| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe KanunuTeklifi (1/283) ile 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/282) ve Sayıştay tezkereleri a) Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı b) GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı c) Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı ç) Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı d) Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı e) Kalkınma Ajansları Denetim Raporları f) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı g) Türk Standardları Enstitüsü ğ) Türk Patent ve Marka Kurumu h) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu ı) Türkiye Bilimler Akademisi i) Türkiye Uzay Ajansı |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 03 .11.2021 |
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Bakan, hoş geldiniz. Bir nüfus sayımı yapıyorum ben her bakanlıkta ve pazartesiden beri gerçekten sinirim fena hâlde bozuluyor bu konuda. Siz de genç bir Bakansınız, o yüzden, ekstra hayal kırıklığına uğradığımı söylemek istiyorum. 30 bürokratınız var arkanızda Sayın Bakan, sağınızda, solunuzda... Bir numunelik kadın arkadaş var arka sırada, hakikaten olacak iş değil bu. Lütfen, erkek arkadaş...
SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI MUSTAFA VARANK - "Numunelik" ifadesinin kullanımı hiç hoş değil.
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - İnanın, bunu kullanan ben değilim. 30 bürokratla karşımda oturuyorsunuz, bir kadın arkadaş var burada sadece. Eğer ki kadın meselesine bu kadar hassasiyetle yaklaşıyorsanız seneye geldiğinizde arkanızda en az yüzde 50 kadın bürokrat görmemiz gerekiyor bizim. Bu hata bir tek size ait değil.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Seneye sayıları artsın Sayın Bakanım.
SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI MUSTAFA VARANK - "Numunelik" ifadesini kullandı, ben reddediyorum.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - O doğru değil, evet.
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Bakın, ben ifade olarak kullanıyorum, siz realite olarak...
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Herhâlde o anlamda kullanmadınız, onu bir düzeltirseniz iyi olur.
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Hayır düzeltmeyeceğim Sayın Başkan. Ben bunu ifade olarak kullanıyorum, siz realite olarak karşılıyorsunuz.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Peki, siz bilirsiniz.
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Ve bunu yapan tek kişi siz değilsiniz. Pazartesi günü gelen Bakanlıkta 30 bürokratta 2 kadın vardı; dün gelen Bakanlıkta 30 bürokratta 1 kadın vardı; bugün siz karşımda oturuyorsunuz -dediğim gibi, görece genç bir Bakansınız- 30 bürokratınız var, arkanızda bir kadın çalışan var. Bu kamudaki atamalarda illa "erkek olma şartı" diye bilmediğimiz bir yönetmelik mi var? Varsa lütfen bizi aydınlatın.
Sayın Başkan, bu arada süremden de bir dakika daha isteyeceğim, onu da kayıtlara geçeyim.
Şimdi, bütçeniz benim için çok önemli, benim önemsediğim bir Bakanlık bu Bakanlık Sayın Bakan. Sanayi, teknoloji yatırımları için 14 milyar bütçe veriyoruz size şu anda ki son beş yılda 2,5 kat artmış, bu da olumlu bir gelişme. Diyanet İşleri Başkanlığının bütçesi kaç para? 16 milyar TL. Bunları araştırırken bir ifadeye denk geldim, TÜRK DİYANET VAKIF-SEN Genel Başkanı bir beyanda bulunmuş, demiş ki: "2023'te uzaya yollayacağımız Türk arkadaş ezan okusun." Yani biz uzaya gitmemizi sağlayacak asli kuruma 14 milyar lira bütçe reva görüyoruz, bu konuda cin fikirlerini ortaya saçmakla mükellef bir kuruma 16 milyar lira bütçe reva görüyoruz; bunu kabul edilemez buluyorum.
Bakın, açıkçası, bu bütçeye baktığımda yaptığınız, söylediğiniz her şeyin ben ciddiyetten uzak olduğunu düşünüyorum, düşünmüyorum da görüyorum Sayın Bakan. Ne diyoruz? "Ay'a sert iniş yapacağız, Türk astronot yollayacağız." Reva gördüğümüz bütçe Ajansımız için 61 milyon Türk lirası yani kurun geldiği noktada 6 milyon dolar para. Bu parayla değil uzaya gitmek, İstanbul'da bir bina alabilecek durumumuz yok bizim şu anda. Ben sizin uzaya gitme isteğinizi inanın destekliyorum, sadece üzülüyorum. Bakın, iki gün önce NASA bir yayın açtı, izlediniz mi? Hubble Uzay Teleskobu'ndan, şu anda yeni evrensel keşiflerden... Sanayi Devrimi'ni kaçırdığımız yetmiyor, teknoloji devrimini de kaçırmak üzereyiz ve bu paralarla bir arpa boyu yol ilerlememiz bizim mümkün değil Sayın Bakan.
Devam edelim buradan; "Uzaya gidilecek." diyoruz ya, "Gidilecek." demekle gidilmiyor yani "O uzaya gidilecek." dediğimizde gidilecek olsaydı sevgili Gaye Su Akyol şimdiye kadar 5 kere gitmiş olurdu. Buralara gitmek için bizim para ayırmamız gerekiyor ve buralara gitmek için bizim aslında, doğru düzgün, üniversitelerimizde teknoloji ve bilim üretebiliyor olmamız lazım ama mesela ülkenin en parlak üniversitesi olan Boğaziçi Üniversitesinde son altı aydır bu ülkenin en parlak beyinleri her gün bir saatlerini kayyuma karşı direnmekle harcıyorlar. En azından bir ciddiyetle üniversitelere eğilebilirsek belki yarın değil, öbür gün değil ama on yıl içerisinde biz de gurur duyacağımız bir uzay programına erişebiliriz diye düşünüyorum. Üniversitelere girmişken, benim asıl derdim TÜBİTAK'la, TÜBİTAK'tan bahsetmek istiyordum ama zamanım kalmadı.
