| Komisyon Adı | : | MİLLİ SAVUNMA KOMİSYONU |
| Konu | : | Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ve 96 Milletvekilinin; Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi Hakkında Kanun Teklifi (2/3677) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 24 .06.2021 |
AHMET ÖNAL (Kırıkkale) - Sayın Başkanım, kıymetli hazırun, çok kıymetli bürokratlarımız, kıymetli sendikacılar, basınımızın güzide temsilcileri; hepiniz hoş geldiniz.
MKE, Türk savunma sanayisinin temelini oluşturan bir kurumdur. Kurumun tarihi 15'inci yüzyıla, Osmanlı İmparatorluğu'na kadar uzanır. Kurumun çekirdeğini Fatih Sultan Mehmet tarafından kurulan top dökümhanesi oluşturur. Kurtuluş Savaşı sırasında malzeme ve ustalarla birçok dağınık atölyeler hâlinde olan kuruluş, Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1923 yılında Ankara Askerî Fabrikalar Umum Müdürlüğü adı altında kurulmuştur, böylece Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk sanayi tesisleri oluşmuştur. Askerî Fabrikalar Umum Müdürlüğü 1950 yılında Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu olarak yeniden yapılandırılmıştır. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin yurt içi ve yurt dışı askerî operasyonlarda kullandığı mühimmatı, patlayıcıyı, silahı üreten kurum, yurt güvenliğimizin teminatı ve güvencesidir. Millî savunma sanayimizin lokomotifi olan Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ile Emniyet teşkilatımızın kullandığı askerî mühimmatı üreten kurum, Anadolu'nun orta yerinde yer alan 12 hanelik bir köyü önce kasaba, sonra ilçe ve 1989 yılında il hâline getirmiştir. Her Kırıkkaleli için MKE Kırıkkale'dir, Kırıkkale MKE'dir. Kırıkkale'de yaşayan ve sayısı 53 bini bulan emeklilerimizin birçoğu Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu ve entegre tesislerinde çalışmış ve ardından emekli olmuştur. Önce dedelerinin, sonra babalarının, şimdi de çocuklarının çalıştığı kurum üç kuşaktır Kırıkkale insanının istihdam edildiği neredeyse tek kurumdur. Kırıkkale'de yaşayan herkesin kursağında doğrudan ya da dolaylı olarak MKE'nin lokması vardır. Bu anlamda, şehir, MKE'ye çok şey borçludur. Kurumda bir dönem çalışan işçi sayısı 20 binleri bulmuş, şehir altın tarihini de bu dönem yaşamıştır. Ardından yıllar içerisinde Kurumda çalışan işçi sayısı 3 binlere, memur sayısı 2.500'lere düşmüştür. Bu düşüş, Kırıkkale nüfusunu da hızla aşağılara çekmiştir. 2000 yılının başında 380 bin olan Kırıkkale nüfusu bugün 278 bindir.
Kurumun yapı ve statüsünün değişeceği söylemleri uzun süredir kamuoyuna yansımakta, her defasında şehirde büyük bir tedirginlik yaratmaktadır. Kuruma ait fabrikaların birçoğu Kırıkkale'de bulunmaktadır. Bunun yanında Kurumun Çankırı'da ve Ankara'da da fabrikaları vardır. Kurumun daha önce bazı fabrika ve atölyeleri kapatılmış, bu durum Kırıkkale'ye çok büyük yaralar açmıştır. Benzer yöntemlerle Kuruma ait olan ÇELBOR bir oldubittiyle özelleştirilmiştir. Bugün ÇELBOR diye bir tesis yoktur. MKE'yle ilgili hep hantal bir yapıya sahip olduğu, verimli olmadığı, kâr elde etmediği gibi iddialar iktidar partisince hep dillendirilmiştir. Yirmi yıldır tek başına iktidar olan parti, Kurumu büyütmek için kapsamlı hiçbir adım atmamıştır. Âdeta Kurum kendi kaderine terk edilmiştir. Uzun süre Kuruma genel müdür ataması yapılmamış, birçok yönetim kurulu üyeliği boş bırakılmıştır. Kaldı ki yurt güvenliğinde, vatan savunmasında hayati öneme sahip olan Kuruma sadece kârlılık ve verimlilik üzerinden bakmak da doğru değildir. Türkiye'de daha önce benzer iddialarla kamu kurumlarının özelleştirilmelerinin önü açılmış ama her defasında bu hamleler fiyaskoyla sonuçlanmıştır.
