KOMİSYON KONUŞMASI

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Müsaade ederseniz bir iki cümle bir şey söyleyeceğim.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakanım.

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Ben teşekkür ediyorum Sayın Çirkin'e.

Tabii, kastedilen, söylenen şey şuydu: Yani, devraldığınız noktayı nereden nereye getirdiniz? Yoksa o kötüydü, bu iyiydi anlamında değildir bu yani mukayese bunun için. Yani, eğer siz bugün...Mesela yumurtayla ilgili Sayın Milletvekilimiz dedi ki: "Niye İran'dan yumurta alınıyor, burada yumurta üretilmiyor mu?" Oradan bir sayın milletvekilimiz cevap verdi, itirazda bulundu, benim onu açıklamam gerekiyordu yani ben hangi noktadan, ne kadar üretimde aldım yumurtayı, nereye getirdim? Dolayısıyla amacım o. Yoksa, hani oraya 2001'e, 2002'ye, işte, o manada başka türlü bir gönderme yapmak değildi, bunu öncelikle söyleyeyim.

Şimdi, bunun dışında, tabii, pamuğun, narenciyenin durumu elbette önemli. Kuraklık gerçekten ciddi bir problem bizim ülkemiz açısından ve geçtiğimiz yıl içerisinde özellikle sonbahar yağışlarının ve kışın başlangıcına kadar sirayet eden yağış durumu, özellikle Doğu Akdeniz Bölgesi'nde, Çukurova'da, o bölgede bariz, sonra, Orta Anadolu'nun güney kesimi, İç Batı Anadolu, böyle belirli bölgelerde Türkiye'de önemli bir kuraklık yaşandı uzun yıllar ortalamasına nispetle. Bu tabii tarla ürünlerimizi etkiledi, yer altı sularımızı etkiledi, yüzey sularımızı etkiledi, Türkiye'nin birçok yerinde barajlardaki su seviyesini etkiledi.

İkinci husus, meyve sebzeyle ilgili, özellikle meyvecilikle ilgili. Bu da 30 Mart, 1 Nisan, 2 Nisan tarihlerinde vuku bulan don, 29'u 30'a bağlayan gece ve müteakip günlerde. O da bazı ürünleri gerek Karadeniz'de gerek Malatya'da, Elâzığ'da ve Türkiye'nin birçok yerinde yani yaklaşık 55 vilayet bir şekilde bundan etkilendi. Dolayısıyla, kuraklık... Tarımın da kaderi bu maalesef yani bu dünyanın her yerinde böyle, tabiat şartlarına bir şekilde bağımlıyız. Biz de olabildiğince bu bağımlılık sebebiyle oluşabilecek riskleri bertaraf etmek ve üreticiye de bu faaliyetini sürdürebilmesini temin bakımından ona bir destek çıkarız, bir manada bir koltuk çıkarız yani hani o ayaklarıyla yürüyebilsin, bir sonraki seneye faaliyetini yaptırabilsin. Yani, o borç ertelemeler de diğer destekler de böyle.

Şimdi, pamuğa 2014 yılı ürünü için 55 kuruş kilogram başına. Bu prim desteği ama burada bir şey daha var. Tabii, mazot, gübre, sertifikalı tohum, toprak analiz destekleri de ayrıca veriliyor. Bunları hesapladığımızda -tabii geçen seneki maliyetler üzerinden söylüyorum- pamukta bizim verdiğimiz prim artı diğer destekler toplamda maliyetin yaklaşık yüzde 40'nı karşılıyor. Yani üretim maliyetinin yüzde 40'ı devlet tarafından destek olarak üreticiye verilmiş oluyor. Böyle bir şey var. Şimdi, keşke daha fazla imkânınız olsa ve keşke o üreticilerimizi biraz daha fazla desteklesek ki refahı artsın. Yani önemli olan tek başına o üretimin sürdürülmesi de değil, refah artışından daha fazla pay alsın. Çünkü 900 küsur dolardı, 1.000 dolar yaklaşık, 3.500 dolara çıktı. Yani Türkiye'nin 3 bin dolar seviyesindeki millî geliri 10.500-11 bin dolara çıktı. Ona paralel bir büyüme var ama çiftçi bunun daha fazlasını hak ediyor. Yani çok daha fazlasını hak ediyor. Çünkü gelirden daha fazla pay alması, refahtan daha fazla pay alması o faaliyeti gelecek nesiller itibarıyla da sürdürmesine yol açıyor. Bu tabii tek başına bir parametreden ibaret bir şey değil, birçok parametre var işin içerisinde ve hepimiz işte bunun çabası içerisindeyiz, sizler de bizler de inşallah daha iyi bir noktaya getiririz.

Çok teşekkür ediyorum.