| Komisyon Adı | : | (10 / 4413, 4430, 4431, 4432, 4433, 4434, 4435, 4436, 4437, 4438) Esas Numaralı Meclis Araştırma Komisyonu |
| Konu | : | Komisyon çalışmalarının değerlendirilmesi ve Komisyon raporuna ilişkin olarak Komisyon üyelerinin önerilerinin alınmasıyla ilgili görüşme |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 27 .10.2021 |
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Ben de bir teşekkürle başlamak istiyorum. Şahsınızda, nazik kimliğinizle ve gerçekten, yönetsel bağlamdaki yaklaşımınızla, herkese eşit tavrınızla ve yönetiminizdeki milletvekillerimizle beraber olumlu bir süreci birlikte yürüttük diye düşünüyorum.
BAŞKAN MUSTAFA DEMİR - Estağfurullah.
Sağ olun.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Burada, tabii, hepimizin amacı, ülkemiz ekosisteminde meydana gelen bu -afet diyelim- iklimsel afetin tekrar yaşanmaması ve buna dönük önlemlerin alınması. Burada, partilerüstü bir yaklaşım olması hepimizin ortak fikri olarak ortaya çıktı diye düşünüyorum.
Ben de burada, şahsınızda, yönetimdeki bütün milletvekillerimize, Komisyona katkı sunan tüm milletvekillerine, kurumlardan gelen ve katkı sunan, günlerce sabırla bizi izleyen tüm arkadaşlarımıza, uzman arkadaşlarımıza ve katkı sunan, buradaki tüm teknik personelden bizlere çay getiren arkadaşlarımıza kadar herkese buradan teşekkür etmek istiyorum ben de.
Evet, çocuklarımıza miras bırakacağımız bu ülkede elbette ki hepimizin hedefi daha güzel bir Türkiye'yi kurgulamak. Zaman zaman siyasi tavırlarımız, elbette ki her birimizin partisel bakışı, dünya bakışı çerçevesinde belki birbirimize karşı sesimizi de yükselttik ama hepimizin ortak amacının bu afetin giderilmesi ve tekrar yaşanmaması olduğunu düşünüyorum.
Burada İlhami Aygun Bey de ifade etti, biz 4 milletvekili olarak raporda olmasını önerdiğimiz konulara ilişkin bir rapor hazırladık, kapsamlı bir rapor hazırladık, bunu sunacağız sizlere. Ama bazı maddelere burada değinmek isterim yine de.
Tabii, müsilajın oluşum nedenlerini günlerce burada bilim insanlarından ve kurumlardan dinledik. Hani, Marmara Denizi'ndeki durağanlık, ısı artışı ve besleyici unsurların, kirleticilerin yoğun bir şekilde artması müsilajın sebebi olarak gösterilmiştir ve burada, tabii, güzel olan, bütün bu seyahatlerimiz sırasında, yerinde incelemeler ve belediyelerde yapmış olduğumuz incelemeler sırasında, bu, müsilajın oluşumuna etken olan kirletici unsurların ileri biyolojik arıtmayla mutlaka giderilmesi gerektiğine dair zannediyorum bir ortak fikir oluştu ve tabii ki derin deniz deşarjının alternatiflerinin araştırılması, bilimsel anlamda alternatiflerinin araştırılması ortak fikri yine ortaya çıktı. Hani, denizin bir çöp depone alanı olarak görülmekten öte, temiz bırakılmasının sürdürülebilir balıkçılık ve ekosistem açısından önemli olduğu ortak görüşüne varılması bence en sevindirici olan, bu Müsilaj Komisyonunun çalışma süreci içerisinde en sevindirici olan kısmı diye düşünüyorum, hepimiz açısından da olumlu olarak bakıyorum.