MKE'nin yurt güvenliğindeki stratejik önemi, savunma sanayimizin ana omurgasını oluşturması ve yarınlarımızın teminatı olması gibi hayati sebeplerle kamuya ait olma özelliği korunmalıdır. Yurt güvenliği, özel sektörün inisiyatifine bırakılmamalıdır. Kamu kurum ve kuruluşlarında hizmet sözleşmesiyle şirket elemanı yani taşeron olarak çalışan işçilere kadro verilmesi düzenlemesi partimizce sıkça dillendirilmiş, bu konuda partimizce birçok kanun teklifi verilmiştir. Yüz binlerce insanı doğrudan ilgilendiren bu konu, partimizin seçim bildirgesinde de yer almıştır. Bu konuda 30 Haziran 2018 tarih ve 11991 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'yla kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıklarında taşeron olarak çalışanlara kadro verilmesi düzenlemesi yapılmıştır. Bu anlamda KİT olma özelliği taşıyan MKE fabrikalarında çalışan taşeron işçilere kadro verilme imkânı doğmuş ancak aradan geçen üç yıllık süreye rağmen MKE taşeron işçilerine kadro verilmemiştir. Üstelik getirilen düzenlemede bu konuda bizce açıklayıcı, aydınlatıcı hiçbir düzenleme de yoktur. Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumunun, kamu iktisadi teşebbüsü yani KİT olma özelliğinin kaldırılıp Millî Savunma Bakanlığına bağlı bir AŞ, anonim şirketi şeklinde bir yapıya dönüştürülmesi Kurumun özelleştirilmesi ya da özerkleştirilmesi için atılacak ilk adım olacaktır. Yani MKE kurumunun kamu hukuku hükümlerine tabi olmasına son verilip özel hukuk hükümlerinin uygulanması sağlanacak böylece Kurum kamu denetiminin dışına çıkarılacaktır. Bu durum en çok da kadrolu çalışanlara zarar verecek, işçilerimizin kadro zırhı ve koruması bütünüyle ortadan kalkacaktır.
Ayrıca, Kurumun yapı ve statüsünün değiştirilmesiyle birlikte Kurumda yer alan personelin başka fabrika ve illere gönderilmesine yol açacak, bu durum da hem Kuruma hem de Kırıkkale'ye zarar verecektir. Böylece Kurumda onlarca yıllık tecrübe ve emekle oluşan Kurum içi hafıza da sona erecektir. Ayrıca, Kurum çalışanlarının başka fabrika ve illere gönderilmesi ya da dayatmayla sözleşme imzalatma çabası Kurumda büyük tecrübe ve birikime sahip olan personelin belki de emekliye ayrılmasına yol açacaktır.
Taslağa eklenen geçici maddelerle kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden altı ay sonunda Kurumda İş Kanunu'na tabi olarak çalışan personel dışında personel kalmaması amaçlanmaktadır. Bu süre içerisinde Kurumda çalışanlara iş sözleşmesi teklifi yapılacak, 399 sayılı KHK'nin Ek l ve ll sayılı cetvele tabi olarak çalışan personelden sözleşmeyi imzalamayı kabul etmeyenler Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca diğer kurum ve kuruluşlara nakledilecektir; bu, tam bir dayatmadır. Yıllardır aileleriyle birlikte bu şehirde yaşayan insanlar belki de doğup büyüdüğü topraklardan ayrılmak zorunda kalacaktır. 4857 sayılı İş Kanunu'na tabi olarak çalışan personelden sözleşme imzalamayı kabul etmeyenler ise Millî Savunma Bakanlığı tarafından başka fabrikalara gönderilebilecektir. İş sözleşmesini kabul etmeyip Bakanlığın belirlediği yere beş gün içerisinde gitmeyen personelin iş akdi feshedilecektir. Üstelik bu kişilere ihbar tazminatı da ödenmeyecektir. Bu durum, Kurum çalışanlarının neredeyse tamamının Kurumdan tasfiye edilmesi anlamına gelecektir.
