| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/283) ve 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/282) ile Sayıştay tezkereleri a)Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı b)Mesleki Yeterlilik Kurumu c)Sosyal Güvenlik Kurumu ç)Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü d)Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 05 .11.2021 |
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Bakan, kıymetli bürokratlar; hepiniz hoş geldiniz.
Dünyanın çalışanlar için en kötü 10 ülkesinden 1'i olarak sıralanan, Avrupa'nın en düşük ve en yaygın asgari ücretine sahip, en yüksek 3'üncü işsizlik oranına sahip, 2 milyondan fazla çocuk işçiye sahip, açlık sınırının altında 7 milyon işçiye sahip ve emeklilikte yaşa takılan neredeyse 6 milyon insana sahip bir Bakanlığın Bakanı olarak karşımızdasınız. İş cinayetleri korkunç yüksek bir seviyede, işsizlere sosyal destek korkunç düşük bir seviyede, sendikal haklar yerlerde sürünüyor ve sosyal politikacı derslerinde sosyal, sendikal haklar anlatmış bir hoca olarak aynı zamanda şu anda karşımızdasınız.
Bir fotoğrafla başlamak istiyorum Sayın Hocam, Kıymetli Bakan. Bu arkadaşla tanışma fırsatınız olmadı, hiçbir zaman da olmayacak, ismi Hayri Burak Gül, 31 yaşında, dün vefat etti bir iş cinayetinde. Indomie fabrikası var Çerkezköy'de. Ben geçen ay burayı ziyaret ettim çünkü burada işçiler yüz gündür direniyordu, berbat çalışma koşullarına karşı direniyorlardı. Patronlar, buna karşı örgütlenen, sendikalı olmak isteyen işçileri sendikalı oldukları için işten attılar. Bu direnişin 73'üncü gününde dün içeride bir işçi öldü, kalp krizi geçirdi, içeride doktor yokmuş, ilk müdahalesi yapılamamış, bir saat sonra cansız bedenini hastaneye ulaştırmışlar. Şu anda da hâlâ bu direniş devam ediyor.
Buradan başlamak istedim çünkü bu rezil çalışma şartlarına karşı sesini çıkaran herkes ya da sendikalı olmak isteyen herkes geldiğimiz noktada kapının önüne konuyor artık, Sayın Bakan. Şimdi, Burak kardeşimiz ne ilk ne de son maktulü, artık, sistematik bir işçi katliamı yaşanıyor Türkiye Cumhuriyeti devletinde, bilmiyorum farkında mısınız?
Raporunuzda bir cümle geçiyor Sayın Bakan, çok canımı yaktı inanın, diyorsunuz ki "İş sağlığı ve iş güvenliği tüm dünyada çalışma hayatının en önemli meselelerinden biridir." Bence de öyledir. Şöyle devam ediyorsunuz: "İş kazalarının yüzde 98'ini, meslek hastalıklarının yüzde 100'ünü önlemek mümkündür." Geldiğimiz noktada, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin raporlarına bakıyorum, sadece 2020 yılında 2.427 insan ölmüş. Siz bir Bakansınız, mademki doğru önlemleri alarak bu iş cinayetlerini önlemek yüzde 98 oranında mümkün, soruyorum size Sayın Bakan, bu ülkede bir senede neden 2.500 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti?
