KOMİSYON KONUŞMASI

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Meclis Başkanı, kıymetli bürokratlar; öncelikle, bütçeniz hayırlı olsun diyorum.

Zamandan çalmamak adına çok kısa kısa özetlemeye gayret edeceğim.

Öncelikli olarak, denetim fonksiyonlarının etkisizleştirilmesi çok büyük bir sıkıntı olarak karşımızda duruyor. Bakın, 46 bin önerge verildiğini ancak bunların yüzde 40'ına tekabül eden bir kısmına atanmış sayın bakanların tenezzül edip cevap dahi vermediğini görüyoruz. Bu konuda çok fazla yerinde eleştiri de yapıldı, dikkate alınacağını ve Meclisin onurunun tarafınızdan korunacağını düşünmek istiyorum açıkçası.

Bunun dışında, sinirimizi bozan bir diğer husus elbette torba yasalar. Bu konuya özellikle kafayı takmış durumdayım çünkü AKP'den önce sadece 2 kez böyle bir şey olmuş ve Sayın Meclis Başkanı, açıkçası ben şu anda eski tutanakları okurken ağlayasım geliyor yani eski dönemdeki milletvekillerinin yaptıkları vekillik; karşılarında bakanlar var, geliyorlar, tartışılıyor yani Meclise benzeyen bir Meclis varmış, bizim hakikaten çok talihsiz bir dönemde vekillik yaptığımızı hissediyorum ben bu torba karmaşasına baktığımda. Bunu da dile getirmek isterim.

Bütçeye dönmek gerekirse, bu sene nelere para harcamışız? Sabahtan beri uzun uzun anlatıldı, benim gözüme çarpan mesela araçlar oldu, 2019 model araçlarımız eskidi diye tekrar yerine 69 tane yeni araba alıyoruz, 40'ı da "uber lüks" yani gözümüz yok kullanan arkadaşların arabalarında ama deri döşemeler, koltuk ısıtmalar, 7 vitesler, bilmem kaç inç navigasyon ekranları... Audi'ye, Passat'a binmesek daha mı az vekil olacağız ya da daha mı az grup başkan vekili olacağız; bunu hakikaten sormak istiyorum.

Halılarla ilgili çok fazla tartışma oldu. Bunda bir itirazım yok, hatta teşekkür ediyorum çünkü bir milletvekili olarak orada tekmeli, yumruklu kavgalar görmek sanıyorum beni en çok üzen, ülkemin ve Meclisin onuru adına da en çok zedeleyen şey. Saraydan gelen talimatlara itiraz gelince stres seviyesi çok yükselebiliyor iktidardaki vekil arkadaşların, umut ediyorum bu bakır teller yardımcı olacaktır biraz daha sakin olmamıza.

Yenilenen TBMM TV'ye çok kısaca değineceğim. Güzel para harcamışız, eski donanımları yenilemişiz, 3 katı bir maliyet oluşmuş. Keşke bu maliyetlerle kurduğumuz TBMM TV'yi daha efektif kullanabilsek diye düşünüyorum. Mesela, dokuzdan sonra da yayın olsa diye düşünüyorum. Mesela, buradaki, bu ülkenin en hayati bütçe görüşmeleri canlı yayınlanabilse ve biz bu telefonlarla kendimizi kaydetmek için cebelleşmesek diyorum.

RTÜK'e pay ayırmışız, buna bayağı şaşırdım. 63 milyon TL, sizin suçunuz değil, kanuni bir şey ama biz Meclisin bütçesinden 63 milyon TL'yi çıkarmışız, RTÜK'e vermişiz. Diğer bütün vergilerim gibi, bunda da en küçük bir hakkım varsa bir milletvekili olarak haram zıkkım olsun diyorum bu kurum için.

