| Komisyon Adı | : | (10 / 77, 372, 491, 534, 693, 817, 868, 992, 1004, 1018, 1150, 1170, 1221, 1305, 1434, 1518, 1806, 1815, 1943, 2009, 2139, 2206, 2391, 2909, 2929, 3031, 3032, 3382, 3558, 3575, 3581, 3583, 3647, 3677, 3682, 3690, 3708, 3740, 3769, 3798, 3817, 3831, 3840) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriyya Erdurmuş'un,, hayvancılık politikaları, desteklemeler ve sera gazı emisyonunun azaltılmasına ilişkin çalışmalar hakkında sunumu |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 23 .06.2021 |
MURAT BAKAN (İzmir) - Teşekkür ederiz.
Vehbi arkadaşımız gerçekten çok iyi çalışmış, bilimsel verilerle desteklenen, bizi de aydınlattı.
Akhisar'da saysanız siz hayvan sayısını yüzde 50 az çıkacak diye ben tahmin ediyorum.
AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Esas Salihli'ye gitmek lazım, orası daha fazla hayvancılık merkezi oraya gidip...
MURAT BAKAN (İzmir) - Şimdi, bu rakamları verdiniz, tabii, biz canlı hayvan ithalatını biliyorduk ama durumun bu kadar vahim olduğunu ben burada öğrendim, üzüldüm. Yani bizim Doğu Anadolu özellikle hayvancılıkta, büyükbaş hayvancılıkta hep söylenirdi işte "Şuranın hayvanı, buranın hayvanı, kekikle besleniyor vesaire." Biz öyle büyüdük çocukluğumuzda. Şimdi diyorsunuz ki: "2010 yılında 84 milyon dolar ihracatınız var, 700 milyon dolar ithalatımız var." Ben hesapladım şimdi yüzde 827; ithalatla ihracatın arasındaki fark, yani oranladığımızda yüzde 827 fazla ithalat yapmışız, sizin verdiğiniz bu dış ticaret rakamlarında. Gerçekten içim acıdı, Türkiye'nin bu duruma düşmemesi gerekirdi. Biz kendi kendine yetebilen bir ülke olmalıyız her anlamda, büyükbaş hayvancılıkta da, canlı hayvanda da kendi et ihtiyacımızı karşılayabiliyor olmamız lazım.
Şimdi, bu Komisyona özellikle gelmenizi Sayın Genel Müdürüm, ben istedim. İstememin bir sebebi var, şimdi, dünyadaki tüm istatistiklerde yani iklim üzerine yapılan istatistiklerde bu sizin gösterdiğiniz oran yani yüzde 14-15 büyükbaş hayvancılıktan kaynaklanıyor, büyükbaş hayvancılıktan sadece toplam hayvancılıktan değil. Bu büyükbaş hayvancılığın karbon salımına, sera gazı etkisine katkısı sadece hayvanların çıkardığı metan gazı değil, aynı zamanda bu çiftlik hayvanları için çok sayıda yem bitkisi -biliyorsunuz, yoncadır, mısırdır, silajdır- farklı yem bitkileri, su isteyen yem bitkileri üretiliyor, dolayısıyla bu, su varlığını tehdit ediyor, iklim krizini de tehdit eden bir noktaya çeviriyor. Özellikle, mesela, Konya gibi, Konya kapalı havzası gibi su ihtiyacının, kuraklığın, tüm verilere göre, önümüzdeki dönemde de hızla -bugün daha da kurak- artacağı, bir iklim krizinden en çok etkilenecek bölgede bu yem bitkileri ekiliyor. Dolayısıyla, bu anlamda sizin buraya gelmenizi arzu ettik.
Bir de benim bir şeyim var yani okuduklarımdan, duyduklarımdan, bildiklerimden, bulunduğunuz bölgenin ekosistemi oranın bitki örtüsünü, oranın hayvan çeşitliliğini belirliyor. Mesela, Kafkas leoparı sadece Kafkaslar'da -Anadolu leoparı da deniliyor- o bölgede yaşıyor çünkü o bölgenin iklimine uygun. Aynı şekilde bizim yerli hayvan ırklarımız var, sığır ırklarımız var. Bu yerli sığır ırkları Doğu Anadolu'daysa Doğu Anadolu'nun hava koşullarına, coğrafyasına uygun; yüksek yerlerde yaşayabilen, işte, kurak zamanında kuraklığa dayanıklı, soğukta soğuğa dayanıklı, göçebe hayvancılığa uygun, varsayıyorum, Güney Anadolu'da göçebe hayvancılık, sığır hayvancılığı yapılabilir yedi sekiz ay merada otlatılabilen, çok az yem bitkisi isteyen, ekonomik karşılığı olmayan otları tüketen, göç ettiği için de -göçebe hayvancılıktan bahsediyorum- o bölgenin ekosistemine de faydası olan şey. Hem karbon salınımı az, sera etkisi az hem de ülke ekonomisine katkıda bulunan hayvanlar ama biz bu sunumda da görüyoruz "tohumlama" denilen... Tabii ki olmasın mı? Olsun. Ben bunun bilim adamı değilim ama yabancı ırklar çok yem isteyen, çok su isteyen, üretimi fazla ama sera gazı etkisi de yüksek, Türkiye'nin coğrafyasına uygun olmayan hayvanlar getirilip bu yerli ırklarla melezlendiriliyor. Çiftlik hayvancılığına dönüldü. Ben İzmir için söyleyeyim, İzmir'de bir göçebe hayvancılık büyükbaşta yok, herkes ahırlarda yemle besliyor. Dolayısıyla, aslında, doğada ağacın altındaki otu yiyerek beslenebilecek hayvan çok pahalı yem satın alınarak sera gazı etkisi çok yüksek şekilde besleniyor. Ben bununla ilgili sizden bir şey duymak istedim.
İkinci bir şey küçükbaş hayvancılık. Küçükbaş hayvancılık da tam tersi bir etki yaratıyor yani sera gazı etkisi az ve bizde yerli küçükbaş hayvancılık da gerçekten geleneksel olarak çok fazla. Benim ata toprağım Tokat yani babam ve annem Tokat'ın Zile kazasının Akçakeçili köyünden gelmiş, bakın, köyün ismi Akçakeçili. "Etrak-ı Yörükan" denir Osmanlı tapu tahrir kayıtlarında, Yörük Türkü yani. Ataları göçebe hayvancılık yapan bir ailenin çocuğuyum ve bu hassasiyetle soruyorum yani bir Yörük çocuğu olarak bu hassasiyetle soruyorum: Bizim yerli küçükbaş hayvanlarımız, keçilerimiz, koyunlarımız, bunlarla ilgili, bunların artırılmasıyla ilgili -bunların iklime etkisi de az- bununla ilgili ne çalışmalar yapılıyor?
Bir de Sayın Başkanımız, Bakanımız ORKÖY kredilerinden bahsetti. Bunlar çok yetersiz, yıllık 150-200 milyon civarında; orman köylüsü bununla kalkınmaz. Bir de bir köyde 5 haneye kredi veriliyor, köylüler de bundan rahatsız. Ama bir başka şey var: Meralar sahipsiz. Yıllarca meraların tahdidi, tespiti yapılmamış. Ben burada bir şey öneriyorum: Hayvancılık Genel Müdürünüz, meralar size bağlansın. Meralar Hayvancılık Genel Müdürlüğüne bağlanmalı, ki bu benim arzu ettiğim şey, gerçekten bu gözle bakılarak organize edilebilsin.
Teşekkür ederim sunumuz için, katkılarınız için.