KOMİSYON KONUŞMASI

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, sizi ve arkanızdaki erkekler kulübünü selamlamak istiyorum ama sanıyorum dikkatinizden kaçmış, şurada 1 kadın arkadaş oturuyor, onu da görevden alırsanız bence 11-11 güzel halı saha maçı yapacak bir kadronuz var. Umut ediyorum ki seneye böyle bir tabloyla karşımıza çıkmazsınız; buradan başlamamız gerekiyor.

Şimdi, tutumunuzu ve sunumunuzu inanın titizlikle inceledim, bir cümle dikkatimi çekti oradan başlamak istiyorum. Diyorsunuz ki: "Avrupa'daki enerji fiyatları artışları sonrasında düşük gelir grubunda bulunan kişilerin önemli bir bölümünün evlerini ısıtamadığı ilgili kuruluşlarca dile getirilmektedir." Çok güzel, doğru da ama keşke Avrupa'daki yoksullara gösterdiğiniz ilginin küçücük bir kısmını Türkiye'deki yoksullara da gösterseniz çünkü elektrik ve doğal gaz borçlarının boyu aştığı ve milyonlarca insanın karanlık ve soğuk bir kışla yüz yüze kaldığı bir ülkedesiniz ve Enerji Bakanlığının bütçesini görüşüyoruz, keşke tek bir cümleyle de olsa Türkiye'deki yoksul insanların durumuna da değinebilseydiniz.

Peki, neden bu hâldeyiz? Burayı bence konuşmak lazım çünkü en önemli yeri burası. Bütün sunumunuzda katıldığım tek bir cümle var, diyorsunuz ki: "Enerjide dışa bağımlılık bir millî güvenlik sorunudur." Haklısınız. Burada bir şey sormak lazım: Peki, şirketlere bağımlılık nedir? Sermayeye bağımlılık nedir? Devletin bir avuç şirketin eline bakması nedir? Bu bir millî güvenlik sorunu değil midir sizce diye sormak istiyorum ve özelleştirmelerden bahsetmek istiyorum çünkü sunumunuzda çok açık ve net bir itiraf var, AKP döneminin nasıl bir anlayışla ülkeyi yönettiğinin bir itirafı var burada, diyorsunuz ki: "Son dönemde gerçekleştirdiğimiz reformlar sonucunda 2002 yılında elektrik enerji üretiminde yüzde 40 olan özel sektör payı yüzde 81 seviyesine gelmiştir." Bizim başımıza ne geliyorsa işte tam olarak bu piyasacı anlayışınızdan geliyor Sayın Bakan. Ne diyordunuz bunları yaparken, yola çıkarken? Zarar eden kuruluşlar kâr etmeye başlayacaktı, ekonomiye canlılık gelecekti, sanayileşmemiz hızlanacaktı, devletin vergi gelirleri artacaktı. Bunların hiçbiri olmadı; olan tek bir şey var, elektrik şirketlerinin kâr üzerine kâr etmesi ve vatandaşın faturasının zam üstüne zam yemesi çünkü bütün bunlar kocaman kocaman liberal yalanlar ve patronlara çalışan iktidarlar olduğunuz için de bu liberal yalanları halka söylemeye devam ediyorsunuz ama bu işin bir de aslı var, bu özelleştirmelerin gerçekte bize ne işe yaradığını ve ne zarar verdiğini belki biraz konuşabiliyor olsak bu hâlde olmazdık biz. Çünkü özelleştirme dediğimiz şey devlet için yok, patron için var; patronun daha çok para kazanması için var, işçinin güvencesizleştirilmesi, taşeronlaştırılması için var, canlıların ölmesi, doğanın talan edilmesi için var ve sırf bu yüzden... Yani bu sizinle başlayan bir süreç değil ama sizinle resmen altın çağını yaşadı bu özelleştirme ve patronlara bütün hizmetlerin terki dönemi. Bu konuda da gerçekten, hakikaten insan ne diyeceğini bilemiyor. Bakın, sadece TEDAŞ 21 farklı bölgeye ayrılarak özelleştirildi ve şu anda Türkiye'nin elektrik dağıtımının altyapısının tamamı şirketlerde, devlet buradan çekildi, tamamında şirketlerin insafına terk edilmiş durumdayız biz.

Peki, ne yapıyor bu özel şirketler; biraz da ona değinelim. Mesela, temel bir insani ihtiyaç "enerji" dediğimiz şey, temel bir ihtiyaç hepimiz için; şirketler bunu karşılıyor, devletin malıyla bunu yapıyorlar. İlk önce usulsüz olarak buralara çöküyorlar; yetmiyor, üzerine vergilerimizle bunlara biz teşvik üzerine teşvik veriyoruz; o da yetmiyor, devletin malını ucuza kapatıyorlar, kapatmadan evvel de masraflarını yine biz yapıyoruz yani biz çalışan kurumlarımızı alıyoruz, kendi vergilerimizle üzerine yatırım yapıyoruz, bunları götürüyoruz yine bir avuç çeteye peşkeş çekiyoruz. Kim bu şirketler diye çok merak ettim, bir baktım. Kimmiş ya bu elektrik dağıtım şirketleri? Ay, bir tane bile yabancı şirket yok. Yine, bakın içinde kim var? Limak var. Yine kim var? Cengiz var. Yine kim var? Berat Albayrak'a övgüler düzmeye doyamayan ve sadece son pandemi döneminde yüzde 68 kâr eden Sabancı Holding var. Yani, yine sizin maalesef 5'li çeteleriniz var sadece bunun üzerinde ve bu özelleştirmelerle günün sonunda faturayı vatandaşa yüklüyorsunuz, zararı devlet karşılıyor -eşittir, yine vatandaş cebinden ödüyor- ve bütün kâr da şirketlere kalıyor.

Şimdi geldiğimiz noktada TEİAŞ'ın peşkeş çekilmesi gündemimizde. BOTAŞ'la ilgili konuşmalar yapılıyor. Az önce burada övüp duran AKP milletvekilleri oldu. Mesela, bunların da şirketlere peşkeş çekilmesine eyvallah mı diyecekler acaba BOTAŞ yetkililerini kutlayan arkadaşlar? Bunu da gerçekten merak ediyorum.

Aslında söyleyecek çok şey var; nükleerler, madenler vesaireler ama yine beş dakikaya sıkıştığımız için sadece ve yalnızca bütün bu dertlerin başımıza niye geldiğini anlatmakla yetindim. Bütün bunların sorumlusu özelleştirme düzenidir diyorum.

Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.