Tabii, tüm Türkiye'nin denizlerinde benzer doğal afetin yaşanmaması ve hem iklim krizinin hem de bu ekosistemdeki dengelerin sağlanması açısından da çok önemli verilerin ortaya konulduğunu düşünüyorum ben de. Müsilajdaki ilk 2 maddenin, tabii -yani durağanlık ve ısı artışıyla ilgili- bunlar meteorolojik koşullara bağlı olduğundan ve insan kaynaklı olmadığından değiştirilmesi belki çok olası değil ama 3'üncü madde yani besleyici unsurların ve işte, suyun ısısını artırmaya dönük soğutma sistemlerinin kullanıldığı gübre ve termik santral gibi kuruluşların mutlaka soğutma sularını bir havuzda dinlendirerek soğuttuktan sonra vermesi ve o kirletici unsurların ortadan kaldırılmasına dönük arıtma tesislerinin geliştirilmesi ortak bir düşünce olarak meydana geldi, vuku buldu. Dolayısıyla, 3'üncü madde üzerinde en çok duruldu diye düşünüyorum bu süreçte. Marmara Denizi'ne dökülen azot ve fosfor içeriği yüksek tüm atık su arıtma tesislerinin, kirlilik yükü fazla olup doğrudan denize dökülen tüm kanal, dere, nehir gibi su kanallarının kirlilik yükünü azaltacak ve denize giriş noktasında ileri biyolojik, biyolojik, kimyasal, hem ileri biyolojik hem de kimyasal arıtmaları yapıldıktan sonra kabul edilmiş değerler doğrultusunda verilmesi ya da tekrar nehirlerde bu ağır metalleri giderildikten sonra, bu normlara kavuştuktan sonra yeniden derelerde ve nehirlerde değerlendirilmesi bence incelenmeye değer bir konu olarak görünüyor. Tabii ki en ucuz yöntem, en az kirletmek ve geri kazanmak yani en ucuz yöntem bu elbette. Bunun için, bütün bileşenlerin ortaklaştığı, bugünden itibaren âdeta bir seferberlik anlayışıyla öncelikle kirletici unsurların en aza indirilmesine ilişkin bir çalışma yapılmalı, bilimsel veriler, makaleler, yaşanmış deneyimler baz alınarak eş güdüm içerisinde hayata geçirilmeye çalışılmalı, uygulamayan kurum ve kuruluşlara yaptırımlar, cezalar getirilmeli. Ancak en önemlisi, bu bilinci oluşturacak yani polisiye tedbirler dışında bu bilinci oluşturacak eğitim, etik değerler ve benzeri gibi çalışmaların da yapılması önem arz ediyor. Bunların da raporda yer alması gerekir diye düşünüyorum.
8 Haziranda ilan edilen 22 maddelik Marmara Eylem Planı'nda ilk üç ayda hayata geçirilmesi gereken önlemlerin ne kadarı hayata geçti? Yani bu önümüzdeki hafta, zannediyorum, Sayın Çevre ve Şehircilik Bakanı ve Tarım Bakanının sunumları olacak. Buna dair bilgiyle gelinebilirse aslında Komisyonumuz açısından da verimli olacağını düşünüyorum burada.
Evet, büyük ölçüde çökmüş bir deniz ekosistemi nedeniyle hem halk sağlığı hem biyolojik çeşitlilik kaybı hem gıda güvenliği sorunları ortaya çıktı bu müsilaj nedeniyle. İşte, Marmara'ya, deterjandan tutun ambalaja, gübre, petrokimya, termik santraller, çimento şirketlerinin atıkları, maden atıkları, küresel ısınma, ekolojik yıkımı beraberinde getirmiştir. Burada, sadece Marmara Denizi ve Marmara Havzası değil elbette, tüm denizel havzalar ve bu hidrolojik sistemi besleyen tüm yüzey ve yer altı suları, tüm sistem göz önünde bulundurularak kentsel, endüstriyel ve tarımsal su kullanımını birbiriyle uyumlu hâle getirecek bir sistemin kurgulanması üzerinde çalışma yapılmalı. Raporumuzda olması gereken konulardan biri de bu diye düşünüyorum. Marmara, atık su havzası olmaktan mutlaka çıkarılmalı, tüm denizlerimiz tabii aynı şekilde, sadece Marmara değil.
Evet, yapılan sunumlar, ortaya konulan çözüm önerilerini hayata geçirecek kurumların raporumuzun bir nüshasını... Benim önerimdir bu kişisel olarak yani genelde tozlu raflarda kalmaya terk ediliyor. Heyet olarak, Komisyon süremiz bitse bile, ben açıkçası gönüllü olarak buna taraftarım, bu raporun ilgili kurum ve kuruluşlara bizzat elden götürülerek bu konunun üzerinde duyarlılığın artırılmasına dönük bir çalışma yapılması gerektiğini düşünüyorum rapor tamamlandıktan sonra.