Ayrıca, kanunun yürürlüğe girmesiyle şirkete alınacak personel, kamu kurum ve kuruluşlarında personel alımıyla ilgili hükümlere tabi olmayacaktır. Kurum şirkete dönüştürüldükten sonra personelin nakli, terfisi, ataması, işe alımı, görevlendirilmesi, ödül ve disiplin işlemleri şirket genel kurulu tarafından çıkarılacak düzenlemelerle belirlenecek, genel kurul bu yetkisini yönetim kuruluna devredilebilecektir. Bu durum da beraberinde çalışanlar için güvencesiz bir çalışma yaratacak ve keyfîliğe yol açacaktır.
Sayın Başkanım, MKE, işçi, memur, sözleşmeli ve taşeron çalışanlarıyla on binleri, çalışanların aileleriyle birlikte yüz binleri ve tüm paydaşlarıyla birlikte milyonları geçindirmektedir. MKE, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tüm silah ve mühimmat ihtiyaçlarını karşılayan, Türk Silahlı Kuvvetlerimizi cephede hiç silahsız ve mühimmatsız bırakmamış çok değerli bir kurumdur. MKE sadece silah ve mühimmat üretmemiştir, ülkemizin ihtiyacına göre daha önce gaz ocağı dahi üretmiştir. Pandemi döneminde MKE maske üretmiştir. MKE, günümüzde en önemli projeleri başarıyla tamamlamış, üzerine düşen sorumluluğu hiç çekinmeden, en küçük tereddüt bile etmeden büyük bir şevkle yerine getirmiştir; bu anlamda MKE cumhuriyettir.
Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında ambargo uygulandığı dönemde, son dönemlerde Suriye'de yapılan askerî operasyonlarda olduğu gibi her atölyesini bir cephe gibi kullanmış ve yapılamaz denilen her şeyi alnının teriyle yapmıştır. Bugün ülkemizde sanayi varsa bunu da bir anlamda 1920'lere dayanan Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu fabrikalarına borçluyuz. MKE, Atatürk cumhuriyetinin kurduğu fabrikalardır. MKE, tüm faaliyetlerini kendi ürettiği ürünlerden elde ettiği kârdan ve hurda gelirlerinin bir kısmını kendi ihtiyacı olarak kullanıp fazlasını satarak finanse etmekte ve her yıl yüz milyonlarca lira kâr etmektedir. MKE, gelenekleri, örf ve âdetleri olan, kendine ait teamülleri olan bir kuruluştur, faaliyet alanı daha çok özel ve kritik görevlere dayanır. Burada bir elemanın yetişmesi en az beş on yıllık tecrübeye ve emeğe dayanır. Kaldı ki bu süre içerisinde usta-çırak yöntemiyle işbaşı eğitimleri yapılmakta, burada da personel ayrıca gözlemlenmekte ve yeteneklerine göre değerlendirilmektedir. Bu kadroları dağıtmak ülkemiz adına doğru değildir. MKE sadece tesis ve tezgâh da değildir. En iyi tezgâh ve tesisleri getirseniz de yetişmiş elemanınız yoksa hiçbirinden bir sonuç alma imkânınız da yoktur. "Kalifiye eleman çalıştırmak için daha yüksek ücret verilmesi gerekiyor, mevcut mevzuata göre bu mümkün değil. Yasa değişirse ODTÜ'lü, Boğaziçi'li mezunlar gelir." iddiaları da bence doğruyu yansıtmamaktadır. Bu, aynı zamanda, Kurumda yıllardır alnının teriyle çalışan personele de bir hakarettir.
