KOMİSYON KONUŞMASI

MURAT BAKAN (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Hocam, katkılarınız için teşekkür ederiz öncelikle.

PROF. DR. KENAN BARİK - Rica ederim Sayın Vekilim.

MURAT BAKAN (İzmir) - Kendi alanınızda yaptığınız katkılar için ayrıca teşekkür ederim ama alanınız dışında yaptığınız bazı değerlendirmelerle ilgili de size ufak eleştirilerim olacak.

PROF. DR. KENAN BARİK - Başüstüne.

MURAT BAKAN (İzmir) - Bir tanesi, Yusuf Serengil Hocanın karasal ekosistemlerin karbon tutulumuyla ilgili, yaptığı hesapla ilgili bir şey söylediniz, eleştiriniz oldu. Hocam, bu hesap, Yusuf Hocanın kafasına göre yaptığı bir hesap değil. Her ülke eskiden kendi hesabını yapıyordu, daha sonra IPCC "ulusal sera gazı envanteri" diye bir şey çıkardı, tüm dünya ülkeleri ortak bir rehbere göre bunu yapıyor. Dolayısıyla, Hocanın yaptığı sunum, bizim de kabul ettiğimiz uluslararası bir rehbere göre yapılıyor. Eğer sizin bunun dışında karbon tutulumuyla ilgili bir hesabınız varsa bu hesabı Tarım Reformu Genel Müdürlüğüyle ve Orman Genel Müdürlüğüyle paylaşabilirsiniz. Biz bilimsel olarak o değerlendirmeleri alırız; birinci şeyim bu.

Paris'le ilgili yaptığınız bir değerlendirme oldu; onu da politik bir değerlendirme olarak kabul ediyorum.

PROF. DR. KENAN BARİK - Yok, onu kişisel diye düşünmeyin.

MURAT BAKAN (İzmir) - Onu öyle kabul ediyorum.

PROF. DR. KENAN BARİK - Tamam saygı duyuyorum.

MURAT BAKAN (İzmir) - Çünkü bakın, bu tarihsel sorumluluk konusunda, Paris Sözleşmesi'ni incelediğimizde, orada tarihsel sorumluluğu da değerlendiriyor. Paris Sözleşmesi şunu demiyor: "Hepiniz eşitsiniz." Sanayi Devrimi'ni yapmış, tamamlamış, işte, diğer ülkeleri sömürmüş -varsayıyorum- sera gazı emisyonlarını en üst şekilde doğaya salmış ülke ile tarihsel sorumluluğu az olan ülkeyi aynı kefeye koymuyor. Bu noktada "Bunlara bir sorumluluk yüklemiyor." dediniz, sorumluluk da yüklüyor; "Yeşil İklim Fonu" dediğimiz fon böyle oluşuyor yani gelişmiş ülkeler Birleşmiş Milletler Çerçeve Sözleşmesi'ne göre gelişmekte olan ya da gelişmemiş ülkelere bu konuda ekonomik destekte bulunmak zorundalar, biz o ülkelerden değiliz. Paris Sözleşmesi'ne gelince o Birleşmiş Milletler Çerçeve Sözleşmesi'yle ilgiliydi. Paris Sözleşmesi de bize bir azaltım dayatmıyor, bize "Siz azaltacaksınız sera gazını, şu seviyeye getireceksiniz." Demiyor. Biz de bunu dış güçler bize dayattığı için, emperyalizm bize dayattığı için istemiyoruz. Biz kendi vatanımızın toprağını, suyunu, deresini, ovasını -aynı sizin gibi- tarım arazilerini koruyalım diye istiyoruz çünkü "vatan" dediğiniz şey bundan ibaret.

PROF. DR. KENAN BARİK - Katılıyorum buna.

MURAT BAKAN (İzmir) - Ben Tokat Zileliyim; o Çekerek ırmağının kenarındaki bir köye gittiğimde, babam beni götürdüğünde -orada yaşamadım ama- ben neyi gördüysem çocuğumuz da onu görsün istiyoruz yani biz bu toprakları koruyabilirsek bizim için vatan orası. Eğer bizim dağlarımız madenlerle oyulursa, ormanlarımız madenler için kesilirse, derelerimiz kirlenirse, göllerimiz yok olursa bize bırakılan o vatanı biz çocuklarımıza bırakmış olmayacağız.

PROF. DR. KENAN BARİK - Kesinlikle.

MURAT BAKAN (İzmir) - Dolayısıyla, biz "Paris Sözleşmesi'ni Türkiye onaylamalı." derken Türkiye'nin ulusal çıkarları için, kendi ulusal çıkarlarımız öyle gerektirdiği için söylüyoruz.

