KOMİSYON KONUŞMASI

AHMET ÖNAL (Kırıkkale) - Başkanım, teşekkür ederim, sağ olun.

Geçici 1'inci maddeyle, Kanunun yürürlüğe girmesini müteakip kurumda çalışan mevcut personelin durumuna ilişkin uygulamaları belirlemek üzere geçiş hükmü eklenmiştir. Maddenin birinci fıkrasıyla mevcut işçi personel, memur ve sözleşmeli personelin mevcut hakları ve ücretleriyle şirkette istihdam edilmeleri düzenlenmektedir. Yine, geçici 1'inci maddenin birinci fıkrasıyla bu personelin haklarının korunması için süre sınırı getirilmiştir. Düzenlemeye göre kanunun yayım tarihini müteakip altı aylık sürenin sonunda şirkette 4857 sayılı İş Kanunu'na tabii olmayan personel çalıştırılmayacaktır. Bu durum bütünüyle hukuka aykırıdır. Zira, öncelikle kurumda memur ve sözleşmeli personel olarak yıllardır çalışan, emek veren ve belli bir tecrübeye ulaşan bu personele "Sen bu zamana kadarki görevini yapma, artık üretimde çalışacaksın ya da sadece benim belirlediğim yerde benim belirlediğim şekilde çalışacaksın." demek tam bir dayatmadır. Kurum personelinin kadro, pozisyon ve iş gücü şekli hakkında bu denli esaslı bir değişiklik yapılması daha önce hiç olmamıştır. İlk defa bir kamu kurumunda kamu iktisadi teşebbüsü olan Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumunda böyle bir düzenlemeye gidiyorsunuz. PETKİM'de, SEKA'da, TÜRK TELEKOM'da, TEKEL'de bile bu denlisini yapmaya cesaret edemediniz. Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumunda bu denli değişiklik yapma niyetinizin arkasında ne var, merak ediyorum. Aslında diyorsunuz ki: Biz, sana bir sözleşme imzalatacağız, üstelik bunun Türkiye'de örneği de yok. Biz, aslında seni sözleşme imzalatmaya zorlayarak, dayatma yaparak kurumdan ayrılıp gitmeni istiyoruz mu demek istiyorsunuz? Bunu kurum personeline söyleyecek cesaretiniz olmadığı için de kelime oyunlarıyla kafa mı karıştırmak istiyorsunuz? Özelleştirme Kanunu'nda bile böyle bir kıyım olmamıştır. Bakın, bu personelin içerisinde birkaç yıldır çalışan da var, yirmi beş yıldır sözleşmeli personel veya memur olarak çalışan personel de var. Sizin, bu personele "4857 sayılı İş Kanunu'na göre çalışacaksın." Demeniz, kurumda onlarca yıllık tecrübeyle oluşan düzene ve tecrübeye de saygısızlıktır.

Değerli arkadaşlar, bakın, hukukun temel ilkelerinden biri de kazanılmış haklara saygıdır. 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye tabi olan bu personele bir oldubittiyle iş sözleşmesi imzalatmak -siz ne kadar aksini iddia etseniz de- bu personelin kazanılmış haklarına zarar verecektir. Peki, bu personelin bundan sonraki durumu nasıl olacaktır? 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye tabiydiniz ama biz bunu elinizden aldık, sizin hakkınızda tüm tasarrufta bulunma yetkisi özel hukuk hükümlerine tabi şirket yönetimi tarafından yerine getirilecek mi diyeceksiniz? Bu, çok ama çok büyük bir haksızlıktır.