Bakın, burada bir kitap var. Burada, soruyorum gerçekten, iş sağlığı ve güvenliğinden daha önemli bir şey artık ben görmüyorum çünkü bir toplu katliam hâlindeyiz ve ne yapıyor Bakanlık? Çalışma Bakanlığı bu iş cinayetlerini önlemek için, çalışanların canını korumak için ne yapıyor? Kitabınıza baktım, 100 sayfalık kitabın 20'sinde bunu anlatıyorsunuz aslında, iş sağlığı ve güvenliği için neler yaptığınızı anlatıyorsunuz. "Veri setleri hazırlamaktayız, konferans yapmaktayız, istişare toplantısı gerçekleştiriyoruz, mevzuatı güncelledik, yetmedi bir daha güncelledik, bir eğitim verdik, yetmedi bir eğitim daha verdik." Ya, yapmadığınız bir şey var Sayın Bakan. Bu yaptığınız mevzuatların, bu verdiğiniz eğitimlerin uygulanıp uygulanmadığını denetleyen iş müfettişi yok, Bakanlığınızda iş müfettişi yok. Bakın, ben sendika avukatlığı yapıyordum on sene önce bundan. On sene önce gelip Bakanlığınızla temas ettiğimizde 1 numaralı şikâyet buydu. "Yeterli seviyede personelimiz yok, iş müfettişimiz yok, yollayamıyoruz, denetim yaptıramıyoruz." diyordunuz. Aradan on sene geçti ya, ben milletvekili oldum ve hâlâ iş müfettişiniz yok. Bin iş müfettişiyle binlerce, yüz binlerce iş yerini nasıl denetleyeceksiniz?
İsterseniz burada 20 sayfa değil, 150 sayfa anlatın, bunu denetleyecek bir devlet memuru olmadıktan sonra, işçileri patronların insafına terk ettikten sonra bu ölümleri biz nasıl önleyeceğiz? Yani siz bu sunumunuzda bu cümleyi kurmasaydınız belki, inanın, bambaşka konulara da girip çıkmak istiyordum ama bu cümle benim çok canımı yaktı, yani hayatını kaybeden 2.427 insan adına benim canımı çok yaktı bu cümle Sayın Bakan ve buradan devam ediyorum yani bin civarında iş müfettişiyle gerçekten herhangi bir önlem alabileceğimizi düşünüyor muyuz? Bunlara bir bütçe istiyor muyuz? "Bize daha fazla bütçe verin kardeşim. Bu kadar işçi katlediliyor, iş yerlerine gidelim denetleyelim." diyor musunuz? Hoca olduğunuz için bunları size soruyorum, yoksa daha bir yıllık Bakansınız, elbette yirmi yıllık sorumluluk tek başına sizin üstünüzde değil ama AKP'nin üzerinde. Bu ölen 2.400 insanın kanının tamamı AKP iktidarının üzerinde, bu insanların canının karşılığı.
Ve devam etmek istiyorum çünkü ölenler için kılınız kıpırdamıyor, hayatta kalmayı başaran çalışanlar da var, belki de süremiz bitti ama onlara değinmek istiyorum. Bu insanlar için mesela işsizlik fonlarından ödenekler dağıtıyorsunuz, işçilere 2 veriyorsunuz, işçilerin payından patronlara 4 veriyorsunuz. Bir sosyal hoca olarak, bu sizin içinize siniyor mu? Bunu merak ediyorum.
Genç istihdamıyla ilgili en son bir şey söyleyeceğim; gençler müjde var AKP'nin sunumunda size Çalışma Bakanlığından.
OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) - Sayın Kadıgil, lütfen tamamlar mısınız?
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Otuz saniyede tamamlıyorum.
Bakın, sunumun 18'inci sayfasında, yirmi yıllık AKP iktidarının Çalışma Bakanlığı gençlere ne vadediyor biliyor musunuz? Genç işsizliğini önümüzdeki yıl yüzde 17'ye, ne eğitimde ne istihdamda olan gençleri de yüzde 20'ye düşürmeyi planlıyormuşsunuz. Gerçekten, Allah razı olsun. Eminim, bu ülkenin gençleri bu tutumunuzdan ötürü hepinize minnettardır diyorum ve işçiler için yarattığınız bu kâbus düzenin sebebini çok iyi biliyoruz çünkü bu iktidar patron iktidarıdır, elbette patronları korumak için elinden geleni yapacaktır ve tek başına bir Bakanlığın bunu değiştirme imkânı olmadığını da iyi biliyoruz.
Daha konuşurduk ama teşekkür ediyorum.