Tabii, şimdi, Çevre ve Şehircilik Bakanı Yardımcısı Mehmet Emin Birpınar Bey 70-80 milyar gibi bir kaynaktan bahsetmişti sunumunda yani bu arıtma tesislerinin hayata geçirilmesi için, bu çevresel korumanın hayata geçebilmesi için 70-80 milyar gibi bir kaynaktan bahsettiler. Tabii, çok önemli bir şey, kaynak oluşturmaya, finans oluşturmaya dönük bir çalışmanın yapılması gerekiyor muhakkak bu arıtma tesisleriyle ilgili. Bunun için, yurt dışı hibe ve kredilerin yanı sıra, tabii, kirletenin ödediği bir mekanizmanın oluşturulacağı ve temiz kullananların da teşvik edileceği bir mekanizmanın oluşturulmasına dair öneriler olmalı bence raporumuzda. Yani hem yaptırımı olmalı hem de bir ödülü olmalı bence. Nedir mesela ödül? Gri su kullanımı dediğimiz, hani evsel atıkların, az kirli evsel atıkların kullanımı ya da yağmur sularını evinde kullanan insanlara mesela vergi indirimleri yapılabilir. Dünyada bu tür örnekler var. Bunlar önerilebilir raporumuzun içerisinde.
BAŞKAN MUSTAFA DEMİR - Atık su giderleri alınmayabilir mesela, onu çok öneriyorduk.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Tabii, atık su giderleri alınmayabilir, birtakım vergi indirimleri yapılabilir. Yani sadece cezai hükümler değil, bu yağmur suyunu kullanan ya da gri suyu geri dönüşümde, klozetlerde, bitki sulamada ve benzeri gibi alanda kullanan konut ve iş yerlerinde birtakım indirimler, yani ödül diyelim daha doğrusu, ödüllendirmeler teşvik edici olabilir diye düşünüyorum. Bunun geçmesi önemli.
Yine, 40 bini aşkın transit ve 2.500'ü aşkın seyrüsefer nedeniyle, tabii, sintine, slaç ve slop gibi atıklar doğrudan denize veriliyor. Aslında, dünyada bunun örnekleri var, bir geminin ne kadar balast suyu olduğu, ne kadar sintine suyu olacağı belli, debisinin ne kadar olduğu belli. Bunlar için pilot bölgeler yani noktalar oluşturularak, istasyonlar oluşturularak bunların oraya aktarılması ve orada geri dönüştürüldükten sonra denize deşarjı sağlanabilir. Dünyada da bu örnekler uygulanıyor. Hani, bir gemi boş olarak giriyorsa Marmara'ya demek ki bir yerde boşalttı bu suyu, bunun bir cezai müeyyidesi olması lazım muhakkak. Bunların önerilmesi son derece önemli.
9,5 milyar metreküp 25 tesisten soğutma yapılarak doğrudan denize verildiği söylendi sunumlarda. Bu soğutmaların gerçekleştirilmeden doğrudan denize veriliyor olması, tabii, oradaki hem ekosistemi bozuyor hem de deniz suyu sıcaklığını 1-2 derece artıran bir unsur. Derhâl bundan vazgeçilmeli, bunların havuzlarda soğutulup daha sonra verilmesinin önü açılmalı.
Tabii, Marmara'da 11 bin kilometrekare alandan bahsediliyor. Bu alanda kıyıların korunması, kıyıların, plajların ve işte, tüm bu dalyan gibi alanların doldurularak bu ekosistemin bozulmasının önüne geçmenin yolu yordamı mutlaka araştırılmalı. Ergene derin deniz deşarjına 5-6 milyar para harcandı. Yani şu son derece önemli: Organize sanayi bölgelerinde çok farklı nitelikte kimyasal atıkların, ağır metallerin verildiği, deşarj edildiği şey tek bir havuza verilerek buradan ileri biyolojik arıtma ve daha sonra kimyasal arıtmayla denize verildiği ifade edildi. Bence her birimin kendine özgü o kimyasal yapısı araştırılarak orada organize sanayinin ilk çıkışında elimine edilip daha sonra... Yani mesela bir peynir suyu atığıyla ağır metal taşıyan herhangi bir organize sanayinin atığı bir olmayacağı için kategorize edilip bu standartlara ulaştıktan sonra ileri biyolojik arıtma, kimyasal gerekiyorsa başta kimyasal sonra ileri biyolojik arıtma sonra buradaki suyun eğer standartlara uygunsa yeniden nehirlerde kullanılması, sulamada veya benzeri geri kazanımla kullanılmasının yolu yordamı araştırılmalı diye düşünüyorum.