Geçici 1'nci maddenin (2)'nci fıkrasıyla, MKE'de görev yapmakta olan üst düzey bürokratlar ile müdürlerin görevlerinin kanunun yayımı tarihinde sona ereceği ve altı aylık süre boyunca görevlerinin yerlerine görevlendirme yapılıncaya kadar devam edebilecekleri belirtilmiştir, üstelik, bu konuda kendilerine herhangi bir tebligat bile yapılmayacağı düzenlenmiştir. Kurumda çalışan hukuk müşavirleri, fabrika müdürleri, müdür yardımcıları, şube müdürleri bu kuruma yıllardır hizmet eden insanlardır. Bu insanlara bir tebligat bile yapmadan görevlerine son vereceğinizi düzenlemişsiniz, bu aceleniz neden? Yoksa, bu insanların yerine, kurum dışından savunma sanayisi konusunda hiçbir uzmanlığı olmayan kişileri atama niyetiniz mi var? Hatta, acelenize bakılırsa, fabrika müdürlerinin, müdür yardımcılarının, şube müdürlerinin, hukuk müşavirlerinin yerine atanacakların listesi şimdiden belli mi? Listeler hazırlanırken siyasi referanslar oldu mu? Mesela, diploması şaibeli millî bir güreşçinin bir kamu bankasına yönetim kurulu üyesi atanması gibi bir geçmişiniz var. Örneğin, bir dönem, Türkiye'de 73 hukuk fakültesi dekanının 29'u görevini vekâleten yerine getiriyordu ve bunların birçoğunun hukuk fakültesi geçmişi bile yoktu; içlerinde akademik kariyerini veterinerlik ve kimya üzerinde yapmış olanlar bile vardı. Böyle olunca, Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumunda görevlerine son vereceğiniz üst düzey yöneticilerin yerlerine kimleri atayacaksınız? Doğrusu, bunu bekleyip göreceğiz; bizim görevimiz tarihe not düşmek.

Geçici 1'inci maddenin (4)'üncü fıkrasıyla kanunun yürürlüğe girdiği tarihi müteakip altı aylık sürenin bitiminden itibaren şirkette 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabi olmayan memur ve sözleşmeli olarak çalışan personelden sözleşme imzalamayı kabul etmeyenlerin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 4046 sayılı Özelleştirme Kanunu'nun 22'nci maddesi çerçevesinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmesi düzenlenmektedir. Bu çerçevede, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca atama tekliflerinin yapılmasından sonra, atanacak kurumların bunu kabul etmemesi hâlinde yapılacaktır? Kanun teklifinde bununla ilgili bir düzenleme yoktur. Diğer yandan, personele sunulan 3 tercih hakkı nasıl ve hangi kriterlere göre kullandırılacaktır? Personele sunulan 3 tercih hakkı sonunda, çalışan personel dengi bir kurum bulamazsa atamayı tek taraflı olarak siz mi yapacaksınız? Bu durumda, personeli Türkiye'nin dört bir köşesinde istediğiniz yere gönderme hakkını elinde tutan Bakanlık nasıl adil davranacak? Tüm personele eşit mi davranacaksınız yoksa, yine siyasi referanslar ön planda mı olacak? Kurumda çalışan memur ve sözleşmeli personelin eşleri çalışıyor ise onların mağduriyeti nasıl ve hangi sürelerde karşılanacak? Bu uygulama, Anayasa'da vücut bulan ailenin birliği ilkesini de ihlal etmektedir. İl dışını seçerek Kırıkkale'den ayrılmak zorunda kalacak personelden ev alan, kredi çeken, borç ödeyen, çocuğu okula giden, Kırıkkale'de yerleşik düzeni ve hayatı olan bu personelin uğradığı zararları nasıl telafi etmeyi düşünüyorsunuz? Kurumda çalışan bu personeli başka illere göndermenin Kırıkkale'ye faturası ne olacak? Altı aylık bir sürenin sonunda binlerce insan aileleriyle birlikte Kırıkkale'den ayrılacak, bundan en çok da esnaf dâhil Kırıkkale zarar görecektir.