Enerjiyle ilgili konu da aynı şekilde; "Bunlar enerjilerini ürettiler, şimdi, bizim enerji üretmemizi dış güçler istemiyor, emperyalizm istemiyor, sanayileşmiş ülkeler istemiyor." diye biz enerjiyle ilgili "Yenilenebilire dönelim." demiyoruz, yine aynı gerekçeleri söylüyoruz çünkü termik santraller artık verimli değil. Kömürden kendi toprağını kirletiyorsun, kendi suyunu kirletiyorsun, nasıl kirletiyorsun kendi suyunu? Deniz suyunu kullanıyorsun soğutma için ya da başka bir suyu kullanıyorsun, ısıtıp doğaya veriyorsun; oradaki biyolojik çeşitliliğe zarar veriyorsun, doğana zarar veriyorsun, suyun ısısını değiştiriyorsun, içeriğini değiştiriyorsun, havayı kirletiyorsun saldığın gazlarla; o gazlar toprağa çöküyor, tarım alanlarını kirletiyorsun.

Biz ne istiyorsak bu vatan için, bu ülke için istiyoruz. Dolayısıyla, o enerjiyle ilgili değerlendirmeleri yaparken artık daha ekonomik olmadığı için biz o değerlendirmeyi yapıyoruz yani çevreciler, doğa hakları savunucuları da bunun için yapıyor. Yoksa "Onlar kendi enerjilerini ürettiler termiklerden, şimdi, bizim termik santral yapmamızı istemiyorlar." diye değil.

Meralarla ilgili de bu tarım alanlarını... Bunlar da karbon tutuyor, doğru; bununla ilgili bir değerlendirme yaptınız. Tarımın yüzde 10,6 küresel ısınma de payı var dediniz.

Bakın, tarım... Bir de içinde hayvancılık var, hayvancılığı da ayrı düşünmek lazım. Dünyada şu an 1,5 milyarın üzerinde büyükbaş hayvan var, bu hayvanların sera gazına sağladıkları sadece metan gazı değil etkisi bir başka açıdan oluyor. Mesela Konya Kapalı Havzası'nda bunlar çok su tüketen, yemlik bitkiler tüketiyorlar yem olarak. Yani, bizim Anadolu'muzun Güney Sarısı, Kara Bozu neyse çeşitli isimleri olan...

PROF. DR. KENAN BARİK - Doğu Anadolu kırmızısı.

MURAT BAKAN (İzmir) - Doğu Anadolu kırmızısı, yani buranın coğrafyasına uygun, ekosistemine uygun, sekiz ayını dağlarda geçirebilen, yemlik bitkilerle değil de doğada belki de ekonomik değeri olmayan ama o yediğinde ekonomik değer ifade eden hayvanlarımız olsun, bunlarla ekosistemde büyükbaş hayvancılık yapalım, melez hayvanlarla yapmayalım. Ben çok söylüyorum, hatta bununla ilgili de Hayvancılık Genel Müdürümüz gelsin ya da bu alanda etkin bir arkadaşımız gelsin; göç eden bizim büyükbaş hayvanlarımız yani ırklarımızla ilgili... Yani biz bunu söylerken hayvancılığın su tüketimi noktasındaki zararını sadece bizimle ilgili de değil bu iklimle ilgili tarımın şeyi. Bakın, Amazon Ormanları dünyadaki ekosistem için, dünyanın dengesi için çok önemli. Amazon Ormanları her gün binlerce dönüm kesiliyor sebebi ne biliyor musunuz? Et ihtiyacı. İnsan nüfusu artıyor, et ihtiyacı var, büyükbaş hayvancılık için, mera yapmak için kesiyorlar ama sizin mera yaptığınız yer tekrar orman olamıyor artık, o Amazon ormanı olamıyor ve oradaki biyolojik çeşitlilik merada yok. Mera meraysa doğru, mera mera olarak kalsın ama ormanında orman olarak kalması lazım. Dünyanın bir dengesi var o dengeyi korumamız lazım; soya için, palmiye yağı için ormanlar kesiliyor biz buna karşı çıkıyoruz. Dolayısıyla, tarım bizim anladığımız anlamda Erzurum köylüsünün yaptığı tarımdan bahsetmiyoruz yani anladınız mı?

PROF. DR. KENAN BARİK - Anlıyorum, anlıyorum Sayın Vekilim.

MURAT BAKAN (İzmir) - Burada karşı çıktığımız bu, değerli hocam. Ben, size katkı olarak bunları söylemek istedim.

Teşekkür ediyoruz katkılarınızdan dolayı birçok alanda istifade ettik düşüncelerinizden, sağ olun, var olun.