Ayrıca, MKE, bu ülkenin en büyük ve başarılı üniversiteleri gibi mühendis yetiştirmektedir. MKE çalışanlarını küçümsemek yerine, yetişen personelin maaşını düzeltecek çalışmalar pekâlâ yapılabilir. MKE, çok stratejik ve kritik, bu nedenle de liyakat sisteminin çok önemsenmesi gereken bir kurumdur. Bir mühendis işe girer, belirli bir süre yetiştikten sonra yeterli bulunursa sınava da girmek şartıyla önce başmühendis ve müdür yapılır. Müdürler arasından yine yetişmelerine ve uzmanlıklarına bakılarak fabrika müdür yardımcısı olarak atanabilir. Buradaki başarılarına göre fabrika müdürü hatta daire başkanı hatta genel müdür yardımcısı olabilir. Bütün bu yapılan düzenlemeler kurumdaki bu teamüllere de aykırıdır. Dediğim gibi MKE kurum içi örf, âdet ve gelenekleri olan mükemmel bir kuruluştur.
Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu lağvedilmek ve anonim şirketine dönüştürülmek isteniyor. Yapılan statü değişikliğiyle TBMM'nin denetimine tabi olan MKE lağvedilerek bir anonim şirketine dönüşecek, böyle denetimden kaçırılacaktır. Hem çalışanlar açısından hem de ülke kaynaklarının kullanımı açışından bu kesinlikle kabul edilemez. Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumunun yüzlerce yıllık bilgi birikimi, tecrübesi ve liyakati esas alan bir anlayışla çözülebilecek sorunlarının statü değişikliğiyle çözülecekmiş gibi gösterilmesi ülke gerçekleriyle de bağdaşmamaktadır. Bu örnekleri daha önce PTT ve ÇAYKUR'da yaşamış, Demiryollarında tecrübe etmiş ülkemiz yeni bir vakayla karşı karşıyadır. Dahası, anonim şirkete dönüştürülen kurumların birçoğu zaman içerisinde özelleştirme kapsamına alınmış ve yine olan kurum çalışanlarına olmuştur.
Biz CHP olarak MKE Kurumu ve bağlı fabrikalarının ikinci bir Tank Palet vakasına dönüştürülmesine asla izin vermeyeceğiz. Şimdiye kadar ister özelleştirme ister yeniden yapılandırma ister statü değişikliği adı altından olsun yapılan değişikliklerin tamamı uzun vadede işçilerimizin özlük haklarında ciddi kayıplar yaşanmasına sebep olmuştur. Yaşanan bu olumsuz örnekler ve kadrolaşmalardaki yanlış uygulamalar nedeniyle kurumda yaşanacak olası bir dönüşümde kurum içinde yetişmiş, kritik işler başarmış tecrübeli birçok çalışanın başka kurumlara geçme talebinde bulunacağı öngörülmektedir. Dolayısıyla, özgün bir iş kolundaki yetişmiş liyakatin ve önemli bir tecrübenin kaybedilmesi anlamına gelecektir. Sorunların çözümü iş güvencesinin ortadan kaldırılması değildir, zamana uygun teknolojilerin MKE Kurumuna kazandırılması, liyakat ve eğitimin temel alındığı bir personel rejiminin oturtulması, liyakatsiz yöneticilerle kurumlarda iş yapılmasına izin verilmemesidir.
Değerli arkadaşlar, bununla birlikte kanun teklifinin ilk imzacısı Kırıkkale Milletvekilimiz Sayın Ramazan Can'dır. Sayın Ramazan Can, Makine ve Kimya fabrikalarında çalışmış, Makina ve Kimya fabrikalarının ekmeğiyle büyümüş bir insandır ve cumhuriyet Türkiyesinde milletvekili olmuş ve Parlamentoda Kırıkkale'yi temsil eden insanlardan sadece bir işidir. Böyle bir kanun teklifini Meclise sunmak da Kırıkkale kamuoyunda Kırıkkale Milletvekili açısından son derece olumsuz karşılanmıştır. Tıpkı Sayın Ramazan Can gibi bizler de Kurumun ekmeğiyle büyümüş, Kurumun ekmeğiyle çalışıp emekli olmuş bir dedenin torunu olarak söylüyorum, aynı zamanda, ailesinin büyük kısmı Makina ve Kimya fabrikalarının birçok tesisinde çalışmış bir ailenin evladı olarak söylüyorum. Yapılmak istenen bu değişikliğin ilk imzacısının Kırıkkale Milletvekili olması da Kırıkkale halkı tarafından hoş karşılanmamıştır.