2000 yılında 380 bin olan Kırıkkale'nin nüfusu yirmi yıllık AK PARTİ iktidarı sonunda 278 bine düştü yani son yirmi yılda Kırıkkale'nin nüfusu 100 bin azaldı. Anlaşılan o ki bu kayıp sizin için yeterli olmamış, Kırıkkale'ye topyekûn zarar vermek istiyorsunuz. Şehrin en büyük sanayi tesisi olan, Kırıkkale'nin âdeta tek iş kapısı olan MKE'yi de bizim elimizden almak mı istiyorsunuz? Ama Kırıkkaleli bu durumu biliyor ve takip ediyor.

Değerli arkadaşlar, peki, bu kadar personeli Kırıkkale'den gönderdikten sonra yeni personel alımı nasıl yapılacak? Zira, kanun geçerse MKE artık kamu iktisadi teşebbüsü olmayacak; MKE'de kamu hukuku hükümleri de uygulanmayacak. Alımlarda gariban insanımızın tek kozu olan KPSS şartı da aranmayacağına göre liyakat sahibi kişileri hangi kriterlere göre belirleyip nasıl işbaşı yaptıracaksınız? İktidarın geçmiş sabıkasına baktığımızda, ufukta iyi şeylerin gözükmediğini söyleyebiliriz. Daha önce söyledim ama tekrarlamak istiyorum: Mesela, bir AK PARTİ'li seçilmiş ya da yönetici Kurum Genel Müdürümüzü arayıp "Falanca kişiyi işe başlat." dediğinde Genel Müdürümüzün cevabı ne olacak? O şahsı işe başlatmazsa karşılığında ne görecek? Bu kadar baskı ve sıkışmışlığın olduğu bir siyasi iklimde Sayın Genel Müdürüm, gerçekten istediğiniz tüm alım ve atamaları liyakate göre yapabilecek misiniz? Üstelik, anonim şirket kurallarına göre yönetilen, siyasi tercihlere göre şekillenme ihtimali yüksek olan Kurumda, Genel Kurul ya da Yönetim Kurulu siyaseten sizi zorladığında hangi hukuk kuralı sizi koruyacak?

Yine, işe alımlarda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uygulanmayacağına göre, affa uğramış olsa bile, devletimizin güvenliğine karşı ya da Anayasa'mıza göre suç işlemiş, casusluk, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, kaçakçılık gibi suçların birinden mahkûm olan bir kişinin MKE'de işe başlaması için hiçbir yasal engel de kalmayacak; zira, Kurum, kamu hukukundan muaf olacak.

Bu kadar hukuksuzluğun olacağı, siz dâhil hiçbir çalışanın iş güvencesinin kalmayacağı bir ortamda düzen ve disiplini nasıl sağlayacaksınız? Bir yurttaş olarak, bir Kırıkkaleli olarak, ailesi 3 kuşak bu Kurumda çalışmış bir ailenin çocuğu olarak size soruyorum ve bu soruların cevabını bekliyorum: Geçici 1'inci maddenin (5)'inci fıkrasıyla 4857 sayılı İş Kanuna tabi olarak Kurumda çalışan personele ilişkin bir düzenleme yapılmış ve kurulacak yeni şirketle yeni bir sözleşme teklif edilmiş olacaktır. Altı ay içerisinde yapılacak teklifler, sözleşme imzalayıp kabul edenler açısından düzenleme yapılmış ve bunların Kurumda geçirdikleri sürelerin kıdem tazminatı hesabında ve kıdeme bağlı izin gibi haklarda dikkate alınacağı belirtilmiştir.