Tabii, yine, 25 milyon insanın yaşadığı Marmara Denizi civarında göçün azaltılmasına ilişkin çalışmaların mutlaka yapılmasını önerdik ama tam tersini -yine siyasi diye düşünülecek ama- Kanal İstanbul gibi bir projenin yapılması buradaki sulak alanların, buradaki su kanallarının, efendim burada yapılacak 7 köprüyle ve imarda meydana gelecek yükle gelecek nüfus projeksiyonlarının artacağını göstermektedir. Dolayısıyla zaten 25 milyonu kaldıramayan ve ekosistemi bozulan denizel bir ortamda hâlâ bu yükü artacak böyle uçuk projelerin hayata geçirilmemesi yönünde bir görüş olması gerektiğini düşünüyorum yine raporda.
Sırayla notlarıma bakıyorum neler var. Denetim şeffaflığı son derece önemli. Bunun kamuoyuyla paylaşılması yani polisiye tedbirleri alıyoruz evet ama bu şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmalı. Biga'da şu anda 4 termik santral, soğutma suyunu nereden alıyor, bunlar belirlenmeli. Soğutma suyundan bahsettik, Marmara Adası'nda verilmiş 100'e yakın "Çevresel etki değerlendirme raporu gerekmez." raporuyla madencilik yapılmakta ve bu maden atıkları yine doğrudan Marmara'ya benzer şekilde diğer denizlerimizde de mutlaka yapılıyor. Hem çöp depone alanı gibi kullanılıyor hem maden atıklarının hem stabilize atıklarının hem inşaat artıklarının o çukura döküldüğü bir süreci yaşıyoruz. Dolayısıyla tabii, deniz de isyan ediyor.
Sonuçta bütün akarsuların denetlenmesi gerektiğini düşünüyorum tıpkı Devlet Su İşleri gibi. Devlet Su İşleri nasıl debi ölçüm istasyonları kuruyorsa denizleri besleyen, kirletici unsurları denetleyen istasyonların olması gerektiği ve tüm denizlerimiz için, bu sadece Marmara için değil çünkü bu tehlike tüm denizlerimiz için olası. Sadece müsilaj olarak da düşünmemeliyiz, kirlilik farklı boyutlarda da gösterebilecek kendini elbette. Mutlaka debi ölçüm istasyonları gibi kirlilik ölçüm istasyonlarının bu su kanallarının denize döküldüğü noktada ölçüm yapması gerektiği... Hani Ergene artık zaten bitmiş, Ergene'den falan bahsetmiyoruz, tüm su sisteminden bahsediyorum.
Denizel ortama girecek kirletici miktarın bu da azalmasını sağlayacaktır. Tabii, mevzuat düzenlemelerinin yapılması bu konuda önem taşımakta.
Yine, balıkçılık çok önemli. Sürdürülebilir balıkçılığın yapılabilmesi burada var olan yerli türlerin korunmasına dönük belki bir aile balıkçılığı, bir süre bu türlerin korunmasına dönük önlemlerin alınması, belki bir kota getirilebilir buna ilişkin. Bunlar yapılabilir.
Evet, sanıyorum hemen hemen her şeye değindim diye düşünüyorum notlarımda olan. Tabii, rapor olarak da yine sunacağız, 4 milletvekili olarak detaylandırdık bu raporu, detaylandırarak sunduk
Ben çok teşekkür ediyorum. Bütün katılımcı milletvekili arkadaşlarıma, herkese, tüm uzman kardeşlerime, kurumlardan gelen herkese yeniden teşekkür ediyorum. Umuyorum ülkemiz yararına, bu ekosistemin korunması yararına olumlu sonuçlar doğursun çalışmalarımız.
Çok teşekkür ediyorum.