| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/283) ve 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/282) ile Sayıştay tezkereleri a)Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı b)Mesleki Yeterlilik Kurumu c)Sosyal Güvenlik Kurumu ç)Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü d)Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 05 .11.2021 |
CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) - Sayın Başkan teşekkür ediyorum.
Sayın Bakana "Hayırlı olsun." diyor, herkese saygılarımı sunuyorum ben de.
İki bakanlığın 2018'de birleştirilmesiyle beraber sosyal güvenlikten İşsizlik Sigortası Fonu'na, sosyal hizmetlerden iş sağlığına, iş güvenliğine kadar kocaman bir alanı içeren Çalışma Bakanlığı, maalesef, sadece birkaç genel müdürlüğe sıkıştırılmıştı. Bu yanlıştan bu yıl dönüldü, bakanlıklar ayrıldı ama bu sürede her atılan adımın, bilimsellikten uzak alınan her keyfî kararın ve yapılan çuval dolusu yanlışların faturası, maalesef, halka, emekçiye çıkarıldı. İşsizlik de bunlardan biri Sayın Bakan ve en önemlisi bence, resmî rakamlar bile 4 milyona dayandığını söylüyor işsizliğin, biliyoruz ki gerçeği bunun yaklaşık 2-2,5 katı. Özellikle genç işsizliği şu an da resmî rakamlarda yüzde 22, genç kadın işsizliği yüzde 30,8. Ne eğitimde ne de üretimde olan genç oranımız yüzde 33; 6 milyon gencimiz şu an ev genci olmuş durumda, anasının babasının eline bakıyor maalesef. Türkiye, Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü içinde ev genci oranı en yüksek ülke oldu. Bunun ne kadar büyük bir sosyal tehlike olduğunun, bu kadar genci eğitime ve üretime dâhil edemememizin ne kadar büyük bir sorun olduğunun ne kadar büyük kayıp olduğunun farkında mısınız diye sormak istiyorum Sayın Bakan size. Hangi hatalar işsizliği bu kadar yükseltmiş de artık ekonomik olmanın ötesinde toplumsal bir sorun hâline gelmiş? Sayın Bakan, bu konuda bir fikriniz var mı gerçekten, bir çözüm, çabanız var mı? Merak ediyorum çünkü bu gençlerin yoksunluktan ve yoksulluktan bir an önce acilen kurtarılması lazım.
Pandemi döneminde de maalesef emekçilere sömürü ve yoksulluk düştü. Salgın, pandemi dinlemeden hakları gasbedilmeye çalışıldı. Niye böyle diyorum? Çünkü aşısız ve sağlıksız koşullarda çalışan emekçiler "Kod 29" adında ahlaksızlık yalanıyla işten atıldı işten çıkarma yasağına rağmen. Binlerce çalışan maalesef işinden edildi, ücretsiz izne çıkarıldı, 39 TL sefalet ücretiyle yaşamaya mahkûm edildi. Küresel Sendikal Haklar Raporu'nda Türkiye, işçiler için en kötü 10 ülkeden biri oldu. Raporda diyorlar ki: "İşçi hakları güvende değil. Türkiye'de sendikacılara karşı baskı var." "Bu böyle mi gerçekten?" diye sorabilirsiniz. Ben size birkaç örnek vereyim: Bir sanayi ve emek kenti olan Tekirdağ'ımızın Çerkezköy ilçesinde pandemi sürecinde de gerçekten aşısız, sağlıksız, tedbirsiz çalışmaya devam eden Indomie Adkoturk çalışanları anayasal hakları olan sendikaya üye olma, anayasal hakları olan örgütlenme özgürlükleri için, insan onuruna yaraşır çalışma koşulları için, sosyal hakları için tam yüz yirmi sekiz gündür direnişteler, yetmiş dört gündür de grevdeler. Şimdi, işveren diyor ki: "Yetki kararı almış sendika." Tamam. İşveren diyor ki: "Seni tanımıyorum." Yargıya gidiyor, itiraz ediyor. Yargı karar veriyor, itirazını kabul etmiyor. Şubat 2021'de toplu sözleşmeye gitmeleri lazım "Ne yargı kararını tanırım ne senin yetkini tanırım." diyor. Bu da yetmiyor, çalışanların e-devlet şifresini istiyor ve bütün sendikaya üye olanların tek tek iş akdini feshediyor. Şimdi, bu ülkeyi sırtlayan emekçi kardeşlerimiz, bu koşullarda çalışmaya, üretmeye devam eden kardeşlerimize karşı bu işveren, bu gücü nereden buluyor Sayın Bakan? Gerçekten çok merak ediyorum. Acaba diyorum, hani, özellikle OHAL'i, yasaları, işçi, emekçileri için bu şekliyle kullanan, grev yasakları yapan yöneticilerden mi alıyor yoksa bu süreçte grev kırıcılığına devam eden işverenden mi alıyor bilemiyorum ama burada bir yanlış var, burada bir eksiklik var, bir mağduriyet, haksızlık var ve geçtiğimiz günlerde, 31 yaşında bir kardeşimiz bu fabrikada çalışan Hayri Burak Gül hayatını kaybetti, Allah'tan rahmet diliyorum kendisine. Indomie Adkoturk çalışanlarının size bir mesajı var, diyorlar ki: "Biz, 19 kadın işçi yüz kızartıcı suç bahanesiyle tazminatsız olarak işten atıldık, o fabrika önünde biz namusumuz, onurumuz için direnmeye devam ediyoruz." Ve diyorlar ki...
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Teşekkür ediyorum.
Son cümlenizi alayım.
CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) - Son cümlemi söyleyeceğim.
Valiye gidiyorlar mağduriyetlerini anlatmak için ama polis barikatıyla ve şiddetiyle karşılaşıyorlar. Onlar sizden şunu istiyorlar Sayın Bakan, diyorlar ki: "Çalışma Bakanlığımız sendikal haklarımızı tanısın, Yüksek Hakem Kurulu kanalıyla iş yerimizde toplu iş sözleşmesi sürecinin işletilerek sözleşmenin imzalanmasını ve işten atılan 100'e yakın işçi kardeşimizin tekrar işe iade edilmesini istiyoruz." İnsanlar çaresiz ve dertli insanlar...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)