Değerli arkadaşlar, öncelikle şunu açıklamak istiyorum: Sözleşme, borçlar hukuku hükümlerine göre tarafların emredici hukuk kurullarına aykırı olmamak şartıyla üzerinde anlaştığı imzalı metinlerdir ama kanun değişikliğinde, sözleşmenin Kurumca hazırlanacağı ve Kurum personeline imza için sunulacağı belirtilmiştir yani memur, sözleşmeli personel ve işçi kardeşlerimize sözleşme hazırlanırken herhangi bir şey sorulmayacak, onların görüşü alınmayacak. Peki, Kurumda yetkili sendikayla uzlaşı arayacak mısınız? Sözleşme hazırlanırken yetkili sendika temsilcileriyle toplu iş sözleşmesi imzalanırken uyguladığınız kriter ve müzakereler yapılacak mı? Bunların cevabını bekliyoruz. Ayrıca, şu anda yetkili sendika ile Kurum arasında imzalanan ve iş sözleşmesi hükmünde olan toplu iş sözleşmesi ne olacak?

Değerli arkadaşlar, Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumunda geçerli olan iş kolu, metal iş koludur. Kurum, Millî Savunma Bakanlığına bağlı bir statüye kavuştuğunda iş yeri, savunma iş koluna geçecek midir?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Geçmeyecek.

AHMET ÖNAL (Kırıkkale) - Kurum, savunma iş koluna geçince şu anki yetkili sendikanın yetkisi, işçiler adına imzaladığı toplu iş sözleşmesi ne olacak? Toplu iş sözleşmesiyle işçi lehine kazanılan haklar kaybedilecek mi? İş yerinde olası bir iş kolu değişikliğinde yetkiyi alacak sendikayla yeniden toplu iş sözleşmesi müzakerelerine başlayacak mısınız? Her personele bireysel sözleşme teklif ederseniz Kurumda huzuru, bütünlüğü ve istikrarı nasıl sağlayacaksınız? Bunları 280 bin Kırıkkaleli adına soruyorum.

Değerli arkadaşlar, bir sorum daha var: İş Kanunu'nun 6'ncı maddesinde "İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukukî bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer.

Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür.

Yukarıdaki hükümlere göre devir hâlinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar. Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır." denilmektedir. Aslında bu düzenleme, daha önce, İş Kanunu'muzda işçi lehine yapılmış bir düzenlemedir. Kanun maddesinin devamında "Tüzel kişiliğin birleşme veya katılma ya da türünün değişmesiyle sona erme hâlinde birlikte sorumluluk hükümleri uygulanmaz" Buna göre, MKE Kurumu bu kanun teklifiyle anonim şirkete dönüşeceğinden yani türü değişeceğinden MKE personelinin geçmiş hakları ne olacaktır? Bu durumun kanun maddesine daha net yazılmasını talep ediyoruz.

Geçici 1'nci maddesinin (6)'ncı fıkrasıyla yeni iş akdini kabul etmeyen işçilerin durumuna ilişkin düzenleme yapılmaktadır. Buna göre, yeni iş teklifini kabul etmeyen işçiler Millî Savunma Bakanlığı tarafından diğer birimlere aynı unvan ve devir tarihindeki haklarıyla devredilecektir. Burada, işçi kardeşlerimizin başka illere Bakanlıkça tek taraflı gönderilme durumları -şimdi, süreyi artırıyorsunuz- söz konusudur. Beş iş gününde ise yeni iş yerlerine başlamak zorunda kalacaklar. Başlamazlarsa iş akitleri ihbar süresi ve tazminata bağlı kalmadan feshedilebilecektir.

Değerli arkadaşlar, 21'nci yüzyılda gelişmiş ülkelerde böyle bir durum var mı Allah aşkına? Bunun adı "dayatma" değil de nedir? Kurum bana bir sözleşme dayattı, bunu kabul etmedim, herhangi bir tercih hakkım da yok. Bakanlık nereye isterse beni gönderir, gitmezsen, işten çıkarma hakları var. Kuruma yıllarını veren işçi kardeşlerimize bu yaptığınızı tarih unutmayacak.

