlar 2,5 kat artmıştır." diyor ama aldatmacadan ibarettir. Neden? 2021 yılında 8 milyar 375 milyon sulama yatırımları gözüküyor, önceki iki yıl 3 milyara düştüğü için "2,5 kat arttı." diyor ama daha önceki yıllara baktığınızda 2018'de 6,5 milyar, 2017'de 6,5 milyar ve geriye doğru gittiğinizde çok daha yüksek yatırımlar var. Bunun anlamı şudur: Enflasyondan arındırır, geriye doğru eskale ederseniz Devlet Su İşlerinin tarım ve sulama yatırımlarında da reel olarak azalma vardır. Dolayısıyla sulama yatırımlarının miktarını reel olarak azaltırken, diğer taraftan doğrudan tarım desteklerini azaltırken Hükûmetin etkin bir tarım politikası ortaya koyduğunu söylemek mümkün değil. Nitekim tarımdaki istihdam azalmaktadır, tarım alanlarının miktarı azalmaktadır, meraları da sürekli Büyükşehir Yasası'yla elden çıkarıp başka maksatlarla kullanmaları devam ettiği hâlde resmî rakamların bugün için değilse de iktidar değişikliğinde doğrusunun ne olduğu elbette ortaya çıkacaktır. Ama şu küresel ortamda ithalat, ihracat ne oldu diye bakıyoruz. Bakın, 2018'de ihracat 6 milyar 42 milyon dolar, ithalat ne kadar? İthalat 9 milyar 335 milyon dolar yani ihracatın yüzde 50'sinden fazla ithalat var 2018'de. Ayrıca rakamları vererek işi uzatmayayım. 2019 yılında da yine...
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Sayın Şener...
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - ...ihracatın yüzde 50'sinden fazla ithalat var; resmî rakamlar, elimdeki Cumhurbaşkanlığının yıllık programı. O söylediğinize de geleceğim. 2021 Ocak-Temmuz itibarıyla rakamlara bakıyorum. İhracat 4 küsur milyar dolar, ithalatsa 6,3 milyar dolar, orada da yine yüzde 50'den fazla ithalatta fark var. E, peki bunu telafi etmek için "Aman ihracatımız fazla." demek için Hükûmet gıda ihracatını ve ithalatını da hesaba dâhil etmek suretiyle durumu kurtarmaya çalışmış. Bu bakış tarzı doğru mu? Hayır, bu bakış tarzı doğru değildir. Bisküvi ihracatını, şeker ihracatını dâhil ederek siz "Tarımsal ihracatımız ithalatımızdan fazladır." derseniz bu olmaz. Aslında gerçekçi hesabın nasıl olması lazım? Gerçekçi hesabın, ne kadar, katma değer olarak ortaya koyduğun değer ne kadar, ihraç ettiğin değer ve ithal ettiğin değer nedir, ona bakmak lazım. Buna baktığınız zaman durum felakettir. Neden? Türkiye'de tarım ihracatı diyoruz ama tarımda kullandığınız mazot doğrudan doğruya ithal edilen mazottur, o ürünün değerine yansıyor. Gübre ithalatınız var çok yüksek miktarda; tohum ithalatınız var, tohuma mesela 2,9 milyar ödeme yapılmış 2003-2020 arasında; gübreye 20 milyar dolar ödeme yapılmış aynı dönem içerisinde; zira ilaç ithalatı var; 5,3 milyar dolar ödeme yapılmış yine aynı dönemde ve yem ithalatı var, o da 58 milyar dolar 2003-2020 arasında. Bunları dikkate alıp da sizin tarımda kattığınız katma değerin ne olduğunu belirleyip ihracatı ona göre belirlediğiniz zaman bu, tarımsal ihracat miktarının değerinin gerçekte çok daha düşük olduğunu gösterir. Aslında dâhilde kullanılan gübre ve tarım ilaçlarının da girdilerinde önemli miktarda ithal girdiler vardır, onu da dikkate alıp değerden düşmek lazım.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Tamamlarsanız sevinirim, süreniz dolmuştur.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - İki cümlede bitireceğim.
Tüm bunları dikkate aldığımızda tarımsal dış ticaret açığının çok yüksek boyutlarda olduğunu ve de dünyanın hızına Türkiye'de tarım politikalarının yetişmediğini ifade edeceğim.
Hepinize saygılar sunuyorum.