Değerli arkadaşlar, size bir kişiden bahsetmek istiyorum, ismi Hüseyin Kahya'dır. Hüseyin Kahya 1882 yılında Kırık köyünde doğmuştur, yani, Kırıkkale'den önceki Kırık köyünde doğmuştur. Uzun süre Kırık köyünde muhtarlık yapmıştır. Kurtuluş Savaşı'na katılmış, 1921 yılında Kırıkkale'de İmalat-ı Harbiye Fabrikasının kurulmasına katkıları olmuş, 1925 yılında Top ve Mühimmat Fabrikalarının temelinin atılmasına yardımcı olmuş ve arazilerinin çoğunu fabrikalar için devlete hibe etmiştir. Bu muhterem insan 1936 yılında rahmetli olmuştur, Allah gani gani rahmet eylesin. MKE Genel Müdürlüğü tarafından rahmetli Hüseyin Kahya Hiçyılmaz için bir anıt da yapılmıştır Kırıkkale'de. Rahmetli Hüseyin Kahya'nın adı Kırıkkale'de bir mahalleye ve bir de parka verilmiştir. Bugün, Hüseyin Kahya Hiçyılmaz'ın torunları beni arayarak bir şey söylüyor. Diyor ki: "Sayın Vekilim, biz Hüseyin Kahya'nın torunlarıyız. Bu getirilen kanun düzenlemesi doğru değildir. Bu getirdiğiniz kanun düzenlemesi Hüseyin Kahya Hiçyılmaz'ın kemiklerini sızlatmaktadır. Lütfen Kırıkkale adına, Türkiye adına bu kanun teklifine itiraz et." Sayın Başkanım, ben bunun için buradayım.
Bununla birlikte, biraz önce bahsettiğim gibi bu hamle her ne kadar aksi iddia edilse de Kurumun özelleştirilmesinin ilk adımıdır. Diğer kamu kurumlarının özelleştirilmesinde de olan hep personele olmuştur. Biraz önce yine bahsedildi, maaşlar düşük, çalışırken 4.500 lira, emekli olunca 7.500 lira aylık alıyorsunuz. Bu da doğru değil, bu da doğru değil. Makina ve Kimya fabrikalarında çalışan kadrolu işçi kardeşlerimizin -Sayın Genel Müdürümüz daha iyi bilir- brüt maaşları 10 bin liranın üzerindedir ama uygulanan ağır vergi dilimleri, uygulanan kesintiler yüzünden Makine ve Kimyanın emekçileri aylık 4.500 lira-5 bin lira maaş almaktadır. Bunu çözmenin yolu Makina ve Kimya Kurumunda çalışan kadrolu işçi arkadaşlarımızın sırtındaki vergi yükünü kaldırmaktan geçer. Bunu yapmak yerine, Kurumun topyekûn yapı ve statüsünün değiştirilmesinin girişimleri doğru değildir.
Değerli arkadaşlar, Kurumda çalışanlara düşük ücret veriliyorsa pekâlâ yöneticilerimiz, uygun ödüllendirme yöntemlerini yaparak bu maaşları yukarı çekebilir ama bununla ilgili de çok ciddi bir çalışma yapılmadığını biliyoruz.
Değerli arkadaşlar, Kırıkkale'de uzun süredir bir bilgi kirliliği var. Uzun süredir Kırıkkale'de Makina ve Kimya fabrikalarının özelleştirilmesi dedikoduları dolaştı, uzun yıllar "Makina ve Kimya fabrikaları özelleşecek mi? Kurum çalışanları mağdur edilecek mi?" Bu konu birçok dönem yerel basına ve ulusal basına da yansıdı. Kırıkkale son dönemlerde yine böyle konular hakkında basında yer alan haberlerin olduğu bir dönemde bir kanun teklifiyle karşı karşıya kaldı. Önce bir teklif geldi, teklif birçok sosyal medya hesabında paylaşıldı, sonra "Bu teklif doğru değil." denildi. Üç gün sonra bu Makine ve Kimyanın yapı ve statüsünü değiştirecek kanun teklifi Meclise sunuldu. Önce Plan ve Bütçe Komisyonuna geldi, sonra -ben de Millî Savunma Komisyonu üyesiyim- Millî Savunma Komisyonuna geldi.