Bakın, Kırıkkale'de yaşanmış bir olayı anlatıyorum: 2018 yılında Türk Silahlı Kuvvetlerimizin gerçekleştirdiği Zeytin Dalı Harekâtı'nda kullanılan mühimmatı üreten Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumunda görevli olan işçi kardeşlerimiz her gün bir saat fazla mesai yaptılar ve karşılığında ücret talep etmediler Sayın Bakanım ve dediler ki: "Bizler kahraman ordumuzun mühimmat ihtiyacını karşılamak için cephe gerisinde mücadele ediyoruz, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin sonuna kadar arkasındayız, Mehmetçik için bir saat fazla çalışmışız, çok mu! Emeğimiz de canımız da Mehmetçik'e feda olsun." Değerli arkadaşlar, işte, MKE işçisi budur. MKE işçisi vatanını, milletini seven vatanına milletine -tüm işçilerimiz gibi- bağlı işçilerdir. Bu kadar vefalı bu işçi kardeşlerimize -bir önerge geldi Başkanım- tercih hakkı vermemişsiniz.

Eğer bu kanun teklifi geçerse Kırıkkale'de yaşayan, ailesi, annesi, babası bu şehirde yaşayan, düzenini burada kurmuş, geleceğini Kırıkkale'de arayan Makine ve Kimya işçisini gurbete göndereceksiniz, bu insanların hayatlarını altüst edeceksiniz. İçlerinde hasta anne ve babasına bakan, ev borcu ödeyen, engelli kardeşine bakan, bağı bahçesi olan işçi kardeşlerimiz var; onların vebalini almayın ve bu hatadan dönün.

Bir başka konu Sayın Başkanım: Taşeron işçiler. Kamu kurum ve kuruluşlarında hizmet sözleşmesiyle şirket elemanı yani taşeron olarak çalışan işçilere kadro verilmesi daha önce bizce de sıkça dile getirildi, bu konuda verdiğimiz onlarca kanun teklifi var. En son 30 Haziran 2018 tarihli 11991 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'yla kamu iktisadi teşebbüsleri ile bağlı ortaklıklarında çalışan taşeron işçilere kadro verilmesi düzenlemesi yapıldı. Bu anlamda, KİT olma özelliği taşıyan MKE Kurumu fabrikalarında çalışan taşeron işçilere kadro verilmesi imkânı doğdu ancak aradan üç yıllık zaman geçti, bu süreye rağmen Makine ve Kimya taşeron işçilerine hâlâ kadro verilmedi. Üstelik getirilen düzenlemede bu konuda bence çok da açıklayıcı hükümler yok. Sadece MKE'nin hizmet alımı yöntemiyle yaptığı sözleşmelerin aynen geçerli olduğunu belirtiyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, MKE'de hizmet alımları genellikle bir yıllık sürelerle yapılır yani 31/12/2021 tarihinde taşeron şirketlerin MKE'yle olan sözleşmeleri genel anlamda sona erecek. Bu durumda, yaklaşık 1.300 taşeron işçi ne olacak? MKE, geçmişteki gibi, başta güvenlik, yemekhane, temizlik konularında hizmet alımı yapmayı sürdürecek mi ya da yeniden personel mi alacak? Bu durumda, taşeron işçisi olarak yıllardır, hatta on yıllardır kurumda çalışan taşeron işçilerine bir öncelik tanıyacak mısınız? Yoksa, alnının teriyle çalışan 1.300 emekçiyi kapının önüne mi koyacaksınız ya da bu 1.300 kişinin yerini alacak personeli, siyasi partilerin il başkanlıklarında mı belirleyeceksiniz? Örneğin, ek bir düzenlemeyle, şimdiden bu taşeron işçileri anonim şirkette 1/1/2022 tarihinde işe başlatacağınızın garantisi var mı? Zaten, daha önce çıkan kanun hükmünde kararnamede bu işçilere verdiğiniz kadro taahhüdünüz hâlâ yerine getirilmedi, aradan üç yıl geçti verilen sözler tutulmadı.

Tüm bu soruların tamamına cevap verilmesini hem Sayın Bakanımızdan hem de Sayın Genel Müdürümüzden talep ediyorum.

Teşekkür ederim Başkanım.