Yani sürem az ama iki dakikada benim asıl konuşmak istediğim şey Meclis personeli, Sayın Meclis Başkanı çünkü sunumda neredeyse adı bile geçmiyor Meclis personelimizin ve bu konuşmayı yapmak için çok fazla sayıda Meclis personelimizle görüşme gerçekleştirdim. Çok açık söyleyeyim Sayın Şentop, siz de hukukçusunuz, ben de hukukçuyum, anlamadım biliyor musunuz yani, anlayamıyorum. 4/B'ler, 4/D'ler, onlar, o Başbakanlıktan gelme... Saydım -üşenmedim- 27 farklı başlıkta personel istihdam ediyoruz şu anda Mecliste ve bu gerçekten çok ciddi bir eşitsizliğe sebep oluyor.

Bunların bence başında, özellikle değinmemiz gerekenler danışman arkadaşlarımız. Bu danışman arkadaşlarımızın gerçekten bir kölelik düzeninde, milletvekillerinin iki dudağı arasında çalıştırılıyor olması, ben milletvekili olmama ve bu benim -tırnak içinde- işime geliyor olmasına rağmen bana inanılmaz saçma geliyor. Yani biz hukukçuyuz, siz de hukukçusunuz; "iş hukuku" diye bir şey var. Danışmanlar söz konusu olduğunda sanki iş hukuku yokmuş gibi davranıyoruz. Burası Türkiye Cumhuriyeti'nin Meclisi yani Mars'ta değiliz, Türkiye Cumhuriyeti'nin yasalarıyla Meclis bağlı olmazsa, biz sokaktaki, şirketteki patronlardan işçilerin hakkına sahip çıkmasını nasıl bekleyebiliriz, onu da inanın anlayamıyorum. O bahsettiğiniz özel kanuna da baktım, gerçekten kanım dondu Sayın Başkan çünkü şöyle diyor: "Sözleşme ücreti dışında 'mali ve sosyal haklar' adı altında herhangi bir ödeme yapılamaz." Yani mevcut kanunumuza aykırı bir düzenleme çıkarmışız, Mecliste biz bizimle en yakın çalışan arkadaşlarımızı bu şekilde çalıştırıyoruz ve bu insanlar çantacı mı, bu insanlar şoför mü, uzman mı, bizim kişisel asistanımız mı, basın danışmanımız mı, kurgucumuz mu bilmiyoruz. Kıdem tazminatı hakkı yok, ihbar tazminatı hakkı yok yani canımız sıkılsa kovsak, yarın açıktalar, kiralarını ödeyecek paraları yok.

Bir tek danışman değil, Meclisin görünmeyen insanları var bir de; çaycılarımız var, temizlik personelimiz, yasama destek uzmanlarımız, stenograflarımız. Aralarında muazzam bir ücret farklılığı var, en büyük sorun bu. İstirham ediyorum, gidin bir çaycımızla konuşun. Bir tanesi 4 bin lira para alıyor... Çok konuşuyorsunuz ama o zaman çözün Sayın Başkan.

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Sayın Kadıgil, lütfen tamamlar mısınız.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - İki cümleyle tamamlıyorum Sayın Başkan.

Biri 4 bin lira alırken diğerinin 7 bin lira alması... Bu konuda adımlar attığınızı da takip ediyoruz ama yetmiyor Sayın Başkan. Şoförler arasındaki farklılıklar, stenografların yıpranma paylarının düşürülmesi... Gerçekten, biz burada kendi personelimize iş hukukunun emredici hükümlerini uygulamazsak, eşit işe eşit ücret vermezsek, bu insanların haklarını gasbedersek dönüp Türkiye'deki hiçbir patrona "Türk hukukuna, Türkiye'nin iş hukukuna saygı duyun." diyemeyiz ve bu beni bir milletvekili olarak gerçekten çok rahatsız ediyor...

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Teşekkür ediyorum Sayın Kadıgil.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) - ...sizi de bir hukukçu olarak rahatsız ettiğine inanmak istiyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.