Değerli arkadaşlar, bilgi kirliliğinden bahsettim. Makina ve Kimyayla ilgili bir değişiklik yapılıyor. Makina ve Kimya, biraz önce bahsettim, Kırıkkale'dir, Kırıkkale Makina ve Kimya'dır. Kırıkkale'deki herkesin kursağından Makina ve Kimyanın lokması geçmiştir. Kurumla ilgili böyle bir tasarrufta bulunuluyor, en son çalışanların ve şehrin haberi var. En son Makine Kimyayla ilgili yapılmak istenen kanun teklifinden Kırıkkale'de yaşayanlar ve Makine Kimyada çalışanlar haberdar oluyor. İşte, yapılan doğru değildir arkadaşlar. Bu yapılan bir dayatmadır. Pekâlâ, bir masanın etrafına oturulabilirdi, Kurumun aksayan yönleri konuşulabilirdi, tartışılabilirdi, herkes fikrini söyleyebilirdi ama bunu yapmak yerine "Ben bir kanun teklifi hazırladım, bu kanun teklifinde bana destek ol." İçinde bulunmadığım, bana sorulmayan, benim fikrimin alınmadığı ve bu kadar çekincemin olduğu bir kanun teklifine destek olmam! Bunu hem Makina ve Kimyada ekmek yemiş bir ailenin çocuğu olarak hem de bir Kırıkkaleli olarak söylüyorum.
Değerli arkadaşlar, konu Kırıkkale için bu kadar vahimdir. Üç gün önce, Makina ve Kimyada çalışan hiç kimseye bilgi verilmediği için, Makina ve Kimyada çalışan insanlar çaresizce, ellerinden geldiği kadar kime ulaşırlarsa onlardan bilgi almaya çalıştığı bir ortamda siz hâlâ Makina ve Kimyada çalışan işçi kardeşlerimize teklifle ilgili bir açıklayıcı bilgi vermediniz. Bunun üzerine, Kırıkkale'de çalışan, sadece Makina ve Kimya fabrikalarında çalışan değil, işçisiyle, memuruyla, çiftçisiyle, seçmeniyle, herkes Cumhuriyet Meydanı'na inene kadar bu kanun teklifini Kırıkkale kamuoyuyla paylaşmadınız, açıklamadınız, bilgi vermediniz. Üç gün önce Kırıkkale Cumhuriyet Meydanı'nda Kırıkkaleliler "Makina ve Kimya fabrikalarına sahip çıkıyorum." diye protesto yaptılar, ondan sonra bu toplantıları düzenlemeye başladınız, ondan sonra bu toplantılar hakkında bilgi vermeye başladınız, ondan sonra kanun teklifiyle ilgili bilgi vermeye çalıştınız. Bence bu son derece yanlış, olmaması gereken bir şeydi.
Değerli arkadaşlar, Kırıkkale Milletvekilimiz Sayın Can MKE'nin şahlanmasından bahsetti. MKE'nin şahlanmasını, her yıl kârlılığının 10 kat, 20 kat büyümesini hepimiz istiyoruz, burada bunu istemeyen bir kişinin olduğuna inanmıyorum, bir kişinin olduğuna inanmıyorum. Ama yirmi yıldır neden Makina ve Kimya fabrikalarının yüksek kârlılığa geçmesi için bir adım atmadınız? Neden bununla ilgili bir çalışma yapmadınız? Neden personel rejimiyle ilgili bir çalışma yapmadınız? Kamu İhale Kanunu'ndan kaynaklanan problemleri çözmek için neden Türkiye Büyük Millet Meclisini çalıştırmadınız? O dönem bunu yapmayanlar, bu dönem Makina ve Kimya fabrikalarının zarar etmesinden bahsediyor ya da statüsünün değişmesi gerektiğinden bahsediyor. Yirmi yıldır burada olmayanların söylediklerine, yirmi yıldır bu çalışmaları yapmayanların söylediklerine Kırıkkaleliler inanmıyor arkadaşlar.