Bakın, bu TÜBİTAK bütçeleri gerçekten çok komik bir rakama tekabül etmeye başladı artık Sayın Bakan, 2005 döneminde bu kadar değildi yani açık açık size şimdi göstereceğim, bazı tablolar hazırladım. Mesela, 1001 projelerinden bahsedelim, TÜBİTAK Başkanımız da buradadır eminim. Şu anda iki ya da üç yıla kadar verilen azami geliriniz sizin 720 bin TL'ye tekabül ediyor. TÜBİTAK 1001 projelerinden bahsediyorum ve bu proje başvuruları sırasında bilim insanlarıyla konuşuyorum, diyor ki: "6 TL'den biz kur hazırlıyoruz, kur geliyor, dayanıyor 9 TL'ye. Üç yılın sonunda elimizdeki bütçe kuşa dönüyor, araştırmalarımızı bitirmekte bile inanılmaz zorlanıyoruz." Bu konudaki şikâyetler bizzat TÜBİTAK'taki çalışanlarınızdan da gelmeye devam ediyor. Üç yıl için şu anda TÜBİTAK'ın bir araştırmaya -1001'e- verdiği maksimum bütçe kaç paraya tekabül ediyor, biliyor musunuz? 75 bin dolara tekabül ediyor; yıllık 240 bin liraya, aylık 20 bin liraya tekabül ediyor Sayın Bakan ve bunun içerisinde öğrencilerin, çalışanların, doktora öğrencilerinin maaşları da var; reva gördüğümüz bu, Cumhurbaşkanı maaşının beşte 1'ini biz 1001 Projesi'nin bir aylığına reva görüyoruz; kabul edilemez bu, bununla bilimde biz bir arpa boyu yol falan ilerlemeyiz bakın.
Fonlanan araştırmaları bir kenara bırakıyorum, Amerika'daki Standardları bunun ne kadar biliyor musunuz bizde 75 bin dolara tekabül eden? 500 bin dolar. Ve kur farkı..
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sera Hanım, süreniz bitti ama bir yarım dakika ilave ediyorum, buyurun.
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Bir dakika rica edeceğim Sayın Başkan. Çünkü 2 de somut önerim olacak, ilginizi çekeceğini düşünüyorum.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Peki, bir dakika ama toparlayın lütfen.
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Teşekkürler.
Bakın, Sayın Bakan, bu kur karşısında verdiğiniz sizin bütçelerin erime noktasını gösteriyor, biyomedikal enflasyon üzerinden, geldiğimiz tablo ortada, bunları bildiğinizi de çok iyi biliyorum ama çözüm üretilememesi Türkiye'de şu an bilimle uğraşan insanların elini kolunu gerçekten bağlıyor. Sunumunuzda bir laf gördüm, diyorsunuz ki: Yapılan tüm spekülasyonlara rağmen yerli ve yabancı bilim insanları için cazibe konumumuzu koruyormuşuz. Peki, bundan bilim insanlarının haberi var mı? Çünkü ben dün daha bir akademisyen arkadaşımla konuştum, noktasını değiştirmeden okuyacağım: "Benim bugün Türkiye'de aldığım araştırmacı maaşı yirmi yıl önce New York'ta bir doktora öğrencisiyken kazandığımdan daha düşük."
Başka bir tablo göstereceğim, sizin sitenizden aldım Sayın Bakan: Buyurun yani Harvard'da doktorasını yapmış, ülkesine fayda sağlamak için geri dönmüş bir genç arkadaşıma TÜBİTAK'tan reva görülen aylık maaş 4.500 lira. Bu bütçelerle bu insanlar şu anda bilim üretmeye çalışıyorlar. Buyurun Sayın Bakan, TÜBİTAK sitesinden çıkardım.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Yalnız zaman bütçemiz tükendi.
Teşekkür ediyorum.
Sağ olun.
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Ben de çok teşekkür ediyorum.
2 somut öneri, sadece hakikaten ilginizi çekeceğini düşünüyorum.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Lütfen ama ek süremiz de bitti. Yazılı olarak Bakanımıza verebilirsiniz bir not olarak.
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Söz veriyorum size 2 cümle kuracağım.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Peki, buyurun.
SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - 1'incisi TÜBİTAK'tan verilen bütçelerle alınan malzemelerden hâlâ KDV alıyoruz, bunun ivedilikle kaldırılması gerekiyor. Bu çünkü şu demek oluyor? Siz 100 lira veriyorsunuz, 18'ini KDV olarak geri alıyorsunuz; bu, çok vahim bir hata.
2'ncisi: Aşıda düzelttiniz, bazı malzemelerin gelmesi bir ay sürüyor Sayın Bakan. Türkiye'deki araştırmacılar, Avrupa'dakiler bir günde bir malzemeye ulaşırken bizimkiler bir ayda ulaşamıyor. Aşı için yaptığınız düzenlemeleri diğer araştırmalara da yapmanız temennimiz diyor, teşekkür ediyorum.