Değerli arkadaşlar, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye tabi memur ve sözleşmeli çalışan personellerimiz var. Bu personellerimiz devlet zırhı, devlet kadrosu altında çalışan insanlar. Bu insanların alımından, bu çalışan kardeşlerimizin alımından bugünkü statülerine kadar kamu hukuku hükümleri geçerli. Yani Makina ve Kimyada çalışan memur ve sözleşmeli kardeşlerimizin kamu hukukundan doğan hakları var. Neden bu insanları kamu zırhından çıkarıp da İş Kanunu'na tabi hâle getiriyorsunuz? Neden? Neden bu insanların kamu hukukunun kendilerine sağladığı haklardan vazgeçip özel hukuka bağlı İş Kanunu'na tabi olmasını istiyorsunuz? O insanların kazanılmış hakları ne olacak? Kazanılmış haklarıyla ilgili bazı şeyler söyleniyor, bazı şeyler söyleniyor. Bunların ne kadar gerçeği yansıtıp yansıtmadığını görmek için geçmişe bakmak yeterli, geçmişte yapılan uygulamaların tamamında çalışanlar mağdur edildi.
Başka bir şey daha, kurumda çalışan kadrolu işçi kardeşlerimiz, kadrolu işçiler, kamu işçileri, kamu işçilerinin kadro haklarından vazgeçmesini niye istiyorsunuz, niye istiyorsunuz? Kamu zırhı altındaki bu insanların Kırıkkale OSB'de çalışan, Kırıkkale Yeni Sanayi Sitesinde çalışan, eski sanayi sitesinde çalışan, herhangi bir iş yerinde çalışan işçi kardeşlerimizle aynı haklara sahip olmasını mı istiyorsunuz? Neden bu insanların zırhını ortadan kaldırmak istiyorsunuz?
Bir diğer konu, arkadaşlar, taşeron işçi kardeşlerimiz. 2018 yılında kanun hükmünde kararname çıktı, KİT'lerde çalışan birçok taşeron işçiye kadro verildi. Makina ve Kimya fabrikalarında çalışan 1.300 taşeron işçiye niye kadro vermediniz? Üstelik seçim dönemi vadetmenize rağmen Makina ve Kimya fabrikalarında çalışan taşeronlara niye kadro vermediniz? Niye kadro vermediğinizi ben biliyorum, bugünler için kadro vermediniz, bugünkü düzenlemeyi o zaman oluşturmaya başladınız. Bu insanlara kadro verdiğinizde o insanların bir kadro güvencesi olacaktı, o insanlara bu imkânı vermemek için kadro vermediniz. Defalarca söylememize rağmen, defalarca üretimde çalışan, güvenlik görevlisi olan, yemekhanede çalışan, Makina ve Kimyanın hizmet sektörlerinde çalıştırdığı bu insanlara kadro vermediniz; verebilirdiniz değerli arkadaşlar.
Sayın Başkanım, bitiriyorum yavaş yavaş.
"Hızlı karar alamıyor." iddiası var Makina ve Kimyayla ilgili "Makina ve Kimya hızlı karar alamıyor." Biraz önce, yine Kırıkkale Vekilimiz bahsetti, hepimiz gurur duyduk, gurur duymaya devam ediyoruz. Pandemi dönemi var hem dünyada hem ülkemizde. Pandemi döneminde bile sorumluluk alıp maske bile üreten bir kurumdur Makina ve Kimya, kolektif bir kurumdur, kuruluştur; entegre tesisleri vardır, müdürlükleri vardır, fabrikaları vardır. Böyle bir kurumu hantallıkla suçlamak doğru değildir.
Sayın Başkanım, personellerimizle ilgili daha ayrıntılı değerlendirmelerim olacak, bütünü hakkındaki konuşmalarımı bitiriyorum.
Teşekkür ediyorum.